Prof. Dr. Erdal Çetinalp, Y. Doç. Dr. Alp İskender
Göçer (ÇÜTF
Nöroşirürji Anabilim Dalı)
Trigeminal nevralji yüzyıllardır bilinen, fizyopatolojisi
hala tam anlaşılamamış, ancak ağrının kontrolünde çok çeşitli yöntemlerin
uygulandığı ve bir oranda da başarının sağlandığı bir klinik tablodur.
Ciddi ve şiddetli bu ağrı sırasında yüz kaslarında hep aynı tarzda oluşan
ani kontraksiyon nedeniyle ağrılı tik (tic douloureux) de denmektedir.
Ağrıda etken trigeminal siniri taciz eden bir patolojik proses ise sekonder
trigeminal nevraljiden bahsedilebilir ve tedavi bu prosese yönelik olacaktır.
Ancak burada konu edilen idiopatik olarak da adlandırılan primer trigeminal
nevraljidir.
Trigeminal nevraljinin karakteristik görünümü, şiddetli
ve ani başlangıçlı bir ağrı olmasıdır. Birkaç saniyeden bir dakikaya
dek uzayabilmekte ve çoğunlukla yüzün bir yarısında trigeminal sinirin dağılım
alanına uymaktadır. Ancak ağrı genelde yüzün alt yarısını tutar.
Spontan olarak başlayabilir veya yüzde ve ağız içindeki bir tetik noktasının
uyarılması sonucu ortaya çıkabilir. Bu tetik noktaya dokunmakla veya soğuk
ve sıcak sıvıların alınmasıyla veya da rüzgara maruz kalmakla stimüle
edilebilir. Ayrıca konuşma, çiğneme veya diğer yüz hareketleriyle de başlayabilir.
Tekrarlaması tipik olarak paroksismaldir. Ağrı periyotları zamanla sıklaşır
ve bir trigeminal daldan daha geniş alanlara yayılabilir. Bilateral trigeminal
nevralji olguların yaklaşık % 3 - 6sında görülür (1). Bu
olgularda multipl skleroz aranmalıdır.
Yayınlanmış serilerde bayanlar olguların % 50 - 75ini
kapsar ve genelde 50 yaş sonrasının bir rahatsızlığıdır(2).
Klinik bulgular aynı olmasına rağmen ileri sürülen etiolojik ajanlar ve
olası patofizyolojik mekanizmalar farklı farklıdır.
Trigeminal nevraljinin tanısı öyküden konabilir. Tetik
noktanın hasta tarafından gösterilmesi anlamlıdır. Fizik ve nörolojik
muayene ile birlikte yer kaplayan bir oluşumu ekarte etmek amacıyla gelişmiş
nöroradyolojik tetkikler yapılmalıdır. Ayırıcı tanıda fasial ağrı
sendromları; glossofarengial nevralji, post-herpetik nevralji, Raeder in
paratrigeminal nevraljisi, genikulat nevralji, Sluder nevralji, temporomandibüler
eklem hastalığı, vasküler başağrısı, post-travmatik fasial nevralji,
dental, orbital veya sinüs orijinli ağrılar, gerilim başağrıları düşünülmelidir.
Tedavi yöntemleri
Farmakoterapi
Phenytoin ve karbamazepin gibi antikonvülzanlar trigeminal
nevralji ağrısının kontrolünde kullanılmaktadır. Phenytoinin
karbamazepine göre daha ucuz ve yan etkisinin daha az olmasına karşın, ağrı
kontrolünde etkinliği azdır(1). Güncel yaklaşımda ilk olarak
medikal tedavi denenmelidir. Yeterli ağrı kontrolü sağlayamaması veya yan
etkisinin ortaya çıkması durumunda diğer ajanlar denenmelidir. İlacın
serum konsantrasyonun ağrı kontrolüyle paralel seyretmemesi nedeniyle kontrol
sağlanıncaya veya toksisite oluncaya dek doz artırılabilir. Phenytoin için
standart doz 300-400 mg/gündür. Karbamazepin ise 100-200 mg/gün başlanmalı
ve doz ağrı kontrolü sağlanıncaya dek artırılmadır. Bu doz genelde
toksik bulguların ortaya çıkmaması için 1200 mg/günü geçmeyecek şekilde
ayarlanmalıdır. Karbamazepin, hematosupresyon veya hepatik disfonksiyon
yapabileceğinden hastanın periyodik olarak kan tablosu ve karaciğer
fonksiyonları değerlendirilmelidir. Ayrıca, baklofen ve klonozepamında
medikal tedavide kullanılabilmektedir.
