|
|
| |
|
|
|
 |
| |
|
|
| |
- Prof. Dr. Nesrin ERCIYES
Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji AD.
Türkta?Õların belirttişine göre Astma (sstma) Yunanca zor nefes alma,
nefes nefese kalma anlamında kullanılan bir kelimedir. Yine aynı yazarların
kabul ettişi gibi günümüzde astma tanımı şöyle yapılmaktadır.
"Mast hücreleri eozinofiller ve T lenfositleri bağta olmak üzere değişik
hücrelerin rol oynadığı hava yollarının kronik inflamatuar bir hastalığıdır.
Duyarlı kişilerde hava yollarındaki bu inflamasyon nöbetler şekilnde gelen
öksürük, nefes darlığı, hırıltılı solunum, göğüste sıkııma
hissine neden olmaktadır ve yakınmalar özellikle gece sabaha karşı ortaya
çıkmaktadır. Hastada varolan bu semptomlar diffüz hava yolu obstrüksiyonuna
bağlıdır. Hava yolu obstrüksiyonu değişik derecelerde olup genellikle
reversibldir ve spontan yada tedavi ile düzelebilir. Ayrıca hava yollarındaki
kronik inflamasyon hava yollarının değişik uyarılara karşı duyarlılığının
armasına da neden olmaktadır.
Anatomopatolojik görünüşü ile kronik epitel dökücü eozinofilik bronşit
şekilnde tanımlanabilir.
Astım; ortak semptomlarla kendini gösteren ancak farklı ve muhtemelen değişik
fizyopatolojik ve etiyolojik mekanizmalar içeren çok sayıda hastalıklardan
oluşan bir sendromdur şekilnde de tanımlanmaktadır.
Sağlıklı kişileri etkilemeyecek kadar küçük uyarılar astmalıların hava
yollarında abartılı yanıta sebep olurlar. Buna "Bronşiyal
hiperreaktivte" denir. Bronşlardaki düz kaslar salgı bezler ve damar
yatağında aşırı yanıt söz konusudur.
BRONŞİAL ASTMA SINIFLAMASI
1. Allerjik (Ekstrensek) Astma; Genellikle çocuklarda görülür. Öz ve /
veya soy geçmişinde rinit, ürtiker, egzema vb gibi allerjik zeminle ilgili
kanıtlar bulunur. Serum IgE düzeyleri yüksektir.
2. Allerjik olmayan (ıntrensek veya idiosenkratik) astma; Genellikle orta yaşlarda
bağlar bunların %10 unda aspirin ve diğer bazı antiinflamatuar ilaçlar
allerjik olmayan bir mekanizma ile astma krizini tetikler. Serum IgE düzeyleri
normal sınırlardadır.
3. Mesleksel astma; İşyeri ortamı havasından kaynaklanan allerjenlerin neden
olduğu astmadır.
Sınıflandırma pratik amaçla yapılmıştır. Bütün hastalar bu üç tipten
sadece birine uymaz, bir parça birinin bir parçada diğerinin özelliklerini
taşıyabilir. Bir de egzersiz ile ortaya çıkan bronkospazm vardır. Spesifik
astma olarak kabul edilmez. Genellikle soğuk kuru havada koımak ve hızlı yürüme
ile gelişir.
Ağırlığına göre astma sınıflaması;
1. ıntermitant
2. Hafif persistan
3. Orta persistan
4. Ağır persistan
Astma prevalansı sanayileşmiş ülkelerde daha yüksektir. 1980-1990 yılları
arasında dünyada hemen her ülkede astma prevalansında ve mortalitesinde
belirgin artışlar olduğu tespit edilmiştir.
Risk faktörleri arasında genetik ve çevre önemli yer tutar. Atopiden sorumlu
olduğu düğünülen beş ayrı kromozomun (5,6,11,12 ve 14 üncü kromozomlar)
varlığı gösterilebilmiştir.
Genel populasyonda astma %8-10 oranında görülürken anne ve babadan birinde
astma varsa doğacak bebekte görülme olasılığı %20-30Õa, her ikisinde
varsa %60-70Õe çıkabilmektedir. Prenatal dönemde annenin karşılaştığı
çevre faktörleri bebeşi etkileyebildiği gibi postnatal dönemde allerjenler,
sigara, viral solunum yolları enfeksiyonları, çocukluk çağı enfeksiyonları,
hava kirliliği, mesleki ortam gibi faktörler astmaya neden olabilir.
