|
|
| |
|
 |
| |
|
|
| |
| |
- Doç. Dr. Ayşe Avcı
- Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi
Çocuk Psikiyatrisi Anabilim Dalı
Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıklarının diğer
kliniklerle ilişkisini incelerken öncelikle “LİYEZON PSİKİYATRİ”
kavramını gözden geçirmek gerekir. Liyezon Psikiyatri kavramsal ve klinik açıdan
insan varlığını,sağlığını ve hastalıkları,biyolojik, psikolojik ve
sosyal-çevresel bütünlüğü içinde ele alma,tanıma ve çözüm üretme çabasının
çağdaş tıptaki bir uzantısıdır. Amacı psikiyatri dışındaki bir alanda
çalışan hekimin ele almakta güçlük çektiği hastanın değerlendirilmesi
ve hekime yol gösterilmesidir.
LİYEZON PSİKİYATRİNİN İŞLEVLERİ
- Fiziksel ve psikiyatrik durumlar arasındaki bağlantı ve etkileşime ilişkin
tanıya yönelik uzman katkısı sağlamak
- Fiziksel hastalıklarda ortaya çıkan psikiyatrik bozuklukların
engellenmesi,tedavisi ve bakımı
- Fiziksel hastalığın ruhsal boyutlarına ilişkin görüş bildirmek
- Hastalığa karşı geliştirilen savunma düzeneklerinin olumlu hale
getirilmesi
- Gerektiğinde çevre ve aile ilişkilerine yönelik düzenlemeler
- Hastaneye yatış ve hastalığa karşı geliştirilen bozuk hastalık
davranışının tanınması ve baş edilmesine ilişkin diğer birimlerdeki
hekim ve tedavi grubuna yardımcı olunması
- Hastane ortamının ruhsal yönden de terapötik kılınmasına yönelik görüş
bildirmek.
- Hasta bakım ve tedavisinde hasta-aile ve tedavi ekibi üçgeninde ortaya
çıkan ilişki ve iletişim sorunlarının çözümlenmesi
- Belirtilerin ortaya çıkış ve hastalığın gidişini etkileyebilecek
ruhsal ve davranışsal faktörlerin belirlenmesi
Tüm hekimlerin hasta çocuğa biyopsikososyal bir yaklaşımı
benimsemeleri, çocuğun gelişiminin korunması ve desteklenmesi açısından
özellikle önemlidir. Hastaneye başvurmak çocuk ve ailesi açısından uyum
sağlamayı gerektiren zorlayıcı bir yaşam olayıdır.
Birçok klinikten olduğu gibi çocuk ve ergen ruh sağlığı
ve hastalıkları anabilim dalından da görüş sorulması konsültasyon
sistemi içinde yapılmalıdır. En çok konsültasyon istenen/ ya da istenmesi
gereken durumlar şunlardır:
KONSÜLTASYON İSTEMEYİ GEREKTİREN DURUMLAR
- Hastalığa reaksiyonların anlaşılması/anlaşılamaması/yanlış anlaşılması.
- Hastanın biyopsikososyal değerlendirilmesi.
- Hastalığa uyum güçlüğü.
- Hastalığın gidişini,tedaviye cevabını olumsuz etkileyen ruhsal
tepkiler.
- Öz kıyım girişimi,otomutilasyon, saldırgan tutumlar.
- İleri davranış bozuklukları
- Kooperasyon, bakım ve tedaviye uyum güçlüğü.
- Tedavi ekibi ile çatışma.
- Uygun tedaviye karşın yakınmaların sürüyor olması.
- Öyküde psikiyatrik hastalık varlığı.
- İlaç yan etkileri.
- Tıbbi bakım ve tedaviyi etkileyen kişilik sorunları.
- Tedaviyi reddetme.
- Uyku ve gıda alımına ilişkin sorunlar.
- Kronik ağrı.
- Fiziksel hastalığa ilişkin medikolegal ve etik sorunlar.
- Tıbbi bakım ve tedaviyi bozan alışkanlıklar.
- Yoğun bakım ünitelerindeki hastaların izleme ve tedavisindeki özgül
sorunlar.
- Hastaların cerrahi girişim ya da hemodiyaliz için hazırlanmasında karşılaşılan
sorunlar.
Bu başlıkların her biri uzun uzun tartışılabilir.