Her ne kadar bu ajanlar başlangıçta ağrı kontrolü sağlasalar
bile zamanla etkilerini yitirmekte ve cerrahi müdahaleye gerek duyulmaktadır.
Genel olarak analjezik tedavinin trigeminal nevralji ağrısında
yeri yoktur.
Destrüktif Yöntemler
Medikal tedaviye rağmen ağrı kontrolünde yeterli yanıt
alınamayan veya yan etkileri nedeniyle bu tedavileri kesilmek zorunda olan
trigeminal nevraljili olgularda çeşitli cerrahi tedavi yöntemleri
uygulanmaktadır.
Trigeminal Sinire Alkol Blokajı
Lokalize trigeminal nevralji tedavisinde, trigeminal sinirin
etkilenen periferal kısmına (supraorbital sinir, infraorbital sinir,
trigeminal sinirin ikinci veya üçüncü dalı) alkol enjeksiyonu
uygulanabilir. Bu gibi enjeksiyonlar poliklinik şartlarında uygulanabilir ve
gerektiğinde tekrarlama kolaylığı mevcuttur. Ağrı kontrolünde etkinlik için
ortalama süre supraorbital sinir için 8.5 ay, infraorbital sinir için 12 ay,
trigeminal sinirin ikinci dalı ve üçüncü dalı için 12 aydır (1).
Bu uygulamanın belirgin dezavantajı geçici duyu kaybı
veya parestezilerdir. Duyunun geri dönmesi, sinirin rejenerasyonuyla oluşmakta
ve bu arada nevraljik ağrı tekrarlamaktadır. Ek olarak 3. dala yapılan
uygulamalarda motor dalında etkilemesiyle masseter güçsüzlüğü görülebilmektedir.
Loew (3), alkol uygulamasının ağrı kontrolü üzerinde etkinliğinin
radyofrekans (RF) termokoagulasyona kyyasla üstün olmadığını RF termokoagülasyonun
kontrollü bir yöntem olması yanı sıra, uygulama açısından kolay bir yöntem
olduğunu bildirmiştir.
Ağrı kontrolünde daha etkin ve kalıcı yöntemler araştırılmış
ve gasser ganglionuna farklı tipte sıvılar enjekte edilmiştir. Bu amaçla
alkol yanı sıra sıcak su, gliserinli fenol bileşikleri kullanılmıştır.
Alkol uygulanan geniş bir seride ağrı kontrolünün 3 yıldan fazla olduğu
bildirilmiştir (4). Ancak masseter paralizisi, nöroparalitik keratit gibi
ciddi komplikasyonların yüksek oranda gözlenmesi bu yöntemin en önemli sakıncalarını
teşkil etmektedir. Hċ kanson tarafından
tanımlanan bir teknikte trigeminal sisterne tantalum emdirilmiş gliserol
enjekte edilmektedir (5). Sonuçlar RF termokoagülasyonla kıyaslanabilir
düzeydedir. İnfraorbital sinire alkol enjeksiyonu halen uygulanan uzun süreli
etkili olmayan bir yöntemdir (6,7,8).
Trigeminal Dalın Avulziyonu (Periferik Nörektomiler)
Trigeminal sinirin periferik dallarının avülzyonu veya
kesilmesi alkol enjeksiyonuna göre daha etkin bir yöntemdir ve daha uzun
etkilidir. Bu uygulamanın uygun olduğu dallar supraorbital / supratroklear /
infratroklear ve lakrimal sinirler, infraorbital, inferior alveolar, lingual ve
mental sinirlerdir. Serilerde ağrı kontrolünün 24-38 ay olduğu bildirilmiştir
(9,10).
