|
|
| |
|
 |
| |
|
|
| |
| |
- Prof. Dr. Bora Aykaç
- İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp
Fakültesi Anesteziyoloji Anabilim Dalı
“İnsan sevgisi olmayanın,
doktor olmasından;
Çocuk sevgisi olmayan anestezi uzmanının,
çocuklara anestezi vermesinden;
yarar olmaz”
Ağrı: Bir algılama durumu; yani duyu organları yolu
ile var olan nesne ve olayların bilincine varmadır.
Kaynağı vücut iç ortamından gelen; alarm nitelikli, bütün
organizma dinamiğini ve dikkatini hasar görmüş bölgeye yönlendiren, kıvrandıran,
korkutan, elemlendiren bir fizyolojik, biyokimyasal, endokrin eksen ve
psikolojik sistem ile etkileşime girerek otomatik yorum ve reaksiyon
kompleksine yol açan uyarılardır.
Birçok değişken etmenin etkilerinin bileşkesi olarak
ortaya çıkar.
İnsandan insana farklı olabildiği gibi aynı insanda bile
koşullara göre farklılık gösterir. Bunlar:
Genetik farklılık
- Uyarı kaynağının maddesel, fizyolojik
durumu (ödem, iskemi, hipertermi, dıştan sıkıştırılması...)
- Uyarıyı ileten ortamın farklılığı
(reseptörlerde, nöronlardaki değişiklikler -bası altında olması,
uyarı eşiği düşük durumda olması-...)
- Ortamın fizik ve kimyasal durumu (ısı,
elektrolit, pH ....)
- Çocuğun ve yakın çevresinin eğitim düzeyi.
- Yakın çevresinin sosyal davranış tarzları
- Moral durumu (depresif-manik, mutlu-mutsuz,
korku-güven içinde, zeka durumu)
- Kullandığı ilaçlar (ağrı eşiğini,
moral durumunu değiştirerek ve ağrıya yol açan organda veya dokuda
tedavi edici yönde olumlu veya olumsuz etki ederek....)
Bütün bunlardan çıkan sonuç: Geniş bir nüfusa eş değerde
etkili olacak bir reçete yazmak; ne ilaç seçimi, ne de doz seçimi açısından
mümkün değildir.
Bütün yukarıdaki ağrının algılanmasını etkileyen değişkenlerin
göz önüne alınarak olguya özgü bir tedavi planlaması yapılması uygun
olur.
Bu nedenle; ağrının tedavisinde kullanılan yöntemler
kadar, bu yöntemlerin seçiminde kullanılacak temel ilkelerin, kişiye ve
ortama özgün uygulanmasında dikkate alınması gereken etmenlerin tanınması
üzerinde durulması uygun olur.
Ağrının giderilmesinde başarının temeli; ağrıyı çeken
kişiye sevgi, şefkat ve anlayışla yaklaşarak, onu ve ailesi ile birlikte içinde
yaşanan fizik, sosyal ve psişik koşulları iyi değerlendirmektir. Bu da
biraz zaman gerektir. Hasta ile birebir iletişime girmeden yazılan reçetenin
tedavi şansı hiçbir zaman %.100’e yakın
olamaz.
Konumuz çocuk cerrahisinde analjezi; bütün genellemeleri bu
alanda açarak irdeleyeceğiz.
Ameliyat sözcüğü, kişi ve yakını için fizyolojik ve
psikolojik olarak tam bir bomba etkisi yaratır ki, anlamı korku ve endişedir.
Korku ve endişe; organizma için bir alarm durumudur. Vücudun bütün
fizyolojik ve biyokimyasal dengesi ile birlikte hormon ve otonom sistem
dengesinde ani bir değişime yol açar.
Bu durumdaki kişi; fırtına ortasında bir teknede bulunan
insanların ayakta durmak için yaptıkları çırpınma durumundadır. Bu
nedenle hasta odasına giren anestezi uzmanını veya asistanın gözünün önünde
bu sahneyi yaratmasında yarar var. Bu duruma uygun davranış biçimi:
İlk yaklaşım; hastanın ve yakınlarının korkularının
giderilmesi, güvenlerinin ve sempatilerinin kazanılmasıdır. Bu amaç ile
kullanılan dil ve daha önemlisi vücut lisanıdır. Bu işin en zor ve zaman
alan kısmıdır, fakat başarı için aşılması gereken bir engeldir. Genelde
normal eğitim ve sosyal düzeyde olan normal psikolojide olan insanlar için
yeterli ve etkilidir. Bu yaklaşımın yetersiz kaldığı durumlarda sedatifler
kullanılması gerekir.
Hiç şüphesiz cerrahi girişimin kendisi ve ön hazırlıkları
ağrı uyandıracağı kesin olan bir uyarılar kompleksidir. Bu nedenle
psikolojik ve/veya farmakolojik sedasyon ile birlikte; kaçınılmaz ağrılı
uyaranlara karşı ağrı eşiğini yükseltmek ve ağrının bilinçlenmesini
önlemek amacı ile önceden ağrı kesiciler verilmesi gerekir ki, buna
preemtif analjezi denmektedir. Bu ilaçların yapılması ile ameliyatın başlaması
arasında geçen süre, bunların en üst düzeyde etki seviyeleri için gereken
süreden önce ve sonra olmaması gerekir.
