Y. Doç. Dr. Hayri Özbek (ÇÜTF Anesteziyoloji Anabilim Dalı)
KRONİK NONMALİGN AĞRIDA OPİOİD KULLANIMI
Ağrı tedavisi ile uğraşan hekim veya kliniklerin özellikle
malign kökenli ağrılar ile ilgili deneyimleri oldukca fazladır. Burada Dünya
Sağlık Örgütü nün (DSÖ) basamak tedavisi ilkelerine uyulduğunda,
kanser ağrısı kontrolünde % 60 tan başlayıp % 90 lara varan bir başarı
elde edilmektedir 5, 26, 31, 38, 40, 42, 52. Ayrıca akut,
postoperatif ve tümöre bağlı ağrıda opioid kullanmı genel olarak kabul
edilmektedir 45.
Ancak insanlığın kronik ağrı ile ilgili acıları kanser
yada malignensiler ile sınırlı değildir. Kansere bağlı ağrıdan çok daha
fazla bir popülasyon kronik nonmalign ağrı (KNMA) nedeniyle acı çekmektedir.
Dünya nüfusunun % 35-40ı kronik ağrı nedeni ile ağrı çektiği
bildirilmiştir 8 . Amerika da 1989 yılında 80 milyon kişinin
KNMA dan yakındığı belirtilmiştir 4. Özellikle batılı
sanayileşmiş devletlerde bu tip ağrılar ciddi bir iş kaybı nedenidir ve
bunun bir ekonomik maliyeti olmaktadır 18, 20.
İşte KNMA' ların görülme sıklığı ve topluma ekonomik
maliyeti opioidlerin bu tip ağrılarda kullanılmasını gündeme getirmiştir.
Son on yıldan beri KNMA larda opioid kullanımı ile ilgili ılımlı yaklaşımlar
vardır 37.
Buna karşın ağrı klinisyenleri arasında KNMA larda
opioid kullanımı ile ilgili tam bir fikir birliği yoktur ve bazı endişeler
vardır. Bunlardan ilki hastanın opioidlere bağımlı hale geleceği diğeri
ise tolerans gelişme riski ve giderek daha yüksek dozlara gereksinim duyulacağıdır1.
Bu nedenlerle günümüzde bazı araştırmacılar
opioidlerin tamamen güvenle kullanılabileceğini savunurken 1, 7, 19, 29,
30, 42, 45, 55 diğer bir grup ise daha çekinceli bir yaklaşım göstermektedir
5, 16, 31, 36, 47.
İşte bu farklı yaklaşımlar ve opioidlerle ilgili
tolerans, bağımlılık, yoksunluk sendromu ile kötüye kullanım gibi yan
etkiler ayrıca bulantı, kusma, konstipasyon gibi sık görülen diğer
sorunlar bu grup ilaçların kullanımında çekince yaratmaktadır.
KRONİK NONMALİGN AĞRI (KNMA) TANIMI
Kronik, kansere (malignensi) bağlı olmayan ağrı (KNMA),
en az 6 ay süren veya altta yatan nedene bağlı olarak doku rezolüsyonu ve
yara iyileşim sürecinden daha uzun süren tipte bir ağrıdır16, 21.
KNMA semptomlar ve patofizyoloji açısından akut ağrıdan faklıdır.
KNMA devam eden bir nosiseptif uyarının göstergesi
olabilir. Örneğin çeşitli artrit durumlarındaki enflamasyon hali gibi. Daha
önceleri KNMA, malign olmayan kronik ağrı, nonmalign kökenli kronik ağrı,
kronik benign ağrı şeklinde isimlendirilmiştir. Akut ağrının otonomik özelliklerinden
olan anksiyete, terleme, taşikardi ve hipertansiyon kronik ağrıya sıklıkla
eşlik etmez. Ağrının kronik olması için enaz altı aylık bir öykü
gerekir. Günümüzdeki teknolojik, tanısal mekanizmalara karşın birçok
kronik ağrıda tamamen lokalizasyon yapılamamakta ve mekanizma tam olarak tanımlanamamaktadır.
Ağrı araştırmaları kronik ağrı sendromlarındaki ağrı transmisyon
sinyallerinin devamlılığını sağlayan santral ve periferik sinir
sistemindeki nörokimyasal ve hücresel mekanizmaları irdelemektedir. Böylece
birçok olguda ağrının yok olacağı ümit edilerek tedavisi yapılacak kadar
altta yatan hastalığa bağlı gelişen basit bir semptom olmadığı görülmektedir.
Kronik nonmalign ağrılar klinik karakter ve analjeziklere
verdikleri yanıtlara göre ikiye ayrılırlar 1, 21.
1. Nosiseptif ağrı: Doku hasarı ile karakterize, derin ve
zonklama özelliğine sahiptir. Zayıf ve güçlü opioidlere iyi yanıt verir.
Genellikle deri, kemik, eklem ve visserler gibi özel reseptörlerde sürekli
stimülasyona neden olur ve devam eden doku hasarlanmasının göstergesi olarak
kabul edilir. Buna osteoartrit ve kronik pankreatit iyi bir örnektir.
2. Nöropatik ağrı: Nöropatik ağrı primer bir lezyon,
disfonksiyon yada periferik veya santral sinir sistemdeki geçici rahatsızlılardan
kaynaklanan bir ağrı olarak tanımlanır. Fantom ağrısı buna iyi bir örnektir.
Yanıcı ve paroksismal nitelikte olup aynı zamanda allodini, hiperaljezi
ve/veya parestezi gibi duyusal değişikliklerle birlikte olabilir. Opioidlere
iyi yanıt vermez ve farklı ilaçların kullanılmasını gerektirebilir.
Tedavisi genellikle antidepresan ve antikonvülzan ilaçların kombinasyonundan
oluşur. Bilindiği gibi antidepresanlar serotonin geri emilimini inhibe edici
aktiviteye sahiptirler. Antikonvülzanlar ise sinir lezyonu ile birlikte görülen
lokal nöronal hipereksitabilite üzerine etkilidirler ve membran stabilize
edici etkiye sahiptirler.
Bazen hastaların ağrıları bir kategoriye konulmayabilir.
Daha önceleri bu ağrı idiopatik olarak adlandırılırdı. Bilgilerimiz arttıkça
bu idiopatik olarak nitelendirilen santral ve periferik sinir sisteminin
sensitizasyonunu nosiseptif veya nöropatik ağrıya yada ikisinin karışımına
dönüşebilir.