Periferik nörektominin de, alkol enjeksiyonu gibi duyu kaybına
neden olmasy dezavantajları içerisinde sayılabilir. Rejenerasyon ve duyuların
kazanımı ağrının yinelemesi ile birliktedir.
Subtemporal Retrogasserian Nörotomi
Çeşitli tekniklerle orta fossaya ekstradural olarak
girilebilmekte ve retrogasserian nörotomi yapılabilmektedir. Frazier
tarafyndan Hartley-Krause tekniği geliştirilerek yeniden uygulamaya konmuştur
(1). Sensorial liflerin kesilirken motor liflerin korunması amaçtır.
Ancak ağrı kontrolünde her zaman etkin olamaması yanı sıra, ciddi
morbidite ve % 1-3 oranında mortalite içermesi bu uygulamayı kısıtlamaktadır
(1).
Suboksipital Retrogasserian Nörotomi
Walter Dandy, suboksipital yaklaşımla pons yanında
trigeminal sinirin ana sensorial liflerini kısmen veya total olarak kesmekle ağrı
kontrolü sağlamayı hedeflemiştir. Motor liflerin kolaylıkla korunabilmesi
bu yöntemin üstünlüğüdür (11). Günümüzde mikrovasküler
dekompresyon (MVD) amaçly eksplorasyonda, vasküler kompresyona ait bir bulgu
saptanmadığında bu yönteme dönülebilmesi avantajıdır.
Trigeminal Traktotomi
Sjöqvist tarafından tarif edilmiştir. Bulbusta desenden
trigeminal traktusa cerrahi insizyon yapılmasıdır (12). Son yıllarda,
stereotaktik olarak uygulanan bu yöntemin başarı oranı az ve komplikasyon
oranı yüksektir (1).
CT-Guided Trigeminal Traktotomi
Kanpolat tarafından tarif edilmiştir. Bilgisayarlı
tomografi kontrolünde trigeminal traktusa lezyon yapmak amaçtır (13).
Perkütanöz Trigeminal Radyofrekans Termokoagülasyon
Kliniğimizde de uygulanan RF ile termokoagülasyon, 1932'de
Kirschner'in ortaya attığı ve Sweet'in modifiye ettiği bir tekniktir (14,15,16,17).
Kolay uygulanabilmesi ve tekrarlanabilmesi, genel anesteziye gereksinim göstermemesi,
düşük mortalite ve morbiditesi ile hospitalizasyon süresinin kısa olması
gibi birçok avantajı taşır (14,15,18). Kliniğimizde daha çok
tercih edilen bu yöntem 103 olguya uygulanmış, bir yıllık izleme döneminde
32 hastada (% 31.1) rekürrens gözlenmiştir (19). Serimizde, kornea
refleksinde azalma % 10.8 oranında görülürken bu oran takiplerde % 4.9 'a
gerilemiş, aynı refleksin tamamen kaybolduğu 3 olguda ise bir düzelme görülmemiştir.
Parestezi minör de denilen ılımlı parestezi olguların % 27.2 'sinde,
parestezi major % 1.9 'unda saptanmıştır.
Diğer uygulamalara göre kontrollü bir yöntem olması
(sadece duyu liflerinde hasar oluşturabilmesi), tekrarlama ve uygulama kolaylığı
yanı sıra genel anesteziye gereksinim duyulmaması da üstünlükleri arasındadır.
Radiocerrahi
Leksell tarafyndan kullanılmıştır ve yüksek enerjili
radyasyonun stereotaktik olarak trigeminal gangliona odaklanmasıyla yapılmaktadır.
Sonuçları ve komplikasyonları henüz netleşmemiştir (20).
Destrüktif olmayan Yöntemler
Mikrovasküler Dekompresyon (MVD) / Kompresyon Operasyonları
MVD operasyonu V. sinirin eksplorasyonuna izin veren bir yöntemdir.
Trigeminal nevralji oluşumunda, vasküler bir yapının (arter ve / veya ven)
trigeminal sinir üzerindeki basısı etken olarak düşünülmektedir. Girişim
şekli yönünden mortalite ve morbiditesinin bulunması yanı sıra kompresyona
neden olduğu ileri sürülen vasküler yapının operatif pozisyonla farklı
yorumlanabileceği gibi çekinceleri vardır.
