|
|
| |
|
|
|
 |
| |
|
|
| |
- Prof. Dr. Kamil TOKER
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji AD.
MEKANİK AKCİĞER HASARI, PNÖMOTORAKS
Pnömotoraks basit bir tanımlama ile plevral boşlukta hava olmasıdır. Pnömotoraks
spontan ve travmatik olmak üzere iki şekilde ortaya çıkar. Spontan pnömotoraks,
herhangi bir travma ya da belli bir neden olmaksızın ortaya çıkarken,
travmatik pnömotoraks göğüs kafesine ve akciğerlere direkt veya indirekt
travma sonucu olabileceği gibi oluşur. Spontan pnömotoraks primer ve sekonder
olmak üzere iki şekilde ortaya çıkar. Primer spontan pnömotoraks sağlıklı
kişilerde ortaya çıkarken, sekonder spontan pnömotoraks sıklıkla KOAH
olmak üzere varolan bir akciğer patolojisi sonucu ortaya çıkar. Travmatik pnömotoraks
ise iatrojenik olarak da ortaya çıkabilir. Travmatik iatrojenik pnömotoraks
tanı veya tedaviye yönelik girişimler sırasında ya da sonrasında ortaya çıkar.
ınvaziv girişimlerin artması ile travmatik iatrojenik pnömotoraksların sıklığı
da artmaktadır. Bunların en sık nedeni transtorasik İğne aspirasyonudur. Diğer
bir önemli ve sık neden mekanik ventilasyon sırasında pulmoner barotravmadır.
Sık görülen diğer nedenler subklavian ven veya internal juguler vene yapılan
girişimler, torasentez, transbronşial biopsiler, plevral biopsiler ve sinir
bloklarıdır.
Pulmoner barotravma yani interstisyel amfizem, pnömomediastinum, pnömoperitoneum
ve pnömotoraks gibi ekstraparenkimal yapıların arasına alveoler gaz kaçağı
olması pozitif basınçlı ventilasyon tedavisi gören hastaların %0.5
ile %15 arasında rastlanabilir. Memorial hospitalda yapılan bir değerlendirmede
600 mekanik ventilasyon hastasından %7'sinde pulmoner barotravma olduğu anlaşılmıştır.
Mekanik ventilasyon sırasında barotravma sıklığı koah, astma gibi daha önceden
var olan akciğer patolojilerinde bu sıklık %30'lara varmaktadır. Oluşan pnömotoraksların
%60-90'ı tension pnömotorakstır ve tanı ve tedavideki gecikmenin 30 dakika
ile 8 saat arasında değişmesine göre de mortalite %7 ile %31 arasında değişmektedir.
Başlangıç şekil alveollerin yırtılması ile buradan doku içine sızan
havanın perivasküler kılıflar boyunca ilerleyerek mediastinuma ulaıması
buradan da plevral kaviteye rahatlıkla girerek pnömotoraks oluşturmasıdır.
Mediastendeki hava aort kılıfı ile içinde yayılabilir, ya da kas fasiaları
arasında yüze ve boyuna kadar çıkabilir. Pnömomediastinum interstisyel
havanın ilk radyolojik bulgusunu verir ve pnömotoraksın habercisidir.
Her ne kadar yüksek PEEP ve CPAP barotravmadan sorumlu tutulmuşsa da yüksek
tidal volüm ve havayolu tepe basıncı ile daha fazla ilişki olduğu düğünülmektedir.
1970'lerin bağlarında yapılan çalışmalarda mekanik ventilasyon sırasında
pnömotoraks sıklığının PEEP olsun ya da olmasın aynı olduğu gösterilmiştir.
Pnömotoraksın patofizyolojisini hatırlamakta yarar vardır. Bilindiği gibi
alveoler basınç her zaman plevral basınçtan yüksektir. Bunun nedeni akciğerlerin
elastik gerilim basıncıdır. Bu nedenle eğer alveol ile plevra arasında bir
geçiş söz konusu olursa hava akımı yönü alveolden plevraya doğru olacaktır.
Basınç farkı eşitleninceye kadar ya da geçiş kapatılıncaya kadar bu hava
akımı sürecektir.
