Doç.Dr. Yasemin GÜNEŞ
POSTERİOR FOSSA CERRAHİSİNDE ANESTEZİK YAKLAŞIM
Preoperatif değerlendirme
Retiküler
aktivatör sistem, kraniyal sinirler ve havayolunun, kardiyovasküler sistemin ve
respiratuar sistemin kontrolünü sağlayan vital yapılar, posterior fossa
içerisinde yer alır. Hastalarda disfaji, laringeal disfonksiyon, respiratuar
düzensizlik veya şuur durumu bozuklukları görülebilir. Bazı olgularda havayolu
reflekslerinin kaybına bağlı olarak kronik aspirasyon görülebilir.
İntrakraniyal hipertansiyon supratentoriyal tümörlerden daha az gelişir, fakat
ventriküler akımın bozulmasına sekonder hidrosefali gelişebilir. Bu CT veya MR
ile tayin edilebilir ve ventriküler drenaj veya preop. veya intraop. hipertonik
osmoterapi ( mannitol) veya furosemid ile tedavi edilebilir.
Pozisyon
Posterior
fossa cerrahisi genelde yaygın kullanılmayan bir hasta pozisyonu gerektirir.
Pron, lateral, oturur pozisyonlar sıklıkla kullanılan pozisyonlardandır. Pron
pozisyonda basınç dağılımından dolayı fasiyal cilt laserasyonları, göze bası
nedeniyle göz problemleri gelişebilir. Lateral pozisyonlarda brakial fleksusun
zedelenme riski vardır. Aşrı boyun rotasyonu yine brakial fleksusa zarar
verebilir, aşırı boyun fleksiyonunda ise kuadripleji riski bulunmaktadır. Aynı
zamanda el bileğinde ulnar sinir veya dizde peroneal sinir zedelenebilir.
Oturur
pozisyon iyi bir cerrahi saha sağlar, ventilasyonu düzeltir ve daha iyi bir
havayolu geçişi sağlar, kan kaybını azaltır. Ancak hemodinamik instabilite,
venöz hava embolisi ve pnösefalus riski vardır. Ayrıca kalçanın aşırı
fleksiyonuna bağlı syatik sinir hasarı, aşırı boyun fleksiyonu veya rotasyonuna
bağlı olarak yüzün ve dilin şişmesi, midservikal kuadripleji gelişme riski
vardır. Oturur pozisyon için ana kontraendikasyon, sağdan sola şant veya
pulmoner şantı olanlardır, havanın sistemik embolizasyonu kolaylaşır.
VHE,
damarlar içerisindeki basınç subatmosferik olduğunda gelişebilir. Kalp
seviyesinden 20 cm den fazla yüksekliklerde VHE gelişir. Daha sıklıkla oturur
pozisyonlu hastalarda görülmesine (%40-45) karşın lateral veya pron pozisyonda
da görülebilir (%%8-10). Masif hava embolisi ani ve katastrofik hemodinamik
değişikliklere neden olur.Bu tipi genellikle nadirdir. Çoğunlukla respiratuar
veya hemodinamik değişklik olmaksızın yavaş ve az hava girişi vardır.
Hava
pulmoner sirkülasyona geçtiğinde pulmoner vasküler rezistans, pulmoner arter
basıncı ve sağ atriyal basınç artar. Bu vasküler obstrüksiyon ölü boşluk
ventilasyonunu artırır ve sonuçta end-tidal C02 düşer, ancak
arteryel PC02 artar. Ayrıca ekshale edilen gazda nitrojen görülür.
Pulmoner vaskülaritedeki parsiyel oklüzyondan dolayı lokal olarak vazoaktif
substanslar salınır ve hipoksemi gelişir.Eğer kontrol edilmezse, sağ kalp
yetmezliği veya sol ventriküler doluşun azalmasına bağlı olarak kardiyak debi
azalır.
