Y. Doç. Dr. Yasemin GÜNEŞ (ÇÜTF Anesteziyoloji Anabilim Dalı)
Gebelik ve Laktasyonda Ağrı tedavisinde kullanılan ilaçlar
Çoğu hekim gebelik ve laktasyon sırasında fetusa ve bebeğe
zarar verebileceğinden ilaç kullanımından kaçınır. Gebelikte öncelikle
nonfarmakolojik yöntemlerin uygulanması, medikal tedavi kullanılacak ise ilaçların
anne ve fetus üzerine olabilecek potansiyel zararlar gözönüne alınarak
minimalize edilmesi gerekir. İlaçların proteine bağlanma derecesi, maternal
metabolizmanın hızı ve moleküler ağırlık maternal dolaşımdan fetus sirkülasyonuna
geçişte önemli rol oynar. Yüksek polar moleküller (heparin ve insülin gibi
) dışında hemen hemen tüm ilaçlar fetusa ulaşır.
Fetal malformasyonların yalnızca % 25'i genetik geçişli,
% 2-3 'ü çevresel faktörlere bağlıdır (16). Fetusa zarar veren
ilaçların en klasik örneği gebelik sırasında uygulandığı zaman,
insanlarda ciddi ekstremite deformitelerine yol açtığı belirlenen
talidomiddir.
İnutero dönemde vücudun major yapısı ilk 12 haftada oluşur.
Maternal ilaç kullanımı için en kritik dönem organogenezis dönemidir
(4-10. hafta). Organogenezis öncesi ilaç kullanımı embriyoyu ya tamamıyla
etkiler ya da hiç etkilemez. Embriyo ya yaşamaz yada anomali olmadan gelişir.
Gebeliğin daha sonraki dönemlerinde ilaçlar multiorganları içeren gelişme
sendromları veya intrauterin gelişme geriliğine neden olurlar (16, 21).
Bazı ilaçlar direkt fetus üzerine etkili olmayıp, gebelik
fizyolojisi üzerine yan etki oluşturabilirler. Örneğin nonsteroidal
antienflamatuar ilaçlar doğumun başlamasını geciktirebilir, amniyotik sıvı
volümünün azalmasına neden olabilir veya yeni doğanda pulmoner
hipertansiyon riski taşıyabilirler.
İlk trimestrda teratojenik olduğu bilinen ilaçlar
(21)
-Fenitoin
-Sodyum valproat
-Lityum tuzları
-Karbamezapin
-Warfarin
-Retinoidler
-Danazol
Amerikan Food and Drug Administration ( FDA-Yiyecek ve ilaç
uygulamaları) tüm ilaçları 5 kategoride toplamıştır (Tablo 1). Bu
sistemde potansiyel teratojenik veya embriyotoksik etkiler bilimsel veya klinik
kanıtlar baz alınarak hazırlanmıştır.
Tablo 1- Ağrı tedavisi sırasında kullanılan medikasyonların
FDA gebelik risk kategorileri
FDA Klasifikasyonu Tanımlama Örnekler__________________
Kategory A Kontrollü insan çalışmalarında
Multivitaminler
fetus için risk taşımayanlar.Fetusa
zarar verme olasılığı olmayanlar.
Kategory B Hayvan çalışmalarında fetus için Asetominofen
risk taşımayanlar veya teratojenik Butorphanol, nalbufin *
riski olmayanlar, ancak kontrollü Kafein ,fentanil,
hidrokodon
insan çalışmaları henüz yetersiz meperidin,
morfin,oksikodon
olanlar. Oksimorfon *
İndometasin,naproksen
ibuprofen
Paroksetin, fluoksetin
Prednisolon, prednison
Kategory C Hayvanlarda teratojenik veya Aspirin, ketrolak
embriosidal risk taşıyanlar, ancak kodein, propoksifen *
insanlar ve hayvanlarda kontrollü Gabapentin
çalışmaları olmayanlar Lidokain
Mexilitene
Nifedipin
Propranolol
Sumatriptan
Kategory D İnsanlarda pozitif fetal risk taşıyanlar,
Amitriptilin,imipramin
ancak bazı durumlarda faydaları Diazepam
risklerinden daha ağır basabilen ilaçlar Fenobarbital
Fenitoin,valproik asit
Kategory X Pozitif önemli fetal risk ve açıkca Ergotamin
zararları faydalarından ağır basanlar
FDA: Food and drug Administration
*Opioid analjezikler terme yakın dönemde yüksek dozlarda
veya uzayan periyodlarda kullanılırsa,
Kategory D'e girer.