Tüm ağrı tiplerinin anlamlı derecede duygusal ve
psikolojik komponentleri vardır. KNMA' lı hastalarda sık olarak depresif
semptomlar vardır ve bu hastanın duyduğu ızdırabı artırır. Ağrı
uzmanlarına göre depresyon ağrıya sekonder gelişen bir durumdur. Major
depresyonu olan kronik ağrılı hastaların depresyonunun tedavisini takiben
duyulan acının da azaldığı saptanmıştır. Diğerlerinde; ağrı
tedavisini takiben depresif semptomların azaldığı gözlenmektedir.
Schofferman 3 tip kronik ağrılı hasta tanımlamıştır 47.
Birinci tip: Tipik kronik ağrı hastalarıdır. Bu
hastalar periferik ağrıyı çok kötü bir şekilde tanımlarlar. Yapısal
sorunlar genellikle teşhis edilemez. Ağrı şikayetleri ve kuvvetsizliğin
seviyesi, gözlenen yapısal bozukluk ile ilişkisizdir. Belirgin psikolojik
faktörler vardır ve sıklıkla bu hastalar çalışmamaktadırlar. Pek çok
hekim tarafından görülür ve tıbbi tedavileri başarısızdır. Sıklıkla
benzodiyazepin, kas relakse edici ilaçları alırlar ve alkol kullanım
sorunları da olabilir. Bu tip hastalar opioidlerden en az yarar görenlerdir.
İkinci tip hastalar orta derecede ılımlı ağrıdan yakınırlar.
Minimal kuvvetsizliğe sahiptirler ve yapısal bozuklukları ile uyumlu gibi görünürler.
Belirgin psikolojik sorunları yoktur ve tek bir hekimin bakım ve kontrolü altındadırlar.
Bu tip hastalar düşük doz opioidlere iyi yanıt verirler.
Üçüncü tip ise ağrılarını çok iyi tanımlayan,
uyumlu hastalardır. Ancak tedaviye uyum göstermezler. Ağrılarının kontrolünde
normal psikolojik ve sosyal faktörler rol oynamaz. Araştırmacılar bu
hastalarda opioid ile tedavinin çok iyi olacağını düşünürler.
OPİOİDLER VE TEDAVİ
Ağrı tedavisinin amacı ağrı şiddetini azaltmak,
fonksiyonel, emosyonel rehabilitasyonu başlatmak ve sağlık harcamalarını
azaltmaktır 28. Tedaviye karar verilmeden önce KNMA' lı hastaların
değerlendirilmesi gerekir. Kronik ağrılı bir hastada özel dikkat gerektiren
fiziksel, psikolojik ve davranışsal sorunlar olabilir. Bu hastalar genellikle
ağrı nedeniyle çaresizdirler ve güçlü analjeziklere gerek duyarlar. Akılda
tutulması gereken sadece ağrının değil hastanın tümüyle değerlendirilmesidir.
Opioid uygulaması öncesi bir plan yapılmalı, ağrının nedeni mümkünse
spesifik olarak tedavi edilmelidir 21, 41.
Genel ilkeler (tedavi planı, hasta seçimi, opioide başlama
ve kesme kriterleri)
Opioidlerin ağrı tedavisinde kullanım spektrumu oldukça
zengindir. Ağrı yakınması olan birçok hastalıkta kullanılabilirler (Tablo
1). Ancak kontrendikasyonlar da bulunabilir (Tablo 2).
Bu bilgiler altında hasta seçiminde;
1. Ağrının ayrıntılı öyküsü ve önceki tedavilerin
sonucu
2. Ailesi ve çevresinin ağrı ile ilgili tutumları,
3. Fizik muayene; kas - iskelet sistemi muayenesi
4. Hastalık ve tedavinin bir arada değerlendirilmesi, ağrının
hasta üzerine etkisinin değerlendirilmesi.
5. Ağrı tedavisini yada gelecek tedavi planlarını
etkilenme açısından psikososyal ve davranışsal faktörler iyi değerlendirilmelidir.
Daha önce addiksiyon öyküsü olan bir hasta opioid
tedavisi almamalı diye düşünülmemelidir. Bu hastalar iyi bir monitörizasyon
ve yakın izlemle değerlendirilmelidir.
Plan yapılırken tedavi kişiselleştirilmeli ve ağrı
problemine göre bir yol çizilmelidir. Doktor tedavi planını tümden hazırlamalı
buna fiziksel yöntemler, multidisipliner ağrı programları, davranışsal ve
bilişsel stratejiler, farmakoterapi, invazif ve noninvazif teknikler dahil
edilmelidir. Seçim genelde tedavinin ekonomik tutarı, zaman, ağrı ile ilişkili
fiziksel yada psikososyal etkilenim göz önüne alınarak yapılmalıdır. Bu
hastalarda ağrının biraz azalması yaşam kalitesini değiştirir.
Opioid tedavisinin primer amacı hastanın yaşam kalitesini
düzeltmektir. Bu nedenle tedavinin amacı ağrı kontrolünün sağlanması
olmalıdır. KNMA' da istenen optimum düzeyde ağrı giderimi, fonksiyonal düzelme
sağlanması ve tedaviye ait en az yan etki gelişmesidir. Hastanın
beklentileri fiziksel ve günlük aktivitede performansın düzelmesi, iş ve
hobilerine geri dönebilme şansı kazanmak şeklindedir. Bu hedeflerin ulaşılabilir
hale gelmiş olması, uzun dönem opioid tedavisinin yeterliliğinin bir göstergesi
olabilir. Ancak hepsine ulaşamama tedavinin yetersizliği olarak değerlendirilmemelidir.
Buna karşın fiziksel ve günlük fonksiyonlarda giderek bir düşüş opioid
tedavisinin değerlendirilmesi yönünden önemli bir noktadır.
Tümöre bağlı veya postoperatif ağrıların opioidlerle
kontrolünde genellikle başarı % 80' lerdedir ancak kronik ağrı hastalarında
ağrı kontrolü ve analjezik etkinlik daha azdır. Buna karşın kronik
hastaların % 60 - 70' i opioidlere duyarlıdır ve hastaların yarısı
ilerleyen ay veya yıl, gelişen yan etkiler nedeniyle opioid tedavisini
kesmektedirler. Hastalarda ağrının % 50' den daha fazla azaltılması yalnızca
hastaların yarısında olmaktadır. Burada etkin tedavi sağlanamayan
hastalarda nedenler yeteri kadar bilinmemektedir 31.
