|
|
| |
|
 |
| |
|
|
| |
| |
- Doç. Dr. Ateş Önal
- Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi
Anesteziyoloji Anabilim Dalı
YENİDOĞANDA OPİOİDLER
Ağrı, yenidoğanda ne tam olarak tanımlanabilmiştir ne de
tedavi edilebilmiştir. Çünkü, ağrılı stimulusların algılanması bazı
çalışmalarda düşük olarak belirtilmiştir(1). Buna karşı
Fitzgerald özellikle pretermlerin ağrılı stimuluslara karşı aşırı
duyarlı olduğuna inanmaktadır(2). Ayrıca anestezik ve
analjeziklere karşı beklenmeyen etkilerin ortaya çıkması olasıdır(3).
Yenidoğanın ağrısı ile ilgili ciddi araştırmalar 1980’lerde başlamıştır(4).
Medüller arka kök ara bağlantıları 10. Gestasyonel haftada başlayıp 30.
Haftada tamamlanmaktadır. Onbeşinci gestasyonel haftada hipofizde endorfinler
mevcuttur ve endorfinle ilintili kortikotropin releasing faktör 18. Haftada
tespit edilmiştir. Ağrı duyulmasında yer alan tüm anatomik, nörokimyasal
ve elektriksel komponentlerin gayet iyi geliştiği doğum sonrası belirlenmiştir.
Ağrının belirgin öğelerinden biri hafızadır. Sünnetten sonra yenidoğanda
özgün davranış değişikliklerinin devam etmesi hafızaya kayıtlandığını
göstermektedir(5). Yenidoğan yoğun bakım servisinde uzun süre
tekrarlayan ağrılı uyaranlara maruz kalanlarda psikolojik sekeller kalmaktadır.
Bunlar 18 aylıkken daha az kucağa gelmekte ve 3-4 yaşlarında somatizasyona
daha eğilimli olmaktadırlar(6).
Opium, Papaver somniferum bitkisinden elde edilmekte ve
morfin haşhaş bitkisinin tohumundan elde edilen major alkaloiddir. Yüzyıllardır
en kuvvetli analjezik olma özelliğini korumaktadır. 1800’lü yılların
ortalarında keyif verici ve alışkanlık yapan madde olarak tanımlanmıştır.
Gene bu yılların sonlarında morfin kullanan gebelerin perinatal problemleri
yayınlanmıştır. Endojen opioidlerin değişik reseptör tiplerini aktive
ederek analjezi, sedasyon, solunum depresyonu, gastrointestinal motilitenin
azalması, bulantı, kusma gibi belirtiler yanında endokrin ve otonom sinir
sisteminde değişiklikler yaptığı bilinmektedir(7). Aynı
belirtileri eksojen opioidler de yapmaktadırlar. Gebelerin opioid kullanma sıklığı
%1-2 ‘lerden %21’e kadar belirtilmiştir(8,9). Düşük
sosyoekonomik seviyede bağımlılığın arttığı gözlenmektedir. Bu tip kadınların
erken doğum ve prematür doğum sıklığı %25-33 arasındadır(10).
Araştırmacılar opioide maruz kalmış infantlarda intrauterin büyüme geriliğini(11)
ve baş çevresinin küçük olduğunu saptamışlardır(12). Ayrıca
mekonyumda artış, düşük Apgar skoru ve membran rüptürlerinde artış da
belirtilmiştir(13). Opioid bağımlısı annelerden doğan çocukların
düşük ağırlıklı, prematür, enfeksiyonlu ve perinatal asfiksili olduğu
yayınlanmıştır. Eroine maruz kalan yenidoğanda RDS (sıkıntılı solunum
sendromu) sıklığı daha azdır. Bunun açıklamasında eroinin akciğer matürasyonunda
direkt etkili olduğu veya strese bağlı akciğer matürasyonunda hızlanmanın
ya da her ikisinin etkili olduğu belirtilmiştir(14).
Klasik neonatal withdrawal veya abstinens sendromu,
irritabilite belirtileri veren değişik santral sinir sistemi disfonksiyonları,
otonomik disfonksiyonları, gastrointestinal ve beslenme bozukluklarını,
solunum semptomlarını kapsayabilir. Eroin veya metadon kullanan annelerin
yenidoğanlarında withdrawal sendromu görülme sıklığı % 16-90 arasındadır.
