|
|
| |
|
 |
| |
|
|
| |
| |
- Yard.Doç. Dr. Ahmet Köroğlu
- İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi
Anesteziyoloji Anabilim Dalı
YENİDOĞAN CERRAHİ DIŞI GİRİŞİMLERİNDE ANALJEZİ
Son 20 yılda neonatal anestezide farkedilir düzeyde gelişmeler
olmuştur. Monitörizasyon yöntemlerinde, neonatal fizyoloji konusunda, yenidoğanın
medikal ve cerrahi tedavileri konusunda büyük gelişmeler kaydedilmiştir.
Pediatrik anesteziyolojist sayısı 10 kat artmış ve yenidoğanlar için
anestezi daha güvenli hale gelmiştir(1).
1.Yenidoğanın başlıca fizyolojik, farmakolojik,
kardiyovasküler özellikleri
Yenidoğan infant adaptasyon veya geçiş devresindeki
bebektir. Bu devrede değişiklikler en fazla ilk 24-72 saat içerisinde
kardiyovasküler sistem, solunum sistemi, böbreklerde gerçekleşmektedir.
Yenidoğanın pulmoner vasküler rezistansı doğumda düşmesine rağmen,
normal çocukluk çağı değerlerine kadar düşmez. 2-3. aylarda pulmoner
damarlardaki yapısal değişiklikler sonucu direnç düşer ve duktus kapanır.
Yenidoğanın birçok hastalığında pulmoner hipertansiyon ve pulmoner vasküler
rezistansta dalgalanmalar meydana gelir. Bu hastalarda çeşitli zararlı stimülüsler
pulmoner vasküler rezistansta ani artışa ve klinik kötüleşmeye neden olur.
Foramen ovale ve duktus arteriosus’un fibrozis ile anatomik kapanmaları sırasıyla
3 ay-1 yaş ve 2 ay içinde olmaktadır. Bu dönemdeki dolaşıma, geçiş dönemi
dolaşımı denir. Hipoksi, asidoz, hipotermi, metabolik gereksinimin artması,
pulmoner vasküler volüm artışı, yüzeyel anestezi ve hastanın endotrakeal
tüpe ıkınması pulmoner vasküler direnci artırarak atriumlar arasındaki
basınç dengesini bozabilir, foramen ovale ve duktus arteriosus’ta açılma
ile dolaşımı fötal tipe çevirebilir (persistan fötal sirkülasyon veya
persistan pulmoner hipertansiyon). Bu olaylar sonucunda düşük kardiak output
ile birlikte siyanoz, takipne ve bradikardi ile kendini gösteren pulmoner
hipertansiyon krizi meydana gelebilir(1,2).
Yenidoğanda gastrik boşalma uzadığından bazı ilaçların
absorbsiyonu artar. Proteine bağlanma azaldığından serbest ilaç seviyesi yüksektir.
Vücut sıvısı daha fazla olduğundan ilaçların distribüsyonu artar, bu
nedenle istenen etkiyi elde etmek için daha büyük başlangıç dozu
gerekebilir. İmmatür enzim sistemi nedeniyle ilaç metabolizması azaldığından
ve immatür renal sistem nedeniyle ilaç klerensi azaldığından bazı ilaçların
etki süresi uzar(3). Prematür infantlar veya nörolojik anomalili,
pulmoner hastalığı olan infantlar sistemik opioid kullanıldığında solunum
depresyonu ve apneye oldukça hassastırlar. Kan-beyin bariyeri daha geçirgen,
eliminasyon yarı ömrü daha uzun olduğundan yenidoğanların metabo-lizmaları
farklıdır. Yaşamın ilk birkaç haftasından sonra opioidlerin klerensi hızla
artarak 1-2. aylarda erişkin düzeyine ulaşmaktadır. Bu konuda infantlara ait
veriler az olduğundan birçok uygulayıcı 6 ay ve altındaki infantlarda başlangıç
dozunu düşük tutmakta ve uygun monitörizasyon yapmaktadır. 6 aydan küçük
ventile edilmeyen infantlarda başlangıç opioid dozu büyük çoçuklara önerilen
dozun 1/3-1/4’ü dozda verilmelidir(1).
2.Yenidoğanın ağrıya yanıtı:
Yenidoğanda uygun anestezi ve analjezi tedbirleri yenidoğanın
nörofizyolojik matüritesi konusunda yanlış fikirler yüzünden geciktirilmiştir.
Ayrıca yenidoğanın ağrıya yanıtı konusundaki dökümanların az olması
da bu konuda etkili olmuştur. Yenidoğanda, nörolojik sisteminde içinde
bulunduğu çeşitli organ sistemleri immatür olmasına rağmen, şüphe yoktur
ki konsepsiyon yaşı 26 haftalık iken dahi ağrıyı algılar ve reaksiyon gösterir.
Bu gerçeğin kabulü güvenli ağrıyı engellemeye yönelik inanışlar yüzünden
yavaş gelişim göstermiştir(1).
2.1.Fizyolojik değişiklikler: Kalp hızı, kan basıncı,
intrakranial basınç, solunum hızı, ortalama havayolu basıncı, kas tonusu,
PC02 artar. Solunum derinliği, PO2 (apne ve bradikardiye
neden olan) azalır. Solukluk veya kızarıklık, terleme veya palmar terleme,
dilate pupil meydana gelir(3).
2.2.Davranış değişiklikleri: Ağlama veya inleme şeklinde
sesler çıkarır. Yüz, alın buruşturma, çene titremesi, gözünü sıkması
veya genel vücut hareketleri, hipertonisite veya hipotonisite şeklinde
reaksiyonlar gösterir(3).
2.3.Hormonal ve katabolik stress yanıt: Plazma renin
aktivitesi, katekolamin seviyeleri (epinefrin, norepinefrin), kortizol
seviyeleri, nitrojen atılımı, GH, glukagon, aldesteron salınımı, glukoz,
laktat, prüvat, keton, esterleşmemiş yağ asitlerinin serum seviyeleri artar,
insilün sekresyonu azalır(3).