Günümüzde algologların pek çoğu bu hastalarda uzun süreli
opioid kullanımını onaylamaktadırlar. Bununla beraber seçilen bu hastalarda
tanı kriterleri hakkında tam bir fikir birliği yoktur 47.
Daha önce opioid alan hastalar öncelikle ilacın
etkilerinden arındırılmalıdır. Uzun dönem opioid tedavisinden önce ilaç
kesilmesinin pozitif veya negatif etkileri araştırılmalıdır. Opioid
tedavisine alınacak hastaların ağrıyı iyi tanımlamış olması gerekir. Bu
hastalara spesifik bir ağrı tedavisi uygulanmış olmamalıdır. Opioid kullanımından
önce, hastaların primer, sekonder depresyon veya diğer psikolojik hastalıkları
tedavi edilmiş olmalıdır.
Tedavide seçilme kriterleri oluşturulurken hastanın
ailesini de içine alan bir kabul etme koşulu ve hazırlık sağlanmalıdır.
Bir opioid ilaç seçildiğinde hasta ve yakınları tedavinin yarar veya
zararları konusunda bilgilendirmelidir 21. Hastaya tedavinin nasıl
olacağı şeklinde açıklama yapılmalıdır 39, 44.
Bunun dışında opioid tedavisine başlama kriterlerinin iyi
irdelenmesi gerekir. Bu başlama kriterleri :
· Klasik tedavi olanaksız veya sonuçsuz ise,
· Tedavi nonopoid analjezik ve diğer ilaçlarla sonuçsuz
ise,
· İnvazif tedavi olanaksız (cerrahi/beyin cerrahisi) veya
bitmişse,
· Spesifik tedavi kesin ağrılarda sonuçsuzsa (blok ve nörolizler),
· Psikojenik yaklaşım kabul edilmiyorsa,
· Ortaya çıkan alkol veya ilaç kesilme durumlarında,
· Bunların interdisipliner bir ağrı yapılanması içinde
sunulması gerekir 34, 47.
Kronik nonmalign bir ağrıda opioidin kesilme kriterleri de
önemlidir 48, 56.
Opioid kesilme kriterleri:
· Ağrıda yetersiz bir azalma,
· Kontrol edilemeyen doz artışı
· İlacın kurallara bağlı olmaksızın alınımı
· Hastanın aktivite artışında eksiklik
· Doktor değişimi
Kuramsal olarak opioid tedavisine başlamadan önce opioid
duyarlılığının test edilmesi gerekir.
Bu amaçla morfin testi uygulanır:
· İntravenöz morfin (20 mg/saat üzerinde) % 50' ye kadar
ağrıda azalma sağlıyor veya yan etkiler ortaya çıkıyorsa,
· Eğer ağrı azalması %25' in altında ve yan etkiler yüksek
ise
· Hasta kontollü analjezi uygulamasında da sonuçlar aynı
ise test pozitif olarak kabul edilir. Buradan çıkan sonuç ile yan etkilerin
insidansı, olası doz saptanır 9, 34, 53.
Opioidlere duyarlılık ve tedavinin etkinliğinin
denetlemesi
Değerlendirme için yeterli veri kaydı gerekir. Bu, konsültasyonları
ilişkili araştırmaların kaydını, tüm tedavi planını ve hastanın
durumunun peryodik olarak incelenmesini içerir. Ayrıca veri kaydı hekimin
kontrolünde kullanıldığının belirlenmesi ve analjeziklerin yasa dışı
kullanımının izlenmesi yönünden de önemlidir 21.
Değerlendirmede peryodik kayıtlar, hastanın kişisel
bilgileri, tedavinin yeterliliğinin aile üyeleri tarafından sorgulanması
gibi kollektif veriler de önemlidir.
Hasta başı hasta vizitlerinde dikkat edilmesi gerekenler şöyle
sıralanabilir;
1. Verbal skala (VRS) veya visuel analog skala (VAS) ile ağrının
değerlendirilmesinin hastadan istenmesi ve kaydedilmesi.
2. Fiziksel ve psikolojik fonksiyonların değerlendirilmesi,
3. Opioid tedavisine ait yan etkilerin kaydı ve tedavisi,
4. İlaç kötüye kullanım şüphesi veya olağan dışı
bir davranışın varlığının kaydı.
5. İlacın adı, dozu ve nasıl alındığının kaydı. Eğer
tedavide değişiklik varsa ve sebebinin kaydı.
Günümüzde kronik nonmalign ağrılarda kullanımı
tartışma yaratsa da; opioidlerin yeri olduğu savunulmaktadır 5.
Graven ve ark. ları 19, KNMA larda opioid kullanımını geniş
bir meta analizle literatüde aramışlar. Bunun sonucunda 1960 -1997 yılları
arasında 65 yayın bulmuşlar. Sonuç olarak KNMA tedavisinde nosiseptif veya nöropatik
kökenli ağrıda opiod kullanımını desteklemektedirler.
Ancak genel olarak nöropatik ağrıların opioidlere duyarlı
olmadığı, uzun süreli opioid kullanımı halinde tolerans gelişme eğilimi,
olası yan etkiler, bilişsel ve davranışsal yetenek kaybı ve bağımlık
riski bulunmaktadır 3, 7, 10, 29, 33. Schulzeck ve Zenz ise nöropatik
ağrılarda opioidlerin prensip olarak etkin, uzun süreli sonuçlarının
olumlu ve düşük dozlarda opoide yanıt ve yan etkiler yönünden nosiseptif ağrı
ile bir farklılık bulunmadığının savunuyorlar 49, 56.
Marti ve Rowbotham ise opioidlerin hen nosiseptif hem de nöropatik
ağrıda etkin olduğunu söylemiştirler 33, 46. Eide ve ark.ları
11 ise ağrı azalması olmadığını ancak allodini inhibisyonu
olduğunu saptamışlardır.
Ortak bulgular opioidlerin bazı nöropatik ve nosiseptif ağrı
tiplerinde etkin olduğunu ancak idyopatik ağrıda yararsız olduğunu göstermiştir.
Araştırmacılar morfine düşük bağımlılık riski ile kullanılabileceğini
ve olumlu yönde psikolojik ve fonksiyonel gelişme sağlanabileceğini
savunuyorlar 2, 3, 11, 29, 33, 46. Ancak geniş kaynak tarama çalışmaları
bundan farklı bir yaklaşımı da ortaya koymaktadır.