İlaçların anne sütüne geçiş mekanizmaları
Süt içerisine geçen ilaç miktarı bazı kinetik faktörlere
bağlıdır (19).
-İlacın lipid eriyebilirliği
-İlacın moleküler ağırlığı
-Maternal kandaki seviyesi
-Maternal sirlülasyondaki proteine bağlanma oranı
-İnfanttaki oral biyoyararlanım
-Maternal ve infantın plazma kompartımanlarındaki yarılanma
ömrü.
Erken postpartum dönem
İlaçlar süt içerisine difüzyonla geçer, ancak aynı
zamanda sekretuar mekanizmalar da rol oynar. İlaç maternal plazma kompartmanından
kapiller duvar boyunca alveoler hücreler içerisine geçer. Yaşamın ilk 4-10
gününde alveoler hücreler arasında geniş açıklıklar vardır. Bu açıklıklar
immunglobulinler, maternal lenfositler ve diğer maternal proteinlerin süt içerisine
geçmesine izin verir. İlk haftanın sonunda alveoler hücreler arasındaki açıklıklar
kapanır ve süt içerisine geçiş kısıtlanır.
Maternal plazma seviyesi
İlaçların süt içerisine geçmesinde önemli bir faktör
de annedeki plazma seviyesidir. Anne plazmasındaki konsantrasyon ne kadar yüksekse
süt içerisindeki konsantrasyon da o kadar artacaktır. Bu nedenle inhale
adrenerjikler, vazomotor rinit için inhale kortikosteroidler ve intranazal
steroidler tercih edilir , diğer medikasyonlarda yarılanma ömrü kısa
olanlar seçilir.
Proteine bağlanma ve lipofilite
Proteine bağlanma ve lipid eriyebilirliği diğer iki önemli
faktördür. Yüksek lipid eriyebilirliğine sahip ilaçlar süte daha kolay
penetre olurlar. Maternal plazmada sirküle eden çoğu ilaç albumine bağlanır.
Bağlanmayan kısım plazmada serbest olarak kalır. Bu serbest komponent süt içerisine
transfer olurken, bağlanmış fraksiyon dokulara ulaşabilmek için plazmada
kalır. Bundan dolayı ilaçlar proteinlere yüksek oranda bağlanırsa daha az
oranda süte ulaşırlar. Bu nedenle aynı sınıfa ait ilaçlar seçilirken
daima yüksek oranda proteine bağlananlar tercih edilmelidir.
Oral biyoyararlanım
İlaç anne sütüne geçtiği zaman bebek tarafından alınır
ve gastrointestinal traktusu tarafından absorbe edilir. Genellikle infant
midesi oldukça asidiktir ve bazı ilaçlar denature olabilir. Bazı ilaçlar
ise süt ve kalsiyumdan zengin gıdalarla alındığında zayıf absorbe olur.
Zayıf oral biyoyararlanımı olan ilaçlar arasında gentamisin, seftriakson ve
morfin gelmektedir. Birkaç ilaç dışında maternal dozun %1den azı süt içerisine,
dolayısıyla infanta geçer.
Moleküler ağırlık
Genellikle düşük moleküler ağırlıklı ilaçlar,
alveoler epitelyal hücreden daha kolay difüzyona uğradıkları için anne sütüne
daha çok geçerler. Moleküler ağırlığı 300 den küçük olanlar kolay
penetre olurlar.
pKa
Bir ilaç yüksek pKaya sahipse süt içerisinde de yüksek
konsantrasyona ulaşır. Daha yüksek pKaya sahip ilaçların genelde süt/
plazma oranı yüksektir. Bu nedenle düşük pKaya sahip ilaçlar seçilmelidir.
Neonatal doz genellikle maternal dozun %1-2 'dir (1).
Postpartum dönemde ilk birkaç gün çok az miktarda kolostrum sekrete edildiği
düşünülürse erken dönemde anne sütü ile besleme durumunda, doğum sırasında
verilen ilaçlar bebek için çok az risk taşır (3). Anne sütü
ile beslenmenin hemen ardından göğüs sütü sentez olur ve sekrete edilir.
Beslemenin ardından ilaç alınması veya uzun intervallerle besleme ve uzun
etki süreli ilaçlardan kaçınılması, bebeğe ilaç transferini azaltabilir (3).
Laktasyon döneminde kaçınılması gereken ilaçlar (21)
İlaç Olası etki
Aspirin Reye sendromu
Barbitüratlar Uykuya meyil
Benzodiazepinler Letarji
Karbimazol Hipotiroidi
Kombine oral kontraseptifler Süt ve içerğindeki proteinin
azalması
Sitotoksik ilaçlar İmmunodepresyon, nötropeni
Efedrin İrritabilite
Amerikan Pediatri Akademisi anne sütü ile beslenme sırasında
kullanılan ilaçları kategorize etmiştir (1)(Tablo 2).
