|
|
| |
|
 |
| |
|
|
| |
| |
- Doç. Dr. Avni Babacan
- Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi
Anesteziyoloji Anabilim Dalı
TRAVMA
Travma, infant ve çocuklarda önde gelen bir mortalite
sebebidir. Bu arada kazalar da doğumdan 24 yaşa kadarki dönemde en sık ölüm
nedenidir. Bunun yanısıra kafa travmalarındaki mortalite ve morbidite oranının
da önemsenecek derecede yüksek olduğu unutulmamalıdır. Tüm bu durumlarda
‘çocuklar küçük erişkinler değildirler’ sözünü unutmayarak ağrısızlığın
sağlanmasının önemi tartışılmaması gerekirken, Selbst ve Clark 1990 yılındaki
yayınlarında, acil servise travma öyküsüyle başvuran hastalardan erişkinlerin
%60’ının yeterli analjezi aldığını, çocuklarda ise bu oranın %28 olduğunu
belirtmişlerdir. Ayrıca 1997’de Petrack ve arkadaşları uzun kemik kırıklarında
erişkinlerin %73’ünde, çocukların ise %53’ünde analjezik kullanıldığını
bildirmektedirler.
Bisiklet kazaları, otomobil dışında tüm araçlardan daha
fazla çocukluk çağı travmasına neden olur. 5-14 yaşındaki çocukların
%70’i bisiklete biner. Bisiklet kazalarında esas ölüm sebebi kafa travmasıdır.
Çocukların baş/vücut oranı daha büyük olduğundan kafa travmalarına daha
açıktırlar. Beyinleri daha az miyelinlidir ve hasara eğilimlidir; kraniel
kemikleri daha incedir. Kafa travmasında ilk 12 saat sedasyon ve analjezi için
1-3 m g.kg-1.saat fentanil ile 0,05-0,1 mg.kg-1 midazolam
verilebilir.
Travmalı çocukta analjezik tedavi verilmemesine neden olan
birkaç hatalı düşünce vardır. En sık inanış, çocukların, özellikle
infantların ağrı duymadığıdır. Çocukların ağrıyı sözel belirtmedeki
beceriksizlikleri bazı hekimlerin ağrının varlığını inkar etmelerine
neden olmaktadır. Gerçekte çocukların nosiseptif nöral yolaklarının
23-24. haftada oluştuğu bilinmektedir. Diğer bir inanış ise çocukların
opioid bağımlılığı için daha çok risk altında olduklarıdır. Gerçekte
opioidlerin kısa süreli kullanımlarında bağımlılık riski çok düşüktür.
Birçok hekim, ciddi yan etkileri nedeniyle opioidleri kullanmamakta veya
yetersiz kullanmaktadır. Opioid uygulamasının ilerleyen hastalık veya
komplikasyonların semptomlarını gizleyeceğinden korkmaktadırlar. Oysa ki, eğer
çocuğun ağrısı var gibi görünüyorsa gerçekten ağrısı vardır ve
bunun için de en uygun tedavi protokolü uygulanmalıdır.
Ağrı, çocuğun yaşına göre farklı şekillerde kendini
belli eder. Konuşamayan infantlar ağrıyı ayaklarını çekme, ağrılı bölgeye
dokunmaya çalışma, yüzünü buruşturma, yüksek sesle düzensiz ağlamayla
ifade eder. Sallama, emme infantın ağrıya psikolojik ve davranışsal yanıtını
etkiler. 3 yaşındaki çocukta ağrı yüz ifadesinden anlaşılırken okul öncesi
çocuk, ağrıyı hatası nedeniyle cezalandırılma şeklinde algılar. Okul çağındaki
çocuklar ağrının kendilerini kötü yaptığını bilirler. Ağrıyı daha
iyi lokalize ederler. Adolesanlar ise görüntülerinin değişmesinden
korkarlar. Çocuklar strese farklı yanıtlar verirler. Kabuslar, alışkanlıklarda
değişiklikler, konsantrasyon bozukluğu, travma yaşantısına aşırı ilgi
ortaya çıkabilir.
Ağrının değerlendirilmesi, konuşmayan çocukta davranışlarıyla,
daha büyükse resimli, renkli subjektif ağrı skalalarıyla, 6-7 yaşında vizüel
analog skala ve ağrı termometresiyle yapılır.
Travmalı hastanın fizyolojik durumu stabil olduktan sonra
analjezik kullanımı güvenli ve yararlıdır. Travma hastalarında anksiyeteyi
azaltan en önemli faktör tanısal işlemlerin hızla tamamlanmasıdır. Hastanın
genel ve nörolojik muayenesi tamamlandıktan sonra analjezi için genellikle
intravenöz (iv) opioidler kullanılırlar. Kan volumu yeterli olduğunda
0,05-0,1 mg.kg-1 morfin veya 2-4 m g.kg-1 fentanil hemen
analjezi sağlar. Opioidlerin solunum depresyonu yapıcı etkisi kullanımlarını
engellememelidir. Karın travmaları ve uzun kemik kırıklarında ciddi ağrı
mevcuttur. Ajitasyon, hipoksi ve kafa içi basınç artışından da
kaynaklanabilir. Sedatif ve analjezik bir ilaç vermeden önce bu durumlar
ekarte edilmelidir. Kafa travmaları dışında diğerlerinde opioid
analjezikler kullanılmalıdır; bunlardan da en iyisi morfindir. Analjezi ve
sedasyon için fentanil 2-4 mcg.kg-1, midazolam 0,03-0,05 mg.kg-1
veya tiopental 2-3 mg.kg-1 ile kombine edilebilir. Kafa travmalarında
ise hava yolu ve intrakraniyel basınç kontrolü önemlidir. Bu arada
hipotansiyon ve hipovolemiden de kaçınılmalıdır.