KNMA larda nosiseptif grubun içinde sayılan iskelet
sistemi ağrıları ise ayrıca değerlendirilmelidir. Araştırmacıların
genel görüşü bu tip hastalarda opioidlerin etkin olduğu yönündedir 2,
27, 31, 35, 51.
Opioidlere duyarlılık bir anlamda doz düzenlemesine de bağlıdır.
Opioid verilmesi sırasında kişiye göre değişen farmakokinetik, dinamik ve
yan etki profili izlenebilir 10. Bunun reseptör tipinden
sensitivite, metabolik yollar ve bilinmeyen genetik faktörlerle ilişkili olduğu
düşünülür. Genel olarak yaşlı hastalarda analjezi oluşturan doz gençlere
göre daha az, nöropatik ağrı ise nosiseptif ağrıya göre daha çok doz
gerektirir. Doz artırımına karşın kısmi analjezi sağlamadaki yetersizlik
opioidlere yanıtsızlık olarak değerlendirilmelidir. Klinisyen yanıtsızlığı
tanımlarken şu noktaları göz önünde bulundurmalı:
1. Etkiye göre dozlama ile tedavi düzeyi sağlanmalı,
2. Titrasyon sırasında tolerans veya yan etki gelişimi için
bir süre beklenmeli,
3. Analjezi ile tolere edilemeyen yan etki arasındaki uyum gösterilmelidir.
Kontrol edilemeyen yan etki varlığında doz azaltılmalı
veya tedavi değiştirilmelidir. Opioid tedavisi ilk kez uygulanan hastada artan
doza karşın kısmen analjezi elde edilememesi halinde ağrı sendromlarında
opioidlere yetersiz yanıtın bir göstergesi olarak kabul edilmelidir. Uzun dönem
opioid tedavisinde etkili bir serum konsantrasyonunda yan etkiler daha iyi
tolere edilebilir.
Opioid seçimi
Opioidler kullanılacaksa ağrının şiddetine uygun olmalıdır.
Hafif ağrı için zayıf opioid, şiddetli ağrı için güçlü opioid
gerekir. KNMA' da opioidler ilacın farmakokinetiğine uygun olacak şekilde düzenli
kullanılmak üzere reçete edilmelidir. Hatta hastalar ilacı sadece ihtiyaç
hissettiğinde değil düzenli olarak kullanmalıdır. Opioidin dozu ihtiyaca göre
arttırılabilir 28.
Opioidler öncelikle bu tip ağrılarda DSÖ' nün II. Veya
III. Basamak tedavisine göre kullanılmalıdır 31. Bu nedenle
kullanılabilecek opiod seçenekleri günümüzde oldukça zengindir (Tablo 3).
Uygun opioid ve seçiminde ancak bütün diğer olanaklar
sonuçsuz kalır ve hastanın ağrısı oluyor ise endikasyon koyulması
savunulur. Bu durumda opioid tedavisi kanser ağrı kontrolünde olduğu gibi
burada da aynı ilkelerle kullanılmalıdır 16.
Uzun etkili opioidler (kontrollü salınımlı morfin,
metadon ve oksikodon) zamanlanmış dozlamaya ve stabil plazma düzeylerine ve
etki için metadolojik titrasyona olanak tanır. Eğer mümkünse oral kullanım
en basitidir. Yan etkiler ağır veya kısıtlayıcı ise epidural veya
intratekal opioidlerin kullanımı gerekebilir 7.
Opioid seçimi konusunda çeşitli görüşler vardır.
Opioid kullanılmadan önce tüm tedavi stratejileri değerlendirilmiş olmalıdır.
Hangi ilaca yanıt verileceğine dair iv veya infüzyon tarzında test dozu
uygulanmalıdır. Ağrı giderilene kadar çeşitli ilaçlar denenebilir.
N-methyl-D aspartat (NMDA) bloke edici kapasiteye sahip olan opioidler ek olarak
özellikle nöropatik ağrı tedavisinde etkindirler (metadon, meperedin ve
dekstroproksifen).
Gerekli kan konsantrasyonu iyi ayarlanırsa azalmış yan
etki ile birlikte optimal bir yararlanım elde edilebilir. Yaklaşık bir doz
ayarlandıktan sonra uzun salınımlı preparatlarla (SR) stabil bir serum
konsantrasyonu sağlanabilir. Bu amaçla 72 saat etkili transdermal fentanil
kullanılabilir. İngiltere' de yapılan bir çalışmada; morfin SR ve
transdermal fentanil karşılaştırıldığında, fentanilli hastaların uyku
kalitesinin daha iyi ve konstipasyonun daha az olduğu saptanmıştır 1.
Diğer ilaçlar ile kombinasyon
Diğer adjuvan ajanlar antidepresanlar, GABA analogları,
antikonvülzanlar, sodyum blokerler, membran stabilizanları, kalsiyum kanal
blokerleri, alfa, beta blokerler, alfa2 analogları, P maddesini azaltan
ajanlar, steroidler, psikojenik aminler ve analoglarını kapsar.
Problem özellikle birlikte opioidlerle birlikte trankilizan
ve nöroleptik kullanımıdır. Opioid tedavisine başlarken özellikle
prostoglandinleri aktive eden nosiseptif ağrıda NSAİD' ların dozunu zorunlu
olarak indirmek gerekli değildir. Ayrıca antidepresan ve antikonvülzan kullanımı
bazen analjeziyi artırabilir ve opioid doz kısıtlamasına olanak sağlayabilir
7.
Nöropatik ağrı veya santral yada periferik sinir
hasarlanmalarında trisiklik antidepresanlarla kombinasyon gerekir 49.
Opioidlerle tedavi sürecinin kontrolü
Uygulanan tedavinin bazı parametreler veya ölçümler ile
kontrolü gerekir.
Bu amaçla;
Ağrıdaki azalmayı ölçmek için VAS,
Bedensel verimlilik veya fonksiyonlardaki etkinliğinin değerlendirilmesi
amacı ile
· Karnofsky indeksi,
· Pain-Disability-Index (PDI),
· Fries-Index-Health-Questionaire
· Yakalama gücünün ölçümü
Ağrıdaki azalma fonksiyonal etkinlik ile eşdeğer kabul
edilir. Aktivite insidansının anlammı henüz pek fazla değildir.
Sonuçta bedensel verimlilik veya fonksiyonel etkinlik
tedavinin devamı için önemli bir kriterdir 2, 12, 49, 56.