ABDÕde erken gençlik dönemine kadar erkeklerde kızlardan daha sık oranda
astma görülürken 30 yaşından sonra kadınlarda daha çok görüldüğü
tespit edilmiştir.
PATOGENEZ
Uyaranlara karşı nonspesifik hava yolu hiperreaktivitesi bütün astma
tiplerinin genel görüntüsüdür. Bu hiperreaktivitenin kesin nedeni
bilinmemektedir. Son görüşlere göre bronşlarda düz kaslar, salgı bezleri
ve damar yatağını kapsayan hiperreaktifliğin altında bir inflamasyon yatar.
Bu inflamasyon bronş çeperi ve onu innerve eden ganglionlar ve aferent sinir
lifleri yüzeyinde gelişen immün ve nöral mekanizmaların iki yönlü (karşılıklı)
etkileşmelerine bağlıdır. Nöral etkili mekanizma bir refleks aktivasyon ile
ilintilidir. Refleks hava yolundaki afferent irritan reseptörlerin aktivasyonu
ile bağlatılabildiği düğünülmektedir. Sonuç olarak ta post ganglioinik
parasempatik lifler aktive oluyor, son organ ve dokuda asetilkolin serbestleşiyor.
Düz kaslarda kasılma ve müküs bezlerinde sekresyon oluğuyor.
Astmada immün mekanizmada rol aldığı bilinen başlıca hücreler, aracılar
ve onların olası biyolojik etkileri aşağıdaki tabloda görülmektedir.
Astmada histopatolojik çalışmalarda lümende hücre (eozinofil) müküs
epitel döküntülerinin oluşturduğu kristaller Charcot-Leyden kristalleri ve
Curschmann'ın spiralleri epiteliyal dökülme bazal membran kalınlaıması
lenfositik ve eozinofilik infiltrasyon, düz kaslarda hipertrofi gözlenmiştir.
FİZYOPATOLOJİ
Ağır astma atağında hava yolu direnci artışı için 1. Saniyedeki zorlu
ekspirasyon volüm (FEV1) ekspirasyon tepe akım hızı (PEF) azalır. Daralmaya
bağlı olarak ekspirasyon sırasında hava yolları erken kapanır. Yetersiz boşalan
bazı akciğer sahalarında hapsedilmiş hava söz konusudur. İlerleyici olan
hava hapisleri ve hiperinflasyon rezidüel volüm, fonksiyonel rezidüel
kapasite ve genellikle total akciğer kapasitesinde artmaya, tidal volümde
azalmaya ölü boşluğun tidal volüme oranında artmaya neden olur.
Hiperinflasyon sonucu akciğerlerin elastik parankimal elemanları hava yollarının
radial yönde gerilmelerini dolayısıyla çapında artmayı direncinde azalmayı
sağlayıp bir miktar yararlı olabilir.
Akciğer volümünde artma sonucu hem solunumu sağlamak için solunum kaslarının
işinde artma hem de diafragma ve yardımcı solunum kaslarının
uzunluk-gerilim ilişkisinde bozulma ortaya çıkar. Solunum işi giderek artar.
Solunum için harcanan oksijen solunum kaslarına sunulan oksijen hacmini aştığında
laktik asidoz olarak pulmoner arter basıncında artma söz konusudur. EKG de sağ
ventrikül gerilim veya P-Pulmonale bulguları vardır. Plevral basınçta
inspirasyon ve ekpirasyon sırasındaki fark artar bu farkın sistolik arteriyel
kan basıncına yansıması sonucu gelişen "Pulsus paradoksus" artar.
Ventilasyon-perfüzyon dengesizliği artar. PaO2 düşer. Ölü boşluk/tidal
volüm artar. Ağır astmalılarda PaCO2 artar. Oksijen tüketimi, karbondioksit
üretimi ve kardiyak debi artar. Bu değişiklilerde solunum işinin artmasının
yanı sıra anksiyete ve dolaşımdaki katekolaminlerin artması gibi faktörlerin
de katkısı vardır.
AKUT ASTMA ATAĞINDA KLİNİK
BULGULAR
Astmanın tipik semptomları hışıltılı solunum, wheezing, prodüktüf
veya non prodüktüf öksürük, göğüste sıkııma hissi ve dispnedir.