Ağrının algılanmasını değiştiren faktörler;
cinsiyet, yaş, bilişsel düzey, ailede öğrenme, geçmiş ağrı deneyimleri,
kültür, duygular, beklentiler, aile yanıtı, başa çıkma ve kontrol hissi
şeklindedir. Sedasyon riskini artıran hastalıklar ise; akut solunum yolu
hastalığı, astım, reaktif hava yolu hastalığı, apne, kardiyovasküler, nöromüsküler,
nörolojik hastalıklar, böbrek ve karaciğer hastalığı, gastroözefagial
reflü, hava yolu obstrüksiyonu, mental durum değişikliği, obesite ve
hemodinamik instabilitedir.
Travma, acil dönem, iyileşme dönemi ve rehabilitasyon dönemi
olarak 3 bölüme ayrılabilir. Acil dönem 72. saate kadardır. Bölgesel ağrı
için stabilizasyon sonrasında intraspinal opioidler, santral ve periferik
bloklar, ani ağrı için ketamin, N2O ve genel anestezi kullanılabilir.
İyileşme döneminde tedavi devam ederken duygusal etkilerle ilgilenilmelidir.
Bilişsel ağrı kontrolü, başa çıkma teknikleri uygundur. Bazal analjezi ve
ağrılı işlemler sırasında analjezi gerekir. Opioidlerle NSAİİ
(nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar) kombinasyonunun yanısıra intraspinal
opioidler, TENS ve işlemler sırasında ketamin kullanılabilir. Rehabilitasyon
döneminde derin ağrı, sempatik kökenli ağrıya benzer ağrı olabilir.
Opioid nadiren gerekir. NSAİİ, asetaminofen, gerekirse zayıf bir opioid
verilebilir. Acil dönemde ağrı için sistemik opioidlerle bölgesel analjezi
teknikleri, ani ağrı için ise opioidlerin dozunun artırılması, ketamin, N2O,
genel anestezi kulanılabilir. İyileşme döneminde sistemik opioidler ve non
opioidlerle bölgesel ağrı için intraspinal opioidler, TENS kullanılabilir.
Ani ağrı için acil dönemdeki yaklaşıma ek olarak dikkatini dağıtma,
hipnoz ve derin relaksasyon teknikleri faydalıdır. Rehabilitasyon fazında ağrı
tedavisi de tedavi iyileşme dönemindeki gibidir.
Travmalı çocukta ağrısızlığı sağlamanın yolları ya
non farmakolojik yollarla ya da farmakolojik yaklaşımlarla olmaktadır. İnfantların
yanında ailelerinin bulunması, okul öncesi çocuklarda ağrısız ilaç verme
yollarının kullanılması, işlemlerin çocuğa anlayabileceği şekilde açıklanması
yarar sağlar.
Non-farmakolojik ağrı tedavisi:
Burada yaş ve entellektüel düzey önemli rol oynar.
Cesaretlendirme, dikkatini başka yöne çekme, engelleme (sallayarak),
hipnoterapi birer tedavi yöntemiyken,
- akupunktur (endojen opioidleri artırarak ağrıyı azaltır; erişkinlerde
akut travma hastalarında faydalıdır ancak çocuk yaş grubunda benzer bir
çalışma yoktur),
- masaj ve dokunma (akut anksiyeteyi azaltır, iyi hissettirir),
- relaksasyon (en basit yolu derin nefes almadır; küçük çocuklarda
balon üfletilerek ya da gürültülü bir oyuncakla derin nefes alma sağlanabilir;
progresif kas relaksasyonu çocuğun katılımını gerektirir ve daha
efektiftir),
- ve biofeedback (devamlı relaksasyonun görsel ve işitsel güçlenmesini
sağlar) yöntemleri de akılda tutulmalıdır.
Farmakolojik yaklaşımlar (Tablo 1):
Bu tür tedavide iki kavramın iyi anlaşılması gerekir.
Bunlardan bilinçli sedasyon, koruyucu reflekslerin, havayolu açıklığının
ve basit komutların izlenmesinin korunduğu, tıbbi olarak kontrol altındaki
baskılanmış bilinç durumudur. Derin sedasyon ise, koruyucu
reflekslerin ve havayolunun korunduğu fakat basit komutlara yanıt verilemeyen
tıbbi kontrol altındaki bilinç durumudur.
Çocuklarda bilinçli sedasyonun uygulanmasının pratikteki
zorluğundan dolayı sıklıkla derin sedasyon gereklidir. Kaçma, bağırma
gibi koruyucu refleksler çoğunlukla işlemin yapılmasını engeller.