UZUN SÜRELİ OPİOİD KULLANIMI SIRASINDA GÖRÜLEN SORUNLAR
Opioid kullanımının vücudun bir çok sistemi üzerine
istenmeyen sayısız yan etkisi vardır 54. Uzun dönem opioid
tedavisi ile ilişkili doğrudan organ hasarı ile sonuçlanan bir yan etki varlığına
dair herhangi bir kayıt yoktur. Tedaviyi kısıtlayan ve korkulan en ciddi yan
etki solunum depresyonudur. Bu kısa etkili bir durumdur ve ağrı ile
antagonize olur. KNMA' da oral opioid kullanımı sırasında solunum depresyonu
çok az oranda izlenir ve ağrıya göre doz titre edilerek minimalize
edilebilir. Bunun yanında yapılan çalışmalara göre oral opoid kullanımında
solunum depresyonu çok nadiren geliştiği gözlenmiştir 21.
Sayılabilecek bir çok yan etki olmasına karşın, klinikte
özel önemi olan bulantı, kusma ve konstipasyon gibi sık görülen ama tolere
edilebilenler ile ayrıca uzun süre gözlenmesi gereken bağımlılık,
addiksiyon ve toleransın irdelenmesi gerekir.
Bulantı, kusma erken dönemde gözlenen bir etkidir ve
tedavinin ilerleyen dönemlerinde genelde çözümlenir. Yapılan araştırmalara
göre kronik ağrılarda opioid kullanımı sırasında % 20 oranında bulantı
ve kusma görülmektedir 14. Yine bazı araştırmacılar her
şeyden önce bulantının varlığını işaret ederler 31. Başlangıç
titrasyon fazında antiemetik kullanım gerekebilir. Bu yakınmaları önlemek için
veya profilaktik olarak çeşitli ilaçlar kullanılabilir. Günümüzde bu amaçla;
5-HT3 antagonistleri (ondansentron), 5-HT4 antagonistleri (cisaprid),
metoklopiramid, droperidol ve dehidrobenzperidol kullanılmaktadır.
Opioidler kalın barsak motilitesini etkilerler 13, 54.
Buradaki mekanizma spazm ve intraluminal basınç artışı ile açıklanmaktadır.
Buna bağlı olarak da konstipasyon görülmektedir. Genel olarak konstipasyon görülme
oranı yüksektir ve önlenmesi tedavisinden daha zor olarak kabul edilir 21.
Cherny ve ark. ları 6 hatta bu oranı opioid kullanan kronik ağrılı
hastalarda % 95 olarak saptamışlardır. Rothstein ve ark. ları 45
yaptıkları bir çalışmada; tedavinin süresi arttıkça konstipasyonun da
arttığını saptamışlardır. Uzun süre opioid alacak veya alan hastalar
profilaktik olarak korunmalıdırlar. Bu amaçla hasta ve ailesi dioktil sodyum
süksinat, senokot, bisodil gibi laksatiflerin ve fibrilli diyetlerin hemen
tedavi etmeyecekleri, ancak uzun süre düzenli kullanım ile sorunun giderileceği
konusunda uyarılmalıdırlar 22. Ayrıca sözü edilen
gastrointestinal yan etkiler opioidler arasında da farklılıklar gösterir ve
bunun da klinisyence bilinmesi gerekir 55.
Günümüzde uzun süreli opioid kullanımı ilgili en önemli
sorun bağımlılık, tolerans ve addiksiyon (kötüye kullanım) ve bazen de psödoaddiksiyondur
5, 7, 21, 37, 43, 50. Sıklıkla bu kavramlar karıştırılır ve bu
nedenle iyi tanımlanıp ayırt edilmesi gerekir.
Addiksiyon; Genelde klinik uygulanmada addiksiyon ve
fiziksel bağımlılık tanımlamaları karıştırılır. Addiksiyon kompulsif
tarzda ilaç kullanımı gerektiren ve yokluğunda sağlamak için çaba
gerektiren fiziksel emosyonel, sosyal ve ekonomik zararla sonuçlanan bir
durumla karakterizedir 5, 7, 37, 43, 50. Bu tip hastalar yan etkiler
ortaya çıktıktan sonra dahi kontrol dışı olarak kendi kendilerine ilaç
kullanırlar. Bu biyopsikolojik bir hastalıktır.Psödoaddiksiyon ise farklıdır.
Ağrı tedavisi yetersiz olduğunda hastanın ilaç arayan davranışını tanımlamak
için kullanılır 7, 50. Aile hastanın ilaç kullanmadığı zaman
ortaya çıkan semptomları anlatmaktan çok ilaçlar hakkındaki endişelerini
vurgular.
Ağrısı olmayan hastalarda addiksiyonu tanımlamak için
kullanılan kriterler kronik ağrısı olan hastalar için uygun olmayabilir 50.
Örneğin sırt ağrısı olup, anatomik lezyonu iyi tanımlanmamış bir hasta
giderek artan dozda opioide gereksinim duyabilir. Ama bu hasta günlük
aktivitesini normal olarak sürdürebilir. Bu bir addiksiyon değildir.
Kronik ağrısı olan bir hastada opioide bağlı addiksiyonu
değerlendirmek için, hastanın birden çok doktordan reçete alıp almadığı
sorgulanmalıdır. Ayrıca hastada ve ailede uyuşturucu öyküsü araştırılmalıdır.
Yapılan çalışmalara göre eğer opioidler ağrı
tedavisinde dikkatlice reçetelendirilirse iyatrojenik kötüye kullanımın
nadir olduğu gösterilmiştir 21. Özellikle hastaya ait risk faktörlerinin
gözden geçirilerek hasta seçiminin yapılması bu insidansı azaltacaktır.
Ayrıca kötüye kullanım öyküsü olan hastalarda da uygun dikkat gösterilerek
yapılan opioid tedavisinin yararlı olacağı unutulmamalıdır.
Tolerans: Aynı oranda analjezik etkiyi elde etmek için
gerekli doz artışı olarak tanımlanmaktadır 7, 21, 25, 28, 37. Bu
uzun dönem opioid kullanımını sınırlayan bir sorundur. Ortak bir inanıştır
ki; opioid kullanan hastalarda kısa bir süre sonra analjeziklere karşı
tolerans gelişecektir. Ancak yapılan çalışmalara göre gerek kansere bağlı
gerekse kansere bağlı olmayan hastalarda analjezik toleransın klinik olarak
önemli komplikasyon olmadığı ve özellikle kanserli hastalarda etkin dozda
opioid kullanıldığında nadiren tolerans geliştiği gözlenmiştir 21,
37. Olgu sonuçlarına dayanılarak yapılan çalışmalarda kronik
ağrı nedeni ile opioid kullanımı sırasında tolerans gelişiminin yaygın
olmadığı ve genellikle opioid kullanımının ilk 6 ayında görülmediği
saptanmıştır 21. Opioid analjeziklerin kullanımında somnolans,
kusma gibi yan etkilere karşı gelişen tolerans hoşa giden bir fenomendir.
