|
|
| |
|
 |
| |
|
|
| |
| |
- Doç.Dr.Fuat Güldoğuş
- Ondokuzmayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi
Anesteziyoloji Anabilim Dalı
YENİDOĞAN CERRAHİSİNDE ANALJEZİ
Yenidoğanlarda ağrı ve analjezi konusu son yıllarda yoğun
olarak ele alınmakta ve birçok çalışma ile değerlendirilmektedir. Eskiden
varolan, yenidoğanlarda ağrı hissi hiç veya yeteri kadar algılanmaz düşünceleri
günümüzde yerini, yeteri kadar algılanır fakat yeteri kadar değerlendirilemez
tartışmalarına bırakmıştır. Yenidoğanda ağrı algılanması ve
analjezinin yerinin tartışılabilmesi için, ağrı yollarının gelişimi,
olgunlaşması ve yenidoğan dönemindeki durumunun bilinmesinde yarar vardır.
Ağrı yollarının anatomik gelişimi : İlk nosiseptörler
intrauterin yaşamın 7. haftasında perioral bölgede ortaya çıkar. Daha
sonra, 9. haftada yüz bölgesine, 11. haftada avuç içi ve ayak tabanına, 15.
haftada ekstremite proksimal kısımlarına ve 20. hafta tamamlanmadan önce tüm
vücut yüzeyine yayılır. İntrauterin yaşamın 28-32. günlerinde spinal
sinirlerin ön ve arka kökleri farklılaşarak, 34. günde spinal sinir
dallanmaları tamamlanır. Embriyonik dönem tamamlanmadan önce afferent yolların
tamamı, myelinizasyon hariç, gelişir. Nöronal farklılaşma ve migrasyon
erken gelişse bile, ağrı yollarının myelinizasyonu uzun zaman alır. Bu
nedenle de, yenidoğan ağrıyı algılamaz gibi bir yanlış kanı gelişmiş
idi. Oysa, myelin kılıfların gelişmesi, impulsların iletiminden değil,
iletim hızıyla ilgilidir. Myelinizasyon, intrauterin 22. haftada servikal bölgeden
başlar. Serebral korteks gelişimi embriyonik yaşamın 8. haftasında başlar
ve 20. haftasında nöronal migrasyon tamamlanır. İntrauterin yaşamın 18.
haftasında EEG aktivitesi başlar ve 28.-29. haftalarda kortikal potansiyeller
(duysal, görsel, somestetik) kaydedilebilir. Gebeliğin 12-16. haftalarında
spinal kord arka boynuzu ve spinal ganglionlarda P maddesi görülür. Doğumda,
P maddesi ve spesifik reseptörleri adult değerlerine yakın seviyelere ulaşır.
Sonuçta, iki ana ağrı yolu olan spinotalamik yol ve
spinoretiküler yol gebeliğin 3. trimestrinde fonksiyonel hale gelmiş olur.
Dolayısıyla prematür infantlar da bile anatomik ve biokimyasal gelişme, ağrılı
uyaranların normal iletimi için yeterlidir.
Endojen opioidler ve reseptörleri : Doğumda, muhtemelen
neonatal strese bağlı, endojen opioidlerin önemli ölçüde salınımı
saptanır. 24. saatten itibaren düşmeye başlayan opioid seviyeleri, yaşamın
5. gününde adultlardaki normal düzeylere iner. Spinal seviyelerde, postnatal
yaşamın 12-14. haftalarından önce enkefalinler saptanamamaktadır. Benzer şekilde,
inici inhibitör sistem doğumda fonksiyonel değildir (muhtemelen inici inhibitör
sistemin nörotransmitterleri olan serotonin, 5-hidroksitriptamin ve
norepinefrinin daha geç dönemde ortaya çıkışından kaynaklanmaktadır).