-
Paradoksik hava embolisi(PHE)
Hava venöz
sirkülasyona girdiği zaman, pulmoner vasküler yatak veya patent foramen ovale
yoluyla arteriyel alana geçebilir, koroner ve serebral damarlarda embolizasyona
neden olabilir. Klinik olarak paradoksik hava embolisinin insidansı
bilinmemektedir, çoğu komplikasyonsuz az miktarda hava rapor edilmiştir.
Popülasyonun %25’nde patent foramen ovale bulunduğundan ve VHE oranı %45
olduğundan, oturur pozisyonda ameliyat edilenlerde yaklaşık %10-12 ‘nde PHE
riski oldğu düşünülür. Preoperatif dönemde, prekordiyal ekokardiyografi ile
patent foramen ovale tespit edilebilir, ancak rutin değildir.
Anestetik düzenleme
Minimal
kraniyal sinir veya serebellar lezyonu bulunanlarda, premedikasyon kontraendike
değildir. Yükselmiş IKB ve semptomatik hidrosefalide ağır premedikasyondan
kaçınılmalıdır.
Çoğu
posterior fossa vakası arteriyel kateteri de içeren rutin monitorizasyon
gerektirir. Kan basıncı kafa seviyesinde ölçülmelidir. Kalp seviyesinde
ölçüldüğünde beyin perfüzyonu olduğunun altında saptanacaktır. Venöz hava
embolisi monitörizasyonu için değişik opsiyonlar vardır. Genelde prekordiyal
doppler ve end-tidal C02 monitörizasyonu esastır.
Prekordiyal doppler ; Bu uygulama ile 1 ml veya daha az hava tespit
edilebilir, diğer monitorizasyon tekniklerinden TEE hariç, daha fazla
sensitiftir. Doppler mutlaka hastaya operatif pozisyon verildikten sonra
yerleştirilmelidir (sternumun sağında 3. kosta ).Prob yerleştirildikten sonra
test için 0.5 –1 ml hava, C02 veya sirküle eden gaz sağ atriyal kateter veya
periferik venden enjekte edilir.
End
tidal gaz monitörizasyonu; VHE end-tidal C02’nin düşmesi ve
end-tidal nitrojenin varlığı ile birliktedir. Teorik olarak kantitatif bir
metoddur, pratikte daha az faydalıdır. Orta derecede sensitiftir, ancak
VHE’nin miktarının kalitatif tahmin edilmesini sağlar. Genelde daha geniş bir
emboli end-tidal C02’nin daha çok düşmesine neden olur. End-tidal C02’deki
düşme VHE için spesifik değildir, kardiyak debinin herhangi bir nedenle düşmesi
de aynı etkiye neden olur.
Santral
venöz katater; VHE için CVP kateteri sensitif değildir. Dopplerin
pozisyonuna yardımcı olabilir. Havanın aspirasyonu hem VHE tanısını doğrular,
hem de tedavide rolü vardır. Havanın aspirasyonunu kolaylaştırmak için
multiorifisli kateterler tercih edilir. Kateterin pozisyonu ve yeri
doğrulanmalıdır. Basınç trasesi bu konuda yardımcıdır, eğer sağ ventrikül
basınç trasesi alınıyorsa kateter birkaç cm çekilmelidir. Alternatif olarak
göğüs grafisi kateterin yerini gösterir. Popüler ve basit metod ise
elektrokardiyografinin kullanılmasıdır.
Pulmoner arter basıncı; VHE’de pulmoner arter basıncı arttığı için, PA
kateteri tanı ve tedavide faydalı olabilir. Bununla birlikte pulmoner arter
kateterinin distal portundan havanın aspire edilmesi zordur, orta port uygun
lokalizasyonda olmayabilir. Aspirasyon, CVP kateteri ile daha kolaydır.
TEE;
Doppler kadar spesifiktir, aynı zamanda hava kabarcıkları direkt olarak
görülebilir. Tek problem TEE’nin pahalı olmasıdır, spesifik hüner ve dikkat
gerektirir. Bu nedenle çoğu merkezde VHE için rutin bir monitor değildir.