3.Sedasyon/analjezi işlemlerinde yaygın olarak kulanılan
ajanlar:
3.1.Topikal analjezikler: TAC (tetrakain, epinefrin,
kokain içerir), LET (tetrakain, epinefrin, lidokain içerir) ve eşit miktarda
lidodakain, prilokain içeren “EMLA” krem gibi preparatlar mevcuttur. LET ve
TAC girişimden 20-30 dakika önce uygulandığında optimal vazokonstriksiyon
ve topikal analjezi sağlarken EMLA kremin girişimden 30-60 dakika önce
uygulanması önerilmektedir. Lokal anestezik ile doyurulmuş pamuk rulolar,
gazlı bezle uygulanıma göre yarayla daha iyi temas sağladığından daha iyi
topikal analjezi elde edilir. Topikal analjeziklerin major endikasyonu yüzeyel
laserasyonlardır. EMLA krem 2.5-5 g uygulanır (muhtemel en küçük bölge
kaplanmalıdır), ilaç absorbsiyonunu minimalize etmek için mukozal yüzeylere
uygulanmamalıdır. Prilokainin metabolizması sonucu methemoglobinemi meydana
gelir, bu da doku oksijenizasyonunu azaltabilir(3,5).
3.2.Lokal anestezikler: Lokal infiltrasyon anestezizisi için
lidokainin %0.5-1’lik solüsyonları kullanılr, %1’lik solüsyonundan
maksimum 5 mg/kg verilebilir. Lidokainin sistemik toksisitesinden kaçınmak için
volüm 0.5 ml/kg’dan az olmalıdır. Vazokonstriksiyondan kaçınmak için
lidokainin epinefrinsiz solüsyonları kullanılır. Lokal anestezi verilirken ağrıyı
en aza indirmek için en küçük iğne kullanılmalı, sodyum bikarbonat ile
1/10 oranında seyreltilmeli, ajan ısıtılmalı ve yavaş olarak yapılmalıdır.
Yenidoğan için spesifik doz tavsiyesi olmamasına rağmen lokal anestezik
uygulaması sırasında dikkatli olunmalıdır. Yenidoğanda lokal anestezik bağlayan
protein a 1 ve asit glikoproteinin serum konsantrasyonları düşüktür
(LeDez ve ark. 1986). Buna bağlı olarak yenidoğanda lokal anestezik serbest
fraksiyonu yükselir, ayrıca eliminasyon yarı ömrü de uzadığından (LeDez
ve ark. 1987) yenidoğanda lokal anestezik toksisite riski yüksektir(1,5).
3.3.Sistemik analjezik ve anestetikler
Bkz. Tablo-1
4.Monitörizasyon
Sedasyon/analjezi için sistemik farmakolojik ajanlar kullanıldığında
iyi bir takip gereklidir. Kalp hızı, solunum hızı ve eforu, kan basıncı,
bilinç seviyesi ve özellikle pulsoksimetri ile arteriel oksijen saturasyonu
takibi şarttır. Resüsitasyon için deneyimli personel ve gerekli ilaçlar hazır
bulundurulmalıdır. Opioidler im ve sc olarak birkez yapıldıktan sonra
dokulardan geç salınımına bağlı olarak serum seviyeleri birkaç saat
artabilir. Bu nedenle opioid uygulanımından sonra 24 saat süreyle, opioid
verilmeyenlere ise işlem bittikten sonra çoçuk tam uyanıncaya kadar monitörizasyona
devam edilmelidir. Derin sedasyon, genel anesteziye eşit olduğundan pediatrik
havayolu ve pediatrik yaşam desteği deneyimine sahip personel ve ekipman varlığında
verilmelidir (4,5).
5.Sedasyon/analjezi işlemleri sırasında komplikasyon
riskini artıran durumlar:
- 5 yaşın altı, özellikle 1 yaşın altındaki hastalar.
- ASA III ve üzerindeki hastalar.
- 60 haftanın altında prematürite hikayesi olanlarda solunum depresyonu ve
apne riski artar.
- Havayolu anomalileri: Obstriksiyona neden olan büyük tonsil veya adenoid,
obstiktif uyku apnesi, trakeomalazi veya trakeal stenoz, daha önceden
havayolu ile ilgili olarak yapılan işlemler. Pierre Robin sendromu,
Treacher-Collins sendromu, Crouzon hastalığı, trizomi 21 gibi konjenital
anomaliler gibi durumlarda üst havayolu obstriksiyon riski artmıştır.
- Akciğer hastalıkları: Kronik akciğer hastalıkları, reaktif havayolu
hastalıkları, aktif akciğer enfeksiyonlarında hipoksi, larigospazm ve
bronkospazm riski artmıştır.
- Kardiyovasküler hastalıklar: Kalp yetmezliği, sağdan sola şant, ritim
bozukluklarında hipotansiyon ve hipoksi riski artmıştır.
- Nörolojik/gelişimsel/psikiatrik bozukluklar: sedasyon seviyesini değerlendirmek
zordur, sedatiflere bağlı paradoksal reaksiyonlar meydana gelebilir,
antikonvülzan alanlarda ilaç etkileşimi ve sedatiflerin metabolizması
artar.
- Böbrek ve karaciğer bozukluklarında sedatif ve analjeziklerin
metabolizması değişir.
Daha önceden yapılan sedasyonlara bağlı komplikasyon
hikayesi olanlarda sedasyon yetersizliği, oversedasyon, paradoksal reaksiyon
riski artar (5).
6.Sedasyon sonrası meydana gelebilecek komplikasyonlar:
- Ağrı, işleme bağlı olarak meydana gelir.
- Gecikmiş uyanma: İlaç etkisinin uzaması, hipoksi, hiperkarbi, ve
hipovolemiye bağlı olabilir.
- Ajitasyon: Ağrı, hipoksi, hiperkarbi, dolu mesane, paradoksal
reaksiyonlar, beklenmedik reaksiyonlara bağlı olabilir.
- Bulantı ve kusma: Sedatif ajanlara, erken oral sıvı verilmesine bağlı
olabilir.
- Kardiyorespiratuar olaylar:
- Taşikardi: Ağrı, hipovolemi, zayıf ventilasyona bağlı olabilir.
- Bradikardi: Vagal stümülasyon, opioid, hipoksiye bağlı olabilir.
- Hipoksi: Laringospazm, havayolu obstriksiyonu, oversedasyona bağlı
olabilir (6).
7.Connecticut Children’s Medical Center Sedasyon Skorlama
sistemi:
Bkz.Tablo-2.