Analjezi ile ilgili olan inici inhibitör sistem, ağrı bilgisini taşıyan iki
yoldan farklı olarak, postnatal yaşamın birinci ayının sonuna kadar matür
değildir. Hayvan ve insanlarda yapılan araştırmalarda doğumda opioid reseptörlerinin
tam gelişmiş olmadığı ve sonradan giderek arttığı vurgulanmaktadır.
Yenidoğan insan, yenidoğan ratların aksine, morfin ve benzeri analjeziklerin
etkisine hassastır.
Neonatal dönemde ağrının klinik ifadesi: Ağlama,
yenidoğanın ağrılı olaylara karşı verdiği en belirgin ve izlenebilir
reaksiyondur. Yenidoğanın distres tipleri ile ağlama seslerinin akustik
karakteristikleri arasındaki korelasyonla ilgili çeşitli çalışmalar yapılmıştır.
Yenidoğanın, doğum ağlaması, ağrı ağlaması, açlık ve keyifli olduğunda
çıkardığı farklı seslerin spektrografik çalışmalarında genellikle doğru
tanımlamalar yapıldığı bildirilmektedir.
Ağrı ağlaması genellikle disfonik ve hiperfoniktir. Ağrı
ağlamalarının süresi uzamış ve giderek azalan bir melodik çizgisi vardır.
Ağlamanın cinsi ve şiddeti, sadece o andaki nedene bağlı olmayarak, çocuğun
tecrübesindeki huzursuzluklar da etkili olabilir. Örneğin, uzun süre aç
kalan çocukta açlık ağlaması, ağrıdan olan ağlama ile karışabilir.
Sonuçta; eğer duysal sinyal belli bir sürede azalmış ise
ağrı ağlaması, korku ağlaması ve açlık ağlaması arasında ayrım
yapmak olanaksız olabilir. Ağlamanın akustik karakteristikleri, ağlamanın
nedeni olan faktörler hakkında küçük bilgiler verebilir. Ağlama, aslında
çocuğun çevresine verdiği uyarıcı bir semptomdur.
Yenidoğanlar ağrılı uyaranlara farklı reaksiyonlar gösterebilir.
Ağrılı uyarana karşı, yenidoğanın, diffüz bir refleks motor hareketle
cevabı gözlenebilir. Bu reaksiyonlar, 30 haftanın altındaki prematüre
infantlarda bile bulunur. Ancak 1. aydan sonraki yaşlarda uyarının yerine göre
daha direkt cevaplar verilmeye başlanır. 3. ayda ekstremiteye verilen ağrılı
uyaranlara lokalize ekstremite çekme cevabı gelişir.
Stres hormonlarının (özellikle kortizol) serum
konsantrasyonları, cerrahi işlemler sırasında analjezi yetersiz ise, prematüre
infantlar da dahil, yenidoğanlarda hızla yükselir ve uzun süre yüksek kalır.
Stres hormon seviyeleri, derin genel anestezi veya intraoperatif ve postoperatif
dönemde etkili dozlarda santral etkili analjeziklerin kullanımı ile baskılanabilir.
Bu hormonal cevaplar ağrıya spesifik değildir. Ağrı ve benzeri hoş olmayan
tüm uyarılara cevaptır.
Yenidoğanda ağrı, nabız ve solunumda hızlanma, kan basıncı,
periferik oksijen saturasyonu ve cilt ısısında artış gibi otonomik değişikliklere
neden olabilir. Avuçlarda terleme, ağrının anlamlı bir göstergesi
olabilir. Ancak yenidoğanlarda, sadece 37 haftanın üzerinde gestasyonel yaşı
olanlarda değerlendirilebileceği bildirilmektedir. Tüm bu istenmeyen
reaksiyonlar, etkili bir analjezi sonrasında görülmez.
Ağrının değerlendirilmesi: Yenidoğanda ağrılı
uyaranlara bağlı fizyolojik değişiklikler izlenebilir. Bu yaş grubunda sözel
iletişim olmadığından, hareketlerin izlemi ile değerlendirme esas olacaktır
(Tablo 1-3).