Tablo 2- Laktasyon sırasındaki maternal medikasyonların
Amerikan Pediatri Akademisi (AAP) tarafından yapılan klasifikasyonu
AAP Klasifikasyonu Tanımlama Örnekler __________
Kategory 1 İlaç kesinlikle laktasyon sırasında Ergotamin
kullanılmamalı. Maternal alım ile
bebekte ciddi yan etkilerin olduğuna
dair kuvvetli delillerin varlığı
Kategory 2 İlacın bebekte etkisi bilinmeyenler
Amitriptilin,desipramin
Dikkatli kullanım önerilenler doxepin,fluoksetin,imipramin
trazodon
Diazepam, lorazepam,
midazolam
Kategory 3 Anne sütü ile geçinebilir olanlar Karbamezapin,
fenitoin
valproik asit
Atenolol, propranolol,diltiazem
Kodein, fentanil, metadon
Morfin, propoksifen,
butorphanol
Lidokain, mexiletene
Asetominofen İbuprofen,indometasin
ketrolak, naproksen
Kafein
Ağrı tedavisinde sıklıkla kullanılan İlaçlar
Nonsteroidal antienflamatuar ilaçlar (NSAID)
Aspirin bu sınıfta üzerinde en çok çalışılan ajandır.
Aspirine bağlı olarak prostaglandin sentezinin inhibisyonu gestasyon süresinin
artmasına ve uzamış doğuma neden olabilir (16). Aspirinin
platelet inhibitör etkisi de iyi bilinmektedir ve teorik olarak peripatrum
hemoraji riskini artırabilir. Aspirin tedavisi uygulanan annelerde doğum
sonrası 5 günden daha uzun dönemde neonatal platelet fonksiyonları inhibe
olur. Düşük doz aspirinin (60-80 mg/gün ) maternal ve neonatal etkilerinin
olmadığı bildirilmektedir. Yüksek dozlarda 35 haftadan daha az gestasyon yaşına
sahip bebeklerde intrakranial hemoraji riskini artırmaktadır (2).
İbuprofen konjenital defektlere yol açmaz. Gebelik esnasında
ibuprofen kullanımı reverzible (fetal idrar akımının azalmasına bağlı)
oligohidramnios ve orta derecede fetal duktus srteriosusun daralmasına neden
olabilir (11). Benzer olarak naproksen uygulamasının da konjenital
defektlerle ilişkisi yoktur. Naproksen de ibuprofenin renal ve vasküler
etkilerini paylaşır , duktus arteriosus çapını azaltır ve oligohidramniosa
neden olabilir (2).
Ketorolak oral veya parenteral uygulanabilen bir NSAID'dır.
Gebe tavşanlarda bir etkisinin olmadığı, ancak kemirgen hayvanlarda
distosiye yol açtığı bildirilmiştir. Ketorolak diğer NSAID'lar gibi
platelet inhibitör etki gösterir (4). Duktus arteriosus ve renal
vaskülerite üzerine etkileri değerlendirilmemiş olmasına karşın, diğerleri
ile aynı etkiyi gösterebilir.
Nonsteroid antienflamatuar ilaçlar sezaryen cerrahisinden
sonra oldukça geniş kullanım alanına sahiptir. Salisilatların emziren
annelerde yüksek iyonizasyon derecesi ve plazma proteinlerine yüksek oranda bağlanmalarından
dolayı anne sütüne transportu sınırlıdır. Çok az konsantrasyonlarda süt
içerisine geçer ve pik seviyeye 3. saatte ulaşır .Uzun süreli kullanımlarda
bebeklerde eliminasyonu oldukça yavaş olduğu için dikkatli olunmalıdır (7).
İnfantta platelet disfonksiyonuna neden olabileceği gibi daha çok viral
hastalık sırasında verildiğinde karşılaşılan ve çocuklarda beyin ve
karaciğeri etkileyen Reye sendromu ile ilişkili olabilir.
İbuprofen, naproksen, ketorolak gibi antienflamatuarların
anne sütü ile uyumlu olduğu gösterilmesine karşın, neonatal konvülziyonlar
ve nefrotoksisiteye yol açması nedeniyle indometasinden kaçınılması önerilmektedir
(3, 5). İndometasinin sütteki oranı maternal dozun 0.18i ile
0.98i arasındadır. Oral emilimi yavaştır ve biyoyararlanımı tam değildir.