Genel anlamda pnömotoraksın iki ana bulgusu göğüs ağrısı ve dispnedir. Göğüs
ağrısı genellikle pnömotoraksın olduğu tarafta ve akut olarak bağlar.
Ancak ventilasyon desteğindeki hastalarda bu bulgulardan söz etmek mümkün değildir.
Mekanik ventilasyon sırasında genel durumu izah edilemeyen şekilde bozulan
hastalarda akla gelmelidir. Siyanozu, terlemesi ve belirgin taşikardisi vardır.
Bu fizik ulguların yanısıra büyük bir pnömotoraksta etkilenen tarafın
daha karşı tarafa göre daha büyük olduğu ve solunum siklusu sırasında
daha az hareketli olduğu ve kosta aralarının açıldığı gözlenebilir.
Perküsyonlu hiperrezonan bir ses alınır. Solunum sesleri azalmış ya da
kaybolmuştur. Radyolojik görüntüden trakeanın karşı tarafa doğru yer değiştirdiğini
zaman zaman tespit etmek mümkün olabilir. Mekanik ventilasyon ya da CPR
uygulanmış kişilere yapılan 3500 otopsilik bir seride 12 farkedilmemiş
tansiyon pnömotoraks bulunmuştur.
Pnömotoraks tanısı göğüs grafisinde plevral çizginin gösterilmesi ile
kesinleşir. Eğer grafi mekanik ventilasyon desteğindeki hastalarda olduğu
gibi supin pozisyonda çekilmişse ya da pnömotoraks küçük bu plevral çizgi
belirgin olarak görünmeyebilir. Bu durumda ya lateral grafi ya da full
expirasyonda grafi çekilmesi yararlı olabilir.
Pozitif basınçlı ventilasyon sırasında arotravma sonucu ortaya çıkan pnömotoraks
tansiyon pnömotoraks şekilndedir. Tansiyon pnömotoraks ekspirasyon süresince
ve sıklıkla inspirasyon süresinde de intraplevral basıncın atmosferik basınçtan
daha fazla olması ile ortaya çıkar. Bu tip bir pnömotoraksın oluştuğu iki
durum vardır. Pozitif basınçlı ventilasyon ile ve kardiopulmoner resüsitasyon
sırasında.
Bu tip bir pnömotoraksın oluşması için tek yönlü bir valvin oluşması
lazımdır. Bu valv inspirasyon sırasında açılıp ekspirasyonda kapanmalıdır.
ınspirasyon sırasında, ventilatörün sağladığı pozitif basınç
nedeniyle alveoler asınca göre daha düşük basınca sahip olan plevral boşluğa
hava geçişi olur. Plevral boşluğa hava girmesiyle ekspirasyon sırasında
plevral bboşluğun basıncı alveol içi basınçtan daha yüksek hale gelir. Eğer
önünde tek yönlü valv olmasa hava alveolden dışarı çıkar. Ama bu tek yönlü
valve benzeyen sistem bunu engeller.
Özellikle kritik hastalarda olmak üzere bu tip bir pnömotoraksın varlığı
yaşamı tehdit eden bir olaydır. Her ne kadar artmış intraplevral basınç
nedeniyle azalan venöz dönüşün neden olduğu düşük kardiak outputun
primer fizyolojik bozukluk olduğu kabul edilse de hayvan çalışmaları göstermiştir
ki ilk bozukluk belirgin hipoksidir.
Radyolojik tanı için çok önemli ve değerli olan vakit kaybedilmemelidir.
Klinik durum ve fizik bulgular genellikle yeterli olacaktır. Mekanik
ventilasyondaki hastada havayolu tepe basıncının giderek artışı gözlenecektir.
Fizik muayene büyük bir pnömotoraksı işaret edecektir. Arteriel kan gazları
ciddi hipoksemi ve bazen respiratuar asidozu yansıtacaktır. Eğer pnömotorakstan
şüpheleniliyorsa hipoksiyi engellemek için yapılacak ilk iş olarak FiO2
arttırılmalıdır. Ön ikinci interkostal aralıktan geniş lümenli bir İğne
ile girilmelidir. Tercihen işnenin bir internal polietilen kateterin olması
gerekir, bu kateter de bir üç yollu musluk ile içinde bir miktar saline olan
50 ml'lik bir enjektöre bağlanır. Ancak bu ideal olabilecek malzemenin temini
için çok değerli olan vakit geçirilmemelidir. İğne plevral aralığa
girdikten sonra enjektörün pistonu çıkartılır. Enjektörün içindeki sıvıdan
hava kabarcıklarının çıktığının görülmesi pnömotoraks tanısını da
kesinleştirir.