Yenidoğanda analjezi yöntemleri :
- Farmakolojik yöntemler
- NSAI ilaçlar
- Opioidler
- Adjuvanlar
- Bölgesel yöntemler
1. Santral bloklar
- Kaudal epidural
- Lomber epidural
- Torakal ve servikal epidural
- Spinal
2. Periferik bloklar
- Üst ekstremite proksimal blokları
- Lomber pleksus blokları
- Sakral pleksus blokları
- Ekstremite distal blokları
- Trunkus blokları
A. FARMAKOLOJİK YÖNTEMLER : Farmakolojik tedavi prensipleri
ve ilaçlar ayrı konular halinde işleneceğinden burada değinilmeyecektir.
B. BÖLGESEL YÖNTEMLER : Bölgesel yöntemler olarak
belirtilen girişimler, sadece intraoperatif dönemde değil, postoperatif dönemi
de kapsayarak akut ve kronik ağrı tedavisinde kullanılabilir. Bu hastalarda,
sadece bölgesel yöntem, bölgesel yöntem + sedasyon veya bölgesel yöntem +
yüzeyel genel anestezi yöntemleri uygulanabilir. Çocuk yaş grubu çevreden,
maskeli insanlardan, ışıklardan ve yapılacak uygulamalardan huzursuz
olacaklarından, sedasyon veya yüzeyel genel anestezi gereksinimi doğurur. Büyük
çocukların operasyon döneminde uyandırılmaları sorun yaratabilecek iken,
yenidoğanların çevreden etkilenmeleri önemsiz derecede olduğundan, bölgesel
yöntem uygulaması yeterli etkinliğe ulaştığında, genel anesteziye devam
edilmeyebilir.
Endikasyonları :
Genel anestezi uygulanmasında sakınca veya güçlük olan
durumlar
İntraoperatif ve postoperatif analjezi
Yenidoğanlarda lokal anestezik seçimi: Ester tipi lokal
anesteziklerin yıkımı psödokolinesteraz enzimi tarafından olur. Yenidoğanlarda
bu enzimin aktivitesi, erişkinlerdekinin %50’si oranındadır. Yenidoğanlarda,
methemoglobin redüktaz enzim aktivitesi yeterli olmadığından, prilokain
kullanımı önerilmemektedir. Amid tipi lokal anestezikler karaciğerde
mikrozomal enzimler tarafından metobolize edilir. Lidokain metabolitlerinin
farmakolojik aktiviteleri çok az olup, eliminasyonu 10 saate kadar uzayabilir.
Mepivakain metabolitleri farmakolojik olarak aktif olmasına karşın, yenidoğanlarda
bile plazma konsantrasyonları sistemik yan etki oluşturmayacak kadar düşüktür.
Bupivakain ve etidokain metabolitleri de başlıca karaciğerde konjuge olur.
Bazı metabolitlerin yarılanma süresi bupivakainden daha uzun olmasına karşın,
farmakolojik rollerinin henüz açık olmadığı bildirilmektedir.
Aminoamidlerin biotransformasyonu için gerekli mikrozomal enzimlerin çoğu doğumdan
sonra fonksiyoneldir. Ancak yenidoğanlardaki aktiviteleri, adultlara oranla
daha zayıf olduğu ve adultlarla yenidoğanlar arasındaki farmakokinetik farklılıkların
da bununla açıklanabileceği ileri sürülmektedir.
Yenidoğanlarda lokal anestezik seçiminde ve dozunda
dikkatli ve özenli olmak gerekir. Çocuklarda, 1/200 000 veya 1/400 000
adrenalinli %0.5-2 lidokain, %0.5-2 mepivakain ve %0.125-0.5 bupivakain kullanımı
önerilmektedir. Yenidoğanlarda, özellikle, mepivakain ve bupivakain dikkatli
kullanılmalıdır. %1 lidokain ile %0.5 bupivakain eşit miktarlarda karıştırılarak
1/200 000 epinefrinli solusyon hazırlanarak kullanılabilir. Özellikle yenidoğanlarda
ve infantlarda, bupivakainin sürekli kaudal epidural yoldan infüzyonu sonucu
birikime bağlı, toksik bulguların ortaya çıktığı bildirilmiştir.