İndometasin tedavisi alan bir annenin 7 günlük bebeğinde açıklanamayan
konvülziyonlar gözlenmiş ve süt ve kan örneği elde edilmemesine karşın,
olası neden olarak indometasin gösterilmiştir (5). Laktasyon sırasında
maternal ketorolak kullanımı ilgili bilgi az olup, anne sütünde maternal
serum seviyesinin % 1-4'ü konsantrasyonlarda saptanmıştır. Oral uygulamadan
sonra ketorolak'ın biyoyararlanımı düşünülürse neonatal kan seviyesi
maternal dozun % 0.16- %0.4'ü arasında değişir. AAP ketorolak'ı anne sütü
ile uyumlu kabul etmektedir (1).
Nonsteroid antienflamatuarların antiplatelet özelliklerinden
dolayı epidural kateter yerleştirilmesi sırasında epidural hematom riski
vardır. Ancak, düşük doz aspirin tedavisi veya diğer NSAID'ların kullanımında,
spinal veya epidural kateter yerleştirilmesi sırasında epidural hematom
riskinin arttığına dair bir kanıt yoktur (22).
Asetominofen diğer NSAID' lara benzer şekilde
antienflamatuar etkisi olmaksızın analjezi sağlar. Teratojenik özelliği
olmadığı gibi platelet fonksiyonlarını da etkilemez. Ancak çok yüksek
dozlarda hepatotoksisiteye neden olur. Eğer gebelik sırasında orta derecede
bir ağrı mevcutsa yararlı ve etkin olan asetominofen ilk tercih edilecek ilaçtır
(2). Asetominofenin anne sütü ile geçimli olduğu kabul edilir (17).
Neonatalin midesine geçen ilaç miktarı maternal dozun % 2'sinden daha azdır.
Opioid analjezikler
Metadon kullanan kişilerde konjenital defekt saptanamamıştır.
FDA tarafından terme yakın dönemde yüksek oranda metadon kullanılması dışında
risk kategory B'e alınmıştır.
Neonatal yoksunluk sendromu inutero metadon veya eroine maruz
kalan infantların % 30-90'nında gözlenmektedir. Neonatal geri çekilme
semptomları genellikle anne 20 mg/gün'ü aşan dozlarda metadon kullanıyorsa
gözlenir Çoğu infantta semptomatik geri çekilme semptomları postpartum 48.
saatte ortaya çıkar, ancak 7-14.günlerde de semptomların başladığına ait
raporlar vardır (29). Prenatal dönemde opioidlere uzun süre maruz
kalanlarda geri çekilme sendromunu önleyebilmek için, weaning (ayırma) oldukça
yavaş (her 3. günde %10 azalma) olmalıdır. Geri çekilme semptomlarını önlemede
anne sütünde metadon seviyesi gösterge olabilir (3).
Herhangi bir opioid agonist veya agonist -antagoniste gebelik
sırasında maruz kalmanın major veya minör malformasyonlara yol açtığına
dair bir kanıt yoktur. The Collaborative Perinatal Project 'de 50.282 gebe kadının
563'ü ilk trimestrda kodein, 686'sı propoksifene maruz kalmıştır (10).
Bu durumda major veya minör malformasyonlarla ilişkisini destekleyen herhangi
bir kanıta rastlanılmamıştır. Kodein ile 6 adet defekt (respiratuar
anomali, genitoüriner anomali, Down sendromu, tümörler, umblikal herni ve
inguinal herni) saptanmıştır. Propoksifen ile mikrosefali, persistan duktus
arteriosus, bening tümör ve clubfoot bildirilmiştir. Kodeine bağlı
respiratuar problemler dışında hiçbirisinde insidans genel popülasyondan
farklılık göstermemektedir. Kodein ve propoksifen FDA'de kategory C'de yer
almaktadır.
The Collaborative Perinatal Project'e göre hidrokodon,
meperidin, metadon, morfin veya oksikodon kullanımının konjenital
anomalilerle ilişkisi bildirilmemiştir (10). Fentanil hidromordon,
oksimorfon, butorfanol veya nalbufinin de konjenital defektlerle ilişkisi
yoktur. Bununla birlikte bu ajanlara ait gebelik sırasında alım bildirilmemiştir.
Hidrokodon, morfin, meperidin, hidromorfon, metadon, oksikodon, fentanil,
oksimorfon, butorfanol ve nalbufine FDA tarafından risk kategory B'de yer
verilmiştir.
Fentanil periopratif periyodda sıklıkla parenteral kullanılan
opioid analjeziklerden birisidir (20). Diğer opioid analjezikler
gibi doğum öncesi annede kullanılırsa yenidoğanda respiratuar depresyona
neden olabilir.