ASA I-II hastalar anestezi dışındaki kişilerce düşük
riskle sedatize edilebilir. ASA III-IV hastaların sedasyondan önce
anesteziyolog tarafından değerlendirilmesi gereklidir. Sedasyon öncesi açlık,
aspirasyon riskini azaltmak için gereklidir. Bu arada aileden izin alınmalı,
tüm acil malzemeler kullanıma hazır şekilde bulundurulmalıdır. Hastalar, işlem
sonrası kullanılan ilaçların yarı ömrüne göre en az 20 dakika gözlenmelidir.
Travmalı çocukta analjezi ve uygun tedavilerin yapılmasını
sağlayan sedasyon için sıklıkla kullanılan ilaçlar şunlardır:
Opioidler: Yan etkileri, solunum depresyonu,
hipotansiyon, bulantı, kusma, kaşıntıdır. Naloksonla yan etkiler geriye döndürülebilir
(1-2 mg.kg-1, iv. 5 dakika sonra tekrarlanabilir, maksimum dozu 10
mg.kg-1).
- Morfin: Analjezi, uyku hali, öfori, solunum depresyonu, periferik
vasküler dirençte azalma, bulantı, kusma, kaşıntı yapar. Bilinç kaybı
olan, hava yolu kontrolü bozuk hastalarda doz azaltılmalıdır.
- Fentanil: Kardiyovasküler sistem (KVS) stabilitesi nedeniyle
hipovolemi, konjenital kalp hastalığı ve kafa travmalarında uygundur. Hızlı
infüzyon ve yüksek dozda (>5 m g.kg-1) apne, bradikardi, göğüs
duvarı ve glottiste rijidite ortaya çıkar. Göğüs duvarı ve
glottisteki rijidite, nalokson veya kas gevşeticilerle geriye döndürülebilir.
Fentanil şekerler yanak mukozasına yerleştirilmeli, yutulmamalı ve çiğnenmemelidir.
- Meperidin: Metaboliti normeperidinin analjezik etkisi azdır ancak
santral sinir sisteminde (SSS) stimulan etkisi vardır. Meperidinin yaptığı
konvülsiyon, ajitasyon, miyoklonus buna bağlanmıştır.
- Nalbufin: Tavan etkisi nedeniyle güvenlidir.
- Kodein: Karaciğerde morfine çevrildiğinden bulantı, kusmaya
neden olur. 1 mg.kg-1 dozun %10’u morfine çevrilir. Oksikodon
daha az gastrointestinal yan etkisi nedeniyle daha iyi bir seçenektir.
Benzodiazepinler: GABA’yı potansiyalize ederek
sedatif, anksiyolitik ve amnestik etki yaparlar. Kısa süreli uykusuzluk ve kas
iskelet spastisitesinde kullanılırlar. Yan etkileri, amnezi, solunum
depresyonu, hipotansiyon, koma, paradoksik eksitasyon ve ajitasyondur.
Toksisitesi flumazenille tedavi edilir. Dozu 0,01 mg.kg-1, iv. 1-2
dakika sonra tekrarlanarak toplam 1 mg doza çıkılabilir. Epilepsisi olan,
kronik benzodiazepin kullanan ve trisiklik antidepresanların aşırı dozunda
konvülsiyonlar tetiklenebilir.
- Diazepam: IV enjeksiyonu ağrılıdır; venöz tromboz veya flebit
yapabilir.
Ketamin: Transa benzer durum ortaya çıkar. Çocuk uyanık
görünür, anlamlı hareketler yapabilir. Analjezi ve amnezi iyidir. Kafa içi
basınç artışı (KİBA), sedasyon sonunda canlı halüsinasyonlar,
salivasyon, kan basıncı, sistemik ve pulmoner vasküler direnç artışı,
miyokard fonksiyonunda depresyon, kas tonusunda artış, bulantı, kusma yapar.
Bu arada bronkodilatasyon, hipoksiye yanıt olarak solunum cevabının korunması
ise istenen etkileridir. Salivasyon artışına bağlı yan etkilerden korunmak
için 0,01 mg.kg-1 iv. atropin (veya 3-4 mg.kg-1
glikopirolat) önerilir. Varolan psikoz, intrakraniyel hipertansiyon, hastanın
tok olduğu durumlarda kontrendikedir.
Propofol: Enjeksiyonu ağrılıdır. Bu ya önceden %1
lidokain verilerek ya da propofol 1:9 oranında lidokainle hazırlanarak önlenir.
N2O (nitroz oksit): Yüksek konsantrasyonda
hipoksi riski vardır.
Kloral hidrat: Önerilmez.
Nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ): Zorlama,
incinme, deplase olmayan kırık, 1. derece yanık ve çıkıklı kırıklarda
kullanılır. Gıdalar ve antasidler NSAİİ gastrointestinal yan etkilerini
azaltır. Böbrek kan akımının azaldığı durumlarda akut böbrek yetmezliği
ortaya çıkabilir. Kanama bozukluğu yapabilir. Aspirin sensitivitesi, nazal
polip, bronşiyal astım ve ürtikeri olan hastalar NSAİİ’a hassasiyet göstererek
ürtiker, hırıltılı solunum, larengeal ödem, hipotansiyon ve şok ortaya çıkarabilir.
NSAİİ proteine bağlandıklarından diğer proteine bağlanan ilaçların düzeyini
tehlikeli şekilde artırabilirler.