Toraks derneşi bronşial astma grubunun hazırladığı tabloda akut atağın ağırlık
derecesi görülmektedir.
AKUT ASTMA ATAĞI AĞIRLIK DERECESİ
| BULGULAR |
HAFIF |
ORTA |
AĞIR |
| NEFES DARLIĞI |
YürürkenYatabiliyor |
Konuşurken oturmayı yeğliyor
ınfantlarda beslenme güçlüğü, zayıf a?lama |
ıstirahatte Ortopneik(ınfant
beslenemez) |
| BİLİNÇ |
Ajite olabilir |
Genellikle ajitedir |
Genellikle ajite veya
konfüzedir |
| SOLUNUM HIZI |
<20 Çocukta normal
veya ortalamanın %30 üzerinde |
20-30 Çocukta ortalamanın
% 30 - 50 üzerinde |
>30 Çocukta
ortalamanın %50 üzerinde |
| YARDIMCI SOLUNUM KASLARI |
EŞlik etmez |
Genellikle eşlik eder |
EŞlik eder Çocuklarda
inspirasyonda burun kanadı solunumu vardır |
| NABIZ (Erişkinde) |
<100 |
100-120 |
>120 İleri
evrede bradikardi |
| HIRILTILI SOLUNUM |
Orta derecede Ekspiryum
sonu |
Kulakla duyulabilir |
Kulakla duyulur
ileri evrede sessiz toraks |
| PULSUS PARADOKSUS |
<10mmHg |
10-25mmHg |
20-40mmHg |
| BRONKODILATÖRDEN SONRA
PEF (Beklenenin %si) |
>%80 |
%60-80 |
<%60 (<100 L/dak
erişkinde) |
| PaO2 |
Normal (teste gerek yok) |
>60mmHg |
<60mmHg |
| PaCO2 |
<45mmHg |
<45mmHg |
>45mmHg |
| OKS?JEN SATURASYONU |
>%95 |
%90-95 |
<%90 |
Ani asfiksiyel veya ölümcüle yakın astma atağı genellikle havadaki
allerjenlerle karşılaıma, derin duygusal atak, aspirin veya diğer nonsteroid
anti enflamatuar ilaç kullanımı, ? bloker ilaç kullanımı ile ilişkili
bulunmuştur.
FIZİK BULGULAR
Akut atakta fizik bulgular; takipne, hışıltılı solunum, uzayan ekspirasyon
ve taşikardidir.
GÖĞÜS RADYOLOJISİ
Astma tanısında belirleyici değildir. Kronik hiperinsflasyonu ve bronşial
kalınlaımayı gösterebilir. Akut ağır atakta pnömotoraks, pnömomediastineum,
kalp yetmezliği, pnömoni, lober atelektaziyi göstermesi açısından
gereklidir.
EKG
Sinüs taşikardisi sağ aksis deviasyonu, geçici P-pulmonale görülebilir.
Ayrıca yaşlı hastalarda iskemik kalp hastalığı ve aritmilerin belirlenmesi
açısından EKG çekilmesi önemlidir.
HEMOGRAM
Enfeksiyon varsa kan testleri yapılmalıdır. Kortikosteroid almayanlarda
periferik kanda eozinofil sayısı yükselmiş (>500/mm3) olabilir.
Enfeksiyon yoksa lökositoz görülmez.
BALGAM
Balgam çok sayıda eozinofile bağlı sarı-yeşil (pürülan) olabilir.
Balgamda eozinofil ve Charcot-Leyden krıstalleri ve Curschmann'ın spiralleri
gibi eozinofil ürünlerinin gözlenmesi astmayı kronik bronşitten ayırmaya
yardımcı olur.
BIYOKİMYA
ınhale edilen ? agonistlerin serum potasyum düzeyini düşürmesinden dolayı
bu elektrolitin serum düzeyi belirlenmelidir. Emniyetli teofilin dozajını
belirlemek için karacişer fonksiyon testleri ve plazma teofilin seviyesi ölçülmelidir.