Tablo-1. Sistemik analjezik ve anestetikler
| İlaç |
Doz |
Avantaj ve dezavantajları |
| Narkotik analjezikler |
|
|
| Morfin
İV,İM,SC
|
0.05-0.1 mg/kg
Sürekli iv infüzyon
10-15 m g/kg/saat
|
Etkisi hızlı başlar, uzun sürer,
antagonize edilebilir, titre edilebilir. SSS, solunum depresyonu,
bronkospazm, hipovolemik infantta periferik vazodilatasyon,
hipotansiyon, intestinal motiliteyi azaltır, intrakraniyal basıncı
artırır(7). |
| |
|
|
| Fentanil
İV
|
Başlangıç dozu
1-2 m g/kg
Tekrarlayan doz
1 m g/kg/doz
|
Etkisi hızlı başlar, kısa sürer,
antagonize ve titre edilebilir, motor aktiviteyi azaltır, bradikardi,
hipotansiyon, apne, nöbet,hızlı verildiğinde rijidite yapabilir(5,7) |
| Sufentanil
İN
|
0.7-1.0 m g/kg
|
Etkisi fentanilden daha önce
başlar, daha kısa sürer, fentanilden 10 kat daha potenttir,
intraventriküler kanamalı, karaciğer, böbrek bozukluğu
veyapulmoner hastalığı olan infantlarda dikkatli kullanılmalıdır(5,7). |
| Meperidin
İV, İM
PO
|
0.5 mg/kg
0.5-1 mg/kg
|
Analjezi süresi morfinden daha
kısadır. Büyük ve tekrarlanan dozlarda tremor, nöbet, kas seğirmesi
yapabilir(5) |
| Nonnarkotik analjezikler |
|
|
| Asetaminofen
PO, PR
|
10-15 mg/kg
|
Yüksek dozlarda
hepatotoksisite yapabilir, narkotiklerin etkisini potansiyelize eder
ancak tek başına cerrahiye bağlı ağrıyı kesmez, G6PD yetmezliği
olan hastalarda kullanılmaz(7) |
| Ibuprofen
PO
|
4-10 mg/kg
|
Gastrik irritandır, böbrek
fonksiyonu bozuk, hipertansif, kardiak siyon bozukluğu olan NEC’ li
neonatallerde dikkatli kullanılmalıdır(7). |
| Sukroz (%24)
PO
|
Düşük doğum ağırlığı olan yenidoğanda
0.01-0.02 g
Termde yenidoğanda 0.24-0.50 g
|
Ağrılı stimülüsten 2
dakika önce verilir. Çok düşük doğum ağırlığı olan yenido
ğanlarda NEC yapabilir(8). |
| Barbitüratlar |
|
|
| Methohexital
PR
İM
|
20-30 mg/kg
10 mg/kg
|
Kısa etkilidir, temporal lob
epilepsisi olan çocuklarda nöbete neden olabilir, 7-8 dakikada
etkisi başlar(7) |
| Benzodiazepinler |
|
|
| Diazepam
İV, İM, PO
|
0.02-0.3 mg/kg
|
Dilüe edilmeden kullanıldığında venöz
skleroz yapar, solunum depresyonu, hipotansiyon, ajitasyona neden
olabilir. kernikterus ile sonuçlanabilecek şekilde bilüribin açığa
çıkarabilir. Yenidoğanda dikkatli kullanılmalıdır(7). |
| Midazolam
PO
|
0.5-0.75 mg/kg Max.doz 10-12 mg
Etkisi 15-30 dakikada başlar 45-60 dakika sürer
|
Minimalden orta derecede sedasyon ile
anksiyolizis sağlar, güvenlik profili yüksektir. Sedatif etkisi sınırlıdır,
hepatik ilk geçiş metabolizmasına bağlı yanıt değişkendir,
paradoksal reaksiyonlar (hiperaktivite, eksitasyon, disfori) meydana
gelebilir, analjezik etkisi yoktur. Tadı acı olduğundan meyve suyu
gibi tatlı içeceklerle verilmelidir(5,7). |
|
İN
|
0.2-0.5 mg/kg |
Yakıcı etkisi nedeniyle uygulanımı
rahatsız edicidir. Etkisi 10-15 dakikada başlar, 45-60 dakika sürer(5,7). |
|
İV
|
0.05-0.2 mg/kg
Sürekli iv infüzyon 0.2-6 m g/kg/dk
|
iv enjeksiyon 15-30 saniyenin üzerinde yapılmalıdır.
Etkisi 2-3 dakikada başlar, 45-60 dakika sürer(5). |
|
PR
|
0.5-0.75 mg/kg |
Etkisi 10-15 dakikada başlar 45 dakika sürer(5). |
| Ketamin
PO
|
5-10 mg/kg
|
Orta derecede analjezi, anksiyolizis ve
disosiyasyon sağlar. Etkisi 15-30 dakika başlar, uyanma 2 saate
kadar uzayabilir. iv, im kullanımında görülen yan
etkiler(sekresyon artışı, laringospazm, beklenmeyen reaksiyonlar)
daha azdır(5). |
|
İM
|
3-6 mg/kg |
Etkisi 2-10 dakikada başlar, maksimum30
dakika sürer, uyanma süresi 60-90 dakikadır. Ketamine bağlı
hipertonisite yi azaltmak için 0.025 mg/kg midazolam sekresyonları
azaltmak için, 0.02 mg/kg(0.15-0.5 mg) atropin veya 0.005 mg/kg
(maksimum 0.25 mg) glikopirolat verilir. |
|
İV
|
0.5-1.5 mg/kg |
Başlangıç dozu 1-2 dakikanın üzerinde
verilir. Etkisi 30-60 saniyede başlar, 5-10 dakika sürer, ilave
olarak midazolam verilirse 10-20 dakika sürer. Astım, aktif üst
solunum yolu enfeksiyonu, hipertansiyon, psikoz, oral girişimlerde
kullanılmamalıdır(5). |
| İlaç |
Doz |
Avantaj ve dezavantajları |
| Chloral hydrate |
|
|
|
PO, PR
|
10-30 mg/kg
Maksimum 50 mg/kg/gün
|
Tadı acı olduğundan çocuklar tarafından
istenmez, bebeklerde uzamış sedasyon yapar. Solunum üzerindeki
etkisi minimaldir. Gastrik irritandır, direkt hiperbilüribinemilerde
etkisi uzar. Ağrılı işlemlerde mutlaka analjezik ile birlikte
kullanılır. Etkisi 20-30 dakikada başlar,15-60 dakikadan 4 saate
kadar uzayabilir(7). |
| Propofol |
|
|
|
İV
|
0.5-1 mg/kg
Sürekli infüzyon 50-150 m g/kg/dakika
|
Tek dozun etkisi 3-10 dakika sürer(5). |
İV: İntravenöz, İM: İntramüsküler, İN: intranazal,
SC: Subkütan, PO: Oral, PR: Rektal
Tablo 2..Connecticut Children’s Medical Center Sedasyon
Skorlama sistemi:
| Vital bulgular |
|
| Stabil |
1 |
| Anstabil |
0 |
| Solunum |
|
| Normal |
2 |
| Yüzeyel solunum/takipne |
1 |
| Apne |
0 |
| Bilinç seviyesi |
|
| Uyanık,oryante/işlem öncesi seviyede ise |
2 |
| Uyandırılabilir, sersemlemiş, ajite |
1 |
| Uyandırılamayan |
0 |
| Oksijen satürasyonu |
|
| %95-100 veya sedasyon öncesi seviyede |
2 |
| %90-94 |
1 |
| <%90 |
0 |
| Renk |
|
| Pembe/işlem öncesi renkte |
2 |
| Soluk/ koyu renkli |
1 |
| Siyanotik |
0 |
| Aktivite |
|
| İstemli hareket/sedasyon öncesi seviyede |
2 |
| Koordine olmayan hareketler |
1 |
| Spontan hareket yok |
0 |
Sedasyon skoru >8 ve hiç sıfırlı skoru yoksa taburcu edilebilir.