Burada çocukta hastalık karşısında genel olarak ortaya çıkan tepkilerden
söz etmek gerekir.
HASTALIĞA BAĞLI ORTAYA ÇIKAN BELİRTİLER
- Biyopsikolojik belirtiler;
(Kırgınlık, ağrı, irritabilite, iştah ve uyku
zorlukları)
- Artmış bağlanma davranışı;
(Yapışma,sürekli yardım isteme,ayrılma bunaltısı)
(Parmak emme,bebeksi konuşma, enürezis ve enkoprezis)
Kendini güçsüz ve desteksiz duyumsama.
- Hastalık ve incelemelerle ilgili korkulu fanteziler;
Cezalandırılma düşünceleri, kastrasyon ve bedenine
zarar verileceği korkusu.
- Kaygı ve buna bağlı olarak savunma düzeneklerinin aşırı ve yersiz
ortaya çıkması;
Yadsıma, fobik belirtiler, konversiyon belirtileri
- Hastalık öncesi kişilik özelliklerinin ve psikiyatrik belirtilerin
abarması, depreşmesi.
Zaman zaman fiziksel hastalık ruhsal sorunların ortaya çıkmasını
kolaylaştırabilir. Aşağıdaki risk faktörlerinin varlığında sorunlar
artabilir;
- Hastalık öncesi psikopatoloji.
- Zayıf aile-çocuk ilişkileri.
- Ana babanın herhangi birinde psikiyatrik hastalığın varlığı.
- Yeni doğan grubu.
- Hastalığın tipi ve önemlilik derecesi.
- Hastaneye yatışın sıklığı ve yatış süresinin uzaması.
- Ailenin hastalığı bilişsel düzeyde anlamaması, gerçek dışı
beklentilerinin olması
- Ana baba ilişki ve iletişiminin bozukluğu.
- Ailenin kendisini yardımsız duyumsaması ve karamsarlık.
Hastalık aile dengesini bozan acil bir durum, bir kriz
durumudur. Ailenin alışılagelmiş başetme yöntemleri bu durumun gereklerini
karşılamaya yetmeyebilir. Ailede hasta çocuk varlığında tüm ailenin yardıma
gereksinimi vardır. Hekimin sadece çocuğa değil aileye de sorumlulukları
vardır. Bu nedenle, hekimin farkında olmadan ya da adlandıramadan yaşadığı
sorunlar daha açık ve etraflıca “aile konsültasyonları” adı altında
tartışılabilir.
Çocuğun tedavisinden birinci derecede sorumlu olan doktorun
açık ve doğrudan bilgilendirici, empatik olması gerekir. Bildiğini olduğu
kadar bilmediğini de aileyle paylaşması gerekir. Bilgisini ailenin tek bir
bireyi ile değil gerekirse tümüyle paylaşması daha doğrudur. Bu hekimin işini
artıracağından ailenin tümüyle konuşabileceği bir ortak saat ayırması,
ayaküstü ve kendisini yoracak bir çok on dakikadan daha kolay ve rahatlatıcı
olacaktır. Ailenin sağlıkla ilgili inançlarını öğrenmesi ve ona göre
davranması daha doğru olacaktır. Kararları yalnız vermemesi, tanrı rolü
oynamaması gerekir. Hastalığa ve sekellerine ilişkin gerçekçi tutumlar
geliştirmek, ailenin uygun başetme yöntemleri geliştirmesini ve uygun destek
sistemleriyle bağlantı kurmasını sağlamak yine onun görevlerindendir.
Ailenin uygun olmayan tutumlarını değiştirmeyi deneyebilir. Ailenin hastalığın
varlığında günlük işlevlerini nasıl sürdürebildiğini görmesine yardım
edebilir, yani bu hastalık sırasında da aileye kendi sağlıklı yönlerini gösterebilir.
Aile bireylerinin umutları, korkuları ve diğer duygularını serbestçe
anlatmalarını sağlamalı bütün bunların kendi aralarında da konuşulmasını
özendirmelidir.