Meperidin hepatik metabolizma sonucu yarılanma ömrü uzun
olan normeperidine döner (18 saat). Özellikle renal yetmezlikli olgularda
birikime uğrar. Normeperidin tremor, miyoklonus, ve jeneralize konvülziyonlar
gibi santral sinir sistemi eksitasyonuna neden olur.
Mikst opioid agonist- antagonist analjezikler doğum sırasında
geniş oranda kullanılmalarına karşın pür opioid ajanlara karşı bir üstünlükleri
yoktur.
Opioidler anne sütüne ekstre edilir. Farmakokinetik
analizler kodein ve morfinin anne sütü konsantrasyonlarının maternal plazma
konsantrasyonuna eşit veya daha yüksek olduğunu göstermektedir. Hasta
kontrollü analjezi (PCA) yolu verilen meperidinin, yeni doğanın nörodavranış
testlerinde, eşit miktardaki analjezik dozdaki morfinden anlamlı olarak daha yüksek
depresyona neden olduğu gözlenmiştir İnfantın gastrointestinal sisteminden
opioidler absorbe edildikten sonra metabolizmaya uğrarlar. Morfin
glukuronidasyonla inaktif metabolitlerine ayrılır. Meperidin N-demetilasyonla
normeperidine dönüşür. Normeperidinin yarılanma ömrü yenidoğanda
uzundur. Düzenli aralıklarla beslenme normeperidinin birikmesine ve nörodavranışşal
depresyona ve epilepsiye neden olabilir (9). AAP birçok opioid
analjeziğin (kodein, morfin, fentanil, metadon ve propoksifen) anne sütü ile
geçimli olacağını bildirmiştir.
Gebe kadınlarda sıklıkla nonobstretrik cerrahide
postoperatif analjezi amacıyla opioid analjezikler kullanılır. Fentanil,
morfin ve hidromorfon potent bir parenteral ajana ihtiyaç duyulduğunda yararlı
ve etkin alternatiflerdir. Hafif dereceli ağrıda asetominofen tek başına
veya hidrokodon ile kombine edilerek uygulanabilir. Orta dereceli ağrıda tek
başına oksikodon veya asetominofen ile kombine kullanılarak efektif bir
analjezi sağlar. Şiddetli ağrılarda ise morfin veya hidromorfon gerekebilir.
Fentanil analjezik dozda kullanıldığında kolostrumda bebeğin
serumundan daha yüksek konsantrasyonda saptanmıştır. Bu, oral biyoyararlanımının
az olduğunu gösterir. O nedenle emziren annelerde anne sütü ile uyumludur (24).
Opioid analjezikler postoperatif analjezi amacıyla
intratekal veya epidural yolla da uygulanabilirler. Opioidlerin doğumda spinal
veya epidural kullanılması maternal plazma konsantrasyonunu minimalize
edecektir ve belki de fetusa plasental transfer azalacaktır.
Lokal anestetikler
Bazı çalışmalarda lokal anesteziklerin teratojenik
etkileri olduğu bildirilir. Lidokain ve bupivakainin fetusun gelişmesi üzerine
önemli bir etkilerinin olmadığı belirtilmiştir. Collaborative Perinatal
Project'e göre yalnızca mepivakainin teratojenik etkiye sahip olduğu
belirtilmektedir, bununla birlikte bu sonuca ulaşmak için hasta sayısı
yetersizdir. Hayvan çalışmaları kontinü lidokainin konjenital anomaliye yol
açmadığını göstermiştir, ancak neonatal doğum ağırlığını
azaltabilir (8).
Doğumda epidural anestezi sırasında kullanılan lokal
anestetiklerden ne lidokain ne de bupivakaininin anne sütünde ölçülebilir
seviyede olmadığı bildirilmiştir (3). Kardiyak aritmilerde kullanılan
2-4 mg/kg gibi yüksek dozlardaki iv lidokain anne sütünde minimal seviyede görülür
(28). Amerikan Pediatrik Akademisi emziren annelerde lokal
anestetikleri anne sütü ile uyumlu kabul etmiştir.
Mexilitene, oral kullanılan diğer bir antiaritmik ilaçtır.
Farmakolojik ve strüktrel açıdan lidokaine benzer ve parapatik ağrıda
tedavi edici olduğu gösterilmiştir. Lipid solubdür ve plasentayı geçer. İnsanlarda
yapılmış kontrollü çalışmalar yoktur. Sıçanlarda, fare ve tavşanlarda
insanlardaki maksimal dozun 4 katı dozda kullanıldığında fetal rezorbsiyon
artmaktadır , ancak teratojenite gösterilememiştir. Mexilitene göğüs sütüne
geçer, günlük alım ile süte geçişi çok azdır (14). AAP
mexiliten'i anne sütü ile geçimli kabul etmiştir. Mexilitene FDA tarafından
risk kategory C'e alınmıştır, hamilelik sırasında dikkatli kullanılmalıdır.