Mullan foramen ovaleden perkütan olarak yerleştirilen
Fogarty kataterini kısa süreli şişirerek destrüksiyon amaçlamıştır. Bu
yöntemde ağrı kontrolü oranları düşüktür. Ancak radyofrekans jeneratörü
gibi pahalı ekipmanlara oranla ekonomik bir yöntemdir (20,21).
TARTIŞMA
Trigeminal nevralji 'nin öncelikle medikal olarak tedavisi
denenmeli ve ağrı kontrolünde başarı elde edilemediğinde cerrahi tedavi seçenekleri
gözden geçirilmelidir. Yöntem seçiminde etkin ağrı kontrolü yanısıra,
mortalite ve morbidite oranları göz önünde tutulmalıdır. RF ile
termokoagulasyon, mortalite ve morbiditesinin düşük olması ve selektif branş
lezyonu oluşturabilmesi nedeniyle tercih edilen bir yöntemdir (14,15,17,18,22).
Lokalizasyonu saptamada stimülasyonun kullanılabilmesi, uç sıcaklığının
monitörizasyonu ve kontrol edilebilmesi, RF kullanımının teknik üstünlükleridir
(15,18). Hasta seçiminde kullanılan başlıca kriterler arasında,
en az bir yıl süreyle medikal tedavi kullanılmasına karşın ağrı kontrolünde
başarısızlık, medikal tedaviye ait intolerans veya toksik belirtiler görülmesi
sayılabilir (15). Genel anesteziye gerek duyulmaması nedeniyle
ileri yaşlardaki hastalara da uygulanabilir. Bu yaş 1100 hastalık bir seride
95' dir (15). Ancak ileri yaşlardaki hastalarda, parestezi ve
dizestezi oranlarının daha yüksek bulunmasına neden olarak, bu yaş
gurubunda prosedür sırasında kooperasyon kurmadaki güçlük gösterilmi?tir (15).
Ayrıca foramen ovalenin trepenizasyonuna dek iyi bir lokal anestezi veya kısa
süreli genel anestezi uygulanması ve görülebilecek kardiak ve metabolik
problemler için gerekli önlemler alınmalıdır.
Daha önce belirttiğimiz gibi görülen komplikasyonların
oranı, uygulanacak yöntemin seçiminde önemli bir rol oynamaktadır. RF
uygulamasynda en sık görülen komplikasyonlardan biri ılımlı derecede
parestezi (parestezi minör) ve dizestezilerdir. Serilerde % 2 ile % 56 olarak
rapor edilen parestezi minör bizim serimizde % 27.2 oranında görülürken,
parestezi major serilerde % 2 - 5, bizim serimizde ise % 1.9 oranynda gözlenmiştir
(14,15,16,18,22,23,24). En çok korkulan komplikasyonlardan olan
anestezi doloroza, serilerde yaklaşık % 1-2 oranynda bildirilirken, serimizde
bu komplikasyona rastlanılmamıştır (1,15,16,22,23,25,26,27).
Kornea refleksinde azalma % 2 - 9.8 ve nörojenik keratit %
0.3 - 4.9 oranında görülmektedir (14,15,22,23). Serimizde, kornea
refleks azalması % 10.8 (olguların 2 yıllık takiplerinde oran % 4.9 'a düşmüştür),
kornea refleks kaybı 3 olgumuzda (% 2.9) gözlenmiştir. Bu olgulardan birinde
V1-V2 innervasyon sahasında ciddi anestezi oluşmuştur.
Diğer bir komplikasyon olan masseter güçsüzlüğü
serilerde % 2.8-43 oranında rapor edilmektedir (1,22,26,27).
Siegfried 'in (23) serisinde başlangıçta % 30 olan bu oranın 1 hafta sonra %
5 'e, 1 yıl sonra sıfır düzeyine indiği , Kanpolat ve ark. 'nın serisinde
ise % 2.8 olan bu bulgunun 2-3 ayda düzeldiği bildirilmiştir (22).