- Asetaminofen: Karaciğer harabiyeti yapabilir.
- Ketorolak: Uzun süreli kullanımda böbrek yetmezliğine neden
olabilir.
Lokal anestezikler: Enjeksiyonu ağrılıdır. Sodyum
bikarbonat etkilerini hızlandırır ve ağrıyı azaltır. Sistemik toksisiteye
dikkat edilmelidir.
- Lidokain: iv kateter yerleştirme, laserasyon tamirinde kullanılır.
Maksimum dozu 3-5 mg.kg-1 (7 mg.kg-1 adrenalinli).
- Bupivakain: Uzun etki sürelidir. Abse drenajı, epidural infüzyon,
sinir bloklarında kullanılırlar.
- EMLA krem: Uygulandıktan sonra saha kapatılır. 60-90 dakikada
lokal anestezi ortaya çıkar. Sağlıklı ciltte kullanılır. Flebotomi,
arteriyel ponksiyon, intramusküler (im) enjeksiyon, lomber ponksiyon, iv
kateter takılırken ağrıyı azaltır. Teorik olarak prilokain
methemoglobinemi yapsa da güvenle kullanılabilir.
- LET (lidokain, epinefrin, tetrakain): Epinefrin içerdiği için
parmak, penis gibi uç arterlerle beslenen bölgelerde kullanılmaz.
- TAC (tetrakain, adrenalin, kokain): Kokain nedeniyle konvülsiyon,
koma ve ölüm olabilir.
LET ve TAC yüz ve skalpte etkiliyken ekstremitelerde yarı
etkilidir.
Bir çalışmada ortopedik kırık ve çıkık redüksiyonu,
tanısal görüntüleme, yüz laserasyonlarının tamiri, artrosentez, abse
drenajı, lomber ponksiyon, kemik iliği aspirasyonu, yabancı cisim çıkartılması,
fıtık redüksiyonu gibi işlemlerde midazolam-fentanil, midazolam, ketamin,
diazepam, lorazepam, pentobarbital, kloral hidrat, nitroz oksit,
midazolam-morfin kullanılmıştır. En sık yan etkiler, oksijen desaturasyonu,
paradoksik reaksiyon ve emezis olarak bildirilmiştir. Yan etkilerin %2.3’ü 8
yaş altı, %52’si 4 yaş altı çocuklarda izlenmiştir (Pena ve
Krauss,1999).
10 m g.kg-1 oral transmukozal fentanil sitrat
(OTFC) ve 60 m g.kg-1 oral hidromorfon karşılaştırıldığında
OTFC anksiyoliz etkisi ve iyi ağrı skorlarıyla daha uygun bulunmuştur; damar
yolu olmayan çocuklarda alternatif bir yöntemdir.
Rejyonel yöntemler: Travma bölgesine uygun ise bir
kerelik veya devamlı rejyonel teknikler uygulanabilir. Örneğin, Colles’ kırığında
aksiller blok, femur kırığında femoral sinir bloğu. 8 yaşından sonra
epidural kateterden 0,05 mg.kg-1 morfin üst abdomen ve göğüs ağrılarında
uygulanabilir.
Önemli olan nokta, her çocuğa özgü yöntemin seçilmesidir.
Küçük dozlarla başlayıp, doz titre edilerek artırılmalıdır. Ağrının
algılanması konusundaki ilerlemelerin ışığında travmatik ağrıya maruz
kalan çocuklara artık analjezik vermemek için sebep kalmamaktadır. Travmalı
çocuklarda konfüzyon, korku ve psikolojik sıkıntı olur. Yaralanmayı
bozukluğu olarak algılarlar. Doktorun görevi, yara iyileşmesine olduğu
kadar ağrının giderilmesine de en yüksek dikkati vermek olmalıdır.
cezalandırılma ya da çok büyük şekil
Tablo 1: Analjezik ilaçlar
| ENDİKASYON |
İSİM |
DOZU |
| Ciddi ağrı |
Morfin |
IV 0,05-0,015 mg/kg
PO, PR: 0,2-0,5 mg/kg
|
| |
Fentanil |
IV: 1-3 m g/kg
1-2 m g/kg/sa infüzyon
|
| Orta dereceli ağrı |
Ketorolak |
IV: 1 mg/kg yükleme, 0,5-1 mg/kg 6-8
saatte bir
PO: 0,5-1 mg/kg 6-8 saatte bir
Tedavi 5 günü geçmemelidir
|
| Hafif ağrı |
İbuprofen |
PO: 10 mg/kg 6-8 saatte bir |
| |
Asetaminofen |
PO: 15 mg/kg 4-6 saatte bir |
| Anksiyoliz/sedasyon |
Diazepam |
IV, IM: 0,1-0,2 mg/kg
PO, PR: 0,2-0,3 mg/kg
|
| |
Lorazepam (ATIVAN) |
IV, PO: 0,03-0,05 |
| |
Midazolam |
IV: 0,025-0,05 mg/kg
PO, PR: 0,5-1 mg/kg
|
| Anestezi |
Ketamin |
IV: 0,5-3 mg/kg
IM: 2-5 mg/kg
PO: 4-8 mg/kg
0,01 mg/kg atropin ve midazolamla birlikte kullanın
|
| |
Propofol |
1-3 mg/kg titre ederek |
| Lokal anestezikler |
Lidokain |
Maksimum: 5 mg/kg (adrenalinli 7 mg/kg)
Epidural: 1-1.5 mg/kg/sa
|
| |
Bupivakain |
Maksimum: 3 mg/kg
Epidural: 0,2-0,3 mg/kg/sa
|
| |
EMLA |
60-90 dk uygulanır
Maksimum yüzey alanı: < 10 kg: 100 cm²
10-20 kg:600 cm²
> 20 kg: 2000 cm²
|
YANIK VE AĞRI
Yanık ünitelerinde hastaların %40-45’i çocuklardır ve
de çoğu 3 yaş altındadır. Yanıklar çocuklarda en sık öldürücü ev
kazasıdır. 1-2 yaşındakiler ve infantlar en sık yanık nedeniyle yanık
merkezlerine getirilirler ve %90’ı sıcak sıvılarla yanık vakalarıdır.