Analjezik ihtiyacındaki artış genellikle hastalığın progresyonunun bir işaretidir.
Fiziksel Bağımlılık: İlacın düzenli kullanımının
aniden sonlandırılmasını takiben gözlenen bulgular ve semptomlar topluluğu
ile karakterize bir yoksunluk sendromu olup, psikolojik fenomendir 7, 17,
21, 23, 24, 28, 37, 41, 47. Sık bulgular; bulantı, tremor, lakrimasyon,
abdominal kramp, artralji, miyalji, diyare, titreme ve terleme şeklindedir.
Freye17 adlı araştrımacı klinik kulanımda yardımcı olmak amacı
ile yoksunluk sendromunu derecelendirmiş.
Buna göre;
0- Opioid açlığı, korku,
1- Esneme sıkıntısı, terleme, göz yaşarması, burun akıntısı,
huzursuzluk ve insomini,
2- Midriazis, tüylerde ürperme, tremor, organ-kas ağrısı,
kas spazmı, ateş basması, anoreksi,
3- Taşikardi, kan basıncında yükselme, göz yaşarması,
ateş, bulantı, uyku zorluğu, taşipne,
4- Aşırı terleme, organ ağrıları, ishal ve kusma
KNMA tedavisi sırasında bağımlık gelişme sıklığı
konusunda yapılan araştırma sonuçları farklıdır. Bu oran % 3,2-18,9 ile
1/1000 arasında değişmekle beraber 1, 47 bazen de hiç görülmemektedir
32. Ancak ilacın kesilmesi yaşamsal tehlike oluşturmamaktadır.
Brosseur dozun aniden değil de her gün % 50 azaltılması yoksunluk sendromunu
önlenebileceğini söylemektedir 5.
Bunların dışında sedasyon, bilişsel kayıp ve erken dönem
analjezik tolerans gelişebilir. Kronik ağrılı hastalarda düzenli bir doz
rejimini takiben bilişsel kayıp varlığının düzeyini gösteren fazla çalışma
yoktur.
Son çalışmalar göstermiş ki ağrının varlığı bilişsel
performansı etkilemektedir. Son 30 yıl içinde yapılan araştırmalara göre
uzun dönem opioid tedavisi sonrası ciddi bilişsel disfonksiyon gösteren
bulgular saptanmamıştır 30. Ancak opioidler sedatif ajanlarla
birlikte kullanılırsa bilişsel disfonksiyon izlenebileceği unutulmamalıdır.
KRONİK NONMALİGN AĞRIDA OPİOİDLERİN GELECEĞİ
Benign kökenli şiddetli ağrılar malign ağrı gibi ele alınmalıdır.
Günümüzde opioid kullanımı ile igili pek çok bilgi vardır. Uzun dönem
opioid tedavisinin bir çok hastada kullanılabileceği düşüncesi giderek
yaygınlaşmaktadır. Araştırmacılara göre eğer KNMA' lı bir hastanın yaşam
kalitesi artıyorsa opioid tedavisi başarılı ve ahlaksal bir yöntem şeklinde
değerlendirilmelidir 37. Açık olarak KNMA tedavisinin
hedefleri; fonsiyonal düzelme, sağlık bakım sistemine azalmış bağımlılık,
işe dönüşte hızlanma olduğu kadar acı çekme ve ağrı davranışının düzenlenmesidir
21. Kronik nonmalign ağrıların tedavisinde opioidler hem güvenli
hem de etkin bir şekilde kullanılabilir ve opioid korkusu yeterli tedavi için
engel değildir 1.
Uzun süreli opioid kullanımında bağımlılık oluşma sıklığı
düşüktür. Opioid tedavisinin en etkin olduğu KNMA lar ağır dejeneratif
eklem hastalıkları ve deafferentasyon ağrılarıdır 16.
Opioidler KNMA tedavisinde etkin olmaları ile birlikte
egzersiz, bilişsel ve davranışsal tedavi yöntemleri ile bir bürtün olarak
ele alınmalıdır 5. Bu tedavi endikasyonuna daima deneyimli
psikiyatris, psikolog ve algolog tarafından multidisipliner olarak yaklaşılmalıdır
28.
Sonuç olarak opioidler tüm sorunları tedavi etmek için
kullanılmalı mı ? Opioidlerin nosisepsiyonu inhibe edebileceği konusunda küçük
de olsa şüphe vardır. Yine de analjezinin sağlanmasındaki en etkin ajanlar
opioidlerdir. Ancak depresyon, anksiyete veya iş hoşnutsuzluğu opioidlerle
tedavi edilebilir mi ? KNMA tedavisinde uygulanacak yöntemler bütün bu
sorulara yanıt verecek biçimde ele alınmalıdır kanısındayız.
KAYNAKLAR
1 - Anderson S, Leikersfeldt G.: Management of chronic
non-malignant pain. Br J Clin Pract 1996, 50(6); 324-330.
2 - Arkinstall W et al.: Efficacy of controlled-release
codeine in chronic non-malignant pain: a randomized, Placebo-controlled clinical
trial. Pain 1995, 62; 169-178.
3 - Arner S, Meyerson BA: Lack of analgesic effect or opioids
neuropathic and idiopathic forms of pain. Pain 1988, 33; 11-23.
4- Bonica JJ: Introduction on the problem. In: Aronoff GM,
editor. Evaluation and treatment of choronic pain. 2nd. Ed.
Baltimore: Williams&Wilkins, 1992.
5 - Brosseur L: Opioids for Chronic Non-Malignant Pain. Book
of Abstracs, II Congress of the Europan Federation of IASP Chapters: Pain in
Europa, 23-27 September 1997Barcelona, Spain:186.
6 - Cherny NI et al.: Medikamentöse Therapie von
Tumorschmerzen. Teil 1: Eigenschaften von Nichtopioiden und Opioiden. Schmerz
1994, 8; 195-209.
7 - Conigliaro DA: Opioids for chronic non-malignant pain. J
Fla Med Assoc 1996, 83(10); 708-711.