7-8 ise 20 dakikada bir vital bulgulara bakılır.
4-6 ise 10 dakikada bir vital bulgulara bakılır.
0-3 ise 5 dakikada bir vital bulgulara bakılır(5).
8.Yenidoğanlarda en sık yapılan cerrahi dışı girişimler
- Damar yolu açılması
- Endotrakeal entübasyon
- Endotrakeal aspirasyon
- Mekanik ventilasyon
- Santral ven kateterizasyonu
- Radyolojik görüntülemeler (manyetik rezonans görüntüleme,
bilgisayarlı tomografi, baryum enema, floroskopik girişimler,
ultrasonografi)
- Lomber ponksiyon
- Kemikiliği aspirasyon ve biyopsisi
- Kardiak kateterizasyon
- Anjiografi
- Transösefageal ekokardiografi
- Göğüs tüpü yerleştirilmesi
- Torasentez
- Yanık debridmanı
Prosedüre göre farmakolojik yaklaşım önemlidir. Normal
bir sütür için minimal sedasyon yeterliyken, abse boşaltımı için sistemik
analjezi gerekebilir. Bu amaçlarla ençok kulanılan iki ajan fentanil ve
midazolamdır. Bunlar kısa etkili, kolay titre edilebilen, hızlı dönüşümlü
ajanlardır. Midazolamın birçok veriliş yolu olması yaygın kullanımını
sağlamıştır. İnfantlar ve küçük çoçuklarda bilinçli sedasyon etkili
değildir. Yeterince sedatize 5 yaşın altındaki çocuklar muhtemelen bilinçsizdir.
Uzun süren girişimlerde vücut ısısının korunması önemlidir.
Sedasyon/analjezi işleminden 4 saat önce süt ve partiküllü gıda
verilmemeli, 2 saat öncesine kadar su ve partikülsüz sıvılar verilebilir.
Hospitalize çocuklarda damar yolu açılması, enjeksiyonlar, iv kateter yerleştirilmesi
gibi minör invaziv girişimler çocuklar için distresin major kaynağıdır.
Gerekmedikçe im veya sc enjeksiyonlardan kaçınılmalıdır. Damar yolu açılmasından
30-60 dakika önce ilgili bölgeye EMLA krem uygulanması yeterlidir.
Endotrakeal entübasyon ağrılı olmasa da anlamlı fizyolojik, hormonal yanıtlara,
intrakraniyal basınç artışına neden olur. Bu nedenle endotrakeal entübasyondan
önce opioid kullanılarak bu yanıtlar önlenebilir. Ventilatöre bağlı
ventile hastalarda trakeal aspirasyon öncesi meperidin kullanıldığında
desatürasyonun süre ve derecesini azaltır. Kritik hastalığı olan yenidoğanlarda
mekanik ventilasyon süresince morfin, meperidin, alfentanil kullanıldığında
plazma b endorfin, kortizol ve kan kan glukoz seviyelerini azaltır(3,4).
8.1.Santral venöz kateter yerleştirilmesi
Pediyatrik hastaya santral venöz katater yerleştirme
endikasyonları: Yaşamı tehdit eden hastalıklarda ve yaralanmalarda acil
ihtiyacı, periferal damar yolu açmada başarısızlığı, santral venöz basınç
monitori-zasyonunu ve inotropik ilaçların (epinefrin ve dopamin gibi) ve venöz
irritanların (kalsiyum klorid gibi) verilmesini içerir(5).
Çok hasta veya multiple travmalı çocukta ağrıya yanıt
olmayabilir, bununla birlikte lokal anestezi daima yapılmalıdır, topikal
anestezik kullanılmaz, anksiyolizis ve sedasyon gerekmez. Lidokainin (%0.5-1)
lokal infiltrasyonu bu durumlarda yeterlidir. Lidokainin etki süresi işlemin
gerektirdiği süreyi aşacaktır, yerleştirme yerinde lokal analjeziye ihtiyaç
olacaktır, fakat bariz sedasyon gerektirmeyecektir. Sedatif ilaçlar işlemi
komplike hale getirebilir ve şoklu hastalarda kontrendikedir(5).
Santral kateterizasyon için çocukta tercih edilen ve en sık
kullanılan bölge femoral vendir. Femoral ven kataterizasyonu için ,lokal
anestezi yapılması sedasyon ihtiyacını giderebilir. Tersine,yüze yakın
olmasından dolayı, boyna olan yaklaşımlar ya da subklaviyan venlere olan
yaklaşımlar, yaşa bakılmaksızın, anksiyolizis ve sedasyon gerektirir(5).