Serimizde ise uygulama sonrası % 13.6, bir ay sonra ise % 3.9 olarak bulunmuş,
6 ay sonra ise tamamen düzelmiştir. Genellikle bu bulgunun geçici olduğu ve
axonotmesis olarak yorumlanması gerektiği bildirilmiştir (15).
RF uygulamasının başarısını değerlendirmede en önemli
kriter rekürrens oranıdır. Gerçek anlamda rekürrens oranının saptanması
için uzun süreli takipler gerekmekle birlikte, başarı oranlarının
serilerdeki farklılığı rekürrens kavramının yorumlanmasına ve tanımına,
demografik hasta popülasyonlarındaki etyolojik ayrılıklara ve uygulanan RF
tekniklerindeki farklılıklara bağlanabilir. Takip süreleri ve hasta popülasyonlarynyn
birbirinden oldukça farklı olması nedeniyle serimizle karşılaştırmada,
klasik referansları almayı uygun gördük. Bunlardan 500 olguluk Siegfried 'in
serisinde kısa süreli başarı oranı % 98,1, uzun süreli başarı oranı %
95.7 olup takip süresi 8-57 aydır (23). Kanpolat 'ın serisinde
1027 idiopatik trigeminal nevralji'li olguda başlangıç başarı oranı %
97.66, erken nüks oranı % 5.45 ve 10 yıllık takipte % 59.22 olarak
bildirilmiştir (28). Tew 'in 950 olguluk serisinde % 86 başarı
oranı bildirilmekte olup ortalama takip süresi 8 yıldır (15). 274
olguluk Sweet'in serisinde 4 yıllık takip süresinde başarı oranı % 78 'dir
(27). Diğer serilerde ortalama 24 aylık takiplerde % 6-46 rekürrens
oranı saptanmıştır (16,18,23,26,28). Beş yıllık takip süresi
olan serilerde bu oran % 53'lere kadar düşmektedir (18).
Diğer cerrahi teknikler içerisinde yer alan perkütan
retrogasserian gliserol rizotomi (PRGR), 1975'ten bu yana uygulanan bir yöntem
olup, komplikasyon çeşitleri ve oranları RF'den çok farklı değildir (29,30,31,32,33,34).
Uzun süreli takiplerde rekürrens oranı % 10-57 arasında değişmektedir (32,34,35).
Trigeminal nevraljili 40 hasta üzerinde tek seans uygulanan RF ile PRGR' in karşılaştırıldığı
bir seride PRGR' nin RF'e göre daha az etkili olduğu, kornea duyu kaybının
oluştuktan sonra RF' de görülen gerileme ve iyileşme oranının PRGR 'de
daha az olduğu, RF uygulamasının sensorial kayıp için daha kontrollü bir yöntem
oldu?u bildirilmiştir (35).
MVD ise nöroablatif prosedürlerin daha önceden uygulanmış
olması kontrendikasyon teşkil etmemektedir. Ancak yapılan bir çalışmada
sadece MVD uygulanmış olgularda başarı oranı % 91 iken, daha önce RF
uygulanmış olgularda bu oran % 43 olarak bulunmuştur. Bu farklılığın
uygulanan destrüktif prosedür nedeniyle MVD 'nun etkili olmasını engellediği
ileri sürülmüştür (36). Bu teknikte hastanın tahmini ya?am süresinin
en azyndan 5 yıl olması ve genel anezteziye kontrendikasyon bulunmaması
yeterlidir (36,37,38,39). Janetta olgularının % 90 'ında vasküler
bası saptadığını ve 4.5 yıllık takipte olguların % 11'inde rekürrens gözlediğini
bildirmiştir (39). Bu oran Apfelbaum' un serisinde % 5'dir (36).
Sensorial kayıp oluşturmayan bu teknikte vasküler kompresyonun tahmin edildiği
kadar çok yüksek olmadığı, explore edilen olgularda düşük oranda
belirgin kompresyon saptandığı, diğer olgularda MVD'a ek olarak parsiyel
sensorial rizotominin yapılmasının iyi sonuç alınmasında gerekli olduğu
son yıllarda yayınlanan serilerde belirtilmektedir (29,39). Günümüzde
kullanılan modern anestezi ve cerrahi yöntemlerle MVD' da mortalite ve
morbidite oranlarının düşük olmasına karşılık, uygulanabilecek tüm bu
teknikler hakkında hastaya detaylı bilgi verilmesi, seçimin hastayla birlikte
yapılması gerektiği kanısındayız.