8 - Crook J, Rideout E, Brown NEG.: The prevalence of pain
complaintd in a general population. Pain 1984;18; 229.
9 - Dertwinkel R et al.: Intravenöse Testung der
Schmerzsensilitat bei Patienten mit nicht-tumorschmerzen. Schmerz 1998, 1:90.
10 - Dertwinkel R et al. Oral Opioide zur Langzeittherapie
chronischer Nicht-Tumorschmerzen. Anaeshtesist 1996, 45; 495-505.
11 - Eide PK et al.: Relief of post-herpetic neuralgia with
the N-methyl-D- arpartic acid receptor antagonist ketamine: a double-blind,
cross-over comparison with morphine and placebo. Pain 1994;58; 347-54.
12 - France RD, Urban BJ, Keefe FJ.: Long-term use of
narcotic analgesics in chronic pain. Soc Sci Med 1984, 19; 1379-1382.
13 - Freye E.: Gastrointestinale Hemmung (Obstipation) nach
Opioiden in Freye E (eds): Opioide in der Medizin. Berlin-Heidelberg-New York:
Springer-Verlag 1998, 4.Auflage p 106-109.
14 - Freye E.: Nausea und Emesis nach Opioideinnahme in Freye
E (eds): Opioide in der Medizin. Berlin-Heidelberg-New York: Springer-Verlag
1998, 4.Auflage p 98-100.
15 - Freye E.: Opioide in der Therapie des Schmerzes in Freye
E (eds): Opioide in der Medizin. Berlin-Heidelberg-New York: Springer-Verlag
1998, 4.Auflage p 31-36.
16 - Freye E.: Opioidtherapie bei Schmerzen nichtmaligner
Ursache, Freye E: Opioide in der Medizin, Springer-Verlag, Berlin-Heidelberg-New
York: 4.Auflage, 1998, 60 61.
17 - Freye E. Sucht- und Abhangigkeitspotential der Opioide,
Freye E: Opioide in der Medizin, Springer-Verlag, Berlin-Heidelberg-New York:
4.Auflage, 1998, 91-97.
18 - Frymoyer JW, Cats-Baril WL. An overiew of the incidence
and costs of low back pain. Orthop Clin North Am 1991 22; 263-71.
19 - Graven S et al. Opiates in Chronic Non-Malignant Pain: A
Criteria-based meta-analysis of the Pain Literature. Book of Abstracs, II
Congress of the Europan Federation of IASP Chapters: Pain in Europa, 23-27
September 1997Barcelona, Spain:255-256.
20 - Hildebrandt J. Schmerzen am Bewegungsappatat, Rückenschmerzen.
In: Zenz M, Jurna I (Hrsg) Lehrbuch der Schmerztherapie, Wissenschaftliche
Verlagsgesellschaft, Stuttgart 1993, S 345-358.
21 - http://www.pulsus.com/Pain/03_04/opio_ed.htm
22 - İ.Ü.İstanbul Tıp Fakültesi, Algoloji Bilim Dalı Çalışma
Grubu. Kanserli hastalarda görülen gastrointestinal semptomlar. Erdine S
(eds): Kanserde Palyatif Bakım. İstanbul 1993, s 129-156.
23 - Jage J. Opiatanalgetica : Körperliche (physische)
Abhangigkeit Jage J (eds): Medikamente gegen Krebsschmerzen: Wirkungen und
Nebenwirkungen. Weinheim-Basel-Cambridge-New York: VCH, 1991,ed1 p 140-143.
24 - Jage J. Opiatanalgetica : Sucht/physische Abhangigkeit
Jage J (eds): Medikamente gegen Krebsschmerzen: Wirkungen und Nebenwirkungen.
Weinheim-Basel-Cambridge-New York: VCH, 1991,ed1 p 136-140.
25 - Jage J. Opiatanalgetica : Toleranz gegenüber der
Analgesie Jage J (eds): Medikamente gegen Krebsschmerzen: Wirkungen und
Nebenwirkungen. Weinheim-Basel-Cambridge-New York: VCH, 1991,ed1 p 146-149.
26- Jage J. Opiatanalgetica Jage J (eds): Medikamente gegen
Krebsschmerzen: Wirkungen und Nebenwirkungen. Weinheim-Basel-Cambridge-New York:
VCH, 1991,ed1 p 22.
27 - Knight CL. The use of opioids chronic low back pain. In:
Twacross RG (ed) The Edinburgh symposium on pain and medical education. Royal
Society of Medicine Services International Congress and Symposium Series 1989,
149; 201-204.
28 - Krames ES. Rational uese of opioids nonmalignant pain. J
Pharm Care Symp Control 1997, 5(3); 3-15.
29 - Kupers RC et al. Morphine differentially affects the
sensory and affective pain ratings in neurogenic and idiopathic form of pain.
Pain 1991;47; 5-12.
30 - Lorenz J, Beck H, Bromm B. Cognitive performance, mood
and experimental pain before and during morphine-induced analgesia in patients
with chronic non-malignant pain. Pain 1997; 369-375.
31 - Maier C. Morphin bei chronischen Nichttumorbedingten
Schmerzen, Medikamentöse Schmerztherapie, Diener HC, Maier C (eds): Das
Schmerztherapie Buch, Urban&Schwarzenberg, Monheim: Grossbuchbinderei
Monheim, 1997; 326 327.
32 - Marti AM: Opioid in Chronic Non-Malignant Pain. Book of
Abstracs, II Congress of the Europan Federation of IASP Chapters: Pain in
Europa, 23-27 September 1997, Barcelona, Spain; 255.
33 - Max MB et al. Association of pain relief with drug side
effects in postherpetic neuralgia: a single-dose study of clonidine, codeine,
ibuprofen and placebo. Clin Pharmacol Ther 1988;43; 363-71.
34 - Mc Quay HJ e al. Opiod sensitivy of chronic pain: a
patient-controlled analgesia method. Anaetshesia 1992, 47; 757-767.
35 - Moran C. MST continus tablets and pain control in severe
rheumatoid arthritis. Br J Clin Res 1991, 2; 1-12.
36 - Moulin DE et al. Randomised trial of morphine for
chronic non-cancer pain. Lancet 1996, 347(8995); 143-147.
37 - Pappagallo M, HeinbergLJ. Ethical issues in the
management of chronic nonmalignant pain. Semin Neurol 1997, 17(3); 203-211.
38 - Parris WCV. Pharmacological Pian Control in Cancer.