Santral venöz kateter yerleştirilmesinde sedasyon/analjezi
protokolü:
Daha az hasta olan veya daha az travmalı çocukta,
anksiyolitik ya da sedatif ajan veya her ikisi lokal anesteziden önce yapılır
ve gerçek işlem esnasında anksiyeteyi azaltır, başarı oranını arttırır
ve işlemi daha kısa zamanda tamamlamaya olanak sağlar. Kısa etkili bir ajan
olan midazolam işlem esnasında yeterli sakinlik sağlayacaktır. Fentanil
eklenmesi nadiren gerekir, fakat midazolam ile kombinasyonu koopere olmayan
hastada anksiyolizis ve sedasyon sağlayacaktır (özellikle subklaviyan ve
internal juguler venöz kateterizasyon ihtiyacı olanlarda). Şayet periferal
venöz kateter yerleştirilmemiş veya yerleştirilememişse, anksiyolizis ve
sedasyon intranazal yoldan verilebilir. Midazolam ve sufentanyl birlikte kullanılabilir.
Alternatif olarak, ketamin bazı kliniklerde intramüsküler olarak sedasyon için
kullanılmaktadır. Zaman yeterliyse, EMLA gibi topikal anestetikler, hazırlık
safhasında hem lokal hem de sistemik analjezi için ihtiyacı azaltabilir(5).
8.2.Radyolojik görüntülemeler
Çocuklar, sıklıkla tedavi ve teşhis amaçlı nonelektif
radyolojik görüntülemeye ihtiyaç duyarlar. Radyolojik işlemin kendisi
konforlu olmayabilir ya da ağrılı olabilir. Bu nedenle sedasyon ve analjezi
gerekebilir (örn; floroskopi altında pelvik eklem aspirasyonu)(5).
Farmakolojik tedaviyi etkileyen faktörler: Sedasyon ve
analjezi derecesi, esas olarak yapılan görüntüleme çalışması ve bu çalışmanın
aldığı zamana bağlıdır. Ağrısız zedelenmesi olan ve düz radyografi
gereken çocuklarda hemen hiç bir zaman sedasyon ya da analjezi gerekmez.
Bununla birlikte, floroskopi rehberliğinde pelvik eklem aspirasyonu yapılacak
çocukda, hemen daima sedasyon, sistemik ve lokal analjezi
gerekecektir.Bebekler, kafa tomografisi gibi ağrısız işlemlerde dahi
sedasyon gerektirirler. Çünkü bebekler gelişimsel olarak koopere değildirler
ve kısa süre olsa dahi hareketsiz duramazlar. Uyuyan yenidoğanda BT için
sedasyon gerekmezken, uyanık ve korkmuş olan yenidoğanda aynı işlem için
sedasyon gerekir(5).
8.2.1.Manyetik rezonans görüntüleme (MRG)
MRG, radyolojik girişimler içerisinde iyonize radyasyonun
kullanılmadığı tek yöntemdir. Hasta güçlü bir elektromanyetik halkanın
ortasına yerleştirilir. Hastanın hareketli olması artefakt oluşturabilir.
Elektronik ekipmanlardan yayılanlar gibi eksternal radyofrekans sinyalleri zayıf
sinyallerin distorsiyonuna neden olur. Tarama odasında ferromanyetik
silindirler olmadan oksijen sağlayan bir sistem olmalıdır. EKG, MRG sırasında
zor olan monitörizasyon yollarındandır, kablolar loop oluşturarak anten gibi
davranabilir ve oluşan akım ısı oluşturarak hastanın yanmasına neden
olabilir. Monitör mümkün olduğunca manyetik alandan uzağa yerleştirilmelidir.
EKG’ ye alternatif olarak puls oksimetri kullanılabilir. Probe mümkün olduğunca
mıknatısın merkezinden uzağa yerleştirilmelidir. Kan basıncı standart
manometre ve manşonlarla ölçülebilir. Tarama odası içinde lityum pilli
laringoskoplarla entübasyon yapılmalıdır(6).
Her tarama için 20 dakika civarında süren immobilizasyon
gerekir. Tarama sırasında 95 desibele kadar gürültü oluşur. Kısa
taramalar için tek doz ketamin, pr metoheksital veya diğer benzer protokoller
kullanılabilir. Uzun süreli taramalarda uzun süreli sedasyon gerekir(6).
8.2.2.Bilgisayalı tomografi
8.2.2.1. Bilgisayarlı kafa tomografisi: BBT, hastanın kısa
bir süre hareketsiz durmasını gerektiren ağrısız bir işlemdir. En sık
kullanılma nedeni, travma sonrası sekonder kafaiçi kanamayı ekarte etmek içindir.
Spiral BT tarayıcısı kafa çalışmasını 3 dakikadan kısa bir sürede
yapar, eski üretim tarayıcılar aynı çalışmayı 10-15 dakikada yaparlar.
Kontrastlı tarama gerekiyorsa, bu daha da uzun zaman alacaktır(5).
8.2.2.2. Abdominal Bilgisayarlı Tomografi: Abdominal BT,
BBT’den daha uzun süre hareketsizlik gerektiren, ağrısız bir işlemdir.
Travma hastasına abdominal BT yanında BBT de yapılmalıdır. Bu durumda BBT için
gerekli sedasyon işlemi çocuğa yapılmalıdır(5).
8.2.3.Baryum enema: Baryum enema, apandisit,
intussusepsiyon, volvuluslu malrotasyon, inflammatuar barsak hastalığı, diğer
alt GİS hastalıklarının diyagnostik araştırılmasında kullanılır.
Baryum enema, aynı zamanda intussusepsiyonlu hastalarda kesin tedavi metodudur.
İntussusepsiyonlu yenidoğanlar sıklıkla hastalıklarına sekonder olarak
letarjiktir ve nadiren sedasyon gerektirirler. Alltta yatan hastalığa bağlı
ağrısı olanlara im, sc veya iv opioid verilebilir. Anksiyeteyi gidermek için;
iv kateteri varsa, iv midazolam, iv midazolam/fentanil, iv ketamin veya
iv pentobarbütal yapılabilir. iv kateter yoksa, oral alabiliyorsa
po midazolam veya po ketamin verilebilir. Oral alamıyorsa, im ketamin
veya pr metoheksital verilebilir(5).