AYIRICI TANI
LARİNGEAL ÖDEM
TRAKEAL STENOZ
VOKAL KORD PARALİZİSİ
NEOPLAZM
YABANCI CİSİM ASPİRASYONU
AKUT PULMONER EMBOLİ
KARDİYAK ASTMA
DİĞER KOAH NEDENLERİ
Pek çok hastalık akut astma atağı ile karışabilir. Bu hastalıklar
tabloda gösterilmiştir. Majör hava yollarına obstrüksiyon yapan laringeal
ödem, trakeal stenoz, vokal kord paralizisi, neoplazm, yabancı cisim
aspirasyonu, trakeomalazi astma benzeri semptomlar verir. Akut pulmoner embolide
bronkospazm ve wheezing olabilir. Sol ventrikül yetmezliği veya mitral kapak
hastalığında kardiyak astma gelişebilir. Orofaringeal veya gastrik içerişin
kronik veya akut olarak aspirasyonu yine öksürük, torasik gerginlik,
wheezing'e neden olabilir. Astma ve diğer kronik obstrüktif akciğer hastalıkları
(KOAH) bulgularındaki örtüıme bilinen bir gerçektir. Akut hecme ile gelen
KOAHÕlı hastaların semptom ve bulguları astmadan zor ayırt edilir. Gerçi,
tedavi açısından ikisinin arasında önemli bir fark yoktur. Fakat tedavinin
beklenen sonucu ve uzun süreli iyileşme açısından prognoz farklı olabilir.
Sigara kullanımı ve kronik prodüktif öksürük daha çok KOAH larında görülürken
Türkta?'lara göre astmalılarda semptomların iki özelliği tanıda çok yardımcı
olur.
1) Viral solunum yolu enfeksiyonları, allerjenler, irritan maddeler ve egzersiz
gibi tetkik çeken faktörlerle karşılaıma sonucu semptomlarda belirgin bir
artmanın olması, asemptomatik stabil seyreden bir hastanın gribal enfeksiyonu
takiben yada duyarlı olduğu allerjen ile karşılaıma sonucu nöbete girdiği
sık görülen bir durumdur.
2) Bu semptomların kendiliğinden yada bronkodilatatör ve antienflamatuar
tedavi ile azalması veya kaybolmasıdır. Ağır semptomlarla gelen astmalı
hastanın bir kaç gün gibi kısa bir sürede uygun tedavi ile tamamen düzeldiği
semptomların kaybolduğu da sık görülen bir burgudur.
TEDAVİ
Akut astmada atağının tedavisinde bronkodilatatörler (?2 agonistler,
teofilin, antikolinerjikler, magnezyum sülfat) oksijen, kortikosteroidler
kullanılır. Tedaviye evde bağlanabilir. İyi yanıt alınamayan hastalarda
astmanın ağırlık derecesi de göz önüne alınarak sıra ile acil serviste
hastaneye yatırılarak ve yoğun bakım ünitelerinde devam edilir.
Askmada kullanılması söz konusu olan diğer ajanlar şunlardır.
Kromolin, Ketotifen gibi mast hücresi stabilizörleri
Altın tuzları
Ketamin
Metotreksat
ENDOTRAKEAL ENTÜBASYON MEKANİK VENTİLASYON
Yoğun bakıma alınan durumu çok ağır olmayan hastalarda invazif olmayan,
yüz maskesiyle uygulanan ventilasyon kısa süreli bir yöntemdir. eğitilmiş
yardımcı personel gerektirir.
Astmalı hastalarda endotrakeal entübasyon ve mekanik ventilasyon desteşini
gerektirecek solunum yetmezliği göreceli olarak az gelişir. Yoğun bakım ünitelerine
alınanların %2Õsinden azında endotrakeal entübasyon gerektiği
bildiriliyor.
Endotrakeal entübasyon endikasyonları; Konservatif tedaviye karşın hastanın
kan gazları ve klınik durumu bir öncekine göre düzelmiyor kötüleşiyorsa
solunumsal asidoz varsa (pH> 7.2) kardiyak veya solunumsal arrest endotrakeal
entübasyon yapılır.
Endotrakeal entübasyon ve mekanik ventilasyon endikasyonu olan hastalarda bu işlemler
sırasında şu komplikasyonlar çıkabilir.
- Metilksantinlere bağlı bulantı, kusma
- Lariks ve/veya bronş spazmının ağırlaıması
- Sinüs taşikardisi, supraventriküler taşikardi, ventriküler prematür atımlar,
kalp durması. Hasta kardiyovasküler yönden monitörize edilmelidir.