Eğer tanı teyid edilmişse İğne hava kabarcıkları bitinceye kadar yerinde
tutulur. Daha sonra eğer polietilenli bir kateter İğne ile birlikte sokulmuşsa
İğne çıkartılıp bu kateter yerinde bırakılır. Üç yollu musluk ve
enjektör ile kalan hava da çıkartılabilir. Mümkün olduğu kadar çabuk
olarak bir göğüs tüpü usulüne uygun olarak yerleştirilir. Eğer İğne
sokulduğunda herhangi bir hava kabarcığı gözlenmiyorsa tension pnömotoraks
yok demektir.
Pulmoner barotravmaya maruz kalan hastaların çoğu ya KOAH'lıdır, ya da
cerrahi CPR gibi göğüs travması öyküsü vardır ya da santral venöz
kateterizasyon yapılmış ya da yapılmaya çalışılmıştır. Bunların dışında
kalanlarda ise yüksek PEEP ile mekanik ventilasyon uygulanmış olabilir.
Bununla birlikte, önceden akciğer patolojisi yoksa ya da göğüs travması geçirmemişse
pulmoner barotravma sık olmamaktadır.
10 cmH2O ya da yüksek PEEP ile yapılan mekanik ventilasyonda barotravma
insidensi yüksektir (%5-7). Ancak bu akciğere yönelik bir olay olarak düğünülmeli
ve PEEP için bir kontrendikasyon oluşturulmalıdır. 25 cmH2O üzerinde
PEEP gerektiren hastalarda bu sıklık %25 olarak bildirilmiştir. Ancak PEEP'i
10'dan 30'a çıkarmakla barotravma riskinin ne olaca?ına ilişkin bir bilgi
yoktur. Genel olarak eğer PEEP endikasyonu varsa barotravma riski gözardı
edilmelidir.
Eğer havayolu tepe basıncı 60 cmH2O'yu a?arsa barotravma insidensi artar. Bu
kadar yüksek havayolu tepe basıncı değeri havayolu direnci artmış ve akciğer
kompliansı düımüş olan hastalarda tesadüf eder. Her ne kadar genellikle
havayolu tepe basıncı sınırlanmaya çalışılsa da bu tür önlemlerin
barotravma insidensini azalttığı gösterilememiştir. Yüksek PEEP veya CPAP
sırasında profilaktik olarak göğüs tüpü yerleştirilmeli midirı Hayır,
bunu destekleyebilecek herhangi bir veri yoktur. PEEP ile barotravma arasındaki
sebep-sonuç ilişkisi oldukça zayıftır.
Eldeki bilgiler ve deneyimlere göre havayolu tepe basıncı ve PEEP'ten daha çok
akciğer patolojisi barotravmada daha etkilidir.
Barotravma HBO tedavisi sırasında da ortaya çıkabilir. Pnömotoraks veya pnömomediastinum
gelişebilir. Bu tür kazalar ani ve hızlı basınç değişikliği nedeni ile
olur. Ani basınç düımesinde alveol içinde kalan yüksek basıncın havanın
atılmasında nefesi tutma gibi bir engelleme olursa alveol içindeki yüksek
basınç alveolün yırtılmasına ve havanın extraparenkimal yayılıma neden
olur.
KAYNAKLAR
1. Rippe J.M., Irwin R.S., Alpert J.S., Fink M.: Intensive Care
Medicine ed. 2. Boston-USA, Little, Brown and Company 1991.
2. Kirby R.R., Smith R.A., Desauels D.A.: Mechanical Ventilation New
York-USA, Churchill Livingstone 1985.
3. Hood M.R., Boyd A.D., Culliford A.T.: Thoracic Trauma Philadelphia-USA
W.B. Saunders Company 1989.
4. Shoemaker W.C., Ayres S., Grenvik A., Hooldbrook P.R., Thompson W.C.:
Textbook of Critical Care ed. 3. Philadelphia-USA, W.B. Saunders Company, 1995.
|