8.2.4.Floroskopik girişimlerde sedasyon/analjezi protokolü:
Yapılacak girişim ağrılı veya altta yatan ağrılı bir durum söz
konusu ise: iv yol varsa, iv fentanil/midazolam, iv ketamin, iv
pentobarbital, iv metoheksital verilebilir. iv kateter yoksa, im ketamin
veya pr metoheksital verilebilir. Yapılacak girişim ağrılı değil ve atta
yatan ağrılı bir durum yoksa: po. ketamin, pr metoheksital veya im ketamin
verilebilir(5).
8.2.5.Diagnostik ultrasonografilerde sedasyon/analjezi
protokolü:
Ansiyeteyi gidermek için: iv. kateteri varsa; iv
midazolam/fentanil, ketamin, pentobarbütal, metoheksital verilebilir. iv
kateteri yoksa: oral alabiliyorsa; midazolam veya ketamin, oral
alamıyorsa; im ketamin veya pr metoheksital verilebilir.
Ağrı için: iv kateteri varsa; iv
fentanil/midazolam veya iv ketorolak verilebilir. iv kateteri yoksa; oral
alabiliyorsa opioid veya NSAİ, oral alamıyorsa sc, im morfin veya im
ketamin verilebilir.
8.3.Lomber ponksiyon
Geleneksel olarak LP, çocuklara lokal anestezi altında yapılır.
Yenidoğanlarda LP, herhangi bir lokal anestetik kullanılmadan başarılı ve hızlı
bir şekilde yapılabilir. Topikal anestezi (EMLA krem) bu yaş grubunda güvenlikle
kullanılabilir. Lokal anestezi ( lidokain 1%) spinöz prosesi geçici olarak
zor palpe etmeye neden olabilir, özellikle fazla miktarda intradermal verilmişse
(5). Klinisyenler, spinal iğne ağrısının, lokal anestezi injeksiyonundan
daha az ağrısız olmadığına kendilerini inandırmışlardır, dolayısıyla
anestezi kullanımı sadece işlemin süresini uzatacaktır. Daha büyük çocuklarda
gençlerde olduğu gibi, lokal anestezi tek başına işlemi ağrısız yapacaktır.
Hastanın doğru pozisyon almasına özel dikkat gösterilmelidir. En iyi
pozisyon, lateral dekübit ya da oturur pozisyon olsun, vertebraların
fleksiyonunu gerektirir. Bu fleksiyon nefes almayı negatif olarak
etkileyecektir, özellikle üst havayolları obstrüksiyonuna , göğüs duvarı
kompresyonuna ve abdominal basınçta artışa neden olabilir. Bu etkiler
herhangi bir sedasyon formuyla daha da abartılı şekilde oluşabilecektir.
Negatif fizyolojik etkiler, hastanın zaten respiratuar sıkıntısı varsa daha
da artmış bir şekilde görülebilecektir. Pozisyona sekonder hava açlığı
mutlaka farkedilmelidir. Özellikle sedatif verilmişse, uygun monitorizasyon
mutlaka yapılmalıdır(5).
Genel düşünceler:
- Sedasyon kullanımı, herhangi bir medikasyon riskiyle mutlaka karşılaştırılmalıdır.
İşlem mümkün olan en az farmakolojik işlemle yapılmalıdır.
- Deneyimli taşıyıcılar gereklidir.Hastaya uygun pozisyon verme, bitirme
zanmanını kısaltacak, LP’yi başarılı kılacaktır.
- Yenidoğanlarda opsiyonel olmasıyla beraber, topikal/lokal anestezi bütün
durumlarda gereklidir.
- Lokal anestezi yokluğunda sedasyon kullanılmamalıdır.
- Fazla kuvvet harcamadan uygun pozisyon verebilme , sedasyonun en major
belirleyicisidir. Hastanın lokal anesteziğe cevabı, sedasyon kullanma
ihtiyacını kesin olarak belirlemez (5).
BOS basıncı ölçülecek hastalar mutlaka rahatlatılmalıdır
(ideali iğne uygun yerleştirildikten sonra hasta hafif spinal fleksiyonda
tutulmalıdır.). Ek olarak, kateterden veya iğneden ilaç verilecekse,
ekstravazasyonu önlemek için hasta rölatif hareketsiz tutulmalıdır. Son
olarak, diyagnozun berrak BOS’a bağlı olduğu durumlarda, hastanın
pozisyonunu sabit tutabilmek kritik bir durumdur(5). Hastalığın şiddeti
işlemin aciliyetini belirler, bilinç durumundaki değişiklikleri ya da
farmakolojik girişimlerdeki riski etkiler. Menenjit gibi akut hastalıklarda
mental durumu değiştireceğinden sistemik ilaç kullanımından kaçınılmalıdır(4,5).
8.4.Kemik iliği aspirasyonu (KİA)
Kemik iliği aspirasyonu, biyopsi ile veya biyopsisiz, diğer
bir basit işlemdir. İşlem potansiyel olarak ağrılıdır, gözlemcilere göre
barbarca da gelebilir. İşlemin süresi rölatif olarak kısadır ve hastanın
hareketsiz durmasını gerektirmez. Çoğu KİA hasta yüz üstü yatar durumda
yapıldığı için acil havayolu gerektiği zaman işlem durdurulmalı ve hasta
supin pozisyona getirilmelidir. Bu işlem için deriye, yumuşak dokulara ve
periosteuma mükemmel lokal anestezi yapılmalıdır. Sıklıkla birçok biyopsi
ve aspirasyon yapıldığı için, lokal anestezi bölgesi geniş tutulmalıdır.
KİA’ları sıklıkla yarı elektif yapıldığından, EMLA gibi topikal
anestetikler mümkün olduğunda kullanılmalıdır. KİA gerektiren hastaların
çoğunun multisistem hastalığı vardır ve bu da hastanın sedasyona olan
cevabını değiştirebilir. Aşağıdaki durumlarda özel dikkat gösterilmelidir.
- Havayolunu etkileyen tümörler (mediyastinal kitleler vb)
- Ciddi anemi (Konjestif kalp yetmezliği ile sonuçlanan)
- Koagülopatiler (intramüsküler verilimi engeller)
- Artmış kafa içi basıncı
- İlaçların metabolizma/atılımını etkileyen, renal ve hepatik
fonksiyon(5).