Venöz
hava embolisinin önlenmesi
Ekspiryum sonu pozitif basınç(PEEP) ;Oturur pozisyonda PEEP uygulanması
VHE’de tartışmalıdır. PEEP’in yüksek seviyeleri (>10 cmH20) baş
seviyesinde venöz basıncı artırır. Aynı zamanda venöz dönüşü, kardiyak debiyi ve
ortalama arter basıncını azaltır. Deneysel veriler PEEP kesildiğinde havanın
sağdan sola şantının artırdığını göstermiştir. Bu nedenle PEEP önerilmez.
Volüm
yükleme; Hipovolemi, VHE için bir predispozan faktör olmasına karşın,
proflaktik olarak volüm yüklemenin, ne VHE’nin ne de PHE’nin önlenmesinde
rutin değildir. Yeterli hidrasyon ana amaç olmalıdır.
Kontrollü hipoventilasyon; Son zamanlardaki çalışmalar orta derecedeki bir
hipoventilasyonun VHE’ni önlediğini göstermektedir. Yüksek serebral kan akımı
ve volüm ile birlikte cerrahi girişimi zora sokabilir. Hipoventilasyonun
faydaları kesin açıklanana kadar, pratik kullanımda halen orta dereceli
hiperventilasyon yeri vardır.
Anestetik teknik
Posterior
fossa cerrahisinde herhengi bir anestetik ajanın veya tekniğin diğerine
üstünlüğü yoktur. Nitröz oksit kullanımı tartışmalıdır. VHE riski ve zotun
boşluklara sızma etkisinden dolayı bazı anestezistler kullanımdan kaçınırlar.
Bu tartışmalı bir durum olup;
a)
%50 N20’nun oturur pozisyonlu olgularda venöz hava embolisi
riskini artırmadığı,
b)
Morbiditenin N20 kullanıldığında daha olmadığı
gösterilmiştir.
Sonuçta; nitröz oksit kullanılmalı , fakat VHE geliştiğinde kesilmelidir.
Havayolu özel bir dikkat gerektirir. Posterioer fossa vakalarında optimal
cerrahi girşim için boyun fleksiyona alınır. Bu fleksiyon tüpün içeri kaymasına
(ana bronkusa) veya posterior farinks içerisinde kıvrılmasına neden olabilir.
Bazı klinisyenler nazotrekeal entübasyonu tercih eder. Eğer parsiyel bir tüp
obstrüksiyonu mevcut ise ( yüksek havayolu basıncı , end-tidal C02’nin
yavaş trasesi), aspirasyon kateteri ile tüpün geçisi kontrol edilmelidir
Kontrolllü hiperventilasyon, çoğu olguda cerrahi girişimi kolaylaştırmak ve
retraksiyon basıncını azaltmak için uygulanır. Bununla birlikte beyin sapı
manüplasyonlarında respiratuar değişiklikler hemodinamik değişikliklerden daha
sensitif olabilir. Nadir durumlarda spontan ventilasyon gerekli olabilir.
Beyin sapı veya ona yakın cerrahilerde (örneğin akustik nörinom cerrahisi)
ani gelişen kardiyasküler yanıtlar beyin sapına olan hasarın göstergesi
olabilir. 4. Ventrikül tabanının, meduller retiküler formasyon veya trigeminal
sinirin uyarılması hipertansiyonla sonuçlanır, sıklıkla da bradikardiyle
birliktedir. Bradikardi ayrıca vagusun uyarılmasıyla da gelişir. Bu
değişiklikler oluştuğunda cerrah mutlaka uyarılmalıdır.
Serebello-pontin köşe veya alt beyin sapındaki girişimler kraniyal sinir
yaralanmalarında bir risk oluşturur. Bundan dolayı V, VII,VIII, XI ve XII kafa
çiftlerinin intraoperatif stimülasyon ve/veya kaydı sıklıkla faydalıdır.