Abstracts Book 7th International Symposium The Pain Clinic. October
2-6, 1996, Istanbul, Turkey.
39 - Payne B, Norfleet MA Chronic pain and the family: a
review. Pain 1986 26; 1-22.
40 - Piepenbrock S, Sittig HB. Tumorschmerztherapie.
Refresher Course Aktuelles Wissen für Anaesthesisten Nr.24: Juni 1998,
Frankfurt, Deutschland, 45-64.
41 - Portenoy RK. Chronic oioid therapy in nonmailgnant pain.
J Pain Symptom Manage 1990, 5; S46-62.
42 - Portenoy RK. Inadequate Outcome of Opioid Therapy for
Cancer Pain: Influences on Practitioners and Patients in Patt RB (eds): Cancer
Pain. Philadelphia: J.B. Lippincott Company, 1993, ed1 p 119-129.
43 - Portenoy RK. Opioid therapy for chronic nonmalignat
pain: A review of the critical issues. J Pain Symtom Manage 1996, 11(4);
203-217.
44 - Romano JM, Turner JA, Clancy SL. Sex differences in the
relationship of pain patient dysfunction to spouese adjustment. Pain 1989, 39;
289-295.
45 - Rothstein D et al. Opioide in der Langzeittherapie bei
nicht tumorbedingtem Schmerz. Schmerz 1998, 1; 90.
46 - Rowbotham MC, Reisner-Keller LA, Fields HL. Both
intravenous lidocaine and morphine reduce the pain postherpetic neuralgia.
Neurology 1991;41; 1024-8.
47 - Schofferman J. Long-term of opiod analgesics for the
chronic pain of nonmalignant origin. J Pain Symptom Manage 1995, 8(5); 279-288.
48 - Schug SA, Merry AF, Acland RH. Treatment principles for
the use of opioids in pain of nonmalignant origin. Drugs 1991, 42(2); 228-239.
49 - Schulzeck S, Gleim M, Maier C. Morphintabletten bei
chronischnen nicht-tumuorbedingten Schmerzen. Anaesthesist 1993, 42: 554-556.
50 - Sees KL, Clark HW. Opioid use in the treament of chronic
pain: assesment of addiction. J Pain Symptom Manage 1996, 8(5); 257-264.
51 - Sorge J et al.: Opioidanalgetika bei nicht-malignen
Schmerzen-Langzeitbehandlungsergebnisse bei Patienten mit rheumatischen
Bscwerden. Schmerz 1991, 5; 60-68.
52 - Stein C: Opioid teratment of chronic nonmalignant pain.
Anesth Analg, 1997 Apr, 84:4, 912-4.
53 - Thole H et al.: Morphintest-Pilotstudie zur
Ojektivierung der Opioidsensibilitaet und Dosisfindung. Schmerz 1994, 8 (Suppl
1); 28.
54 - Waldvogel HH. Unerwünschte Nebenwirkungen der Oioide
Waldvogel HH (eds): Analgetika, Antinozizeptiva, Adjuvanzien: Handbuch für die
Schmerzpraxis. Berlin Heidelberg: Springer-Verlag, 1996,ed1 p 237.
55 - Wilder-Smith CH, Osler W, Bornman P. Characteristics and
effective Treatment of Severe Pain from Chronic Pancreatitis. Book of Abstracs,
II Congress of the Europan Federation of IASP Chapters: Pain in Europa, 23-27
September 1997, Barcelona, Spain; 255.
56 - Zenz M et al. Oral Opioidtherapie bei Patientin mit
nicht-malignen Schmerzen. Schmerz 1990, 4; 14-21.
Tablo 1: Opioidlerin adjuvan tedavi ile birlikte veya tek
başına endikasyonları ve kullanıma örnekler 15.
|
ENDİKASYON
|
KULLANIMA ÖRNEKLER
|
|
Diğer tedavi yöntemleri ile yeteri kadar
giderilemeyen kronik ağrılar
|
Şiddetli dejeneratif eklem hastalıklarında (ağrı
nedeniyle ağrı kısıtlılığı olan hastalar)
|
|
Periferik etkili analjezikler veya NSAID ın
dayanılmaz yan etkilerinde
|
Osteoporozlarda şlddetli ağrılar
|
|
Periferik etkili ilaçların kullanımında
kontrendikasyon bulunan durumlarda
|
Şiddetli sırt ağrıları (İnstabilite, birden
çok ameliyat sonrası)
|
|
NSAID ların yetersiz analjezik etkilerinde
|
Herpes Zoster sonrası nevralji
|
|
Hastalığın ilerlemesi ile birlikte analjezik
tedaviyi artırmanın gerekli olduğu durumlarda
|
Fantom ve güdük ağrıları
|
|
Periferik analjezik kullanımında geçici ağrı
ataklarının tedavisinde
|
Deafferantasyon ağrısı
|
|
Opioide zorunlu ağrılarda
|
Nöropatik ağrılar
Talamik ağrı
Kanser ağrıları
Postoperatif ağrı
Akut ağrılar (özellikle kronikleşme eğilimi
olanlar)
|
Tablo 2: Santral etkili analjezikler için kontrendikasyonlar 15
|
RÖLATİF
|
KESİN
|
|
Benzodiyazepin medikasyonu
Kötüye kullanım öyküsü
Tolere edilemeyen yan etkiler
|
Başka araç/ilaçlarla giderilebilen ağrılar
Ters etkiler
|
Tablo 3: Opioid doz ve seçenekleri 31
|
Zayıf Opioidler
|
Doz (mg)
|
Etki süresi (saat)
|
Yan etkiler
|
|
Başlangıç
|
Maksimum
|
|
Dihidrokodein retard
|
2 x 60
|
3x240
|
8-12
|
Kabızlık ++
|
|
Dekstroproksifen retard
|
2 x 150
|
3x300
|
8-12
|
Kabızlık ++
|
|
Tramadol retard
|
2 x 100
|
4 x 200
|
6-8
|
Bulantı ++
Kabızlık +
|
|
Kodein retard
|
2 x 100
|
2 x200
|
8-12
|
Kabızlık +
|
| |
|
Güçlü Opioidler
|
|
|
Morfin retard
|
2 x10
|
3 x 1000
|
8-12
|
Kabızlık ++
Bulantı +
|
|
Buprenorfin
|
3 x 0,2
|
4 x 1,2
|
6 x 8
|
Kabızlık +
|
|
Levometadon
|
1 x 2,5
|
1 x 200
|
?
|
Kümülasyon
|