Kemik iliği aspirasyon ve biyopsisinde sedasyon/analjezi
protokolü:
8.5.Kardiak kateterizasyon
Kardiak kateterizasyon uygulanan çocuklar hastanın tıbbi
koşullarının gözönünde tutulmasının önem taşıdığı ameliyathane dışı
anestezi uygulamasının iyi bir örneğini oluştururlar. Bu hastalar operatif
düzeltim gerektiren çocuklarla aynı koşulları taşırlar. Kardiak
cerrahinin tersine kateterizasyon sıklıkla tanısal amaçlarla uygulanır.
İşlemin sonunda hastanın koşullarında bir gelişme olmayacaktır. Özellikle
oksijen rezervi çok sınırlı olan siyanotik çocuklarda pulmoner vasküler
yataklarındaki dinamik reaktivite nedeniyle hipoksi ve hiperkarbi kolaylıkla
pulmoner spastik krize neden olacaktır. Ciddi pulmoner stenoz, sağdan-sola şant
ve yetersiz aorto-pulmoner şantı olan çocukların hipoksiye eğilimleri daha
fazladır. Bebek ve yenidoğanlarda idame sıvısı, 1/4 veya 1/5 normal salin içinde
%10 glukoz olmalıdır. Kateterizasyon sırasında %10 glukoz uygulamasına rağmen
strese bağlı olarak hipoglisemi oluşabileceğinden düzenli olarak kan glukoz
tayini yapılmalıdır(6,9).
Olguların büyük çoğunluğunda iv sedasyon teknikleri
yeterli olurken bir kısmında da endotrakeal genel anestezi gerekmektedir. Tanısal
hemodinamik çalışmalarda öncelikle çocuğun optimal fizyolojik durumda
olmasına dikkat edilmelidir (normotermik, iyi hidrate, normoglisemik). Girişim
sırasında hemodinamik değerleri, satürasyonları ve sonuçta, kardiak
output, şant fraksiyonu ve vasküler rezistans hesaplamaları değiştirebileceğinden
girişim sırasında hastanın spontan solunumda ve oda havası soluyor olması
arzu edilir. Bu nedenle tanısal kateterizasyon çalışmalarının büyük çoğunluğu
hasta sedatize iken uygulanır(9).
Analjezi/sedasyon uygulaması: Kateter yerleştirilmesi
öncesinde femoral bölgeye lokal anestezik veya EMLA krem uygulanabilir(9).
Ketamin: Sedasyon amacıyla kullanılan ketamin, kalp
hızını ve kan basıncını artırabilir. Kateterizasyondan 30 dakika önce
oral midazolam (0.75 mg/kg) ile premedikasyon uyguladıktan sonra girişim öncesinde
im 8 mg/kg ketamin ile oluşturulan sedasyon gerektiğinde 1 mg/kg iv bolus
dozlarla spontan solunum korunarak sürdürülebilir. Bir diğer seçenek ise
0.1-0.2 mg/kg midazolam ve 0.25-0.5 mg/kg ketamin ile oluşturulan sedasyonun
0.1 mg/kg/saat midazolam ve 1 mg/kg/saat ketamin infüzyonu ile sürdürülmesidir.
Bu şekilde elde edilen sedasyon propofol ile elde edilen sedasyondan daha uzun
sürmektedir(5,9).
Alfentanil: 2-3 dakikalık aralarla 3-5 m g/kg
alfentanil yeterli sedasyon elde edinceye kadar yineleyen dozlarda uygulanır.
Ortalama indüksiyon dozu 20 m g/kg, idame dozu ise 30 m g/kg/saat’dir(5,9).
Fentanil: 0.75 mg/kg midazolam premedikasyonunun ardından
2-3 dakikalık aralarla istenen sedasyon elde edilinceye kadar 0.5 mg/kg
dozlarda uygulanır. Fentanil (2-3 m g/kg) midazolam (0.1-0.2 mg/kg) ile kombine
edilebilir. Sedasyon 30 dakikalık aralarla uygulanan 1 m g/kg fentanil dozları
ile sürdürülür(5,9).
Propofol: Kalp hızı, kan basıncı, arteriyel
oksijen satürasyonunu ketaminden daha fazla düşürür, bazı olgularda sağdan
sola şantı artırabilir. Ciddi kardiak hastalarda propofol ilk tercih değildir.
Miyokard fonksiyonu iyi olan ve hemodinamik stabilitesi sistemik-pumoner şantlara
ya da yüksek preloda bağımlı olmayan çocuklarda ise propofol ilk tercih
edilecek ilaç olabilir(6,9).
18 aydan küçük bebeklerde, ciddi ölçüde hipoksemik veya
kardiak yetersizlik tablosunda olan çocuklarda sedasyon yerine genel anestezi
tercih edilmelidir. Çalışma süresince inspire edilen oksijen konsantrasyonu
sabit tutulmalıdır. FiO2’nin artırılması durumunda
pulmoner vasküler rezistans ve pulmoner arter basınçları azalabileceğinden
tanının doğruluğunu etkileyebilir. Ayrıca oksijen kullanımı ile açık
olan duktus arteriosus kapanabilir. Bu durum kritik aort stenozu, aortik arkus
interrüpsiyonu ve aort koarktasyonunda yaşamı tehdit edebilir. Bu özel
durumdaki çocuklara PaO2 35 mmHg’nın altına düşmedikçe
oksijen desteği verilmemelidir. Yeterli olduğu sürece bunun için oda havası
tercih edilir(9).
8.6.Anjiografi
Bu girişimler iki nedenden dolayı ağrılıdır. Birincisi,
genellikle femoral arter yoluyla perkütan olarak kateteter yerleştirilmektedir.
İkinci neden, radyokontrast madde enjeksiyonudur. Her iki durumda hastanın
hareket etmesini sağlayabilir. Çocuklarda bu tip girişimler renal, adrenal,
hepatik veya periferik damarları değerlendirmek amacıyla uygulanır. Büyük
AV malformasyona sahip yenidoğan ve bebeklerde yüksek akımlı kardiak
yetmezlik bulunabilir(6).