Santral bloklar :
a. Kaudal epidural girişim: Kaudal anestezi/analjezi,
sakral hiatustan girilerek sakrokoksigeal membran altına, kaudal epidural
sahaya ilaç verilmesi ile oluşturulur. Sakral hiatus, gerçekte ligamentum
flavumun devamı olan sakrokoksigeal membranla örtülüdür. Yenidoğanlarda,
sakral kornu ve sakral hiatus kolay palpe edildiğinden lokalizasyon sorunu
olmaz. Sakral hiatus yaşla beraber giderek kapanır ve 7 yaş sonrası kaudal
girişim güçleşir. Doğumda dural sak S3-S4 düzeyinde
iken, 2-5 yaş arasında S2’ye yükselir. Sakral hiatus-dural sak
arası mesafe, erişkinde maksimum 70-75 mm arasında iken, yenidoğanlarda 10
mm ve altında olabilir. Yenidoğanda kaudal epidural alan, epidural yağ dokusu
ile dolu olup, jelatin kıvamındadır. Bu nedenle lokal anestezikler hızlı ve
uniform yayılır.
Endikasyon : Kaudal anestezi, özellikle yenidoğanlarda,
infantlarda ve yüksek riskli çocuklarda alt karın ve alt ekstremitelerde yapılacak
hemen tüm girişimlerde intraoperatif ve postoperatif analjezide etkili olarak
kullanılabilir. Kaudal girişim, çocuklarda uygulanan tüm bölgesel yöntemlerin
yaklaşık % 50’sini oluşturur. Çok etkili ve güvenilir olan bu yöntemin
başarısızlık oranı ortalaması % 3’ün altında bildirilmiştir. Bu oran,
yenidoğanlarda ve infantlarda, deneyimli uygulayıcılarla çok daha düşük
bulunmuştur.
Doz: Kaudal anestezi uygulamalarında, yaş ve vücut ağırlığına
göre farklı doz hesaplamaları vardır.
Her spinal segment için yaş/volüm ilişkisi :
V= 0.0764 + (0.0762 x ay)
V= 2 + (0.5xay)
Her spinal segment için vücut ağırlığı(kg)/volüm ilişkisi
:
V= 0.05 x kg
V= 0.12 + (0.033 x kg) 8 kg altında çocuklar için
Kontrendikasyon : Uygulama sahasındaki lokal
enfeksiyonlar, sakrumun major malformasyonları ve menenjit gibi durumlarda
kontrendikedir.
Komplikasyonlar :
- Subkutan enjeksiyon
- Sakral foremen enjeksiyonu
- İntravasküler enjeksiyon (genel-de %10-15, deneyimli ellerde ve iğne seçimi
ile % 1.5 düzeylerinde)
- Dura delinmesi (genel olarak doğru teknikle %2.5, deneyimli ellerde %0.1
ve altı)
- Diğerleri : Kemik iliği, rektum ve pelvik damarlara giriş gibi
komplikasyonlar, yanlış teknik sonucu ve çok nadir görülür.
b. Sakral epidural girişim : Eskiden sadece
kaudal girişim başarısız olanlarda uygulanırken, günümüzde özellikle 6
yaş üzerinde özel endikasyonları olabilir. Çocuklarda kullanılan bölgesel
yöntemlerin yaklaşık % 10’unu oluşturur. Kolay ve güvenilir bir yöntemdir.