S?rt üstü yatmayan hastalarda nazotrakeal entübasyon düğünülebilmekle
birlikte genellikle büyük çaplı tüplerle orotrakeal entübasyon önerilmektedir.
Sedasyon amacıyla midazolamla kısa etkili bir bensodiazepin 1-2 mg lık artan
dozlarla 0.1-0.2 mg/kg verilebilir. Gerekiyorsa kas gevşeticilerden vecurunyum
ve pankuronyum tercih edilir. Çünkü süsinilkolin ve atrikuryum histamin salgılanmasına
neden olabilir.
Hem astmanın verdiği hemde mekanik ventilasyon uygulamasının verdiği
emosyonyonel ve fiziksel sıkıntı nedeni ile hastaların 24-36 saat sedatize
edilmeleri uygundur. Bu amaçla benzodiazepinler, narkotik analjezikler,
ketamin, klorpromazin kullanılmıştır.
Mekanik ventülasyon
Mekanik ventülasyonda genel amaç komplikasyonlara (rejional aşırı
distansiyon, hava tutulması, auto-PEEP, hasta ventilatör uyumsuzluğu,
miyopati Endotrakeal entübasyona bağlı spazmın artması) neden olmaksızın
gaz değişiminin sağlanmasıdır. Oksijenasyonda amaçlanan PaO2>55-60 mmHg
dır. Genel olarak PaCO2<50 mmHg ve pH =7.25-7.55 olması istenir. Emniyetli
maksimum PaCO2 ve Minimum pH düzeyleri kesin belirtilmemiştir. Bununla
birlikte intratorasik basıncın aşırı artışlarını önlemek için izin
verilebilir hiperkapni sınırını PaCO2<80-100 mmHg ve asidozu pH>7.15
olarak öneren raporlar vardır.
Mekanik ventilasyonun komplikasyonları; Rejional aşırı distansiyon; yüksek
inflasyon basıncı uygulanırsa daha az obstrüksiyon olan hava yollarına bağlı
alveolar ünitelerde aşırı distansiyon gelişebilir. Bu da direkt alveolar
hasardan pnömotoraksa kadar değişen komplikasyonlara neden olur. Bu
komplikasyondan kaçınmak için hava yolu tepe basıncını (peak airway
pressure) 35-50 cmH2O arasında tutmanın ideal olduğu 70 cmH2Odan yukarı çıkmamasının
sağlanması gerektiği öneriliyor
Hava hapisleri ve "Auto-PEEP";hava yollarında direnç artması nedeni
ile bu hastalarda alveollerde hapsedilen havaya bağlı basınç artar.
Alveollerdeki basınç ile eksternal hava yolları basıncı arasındaki farka
"Auto-PEEP" veya intrensek PEEP denir.
ıntrensek PEEP şunlara sebep olur :
Fonksiyonel rezidüel kapasitede artma
Ortalama alveoler basınçta artma-sonuçta kardiyak dolumda azalma
Eksternal olarak PEEP ten farklı olarak hava yolu basıncında artma yapmaz. Bu
nedenle belirlenmesi ve ölçülmesi zordur.
ıntrensek PEEP varlığında şu bulgular ortaya çıkabilir.
* Solunum başlangıcında devam eden ekspirasyon akımının olması
* Volüm kontrollü ventilasyonda hava yolu tepe basıncının artması
* Basınç kontrollü ventilasyonda tidal volümün düımesi
ıntrensek PEEP hastanın inspirasyon yükünü artırır, kaslarda yorgunluk ve
dispneye neden olur.
Hasta-ventilasyon uyumsuzluğu ventilatörden verilen akımın hastanın
gereksinimini karşılayamaması fenomenidir. Uyumsuzluk solunumun başlangıcı
devamı ve sonlanması sırasında olabilir.
Miyopati; Mekanik olarak ventile edilen astmalı edilen hastalarda rapor edilen
miyotapinin kesin mekanizması bilinmemektedir. Solunumsal yetmezliğin iyileşmesi
sırasında genaralize zayıflık ve paralizi, serum kreatinin kinaz seviyesinde
yükselme olabilir. Non- depolarizan nöromüsküler blokerler ve sistemik
kortikosteroidlerin denervasyon artrofisine neden olduğundan şüphelenelmektedir.
Miyopatinin bu formu bu ilaçların kesilmesiyle genellikle geçer.