KAYNAKLAR
1-Wilkins RH. Trigeminal Neuralgia: Introduction. In: Wilkins
RH, Rengachary SS Eds.Neurosurgery. 2 nd ed. New York McGraw-Hyll Comp Inc.
1996: 3921-3929
2-Katusic S, Beard CM, Bergstralh E, et al.. Incidence and
clinical features of trigeminal neuralgia, Rochester, Minnesota, 1945-1984, Ann
Neurol 1990; 27:89-95
3-Loew F. Editorial comments. Acta Neurochir (Wien) 1994;
129:185.
4-Harris W. An analysis of 1,433 cases of paroxysmal
trigeminal neuralgia (trigeminal-tic) and the end-results of gasserian alcohol
injection. Brain 1940; 63:209-224.
5-Hakanson S.Trigeminal neuralgia treated by the injection of
glycerol into the trigeminal cistern. Neurosurgery 1981; 9:638-646.
6-Poppen JL. An Atlas of Neurosurgical Techniques.
Philadelphia:Saunders, 1960.
7-Stookey B, Ransohoff J. Trigeminal Neuralgia: Its History
and Treatment. Springfield, IL: Charles C Thomas, 1959.
8-White JC, Sweet WH. Pain and the Neurosurgeon: A Forty-Year
Experience. Springfield, IL: Charles C Thomas, 1969.
9-Grantham EG, Segerberg LH. An evaluation of palliative
surgical procedures in trigeminal neuralgia. J Neurosurg 1952; 9:390-394.
10-Quinn JH. Repetitive peripheral neurectomies for neuralgia
of second and third divisions of trigeminal nerve. J Oral Surg 1965; 23:600-608.
11-Dandy WE. An operation for the cure of tic douloureux:
partial section of the sensory root at the pons. Arch Surg 1929; 18:687-734.
12-Sjöqvist O. Studies on pain conduction in the trigeminal
nerve: a contribution to the surgical treatment of facial pain. Acta Psychiat
(Kbh) 1938; Suppl 17
13- Kanpolat Y, Deda H, Akyar S, Ça?lar S, Bilgiç S.
CT-guided trigeminal tractotomy. Acta Neurochir (Wien) 1989; 100: 112-114
14-Nugent GR. Trigeminal neuralgia. Treatment by percutaneous
electrocoagulation. In Wilkins RH, Rengachary SS (eds) Neurosurgery Vol 3 New
York Mc Graw Hill Book Co., 1985 pp 2345-2350.
15-Tew JM Jr., van Loveren H. Percutaneous rhizotomy in the
treatment of intractable facial pain (trigeminal, glossopharyngeal, and vagal
nerves). In Schmidek HH, Sweet WH (eds):Operative Neurosurgical Techniques.
Indications , Methods and Results. 2nd edition: Philadelphia, WB
Saunders Co., Vol 2, 1988, pp 1111-1123.
16-Turnbull IM. Percutaneous rhizotomy for trigeminal
Neuralgia. Surg Neurol 1974;2:385-389.
17-van Loveren H, Tew JM Jr., Keller JT et al. A 10-year
experience in the treatment of trigeminal neuralgia.
J Neurosurg 1982;57:757-764.
18-Latchaw JP Jr., Hardy RW Jr., Forsythe SB. Trigeminal
neuralgia treated by radiofrequency coagulation. J Neurosurg 1981;59:479-484.
19-Trigeminal nevralji tedavisinde kontrollü radyofrekans
termokoagulasyon uygulamalary: Göçer AY, Çetinalp E, Tuna M, Ba?dato?lu H,
Karadayy A . Ç.Ü Typ Fakültesi Dergisi 1997;22:112-117.
20-Young RF. Trigeminal neuralgia: aspects of treatment.
Presented at the 44th Annual Meeting of the Congress of Neurological
Surgeons, Chicago, Illinois, October 5, 1994.
21-Mullan S, Lichtor T. Percutaneous microcompression of the
trigeminal ganglion for trigeminal neuralgia. J Neurosurg 1983; 59:1007-1012.