5-18 yaş arasında en sık termal yaralanma alev yanıklarıdır.Yanıklar
elektrik, kimyasal ya da radyasyon nedenleriyle de ortaya çıkar. Yanık büyüdükçe
cerrahi gerekliliği artar. Masif yanık, hava yolu yanığı, duman inhalasyonu
hayatı tehdit eder. Yanıklar etkilenen vücut yüzey alanı (VYA) ve derinliğe
göre sınıflanırlar. Yaşa göre vücut yanıklarının oranları değişmektedir.
Başın vücuda oranına bakıldığında çocukların başı erişkinlere göre
daha büyüktür. Derinliğe göre yanıklar ise 1.,2.,3. derece yanıklar
olarak sınıflanır. Yüzeysel 2.derece yanık dermisin üst 1/3’ünü kapsar
ve blister oluşumuyla karakterizedir. Orta-derin ikinci derece yanık yara
greftlenmezse skarla iyileşir. Sıvı kayıpları ve metabolik etkiler 3.derece
yanıklarda artar. Çocuklarda major yanıklar VYA’nın %10’undan
fazla (10 yaşından büyüklerde %20) 2. veya 3. derece yanık, %5 VYA’ndan
fazla, yüz, eller, ayaklar, perine, major eklemlerde 3.derece yanık, eşlik
eden hastalık, inhalasyon yanıkları, elektriksel ve kimyasal yanıklardır. Küçük
çocuklarda hayatta kalma büyüklere göre daha zordur. İnhalasyon yanığı
ve erken yanık şokunun çocuklardaki mortalitesi yüksektir.
Yanık dokuda kapiller geçirgenlik artar, plazma damar dışına
çıkarak doku ödemine neden olur. Yanık dokusunda artan histamin, serotonin,
lökotrienler, serbest oksijen radikalleri ve prostoglandin yaygın kapiller
permeabilite artışına neden olur. Ağrıya ek olarak yanık travmasına bağlı
stres, fizik görünümün bozulması ve ölüm korkusu önemli ve tedavi
gerektiren sorunlardır.
Yanık ağrısı, farklı bir ağrı tipidir. Sürekli, künt,
kısa süreli fakat yoğun yara temizlenmesi, debridman veya egzersizle ortaya
çıkan ve ani ağrıdır. Ağrı taşikardiye yol açar. Bazal metabolizma hızı
ve vücut ısısı artar. Yanık büyüklüğü ve hipermetabolizma arasında
orantı vardır. Ağrıyı önlemek, stresi azaltarak ek kalori ihtiyacını düşürür,
hipermetabolizmayı azaltır. Yoğun bakım hastalarında psikolojik problemler,
hallüsinasyonlar, psikoz olabilir. Hastalara gece ve gündüz farkının
belirtilmesi, gece tanı ve tedavi girişimleri yapılmaması ve gece sedasyonu
faydalı olur.
Plazma beta endorfin immunoaktivitesi (ib -EP) ve gün içindeki
ağrı düzeyleri arasında ters ilişki vardır. Normalde ib -EP düzeyleri
sabah yüksek, gece düşüktür. Sirkadyan ritm vardır, kortizole benzer.
Kortizol düzeyleri yüksekken toplam vücut yüzey alanının %60 ya da daha
fazlasının yandığı çocuklarda 8 hafta ya da daha uzun süre ib -EP
sirkadyan ritmi bozuk kalır. Yanıkta vücut ısısının 40° C’nin üstüne
çıktığı durumlarda ani ib -EP aktivitesi görülebilir. Hormonal yanıtla
ilgili olan ağrı algısı günden güne primer yanık stresine eklenen
streslerle değişir. Küçük yanıklarda ib -EP normal olabilir.
Yanık sonrası opioid analjeziklerin potansiyalleri artar ve
stresle indüklenen analjeziyi artırırlar. Bu etki göreceli olarak reseptör
selektivitesinden bağımsızdır. Beta endorfin ve kortikosteroidin salınımı
analjezik opioid dozlarıyla önlenemez ve akut yanık hasarından sonra
analjezikler potansiyalize olur.