Son olarak Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim
Dalında son zamanlarda daha fazla görülmeye başlanan bir durumdan söz etmek
istiyorum. Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları klinikleri Erişkin
psikiyatri kadar olmasa da son yıllarda bir çok hastaya “somatizasyon
bozukluğu” ya da “ağrı bozukluğu” tanısı koymaya başladılar. Daha
çok kadınlarda konan bu tanıların ergenlik yaşında başladığı
biliniyor. Ama bir durum var ki çok küçük yaşlarda görülebiliyor ve hem
pediatristleri hem de ruh sağlığı çalışanlarını zorluyor.
Recurrent Abdominal Pain (RAP) “tekrarlayıcı karın ağrısı”
olarak da türkçeleştirilebilir. Apley ve Nalsh tarafından 1958 de tanımlanmıştır.
Bu sendrom genellikle hırçın ve gergin çocuklarda, erken okul çağında görülür
ve çocukların işlev düzeyini ileri derecede bozar. Daha çok kızlarda görülür.
5-10 yaş arası kızlarda %12.3 görülürken erkek çocuklarda %9.5 oranında
görüldüğü bildirilmiştir. Kesin tanı konabilmesi için üç ay içinde en
az üç dönem biçiminde çocuğun işlev düzeyini bozması (okula gitmesini,
ders çalışmasını, oyun oynamasını engellemesi) ve hiçbir organik tanı
konamaması gerekmektedir. Yalnızca karın ağrısı değil baş ağrısı ile
de gidebilir. Daha çok sabahları olan kusma ve sub-febril ateş sıklıkla
tabloya eşlik eder. Nedenleri arasında okul korkusu( eğer ayrılma kaygısı
da varsa bu tanının birlikte koyulması gerekir) , aşırı kaygı bozukluğu,
yeme bozuklukları olarak değerlendirilmiştir. Bu çocuklar içe dönük, aşırı
bağımlı ve duyarlı, korkuları olan, aşırı kontrollü olarak tanımlanmışlardır.
Çok fazla doktor ve klinik gezdikleri için ruh sağlığı çalışanlarına
kadar gelindiğinde genellikle komplike olgular haline gelmektedirler. Çoğunlukla
hastalığın değil ilaçların yan etkileri ile ya da yapılan girişimlerin
başlattığı “travma sonrası stress bozukluğu” tanıları ile uğraşmak
zorunda kalınır. En kötüsü de altta yatan ve tanı konamayan gerçek bir
organik etyoloji varlığında bu tanıyı koymaktır. İnceleme ve girişimlerim
bitmesi gerektiğine pediatristlerin karar vermesi gerekir. Tedavi ancak ondan
sonra ruh sağlığı alanında çalışanlarca planlanır. Daha çok aileyi de
içine alan, davranışçı yaklaşımlar işe yaramaktadır. Sonlanımı pek yüz
güldürücü değildir. Yetişkin olduklarında somatizasyon bozukluğu, kaygı
bozuklukları sık görülür.
KAYNAKLAR
- Goldberg, I.S., Gabriel, H.P., Recurrent Nonorganic Abdominal Pain: Current
Concepts. Child and Adolescent Psychiatry içinde, M.Lewis (ed),
Williams&Wilkins, Baltimore, sa: 1054-1057,1996.
- Kerimoğlu, E. Çocukların ve ailelerinin hastalık ve hastaneye yatmaya
tepkileri ve alınabilecek koruyucu önlemler. Toplum ve Hekim, 37:2-5,1985.
- Kerimoğlu, E. Ölümcül hastalığı olan çocukların psikososyal yönü.
Toplum ve Hekim, 43:22-26,1987.
- Lewis,M., Leebens, P.K. The consultation process in child and adolescent
psychiatric consultation-liason in pediatrics. Child and Adolescent Psychiatry
içinde, M.Lewis (ed), Williams&Wilkins, Baltimore,sa: 935-939,1996.
- Mrazek, D.A. Chronic pediatric illness and multiple hospitalizations. Child
and Adolescent Psychiatry içinde, M.Lewis (ed), Williams&Wilkins,
Baltimore, sa: 1058-1065,1996.
- Özkan, S. Psikiyatrik Tıp; Konsültasyon Liyezon Psikiyatrisi. Roche Müstahzarları
Sanayi A.Ş. Basımı,İstanbul, 1993.
- Uslu, R. Hasta çocuğa ve ailesine yaklaşım. Davranış Bilimlerine Giriş.
Y.Doğan (ed), Antıp Yayınları, Ankara, sa:231-236,1998.
|