Steroidler
Prednison ve prednisolon plasenta tarafından inaktif hale
getirilmesine karşın çoğu kortikosteroid plasentayı geçer (16).
145 hastalık ilk trimesterda prednisolon kullanılan bir seride infant
malformasyonunda artış saptanmamıştır (10). Muhtemel minimal
fetal risk geçişi nedeni ile gebelikte epidural steroid kullanımı sınırlıdır.
Maternal steroid dozunun %1den daha azı infantta gözlenir.
Bu seviyedeki steroid infantın endojen steroid sentezini etkileyebilir (12).
Prednizon kısa yarı ömre sahip olup süt içerisine çok az miktarda salınır.
Doz alımından 1-2 saat içerisinde kanda ve sütte pik etkiye ulaşır. Bebeğin
alımı engellenmek isteniyorsa ilacın alımından sonra 4 saat kadar
beklenilmelidir.
Benzodiazepinler
Benzodiazepinler, insomnia ve kronik ağrıda iskelet kası
gevşeticisi olarak sıklıkla kullanılan anksiyolitik ilaçlardır. İlk
timesrda benzodiazepin kullanımı ile konjenital malformasyon riski artar.
Diazepam dudak damak yarığı ve konjenital inguinal herniye neden olabilir (13).
Benzodizepinlerin kullanım ile fetal hipotermi, hiperbilirubinemi ve
respiratuar depresyon riski vardır. Klordiazopoksidin konjenital anomali
riskini 4 kat artırdığı (spastik dipleji, duodenal atrezi,konjenitak kalp
hastalığı) bildirilmiştir. Ancak yine de benzodiazepinler tek başına
kullanıldıklarında konjenital anomaliler için risk faktörü olarak kabul
edilmemektedir. Oksazepam kullanımı da konjenital anomalilere (dismorfik
fasiyal görünüm ve santral sinir sistemi defektleri) neden olur. Teratojenite
riski yanısıra inutero benzodiazepinlere maruz kalan neonatalde doğumdan
sonra geri çekilme semptomları görülebilir.
Süt veren annelerde ise tek bir maternal dozdan sonra 10 gün
boyunca infantın serumunda diazepamın metaboliti desmetildiazepam tayin
edilebilir (6). Bu durum adultlarla neonatallerin metabolizması kıyaslandığında
neonatellerde metabolizmanın daha yavaş olduğunu gösterir.
Antidepresanlar
Antidepresanlar sıklıkla migren tedavisinde analjezik ,
kronik ağrıda ise antidepresan olarak kullanılırlar. Amitriptilin,
nortriptilin ve imipramin FDA tarafından risk kategory D'e ilave edilir.
Selektif seratonin reuptake inhibitörü fluoxitine ve paroxetine kategory B'e
dahildir. Desipramin ve diğer konvansiyonel antidepresanlar ise kategory C'e
girer.
Amitriptilin hamsterlerde ensefalosel, sıçanlarda ise
iskelet anomalilerine yol açar (2). İmipramin tavşanlarda çeşitli
konjenital anomalilere neden olur, ancak bu etki fareler, maymunlar ve sıçanlarda
gözlenmez. İnsan çalışmaları imipramin kullanan annelerin bebeklerinde
kardiyovasküler defektler dışında, antidepresanların herhangi bir
konjenital anomaliye yol açmadığını göstermektedir (2).
Maternal desipramin kullanımına bağlı konjenital defekte ait rapor da
yoktur. Nortriptilin ,imipramin, desipramin kullanan annelerde neonatal kesilme
sendromu olarak irritabilite, kolik , taşipne ve üriner retansiyon görülür (2).
Nortriptilin ,imipramin, desipramin hepsi anne sütüne
ekstre edilir. Maternal dozun % 1'i anne sütüne geçer. Wisner ve arkadaşları
bu ilaçların anne sütünde tesit edilebilir seviyede bulunmadığını saptamışlardır
(26). Maternal doxepin kullanımı ile plazmada metaboliti N
desmetildoxepin de artar ve infantta respiratuar depresyona yol açabilir (15).
Amerikan Pediatric Akademisi tarafından doxepinin risk kategorisi belirlenememiştir.