Hipermetabolik fazda albumin azalır. Alfa-1
asitglikoproteine bağlanan lidokain, propranolol, bupivakain, fentanil,
alfentanil düzeyleri artar. Suksinilkoline aşırı hassasiyet, non depolarizan
kas gevşeticilere duyarsızlık görülür. Benzodiazepinlerin farmakokinetiğinde
değişiklik görülür. Karaciğerden temizlenmesi yavaşlar, eliminasyon yarı
ömrü iki katına çıkar. İlk dozun etkisi dokularca hızlı alıma bağlı
olarak kısadır. Tekrarlayan dozlarda dokularda doygunluk oluşur ve
biotransformasyonu uzar. Lorazepam metabolizması yanıkta bozulmaz ve eş
zamanlı simetidin verilmesinden de etkilenmez. Simetidin atılımı artar, yanıklı
çocuklarda gastrik pH’yı kontrol etmek için daha yüksek dozlara ihtiyaç
olur. Diğer ilaçların metabolizmasını etkilemediği ve yan etkisi olmadığından
ranitidin tercih edilir. Hipermetabolik fazda adrenerjik agonistlere kardiyovasküler
yanıtlar azalmıştır. Topikal epinefrin uygulaması iyi tolere edilir.
Ketamin ve halotan yanık hastalarında sık kullanılmaktadır. Tekrarlayan
uygulamalarda halotanın güvenli olduğu gösterilmiştir. Tiopental doz
ihtiyacı yanıklı çocuklarda en az 1 yıl artar. Normovolemik bir çocukta
doz 7-8 mg.kg-1’dır. Yüksek doz morfinin hipermetabolik yanıtı
baskıladığı gösterilmiştir.Uzun süreli midazolam, ketamin, morfin infüzyonu
bir çocukta bildirilmiştir. Yanıkta ağrının ciddi olmasına bağlı olarak
opioid ihtiyacı fazladır. Normal intravasküler volume sahip hipermetabolik
yanık hastaları daha yüksek doz opioid, sedatif ve anestezik ilaçlara
gereksim gösterirler.
1. ve 2. derece yanıklar çok ağrılıdır. Hemen suya batırma
veya akan su altında yıkamayla yanığın yayılması önlenir ve analjezi sağlanır.
Çocuklarda VYA’nın %10’undan fazla 2.derece yanık hastaneye yatışı
gerektirir. Analjezi ve sedasyon sağlanır. 3. derece yanık bölgesinin ağrısız
olduğu doğru değildir. Tam olmayan kalınlıkta yanıkla birlikteyse çok ağrılı
olabilir. Hasarlanan sinir uçları genellikle opioidlere dirençli nöropatik ağrıya
neden olur. Eskaratomi ve fasiotomi için iv analjezi ve sedasyon yeterlidir.
Greftlemede kullanılan donor sahalar normal doku olduklarından çok ağrılıdır.
Debridman, greftleme, fizyoterapi, banyolar, topikal ajanların uygulanması ve
pansuman değiştirilmesi gibi işlemlerde kan kayıpları, beslenme bozuklukları,
pulmoner komplikasyonlar ve enfeksiyona dikkat edilmelidir.
Yanık ağrısı hastadan hastaya ve aynı hastada değişik
zamanlarda farklılıklar gösterir. Debridman ve günlük pansumanlarda genel
anestezi hem tehlikeli hem de pahalıdır. Bunun yerine yanık merkezlerinde analjezi
için opioidler kullanılır. Ancak opioidler her hastada ağrıyı geçirmez,
bazılarında analjezi olmaz, bulantı, kusma, kabızlık ortaya çıkar. Bu
nedenle yanık ağrısı multimodel yaklaşımla kontrol edilmeli, opioidler
etkili olmadığında ek ilaçlar uygulanmalıdır. Major yanıklarda
hipovolemi düzeltilinceye kadar im. veya sc. morfin verilmemelidir. Çünkü sıvı
volumu normale döndükçe bu depolardan salınan ilaç gecikmiş sedasyon ve
solunum depresyonuna neden olabilir. Yanıklı saha, rejyonel blok uygulanacak bölgeden
uzaksa tek veya kombine rejyonel anestezi teknikleri kullanılabilir. Ağrı
kontrolü acı çekmeyi azaltır, fiziksel ve duygusal uyumu sağlar. Erişkinlerde
hipnoz yan etkisiz etkili bir yöntemdir. Hipnoz zaman aldığından, etkinliği
belli olmadığından opioidlere yanıt vermeyen hastalara ayrılabilir. Yanıklı
hastalarda opioid ihtiyacı artar. İlk reaksiyon hafif olabilir. Daha sonra ağrıyı
etkileyen faktörler: yanık derinliği, iyileşme evresi, bakım, hasta özellikleridir.
Yüzeyel yanıkta (güneş yanığı örneğin) ağrı ve eritem ortaya çıkar.