Astmalı hastalarda total ventilatuar destek (TVD)
Endotrakeal entübasyon yapılan hastalarda bağlanıçta TVD uygulanmalıdır.
TVD; solunum işini tamamen ventilatörün üstlenmesi anlamına geler. Hastaya
ağır sedasyon veya genel anestezi uygulanmasını gerektirir. TVD volüm
kontrollü veya basınç kontrollü olabilir. Volüm korntrollü ventilasyonla
tidal volüm belirlenebilirken basınç kontrolü ventilasyon ile azalan akım
örnekleri ile azalan akım örnekleri sayesinde alveollar daha çabuk ve
konforlu dolabilirler. Bu farkların klınikte ne derece önemli olduğu
bilinmiyor. Fakat astmalı hastalarda daha çok volüm kontrollü ventilasyon öneriliyyor.
Gereksiz alveolar gerilimden kaçınmak için tidal volüm minimize edilir. (6-9
ml/kg) ve plato basıncını 35-40 cm/H2O altında tutacak şekilde ayarlanır.
ıntrensek PEEP azaltmak için ekspirasyon zamanının yeterince uzun olması önemlidir.
Hem dakikadaki solunum sayısı hem de ?;E oranı azaltılarak ekspirasyon süresi
uzatılabilir.
FiO2 oksijenasyonu sağlamaya yeterli olacak şekilde ayarlanır.
TVD ile ekstrensek PEEP genellikle uygulanmaz.
Astmalı hastalarda parsiyel ventilatuar destek (PVD) Genellikle 1-2 günlük
TVD ile solunum kaslarının yorgunluğu geçer, hava yolu obstriksiyonu azalır.
Ağır sedasyona gerek kalmaz. TVDÕden PVDÕye geçilir. Parsiyel destek
solunum işinin hasta ve ventilatör tarafından paylaşılması anlamına
gelir.
PVD ikitemel yaklaşımdan biri ile uygulanır.
1)'ıntermitent mandotary'ventilasyon (IMV); Belli sayıda zorunlu tital volüm
uygulanırken bunlar arasında hastanın spontan solunum yapmasını sağlayan
deztek şekildir. Eğer zorunlu tidal volüm hastanın spontan solunumlarının
bazıları ile senkronize edilir ise SIMV den söz edilir. Hasta tolere ettikçe
destek sayısı azalır.
2)'Pressure support ventilation'PSV; Hastanın her solunum gayretiyle bağlar ve
ayarlanan bir basınç ile tital volümü destekler. Hasta tolere ettikçe basınç
5-10 cmH2O ya kadar düğürülür.
IMV ve PSV nin ikisinde de hastanın tetik çekeçek kadar solunum gayreti
(negatif inspirasyon basıncı) olmalıdır. Tetik çekme işini minimale
indiren duyarlı ventilatör ve endotrakeal tüpü de içeren uygun
ventilasyondolanımı kullanılmalıdır. ıntrensek PEEP tetik çekme işin artıran
bir faktördür ve hastanın huzursuzluğuna, aşırı kas işine neden olur. ıntrensek
PEEPÕi azaltabilmek için tital volümleri azaltmak ve ekspirasyon zamanını
uzatmanın yanı sıra eksrensek PEEP uygulamasıda gündemdedir.
Ekstrensek PEEP ekspirasyon sonunda ventilatör dolanımındaki basıncı ve
intrensek PEEPÕi karşılayacak büyüklükte olmalıdır. ıntrensek PEEPÕten
çok düşük bir ekstrensek PEEPÕin yararsız olduğu çok büyüdüğünde pnömotoraks
riskini artırdığı kabul ediliyor.
Ventilatör aracılığı ile farmakolojik tedavi
Aerosol tedavisi mekanikventilasyon desteşi alan hastalarda uygulanır.
Endotrakel tüp aerosol dağılımı için önemli bir engel oluşturduğundan
dozun 2-4 kat arttırılması gerekebilir.
Bronkodilatör etkileri nedeni, ile eter halotan, izofloran ve enfloran gibi
volatil inhalasyon anestezikleri de kullanılabilir. ?zofloran miyokardın ?2
agonistler ve aminofilinin aritmojenik etkisine karşı duyarlılığını
halotan gibi artırmadığından tercih edilebilir.