Monitörizasyon teknikleri SEP’ler, beyin sapı odituar evok potansiyeller,
spontan ve evok elektromyogramı içerir.
Venöz hava embolisinin tedavisi
.
a-Ciddi hemodinamik stabilitesi olan olguların dışında hasta pozisyonunun
değiştirilmesi nadiren gerekir.
b-
Cerrahi ekip uyarılmalı, onlar tarafından salinle cerrahi alan irrige edilmeli,.
c-
Eğer N20 kullanılıyorsa, derhal kesilmeli,.
d- Sağ atriyal kateterden hava aspire edilmeli,
e- Gerekirse kardiyavasküler destek yapılmalı,
f- Anestetik teknik gerekirse değiştirilmeli,
g- Hava
geçisini minimalize etmek için juguler vene hafifce bası,
h- VHE
önleme için yeterli olunmazsa hastanın pozisyonu değiştirilmeli.
Derlenme
Diğer
intrakranyal cerrahilerde olduğu gibi, yavaş, öksürük, aksırık ve ani kan
basıncını artmasından kaçınılmalıdır. Ekstübasyon, operasyon öncesinde var olan
nörolojik bozukluk, cerrahinin şekli ve süresi, beyin sapı ödemi veya
hasarlanmasına bağlıdır. Ekstübasyon planlanmasa bile, postoperatif nörolojik
değerlendirme için uyandırılma gerekebilir.
Hastalığın
özelliğine veya cerrahiye bağlı olarak, kraniyal, sensoriyal veya motor
sinirlerin disfonksiyonundan dolayı havayolu problemleri olabilir. Ayrıca
intraoperatif manüplasyon sırasında respiratuar merkezlerin hasarı veya ödemi,
hipoventilasyon veya solunum paterninde değişiklik olabilir. Bu nedenle bazı
olgularda havayolu korumasına ve uzun süreli ventilasyona gereksinim
duyulabilir. Pozisyon veya lenfatik obstrüksiyona bağlı, ciddi dil veya fasiyal
ödem gelişebilir. Ödem çözülene kadar endotrakeal tüp sola yer değiştirmelidir.
Büyük VHE’de pulmoner ödem gelişebilir. Oksijen veya diüretiklere yanıt
vermesine rağmen, postoperatif mekanik ventilasyon gerekebilir.
Hipertansiyon posterior fossa cerrahisinde genellikle görülür, ödem ve
intrakraniyal kanamaya neden olabilir. Bu nedenle postoperatif hipertansiyonun
kontrolü yapılmalıdır.
Nörolojik komplikasyonlar
Şuur
seviyesinin değişmesi, değişik derecelerde parezi ve spesifik kraniyal sinir
defisiti (vizüel bozukluk, fasiyal sinir paralizisi, yutma veya fonasyonun
bozulması) çeşitli nörolojik bozukluklardır. Tedavi suportifdir, fakat
nörolojik değerlendirmenin, tedavi edilebilir tanımlanmamış nonanestetik
nedenlerin ayrılması için geciktirilmemesi gerekir.
Pnömosefalus
Pozisyonla
ilişkili olmaksızın tüm kraniyotomilerde hava kranium içerisinde kalır.
Oturur pozisyonlarda BOS drenajı kolaydır ve büyük miktardaki hava yara
kapandığında kolayca içeride kalabilir. Çoğu vakada tedaviye gerek olmaksızın,
hava birkaç gün içerisinde kendiliğinden reabzorbe olur. Tansiyon pnömosefalus
beyin reekspanse olduğunda ve havanın kompresyonu olduğunda görülür. Tanısı zor
bir durumdur, fakat derlenmenin geciktiği (kardiyovasküler kollaps veya
nörolojik bozukluk gözlenmeyen problemsiz operasyonlarda) durumlarda
düşünülür. Bu gibi nadir görülen durumlarda cerrahi tedavi gerekli olabilir.
|