22-Kanpolat Y, Avman N, Gökalp HZ, et al. Controlled
radiofrequency thermocoagulation of trigeminal ganglion in the treatment of
trigeminal neuralgia, hemifacial spasm, and facial neuralgia. Acta Neurochir
(Wien) 1984; Suppl 33:511-514.
23-Siegfried J. 500 percutaneous thermocaogulation of the
Gasserian ganglion for trigeminal pain. Surgical Neurol 1977;8:126-131.
24-Sweet WH, Poletti CH. Complications of percutaneous
rhizotomy an microvascular decompressive operations for facial pain. In Schmidek
HH, Sweet WH, (eds): Operative Neurosurgical Techniques. Indications, Methods
and Results 2nd edition Philadelphia, WB Saunders Co., Vol 2, 1988,
pp 1139-1143.
25-Menzel J, Piotrowski W, Penzholz H. Long-term results of
Gasserian ganglion electrocoagulation . J Neurosurg 1975; 42:140-143.
26-Onofrio BM. Radiofrequency percutaneous Gasserian ganglion
lesions: Result in 140 patients with trigeminal pain. J Neurosurg
1975;42:132-139.
27-Sweet WH, Wepsic SG. Controlled thermocoagulation of
trigeminal ganglion and rootlets for differential destruction of pain fibers.
Part 1: Trigeminal neuralgia. J Neurosurg 1977;40:143-156.
28-Kanpolat Y, Deda H, Do?an A. Perkütan radyofrekans
termorizotomi sonuçlary: 1160 vakanyn 18 yyllyk sonuçlary. Türk Nöro?irürji
Dergisi (özet) 1992; Ek 5:198.
29-Arias MJ. Percutaneous retrogasserian glycerol rhizotomy
for trigeminal neuralgia: A prospective study of 100 cases. J Neurosurg 1986;
65:32-36.
30-Beck DW, Olson JJ, Urig EJ. Percutaneous retrogasserian
glycerol rhizotomy for trigeminal neuralgia. J Neurosurg 1986; 65:28-31.
31-Burchiel KJ. Percutaneous retrogasserian glycerol
rhizolysis in the management of trigeminal neuralgia. J Neurosurg 1988;
69:361-366.
32-Fujimaki T, Fkushima T, Miyazaki S. Percutaneous
retrogasserian glycerol injection in the management of trigeminal neuralgia:
Long term follow-up results. J Neurosurg 1990;73:212-216.
33-Lunsford LD. Treatment of tic douloureux by percutaneous
retrogasserian glycerol injection. JAMA 1982; 248:449-453.
34-North RB, Kidd DH, Piantadost S, et al.. Percutaneous
retrogasserian glycerol rhizotomy: Predictors of success and failure in
treatment of trigeminal neuralgia. J Neurosurg 1990;72:851-856.
35-Sweet WH. Retrogasserian glycerol injection as treatment
for trigeminal neuralgia. In Schmidek HH, Sweet WH (eds): Operative
Neurosurgical Techniques. Indications, Methods and Results, 2nd
edition: Philadelphia, WB Saunders Co., Vol 2 1988, pp 1129-1137.
36-Apfelbaum RI. Surgical management of disorders of the
lower cranial nerves . In Schmidek HH, Sweet WH (eds): Operative Neurosurgical
Techniques. Indications, Methods and Results 2nd edition:
Philadelphia, WB Saunders Co., Vol 2, 1988, pp 1097-1109
37- Adams CBT, Kaye AH, Teddy J. The treatment of trigeminal
neuralgia by posterior fossa microsurgery. J Neurol Neurosurg Psychiatry 1982;
45:1020-1026
38-Janetta PJ. Trigeminal neuralgia: Treatment by
microvascular decompression. In Wilkins RH, Rengachary SS (eds) Neurosurgery Vol
3, New York Mc Graw Hill Book Co., 1985, pp 2357-2363.
39-Bederson JB, Wilson CB. Evaluation of microvascular
decompression and partial sensory rhizotomy in 252 cases of trigeminal
neuralgia. J Neurosurg 1989;71:359-367.