İkinci derece yanıkta epidermis ve dermis yandığından ve sinir lifleri açıkta
olduğundan yanık ağrısı olur. Üçüncü derece tam kat yanıkta tüm cilt
katları ve sinirler yanmıştır. Çoğu hastanın ağrısı minimaldir ancak yüksek
düzeyde anksiyete mevcuttur. Küçük yanıklarda opioidlere yardımcı olarak
en çok kullanılan ilaç asetaminofen ve NSAİİdır. Antiinflamatuar
etkilerinden de yararlanılır. Analjezinin devamında oral kodein +
parasetamol/aspirin kullanılabilir. Entonoksun inhalasyon sonrası 20 sn’de
etkisi başlar. Kardiyovasküler etkileri minimaldir. Greftleme sonrası nöral
bloklar da uygulanabilir. Ağrılı işlemler sırasında etkisi hızlı başlayan
ve kısa süren fentanil uygun bir ajandır, ancak hızlı tolerans gelişimi
nedeniyle midazolamla kombine edilmesi uygundur.
PCA pediatrik yaş grubunda tam kabul görmemiştir. 7 yaşından
büyük çocuklarda kullanılabilir. Adolesanlarda kontrol hissi verdiğinden
oldukça başarılıdır. Tercih edilen ilaç morfindir. Tolerans, morfin
konsantrasyonu, bolus doz ve bazal infüzyon %50 artırılarak aşılır.
Yanıklı çocuklarda sedasyon veya anestezide şunlara
dikkat edilmelidir: Aç kalma, yanıkta artan kalori ihtiyacı nedeniyle devamlı
gastrojejunal tüple beslenen hastalarda beslenmenin indüksiyona kadar devam
ettirilmesi uygundur (bu uygulama morbiditeyi artırmamıştır). Her işlem öncesinde
aileden izin alınmalıdır. İşlem genellikle 1 saatten kısa sürer.
Opioid analjezikler: Yanık ağrısında temel
analjeziklerdir. Oral ve iv. uygulamalar tercih edilmelidir. 20-40 m g.kg-1’lık
küçük dozlarla hasta rahatlatıldıktan sonra 40 m g.kg-1.saate
kadar infüzyon uygulanabilir. Ani ağrılar için ek 30 m g.kg-1
bolus kullanılır. Majör yanıklı çocuklarda opioide hızla tolerans gelişir;
doz artışı ve adjuvan ilaçlarla azaltılır. Kaşıntı ve sedasyon gibi
morfin yan etkilerine hassas çocuklarda fentanil tercih edilebilir.
Asetaminofen: Küçük ve büyük yanıklarda opioide ek
olarak kullanılır. 15-20 mg.kg-1 dozunda etkin analjezi sağlar.
NSAİİ: İnflamatuar yanıt ağrıya katkıda bulunduğundan
NSAİİ ağrıyı azaltır. İbuprofen ve opioid kombinasyonunda ibuprofen
antipiretik etki gösterir, hipermetabolik yanıtı azaltır. Antiplatelet özellikleri
kullanımlarını sınırlar. Pıhtılaşmada herhangi bir bozukluk debridman ve
greftleme işlemlerinden sonra meydana gelecek kan kaybını artırır. Buna ek
olarak zaten stresli olan bu çocuklarda NSAİİ gastrik erozyon ve üst GIS
kanaması riskini artırabilir.
Lokal anestezikler: Yanıkta toksisite, allerjik
reaksiyonlar ve epitelizasyonu azaltma özelliği nedeniyle kısıtlı kullanılır.
Yanık bölgeye uygulandığında hızlı absorbsiyon ile konvülsiyon görülmüştür.
Brofeldt ve ark %5 lidokain kremin 1 mg.cm-2’ye uygulanışıyla
4-6 saat ağrısızlık elde etmiştir. iv lidokainin 40 m g.kg-1.dk
infüzyonuyla (500 ml SF + 2 gr lidokain) 3 güne kadar kullanılabilir.
Sistemik lidokain, afferent sinirlerde ağrı iletimini baskılar, dorsal kök nöral
geçişini inhibe eder. Yanık histamin, serotonin, prostoglandin gibi ağrıya
neden olan medyatörlerin salınmasını tetiklese de, lidokaine benzer lokal
anesteziklerin potent antiinflamatuar etkileri inflame yanık dokusunda
analjezik etkileri açıklar. Lidokainin öforik etkisi yanıklı hastalarda sıklıkla
görülen anksiyeteyi azaltmakta yardımcı olur.
Benzodiazepinler: Mekanizması bilinmemekle birlikte ağrı
anksiyeteyi artırır. Akut ağrının ortaya çıkardığı gerilim halkasını
azaltır. Opioid kesilirken faydalıdır. Premedikasyon amacıyla 0.5 mg.kg-1
oral veya 0,2-0,3 mg.kg-1 nazal midazolam işlem öncesinde verildiğinde
amnestik ve anksiyolitik etkileri sayesinde çocuğun ilerideki işlemlerde
kooperasyonunu da sağlar.
Entonoks: Damar yolu olmayan, koopere olabilen çocuklarda
uygundur. Yanıklı hastalarda hematolojik ve immunolojik anomalilerin günlük
N2O kullanımıyla potansiyalizasyonu bilinmemektedir. Megaloblastik
anemi ve lökopeni yapabilir.Yan etkilerinden korunmak için günlük kullanım
süresi 1 saatle sınırlanabilir ve folik asit takviyesi yapılabilir.
Antidepresanlar: Antidepresanlar beyinde serotonin düzeyini
artırır. Ağrıda da düşük serotonin düzeyleri izlenmiştir. Erken yanıkta
kardiyovasküler sistem komplikasyonları nedeniyle kontrendikedir.