Ağır astma atağında uygulanan diğer yöntemler
* Kontrollü hipoventilasyon ve kan pH³7.25 olacak şekilde bikarbonat
infüzyonu
* Ventilasyon gaz kaynağı olarak 40:60 helyum oksijen (Heliox) karşıımını
kullanmak
* ınspirasyon hava yolu basıncı >70 cm H2O ise tansiyon pnömotoraksı önlemek
için profilaktik torakotomi tüpü konulması
* Fiber optik bronkoskop ile segmental bronşiyal lavaj yapılması
* ' Extracorporeal membran oxygenation (ECMO)'
* ' Extracorporeal CO2 removel (ECCO2R)'
* ' Intravenacaval gas exchange (IVOX)'
* Hipotermi
MEKANİK VENTİLATÖRDEN
AYIRMA KRITERLERI
Mekanik ventilatörden ayırma kriterleri aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
Tepe hava yolu basıncı
<50cmH2O
FIO2
<%50
PaCO2
<45mmHg
PaO2/FIO2
>150
Dakika ventilasyonu
<10 litre
Maksimum inspirasyon basıncı
<-25 cmH2O
Vital kapasite
>10-15 ml/kg
Mental durum
Uyanık
AKUT AĞIR ASTMA KOMPLIKASYONLARI
Hem hastalığın kendisi ile ilgili hem de tedavinin yan etkisi olarak pek
çok komplikasyon rapor edilmiştir. Bunların en önemlileri şunlardır.
* Mediastinal amfizem, subkutanöz amfizem
* Özellikle mekanik ventilasyon uygulanılanlarda barotravmaya bağlı olarak görülen
pnömotoraks, eğer hemen torakostomi yapılmazsa tansiyon pnömotoraks ağır
hipoksi kardiyovasküler kollaps.
* Genç asmatiklerde kötü kolleteral ventilasyon nedeni ile daha çok görülen
ve mukus plakların oluşturduğu segmental atelektaziler, nazokomial
enfeksiyonlar.
* Anksiyeteye ajitasyona ?2 agonist kullanımına aminofilin kullanımına bağlı
ta?iaritmiler
* Entübasyon sonrası erken dönemde sık görülen hipotansiyon bir çok faktörü
bağlı olabilir. (ıntravasküler volüm açığı, Auto-PEEP, pnömotoraks, sağ
ana bronş entübasyonu, post hiperkapnik metabolik alkalozun neden olduğu
hipokalsemi, nadiren hava embolisi) Hipotansiyon tedavisi için ventilasyonunu
azaltabilmek amacıyla sedasyon veya paralizi gibi yöntemler kullanılır.
* Gastrointestinal kanama
* Hipokalemi, hiperglisemi, laktik asidoz
KAYNAKLAR
- Abou-Shala N.Mclntyre N : Emergent management of acute asthma. Obstructive
Lung disease. Part II : Medical Clinics of North America. 80:677-699, 1996
2. Gottlieb J.E, Fish J.E. : Acute severe astma In : Carlson R.W.,
Geheb M.A. (eds). Principles Practice of Medical Intensive Care.
Philadelphia. W.B. Saunders Company. 805-816. 1993.
3. Jederlinic P.J., Irwin R.S. : Status Asthmaticus. In : Rippe J.M.,
Irwin R.S., Alpert J.S., Fink M.P. (eds). INtensive Medicine. Boston. Little
Brown and Company. 454-468. 1991.
4. Kayaalp. O. Rasyonel Tedavi Yönünden TIbbi Farmakoloji. Ankara
Feryal matbaacılık, 1568-1596, 1995.
5. Leatherman J. : Life-threatening asthma. Respiratory Emergencies II
Clin. Chest, Med. 15:453-479. 1994.
6. Mc Kibben A.W., Rawenscraft S.A. : Pressure controlled and volum
cycled mechanical ventilation. Clin. Chest, Med. 17. 395-410 1996.
7. Tinker J. Zapol M W : Critical airway obstruction in children : In
Care of the Critically III Patient. Mexico Springer-Verlang London Limited,
1324-1333. 1992.
8. Toraks Derneşi Bronş Astması Grubu Tanı ve Tedavi Rehberi Sayfa
24-29. 1995
9. Türkta? H., Türkta? ?. : Astma, Ankara Bozkır Matbaacılık 1.
Baskı 1998.
|