Antikonvülzanlar
Antiepileptik ilaçlardan fenitoin, karbamezapin ve valproik
asit kullanan annelerin bebeklerinde konjenital anomali riski % 5'dir veya genel
popülasyonun iki katıdır. Karbamezapin ve valproik asit kullananlarda,
serumda a -fetoprotein yüksekliği ile tespit
edilebilen nöral tüp defektleri görülebilir (27). Gebelikte
antikonvülzan kullananlarda yetersiz folat alımı nöral tüp defekti gelişimini
kolaylaştırabilir. Fetal hidantoin sendromunda mikrosefali, mental bozukluk ve
kraniofasial anomaliler gibi dismorfik değişiklikler gözlenir (27).
Kronik ağrı için antikonvülzan ilaç kullanan kadınlarda fetal malformasyon
riski epilepsinin kontrolü için ilaç kullananlardan daha düşük olabilir.
Nöropatik ağrı için antikonvülzanların, ilk trimestrda
özellikle kullanılmaması önerilir Mutlaka kullanılması gerekiyorsa bir
perinatolojist ile konsülte edilmelidir.
Gabapentin de nöropatik ağrıda kullanılır, fetus üzerine
etki ve gebelerde kullanımı hakkında çok az bilgi vardır.
Antideprasanların laktasyon sırasında kullanımları
zararlı değildir. Karbamezapin maternal doz 200-800 mg /gün olduğunda sütte
1.3-3.6 mg/lt konsantrasyonda bulunur. Fenitoin ve valproik asit süte çok az
geçer, yan etki bildirilmemiştir. Gabapentin kullanımı ile ilgili bilgi
yoktur.
Ergo alkaloidleri
Ergotamin migren tipi başağrılarının atak tedavisinde önerilen
bir terapotik ajandır. Ergotamin düşük oranda teratojenik risk ile
birlikte olup yüksek dozlarda uterin kontraksiyonlara ve düşüğe neden olur.
Laktasyon sırasında ergo alkaloidleri neonatal konvülziyonlar ve ciddi
gastrointestinal problemlere yol açar (2). Genellikle metergonovin
doğum sonrası uterin atoni ve maternal hemoraji nin tedavisinde sistematik
olarak uygulanır.
Kafein
Kafein vasküler tip başağrısında sıklıkla
analjeziklerle kombine edilir. Gebelik esnasında kafein kullanımının
intrauterin gelişme geriliği, fetal ölüm ve premature doğuma yol açmadığı
belirtilmiştir, ancak 300 mg/gün'ün üzerinde kullanımlarda doğum ağırlığını
azaltığı bildirilmiştir. Laktasyon sırasında orta derecede kafein kullanımı
(2-3 fincan/gün kahvenin üzerinde) bebeği etkilemez. Anne sütünde maternal
dozun % 1'den azı bulunur, maternal alımdan 1 saat sonra sütte pik yapar. Aşırı
kafein alımı zayıflık, güçsüzlük ve bebekte irritabiliteye yol açabilir
(7).
Sumatriptan
Sumatriptan bir selektif seratonin antagonisti olup, migren
tipi başağrısının tedavisinde etkin bir ilaçtır. İnsanlarda teratojenik
olduğuna dair bilgiler sınırlıdır, ancak daha fazla bilgi elde edilene
kadar gebelik sırasında kullanılmaması önerilir (18).
Sumatriptanın ergotamine zıt olarak uterin kontraksiyonlarn üzerine etkisi
yoktur ve abortusa yol açmaz. Sumatriptan FDA tarafından Kategory C' ye ilave
edilmiştir.
Laktasyon sırasında kullanımı ile bilgi azdır. Süte az
oranda geçmektedir. Sumatriptanın bebeğin gastrointestinal sisteminden % 14
gibi zayıf absorbsiyona uğramaktadır.
b Blokerler
Propranolol ve diğer b blokerler
migren ve non-migren vasküler başağrılarının kronik proflaksisinde kullanılmaktadır
(23). Propranolol'un teratojenik olduğuna dair bir kanıt yoktur.
Potansiyel olarak maternal kardiyak debinin ve plasental perfüzyonun azalmasına
bağlı olarak fetus ağırlığının azalmasına neden olabilir.
Anne sütünde 240 mg/gün'ün üzerindeki dozlarda minimal
olarak saptanabilir. Terapotik dozun %1'den daha azı anne sütüne geçer (23,
25).
KAYNAKLAR
1 - American Academy of Pediatrics Committee on drugs. The
transfer of drugs and other chemicals into human milk. Pediatrics 1994; 93:
137-50.
2 - Briggs GG, Freeman RK, Yaffe SJ: Drugs in pregnancy and
lactation .Baltimore :Williams & Wilkins ,1990.