Antikolinerjik yan etkileri fazladır. Düşük doz amfetamin, ritalin ya da
trisiklik antidepresan opioid ihtiyacını azaltır.
Antikonvülsanlar: Cilt grefti donor bölgelerinde
topikal fenitoin yara iyileşmesine yardımcı olur. Antiinflamatuar etkileri ağrıyı
azaltır. Mekanizması, direk antibakteriyel etki, kollajen içeriği ve olgunlaşmasını
artırma, kollagenaz aktivitesini azaltma, fibroblast proliferasyonunu artırma,
lizozomal ve sitoplazmik enzimlerin salınımını inhibe ederek prostoglandin
metabolizmasını düzenlemektir.
Klonidin: Alfa-2 adrenoreseptör agonistidir. Sedatif ve
analjezik özelliği vardır. Lamina IV ve V spinal arka kök nöronlarında
santral inici noradrenerjik inhibitör sistemi uyarır. Ağrıyı düzenleyen diğer
nöromedyatörleri indükler (adenozin, asetil kolin, endorfin), P maddesi salınımını
engeller. Lokal anestezik ve opioidleri potansiyalize eder. İntratekal,
subaraknoid, oral, iv, im, transdermal kullanılır. Hipotansiyon yapan
dozlardan daha düşük dozlarda agonist etkiyle locus ceruleusta a -2 reseptörde
analjezi ortaya çıkarır. Opioidler gibi kaşıntı, solunum depresyonu
yapmaz. Hipotansif hastalarda kullanılmaz.
Ketamin: Talamik fonksiyon ve limbik sistemde etkili
disosiyatif analjeziktir. Eksizyon, greftleme ve yanık pansumanında sık
kullanılmaktadır.
Psikolojik teknikler: Ciddi yanık ağrısında
opioidlere ek olarak kullanılır. Bilişsel işlemler, ağrı algısını
etkileyen iç düşünceleri davranış olarak değiştirir. Hazırlayıcı
bilgiler hastanın tıbbi işlemler hakkında bilgi edinmesini sağlar. Davranışsal
teknikler de kullanılır.
TENS: Yüksek şiddet ve düşük frekansta kulaktaki
akupunktur noktalarına uygulandığında ağrı eşiğini artırır, ağrıyı
azaltır. Vücut yüzey alanının %30’u yanan hastalarda yeterli analjezi sağlar.
Sonuç olarak, travma ve yanık çocuklarda psikolojik ve
fiziksel yaralanmaya yol açan durumlardır. Tedavi her hastaya göre düzenlenmeli,
gerektiğinde yeterli analjezi uygulamalarından kaçınılmamalı, çocuğun
fiziksel durumu kadar ruhsal durumu ve bunu etkileyecek ağrı durumuyla da özellikle
ilgilenilmelidir. Non farmakolojik teknikler farmakolojik teknikleri
tamamlayacak şekilde kullanılmalıdır. İnsan haklarının giderek önem
kazandığı bu günlerde hiçkimse ağrıyla başbaşa bırakılmamalıdır.
KAYNAKLAR:
- Badgwell MJ. Clinical Pediatric Anesthesia. Lippincott-Raven, Philadelphia,
1997;413-433,455-456.
- Esener Z. Pediatrik Anestezi. 1995; 311-319.
- Gregory GA. Pediatric Anesthesia. Churchill Livingstone, New York, 3rd
ed. 1994; 727-735.
- Joseph MH, Brill J, Zeltzer LK. Pediatric pain relief in trauma. Pediatrics
in Review. 1999; 20(3): 75-83.
- Pena BMG, Krauss B. Adverse events of procedural sedation and analgesia in a
pediatric emergency department. Ann Emergency Med. 1999;34(4):483-491.
- Patterson DR, Ptacek JT. Baseline pain is a moderator of hypnotic analgesia
for burn injury treatment. J Cons Clin Pathol 1997; 65(1): 60-67.
- Rovers J, Knighton J, Neligan P, Peters W. Patient-controlled analgesia in
burn patients: a critical review of the literature and case report. Hosp
Pharm. 1994; 29(2): 106, 108-111.
- Sim KM, Hwang NC, Chan YW, Seah CS. Use of patient-controlled analgesia with
alfentanil for burns dressing procedures: a preliminary report of five
pateints. Burns. 1996; 22(3): 238-241.
- Sharar SR, Bratton SL, Carrougher GJ, Edwards WT, Summer G, Levy FH,
Cortiella J. A comparison of oral transmucosal fentanyl citrate and oral
hydromorphone for inpatient pediatric burn wound care analgesia. J Burn Care
Rehabil. 1998; 19(6): 516-520.
- Pal SK, Cortiella J, Herndon D, Adjunctive methods of pain control in burns.
Burns. 1997; 23(5): 4040-412.
- Şahinoğlu AH. Yoğun bakım Sorunları ve Tedavileri. Türkiye Klinikleri
Serisi No:21, 1. baskı. 1992; 771-786.
- Ready LB, Edwards WT. Management of Acute Pain A practical guide. IASP
publications, Seattle, 1992.
- McKenzie IM, Gaukroger PB, Ragg PG, Brown TCK. Manual of Acute Pain
Management in Children. Churchill Livingstone, New York, 1997.
|