Mortalite tek başına withdrawal ile değil daha ziyade prematürite,
enfeksiyon veya ciddi perinatal asfiksi ile olmaktadır. Tedavide farmakolojik yöntemlerin
yanısıra yenidoğanı sakinleştirmek (kundaklamak, sallamak, çevre uyaranları
azaltmak) önemlidir. Dilüe opium tentürü, benzodiazepinler, fenobarbital
verilebilir(15). Ayrıca gebenin opioid kullanımı ile ani ölüm
sendromu (SIDS) görülme sıklığının artışı küçük çalışmalarda,
raporlarda belirtilmiştir(16).
Doğum analjezisi veya anestezisinde lomber epidural lokal
anesteziklerin yanısıra opioidler ilave edilmektedir. Epidural morfin,
fentanil veya sufentanil çalışmalarında uteroplasental kan akımı, fetal
kalp atımı ve neonatal genel durumu üzerine olumsuz etkiler belirtilmemiştir(17).
Aynı şekilde intratekal uygulanan opioidlerin de fetus ya da yenidoğan üzerine
olumsuz etkileri yoktur.
Büyük cerrahi girişimlerde uygun anestezi sağlanmadığında
yenidoğanın cerrahi travmaya karşı stres yanıtı belirgin olmaktadır.
Yaster ve ark. çalışmalarında yenidoğana yetersiz anestezi (<10 m g/kg
fentanil) verdiklerinde kalp atım hızında ve sistolik arter basıncında
anlamlı yükselme belirtmişlerdir(18). Sünnet gibi küçük
cerrahi girişimlerde de aynı stres yanıt görülmektedir(19).
Konjenital kalp defekti onarımlarından sonra trakeal
aspirasyonda diğer dolaşımsal stres yanıtın arttığı gibi pulmoner arter
basıncı ve pulmoner vasküler rezistansın da artışı olmaktadır. Bunu
engelleyebilmek için 25.m g/kg fentanil yeterli
olabilmektedir(20).
Neonatal anestezisinde iv. fentanil uygulaması ile ilgili
oldukça çok sayıda ve kapsamlı çalışmalar mevcuttur. Preterm yenidoğana
10 m g / kg fentanil verildiğinde 75 dak. kadar cerrahi stimulusa hemodinamik
yanıt vermemektedir. Buna %50 azot protoksit eklendiğinde hormonal ve
metabolik stres yanıt bloke olmaktadır. Fentanil yüksek dozlarda (30-50 m
g/kg) minimal kardiyovasküler etki yapmaktadır. Anestezi dozunda derin solunum
depresyonu yapar ve postoperatif mekanik ventilasyon desteği gerekir. Çünkü
yavaş elimine olur ve etkisi uzar. Morfin de yenidoğanda geç elimine olurken
birkaç aylık bebeklerde eliminasyon hızı erişkininkine eşdeğere ulaşır.
İnfüzyon morfin klirensi 1-4 günlüklerde 6.3 ± 2.2 ml/dak/kg iken 31-90 günlükte
10.5 ml/dak/kg, 91-180 günlükte ise 15.5 ± 10 olmaktadır.
Preterm neonatlarda plazma proteinine bağlanma oranı
fentanil için %77, alfentanil için %65 iken term neonatlarda sırasıyla %70
ve %79 olmaktadır. Alfentanilin bağlanma oranı gestasyonel yaş ve
alfa-1-asid glikoprotein (AAG) ile pozitif korelasyon gösterirken fentanil
gestasyonel yaş ile zayıf negatif korelasyon göstermektedir.
İntravenöz 1-2 m g / kg fentanil veya 0.05-0.1 mg/kg morfin
genel veya lokal anesteziye gereksinim olmaksızın ağrı için kullanışlı
opioidlerdir. Özellikle yoğun bakımlarda geniş uygulama alanı vardır.
Minimal direkt kardiyovasküler etkileri yanında ciddi solunum depresyonu kaçınılmazdır.
Saarenmaa ve ark. çalışmalarında mekanik ventilasyondaki
yenidoğanlara fentanil ve morfin infüzyonları uygulayarak analjezi sağlamışlardır.
Analjezi dozlarındaki yan etkileri, biyokimyasal ve davranışsal etkileri ölçümlemişler
ve plazma adrenalin ve noradrenalin seviyelerinde infüzyondan sonra 24 saatlik
düşüş kaydetmişlerdir. Her iki grupta da trakeal aspirasyon sırasında
davranışsal ağrı skorları benzer bulunmuştur(21). Bunun yanısıra
uriner retansiyon her iki grupta da yarıdan fazla olguda, gastrointestinal
motilite azlığı fentanil grubunun dörtte birinde, morfin grubunun yarısında
ortaya çıkmıştır. Kronik akciğer hastalığı, nekrotizan enterokolit,
sepsis, bir seri nütrisyonal problemler veya parenteral nütrisyona bağlı
toksisite gibi major neonatal morbidite unsurlarının sıklığını opioid
kullanımının arttırmadığı yönünde bir olasılıktan söz etmek yanlış
olabilir.