T9 ve altında yapılacak cerrahi girişimlerde uygulanabilir ve
sakral epidural kateter yerleştirilebilir. Çocuklarda posterior superior iliak
çıkıntıları birleştiren çizgi, S2 vertebra spinöz proçesinden
geçer. Yenidoğanlarda ve infantlarda en kolay girişim, S1-S2
veya S2-S3 aralıklarından yapılır. Çünkü, S1-S2
aralığı çizilen hattın hemen üstünde ve S2-S3 aralığı
bu hattın 0.5-1 cm kadar altında olup, lokalizasyon sorunu olmaz.
c. Lomber epidural girişim : Çocuklarda 3. sırada
kullanım sıklığı olan bölgesel işlem olarak bildirilmektedir. Lomber
epidural uygulama güçlüğü, erişkinlere oranla daha fazladır. Yenidoğanlarda,
lomber epidural uygulamada, uygun iğne ve tanımlama yöntemi kullanılarak işlemin
gerçekleştirilmesi ile komplikasyonlar azaltılabilir. 1 yaş altındaki çocuklarda,
ideal epidural iğne, 22G, 30 mm uzunlukta önerilmektedir. Yenidoğanlarda, yan
pozisyonda epidural alanda negatif basınç çok az veya bazen olmayabilir. Bu
nedenle, yenidoğanlarda, asılı damla yerine direnç kaybı yöntemi tercih
edilmelidir. Uygulamada 1-3 ml normal salin solusyonu veya medikal CO2,
epidural saha tanımlamasında kullanılabilir. Özellikle yenidoğanlarda,
epidural alanı tanımlamada kullanılan solüsyon, verilecek ilacı dilüe
edeceğinden veya istenmeden yapılan bir subaraknoid girişimde gelecek BOS ile
karışarak yanılgıya neden olabileceğinden hava tercih edilebilir. Ancak
emboli ve spinal bası gibi komplikasyonlara neden olmamak için, steril ve
kolay absorbe olabilen medikal CO2, küçük volümlerde (en fazla 4
ml) kullanılmalıdır. Epidural alanı tanımlama, sorun olabileceğinden, özellikle
infantlarda ve çocuklarda deneyimli kişilerin yapması gereklidir. Yenidoğanlarda,
lomber epidural kateter uygulaması da mümkündür. Ancak erişkinlerden daha güç
ve komplike bir işlem olduğundan komplikasyonları azaltmak için mutlaka
deneyimli uygulayıcı olmalıdır.
d. Torasik ve servikal epidural girişim : Yenidoğanlarda
çok nadir uygulama alanı vardır.
e. Spinal anestezi : Epidural girişimlerden daha nadir
uygulanan bir yöntemdir. Yenidoğanda, konus medullaris L3
seviyesinde sonlandığından, yapılacak girişimler L4-5 veya L5-S1
aralıklarından gerçekleştirilmelidir. Yenidoğanlarda L4-5 seviyesinde,
cilt ile subaraknoid bölge arası 12 mm kadardır. Uygulamalarda, 30 mm uzunluk
ve 26 G kısa uçlu spinal iğnelerin kullanımı önerilmektedir. Uzun uçlu
veya yandan delikli iğnelerin kullanımı, iğne birkaç mm ilerletildiğinde
duramaterin ön bölümüne geçebileceğinden, yenidoğanlarda riskli olabilir.
İlaç olarak, bupivakain, tetrakain ve lidokain önerilebilir (Tablo. 5).
Spinal anestezi endikasyonları, göbek altı
ekstraperitoneal tüm cerrahi girişimleri kapsar. Komplikasyonları, epidural
girişimlerdekine ek olarak, menenjit ve total spinal bloktur.
Periferik bloklar
a.Üst ekstremite proksimal blokları : Üst ekstremitede
cerrahi ve analjezi amacıyla yapılan bloklardan aksiller yaklaşım, daha güvenli
ve kolay uygulanır olması nedeniyle, çocuklarda tercih edilebilir.
b. Lomber pleksus blokları : Femoral sinir bloğu,
yenidoğanlarda, uygulaması kolay ve başarı oranı yüksek olduğundan yapılabilir.