3 - Dailland P: Analgesia and anaesthesia and breast feeding.
In: Reynols F, ed. Effects on baby of maternal analgesia and anaesthesia.
London:WB Saunders, 1993: 268.
4 - Dordoni PL, Della Ventura M, Stefanelli A, et al: Effect
of ketorolac, ketoprofen, and nefopam on platelet function. Anaesthesia. 1994;
49: 1046- 9.
5 - Eeg -Olofsson O, Malmros I, Elwin C-E, Steen B:
Convulsions in a breast -fed infant after maternal indomethacin. Lancet 1978; 2:
215.
6 - Erkolla R, Kanto J: Diazepam and breast feeding. Lancet
1972;1: 1235-36.
7 - Findlay JW, De Angelis RL, Kearney MF, Welch RM, et al:
Analgesic drugs in breast milk and plasma.Clin. Pharmacol Ther. 1981; 29:
625-33.
8 - Fujinaga M, Mazze RI: Reproductive and teratogenic
effects of lidocaine in Spraque- Dawley rats. Anesthesiology 1986.; 65: 626-32.
9 - Hagmeyer KO, Mauro LS, Mauro VF: Meperidine -related
seizures associated with patient-controlled analgesia pumps. Ann Pharmacother
1993; 27: 29-32.
10 - Heinomen OP, Slone S, Shapiro S: Birth defects and drugs
in pregnancy. Littleton , MA: Publishing Science Group,1977.
11 - Hennessey MD, Livingston EC: The incidence of ductal
constriction and olighydramnios during tocolytic therapy with ibuprofen . Am J
Obstet Gynecol 1992; 166: 324.
12 - Katz FH, Duncan BR : Entry of prednisone into human
milk. N Eng J Med.1975; 293: 1154-58.
13 - Laegreid L, Olegard R, Walström J, et al: Teratogenic
effects of benzodiazepine use during pregnancy. J Pediatr 1989; 114: 126-31.
14 - Lewis AM, Johnston A, Patel L, et al: Mexilitene in
human blood anb breast milk. Postgrad Med 1981; 57: 546-47.
15 - Matheson I, Pande H, Alertsen AR: Respiratory depression
caused by N Desmehyldoxepin in breast milk. (letter). Lancet 1985; 2: 1124.
16 - Niebyl JR: Nonanesthetics drugs during pregnancy and
lactation .In Chesnut DH, ed. Obstetric anesthesia : principles and practice.St.
Louis: Mosby,1994: 229-40.
17 - Notorianni LJ, Oldham HG: Passage of paracetamol into
human milk . Br J Clinic Pharmacol. 1987; 24: 63-67.
18 - Pfaffenrath V, Pehm M: Migraine in pregnancy: what are
the safest treatment options? Drug Saf 1998; 19: 383-88.
19 - Rathmell JP, Viscomi CM, Ashburn MA: Management of
obstetric pain during pregnancy and lactation. Anest Analg 1997; 85: 1074-87.
20 - Rayburn W, Rathke A, Leuschen MP, et al: Fentanyl
citrate analgesia during labor. Am J Obstet Gynecol. 1989; 161: 202- 6.
21 - Rubin P: Drug treatment during pregnancy. BMJ 1998.;
317: 1503-1506.
22 - Sage DJ: Epidurals, spinals and bleeding disorders in
pregnancy: a review. Anaesth Intensive Care. 1990; 18: 319-26.
23 - Smith MT, Livignstone I, Hooper WD, Eadie MJ:
Propranolol , propranolol glucuronide and naphtnoxylactic acid in breast milk
and plasma. Ther Drug Monit 1983; 5:87-93.
24 - Steer PL, Biddle CJ, Marley WS, Lantz RK,et al :
Concentration of fentanyl in colostrum an analgesic dose. Can J of Anaeshesia.
1992; 39: 231.
25 - Taylor EA, Turner P: Anti-hypertensive therapy with
propranolol during pregnancy and lactation. Postgard Med J 1981; 57: 427-30.
26 - Wisner KL, Perel JM, Findling RL: Antidepressant
treatment during breast feeding. Am J Psychiatry 1996; 153: 1132-37.
27 - Yerby MS: Pregnancy, teratogenesis, and epilepsy. Neurol
Clin 1994; 12: 749-71.
28 - Zeisler JA, Gardner TD, DeMesquita SA: Lidocaine
excretion in breast milk. Drug Intell Clin Pharmacol 1986; 20: 691-93.
29 - Zelson M, Lee SJ, Casalino M: Neonatal narcotic
addiction. N Engl J Med.1973; 289: 1216-20.