Sonuç olarak yenidoğanın opioidlerle karşılaşması
intrauterin hayatta annenin madde bağımlısı olmasıyla veya iatrojenik
olarak başlayıp doğumdan sonra küçük veya büyük her türlü cerrahi girişimde
anestezi ve/veya analjezi gereksinimiyle devam edip yoğun bakım şartlarında
da sedasyon ve/veya analjezi için sürebilir.
KAYNAKLAR
- Smith A. Anaesthesia for Infants and Children; St. Louis: Mosby, 1963.
- FitzgeraldM. Development of Pain Pathways and Mechanisms. In: Anand KJS;
McGrath PJ, (eds). Pain in Neonates, Amsterdam: Elsevier, 1993, pp 19-38.
- Rackow H, Salanitre E, Green LT. Frequency of cardiac arrest associated with
anaesthesia in infants and children. Pediatrics 1961; 28: 697-704.
- Anand KJS, McGrath PJ, (Eds.). Pain in Neonates, New York: Elsevier, 1993.
- Marshall RE, StrattonWC, More JA, Boxeman SB. Circumcision; effects upon
newborn behaviour. Infant Behavioural Development 1980; 3:1-14.
- Grunau RVE, Whitfield MF, Petrie JH, Fryer L. Extremely low birth weigth
(ELBW) toddlers are relatively responsive to pain at 18 months corrected age
compared to larger birth weight children. Early Hum Dev 1993; 35. 232-233.
- Olson GA, Olson RD, Kastin AJ: Endogenous opiates: 1993 review. Peptides 15:
1513, 1994.
- Vega W, Kolody B, Hwang J, Noble A: Prevalence and magnitude of prenatal
substance exposures in California. N Engl J Med 329: 850, 1993.
- Behnke M, Eyler F: The consequences of prenatal substance use for the
developing fetus, newborn and young child. Int J Addict, 28: 1341, 1993.
- Chiriboga CA: Neurologic complications of drug and alcohol abuse: Fetal
effects. Neurol Clin 11: 707, 1993.
- Oats J, Beischer N, Breheny J, Pepperell R: The outcome of pregnancies
complicated by narcotic drug addiction. Aust NZ J Obstet Gynaecol 24:14, 1984.
- Boer K, Smit B, van Huis A, Hogerzeil H: Substance use in pregnancy: Do we
care ? Acta Paediatr 404 (suppl): 65 1994.
- Edelin K, Gurganious L, Golar K, et al: Methadone maintenance in pregnancy:
Consequences to care and outcome. Obstet Gynecol 71: 399, 1988.
- Taeusch HW Jr, Carson S, Wang NS, et al: Heroin induction of lung maturation
and growth retardation in fettal rabbits. J Pediatr 82: 869, 1973.
- Levy M, Sino M: Neonatal withdrawal syndrome: Associated drugs and
pharmacologic management. Pharmacotherapy 13: 202, 1993.
- Kandall S, Gaines J, Habel L, et al: Relationship of maternal substance
abuse to subsequant sudden infant death syndrome in offspring. J Pediatr 123:
120, 1993.
- Benlabed M, Dreizzen E, Ecoffey C, et al: Neonatal patterns of breathing
after cesarean section with or without epidural fentanyl. Anesthesiology 73:
1110-113, 1990.
- Yaster M: The dose response of fentanyl in neonatal anesthesia.
Anesthesiology 66: 433-435, 1987.
- Williamson PS, Williamson ML: Physiologic stress reduction by a local
anesthetic during newborn circumcision. Pediatrics 71: 36-40, 1983.
- Hickey PR, Hansen DD, Wessel DL, et al: Blunting of stress responses in the
pulmonary circulation of infants by fentanyl. Anesth Analg 64: 1137-1142,
1985.
- Saarenmaa E, Huttunen P, Leppaluoto J, Meretoja O, Fellman V: Advantages of
fentanyl over morphine in analgesia for ventilated newborn infants after
birth: a randomized trial. J Pediatr 1999, 134: 144-50.
|