Lomber pleksusa ait diğer sinir bloklarının uygulaması güç ve başarı şansı
düşük olduğundan önerilmez.
c. Sakral pleksus blokları: Yenidoğanlarda siyatik
sinir bloğu uygulanabilir. Özellikle yenidoğanlarda, intramuskuler
enjeksiyonlar sırasında siyatik sinir enjeksiyon injurileri sıklıkla rapor
edilmektedir. Ratlarda yapılan çalışmalarda, siyatik sinire yapılan normal
konsantrasyonlarda lokal anesteziklerin injuri oluşturmadığı bildirilmiştir.
Ancak, blok yapılırken kullanılan iğnenin özelliği, lokal anestezik ajanın
konsantrasyonu, ilacın tespit maddeleri ve verilen volümün özellikle yenidoğanlarda
geçici de olsa injuri oluşturacağı gözardı edilmemelidir.
d. Ekstremite distal blokları: Çocuklarda, özellikle,
ameliyathane dışındaki işlemlerde ve analjezi amacıyla uygulanabilir. Ancak
sinir injurisi açısından dikkatli olmak gerekir. Uygun iğne ve sinir stimülatörü
kullanılmalıdır.
e. Trunkus blokları: İnterkostal sinir blokları ve
intraplevral anestezi, yenidoğanlarda, başarısız ve komplikasyon oranı yüksektir.
İlioinguinal ve iliohipogastrik sinir blokları yapılabilir, ancak başarı
oranı düşüktür. Penil blok, kolay ve güvenlidir. Paravertebral sempatik
blok, perineal ve pudental sinir blokları, çocuklarda başarısızdır.
KAYNAKLAR
- Badgwell JM, Cravero JP, McClain BC et all. Perioperative pain management.
In: Pediatric Anesthesia. Ed. By JM Badgwell, Lippincott-Raven Publ.,
Philadelphia, 10:227-266, 1997.
- Broadman LM, Rice LC. Neural blockade for pediatric surgery. In: Neural
blockade in clinical anesthesia and management of pain. Third ed., Ed. By MJ
Cousins and PO Bridenbaugh. Lippincott-Raven Publ., Philadelphia, 20:615-637,
1998.
- Busoni P, Sarti A. Sacral intervertebral epidural block. Anesthesiology. 67:
993-995, 1987.
- Dalens B. Caudal anesthesia. In: Regional Anesthesia in infants, Children
and Adolescents. Ed. By B. Dalens, Williams Wilkins, London, 7:172-194, 1995.
- Dalens B. Nociception and pain. In: Regional Anesthesia in infants, Children
and Adolescents. Ed. By B. Dalens, Williams Wilkins, London, 2:35-66, 1995.
- Hassan SZ, Caudal anesthesia in infants. Anesth. Analg., 56:686-689, 1977.
- Morton NS. Pain assessment in children. Paediatric Anaesthesia. 7:267-272,
1997.
- Myers RR, Kalichman MW et all. Neurotoxicity of local anesthetics.
Anesthesiology. 64:29-35, 1986.
- Naulty JS, Ostheimer GW et all. Incidence of venous embolism during epidural
catheter insertion. Anesthesiology. 57:410-412, 1982.
- Saint-Maurice Cl. Spinal anesthesia. In: Regional Anesthesia in infants,
Children and Adolescents. Ed. By B. Dalens, Williams Wilkins, London,
11:262-273, 1995.
- Spiegel P. Caudal anesthesia in pediatric surgery. Anesth. Analg.
41:218-221, 1962.
- Tobias JD. Spinal anaesthesia in infants and children. Paediatric
Anaesthesia. 10:5-16, 2000.
- Walker SM. Introduction to pain in pediatric and neonatal patients. In:
Neural blockade in clinical anesthesia and management of pain. Third ed., Ed.
By MJ Cousins and PO Bridenbaugh. Lippincott-Raven Publ., Philadelphia,
23:715-725, 1998.
- Yaster M, Maxwell LG. Pediatric regional anesthesia. Anesthesiology.
70:324-338, 1989.
|