Anestezist için en sık problem, kontrast madde enjeksiyonu
sırasında yaşanır. Eski tipteki ucuz ve yüksek ozmolaliteye sahip
(1400-1500 mOsm/L) ajanlarla yan etki gelişme riski daha yüksektir. Yeni
tipteki ajanlar düşük ozmolaliteye sahiptir (600-700 mOsm/L) Kontrast
maddenin direkt miyokardiyal depresan, aritmojenik ve vazodilatör etkileri
mevcuttur. Enjeksiyon sonrası sıklıkla gelişen hipertansiyonu hipotansiyon
izler. Yine bu maddeler konvülsiyon veya serebral ödem gelişimine neden
olabilir. Osmolaliteleri nedeniyle enjeksiyon sonrası diürez meydana gelir,
bazı bebeklerde bu ajanlar şiddetli dehidratasyona neden olabilir. Uzun süren
girişimlerde hem mesaneyi boşaltmak, hem de iv sıvı replasmanına rehberlik
etmesi açısından idrar sondası gerekebilir. Yine bu maddeler yükse dozlarda
nefrotoksiktir. Bazı hastalarda enjeksiyon sonrası sistemik reaksiyonlar gelişebilir.
Bunlarda bir miktar sedasyonla birlikte analjezik kullanımı hastanın
konforunu artırabilir(6).
8.7.Transösefageal ekokardiyografi
TEE, bebeklerde genel anestezi altında yapılmalıdır.
Probun yerleştirilmesi ve çıkarılması sırasında ekstübasyon olabileceğinden
nazotrakeal entübasyon tercih edilebilir. Girişim sırasında bronkospazm,
hipoksi, aritmiler, farengeal ve ösefageal kanama ve meydana gelebilir(9).
8.8.Göğüs tüpü
Göğüs tüpü yerleştirilmesi efüzyon, ampiyem, basit pnömotorakslı
hastalarda semielektif olarak yapılır. Tüp yerleştirilmesi ağrılı, hoş
olmayan ve potansiyel olarak tehlikeli bir işlemdir. Pekçok hastada lokal
anestezi, sistemik analjezi, anksiyolizis ve sedasyon gerekir. İşlem yaklaşık
olarak 10-15 dakika sürer. Bu hastaların kardiyovasküler ve respiratuar
durumları gözönüne alınarak ilaçların başlangıç dozları düşük
tutulur veya minimal kardiyovasküler ve respiratuar depresan ilaçlar (ketamin
vb) tercih edilebilir(5).
Tüpün yerleştirileceği yere lokal anestezik yapılabilir,
eğer yeterli süre varsa EMLA krem uygulanır. Lokal anestezik olarak 10-20 ml
%1’lik lidokain(maksimum 3-5 mg/kg) kulanıldığında sistemik analjezi
ihtiyacı azalır. Fakat sıklıkla lokal anestezi yeterli olmadığından orta
derecede sistemik analjezi, anksiyolizis ve sedasyon gerekir(5).
Basit pnömotoraks ve efüzyonlarda tüp yerine küçük
kateterler yerleştirilebilir. Bu durumlarda daha düşük seviyede sedasyon,
anksiyolizis ve analjezi gerekir(5).
Tüp torakostomilerde sedasyon/analjezi protokolü: Tansiyon
pnömotoraks ve hemotorakslı hastalarda: Genel durumu iyi ise zaman varsa
lokal anestazi yapılır, buna ilave olarak yine zaman varsa iv
fentanil/midazolam veya iv ketamin yapılır. Genel durumu kötü hastalara ise;
lokal anestetik yapılır, sedasyon yapılmaz. Basit pnömotoraks veya efüzyonlarda:
Lokal ve/veya topikal anesteziye ilave olarak im ketamin, iv fentanil/midazolam
veya iv ketamin yapılır(5).
8.9.Torasentez
Plevral mayi analizi için diagnostik olarak veya tedavi amacıyla
(plevral mayi drenajı) yapılabilir. İşlem sırasındaki pozisyon nedeniyle
sedasyonlu hastalarda havayolu obstrüksiyonu meydana gelebilir. Lokal anestezi
veya yeterli zaman varsa EMLA krem uygulanması faydalıdır. Ancak pekçok
hastada bu yeterli olmadığından intranazal midazolam/sufentanil, im ketamin,
iv fentanil/midazolam veya iv ketamin vermek gerekir. Eğer hastada belirgin
hipoksi, respiratuar distres varsa veya hemodinamik olarak anstabil ise işlem
sedasyonsuz yapılmalıdır(5).
8.10.Yanık debritmanı
Lokal anestezikler, yeterli analjezi sağlamasına rağmen büyük
alanı içine alan yanıklarda lokal anestezik yapılamaz, bu nedenle sistemik
analjezi gerekir. Akut durunlarda iv, im morfin verilebilir. Fakat bazen sadece
parenteral opioidler ağrıyı geçirmez, ek ilaçlar yapılması gerekir.
Benzodiazepinler etkili anksiyolitiktir, anksiyeteyi gidermek için kullanıldığında
ağrıyı gidermek için kullanılacak total opioid miktarını azaltır.
Ketamin yanıklı hastalarda özellikle faydalıdır, ideal sedasyon,analjezi ve
amnezi sağlar(5).
KAYNAKLAR
- Shnider SM, Levinson G. Obstetrical anesthesia in: Robert Friesen H.
Anesthesia and analgesia: Issues for the fetus and newborn. Baltimore,
Williams Wilkins 1993: 167-173.
- Kayhan Z. Pediatrik Anestezi. Çocukların anestezi yönünden önemli
anatomik ve fizyolojik özellikleri. 1. Baskı, Hacettepe Taş kitapçılık,
Ankara, 1995: 19-23.
- Gerald Merenstein B, Sandra Gardner L. Handbook of neonatal intensive care
in: Rita Agarwal, Mary I, Enzman Hagedorn, Sandra Gardner L. Pain and pain
relif. Fourth edition, Mosby Colorado 1998: 173-196.
- http://www.roxane.com/pain/library/AHCPR/apmc 10.html.
- Baruch Krauss, Robert Brustowicz M. Pediatric procedural sedation and
analgesia. First edition, Lippıncott Williams and Wilkins, Philadelphia 1999.
- George Gregory A. Pediatric Anesthesia in: Steven Hall C. Anesthesia outside
the operating room. Third edition, Churchill Livingstone, New York
1994:813-835.
- William Taeusch H, Roberta Ballard A. Avery’s diseases of the newborn in:
Robert Levin Drugs. Seventh edition, WB Saunders Company, Philadelphia 1998:
1343-1348.
- http://www.nichd.nih.gov/cochraneneonatal/Stevens/Stevens.HTM.
- Tayfun Güler. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Arşiv 2000.
Pediatrik kardiak kateterizasyon ve anjiografide anestezi. Adana 2000: 75-104.
|