Ameliyat bitiminden sonraki süre kaçınılmaz ağrının en
şiddetli olduğu durumdur. Bu nedenle anestezi bitiminde, uyandırmadan önce
uygun yöntem ve ilaçların uygun dozlarda verilmesi ile birlikte anestezi bitişi
de ona göre ayarlanmalıdır.
Önce hastanın uyanıp ağrıdan şikayet etmesini beklemek
bugünkü bilgi ve deneyimlerimize uymamaktadır. Önemli olan hastada ağrı
bilinçlenmesinin önlenmesidir.
Buna dikkat edilmez ise; anesteziden uyanmakta olan, bilinci
tam açılmamış, bir anlamda sarhoş durumda olan hastada ağrı, beraberinde
korkuyu ve ajitasyonu doğuracaktır. Bu da başta belirtilen; otonom sinir
sistemi ve hormonal dengeyi altüst ederek; hipertansiyon, aritmi gibi tedavi
edilmesi gereken başka kompleks cevapları ortaya çıkartacaktır. Üstelik bu
durumda kullanılması gereken analjezik dozu çok daha yüksek olacaktır. Bu
doz bazen hastanın solunumunu durduracak düzeylere bile ulaşabilmektedir. En
doğrusu bu durumdaki hastaların anestezilerinin tekrar derinleştirildikten
sonra analjezi etkisi altında kontrollü ve yavaş tekrar uyandırılmasıdır.
Ameliyat bitimi sırasında yapılan ağrı kesiciler etkisi
altında uyandırılan hasta en az yarım saat olmak üzere solunum ve bilinç açıklığı
güvenli hale gelene kadar uyandırma odasında yakın takipte tutulmalıdır.
Ortalama yeterli dozlarda uygun analjezik kullanılmasına
karşın bağıran çırpınan çocuklarda ilave dozlar yapmadan önce değerlendirme
yapmak gerekir. Bu tepki ağrıdan mı? Yoksa korku, şımarıklık gibi ağrı
dışı psikolojik faktörlerden mi kaynaklanıyor?
Unutmayalım ki anestezik ilaçlar etkisi altında kişi
sarhoş davranışları içindedir, kişiden kişiye değişir. Bu nedenle çocuk
mümkünse annesi, babası veya tanıdığı ve güvendiği servis hemşiresi
beraberliğinde kendini güvende hissetmesi sağlanarak değerlendirilmelidir. Eğer
çocuğun annesi- babası duygularına hakim olamayan ve hatta çocuktan çok
daha telaş ve korku içinde ise; çocuk tam uyanana ve ağrısız duruma gelene
kadar güvendiği sağlık personeli eşliğinde bekletilmesi gerekir.
Şimdiye kadar anlatılan temel ilkeler ie birlikte rutin
uygulama alışkanlıklarımız ile karşılaştırarak özetlersek ve akılda
kalması için abartılı sözler ile ifade edersek:
- Ameliyat öncesi çocuk odasında:
deneyimsiz asistan tarafından değil, uzman tarafından en azından, eğitim
açısından beraber görülmelidir.
- Odaya girer girmez kimse ile tek kelime konuşmadan,
bir teknisyen gibi, sanki bir motorun arıza raporuna şöyle bir göz
attıktan sonra hemşire ile birlikte, şaşkınlık ve korku içinde
yatmakta olan hasta çocuğun, karabulutlar gibi çökmenin yarattığı
şokun etkisi altında ağlıyan hatta avaz avaz bağıran çocuğun
muayenesinden sanki bir şey anlamış gibi, sizin gözünüzde küçücük,
fakat çocuğun algılamasında mızrak görünümünde olan bir enjektör
ile sözümona sakinleştirmek ve ağrısını dindirmek gibi sizce
kutsal saldırının, çocuk açısından bir ömür boyu göreceği
korkulu rüyalarının kaynağı olabileceğini hiç unutmayın.
- Doğru davranış modeli ise: Odaya çok yakın
bir dost olduğunuzu ifade eden bir mimik ve davranışlar içinde
girmektir. Önce hastalık dışı genel konularda sohbet ederken;
ebeveynlerin ruh durumunu değerlendirmeli, eğer onlar sakin değil,
korku ve endişe içinde iseler ve bu davranışlarını da çocuğa
yansıtma durumunda iseler; önce onları sakinleştirilmesi, korkularının
giderilmesindn sonra yavaş yavaş ilginin çocuğa kaydırılmasıdır.
- Çocuğa şefkatle, arkadaşça, oyun
oynarcasına yaklaşın. Muayenenin ne olduğunu bilmeyen çocuk önünde;
babasına veya aklı başında büyük kardeşine ona uygulayacağınız
eylemleri modelleyiniz. Çocuğun tam güvenini kazandığınıza emin
olduktan sonra gerekli muayeneleri sakin olarak ve her seferinde onun rızasını
alarak, oyun havası içinde şakalaşarak yapınız.
- Bu ziyaret sırasında aile fertleri arasında
duygularını gizleyebilen ve kendini kontrol altında tutabilen, çocuğun
çok iyi tanıdığı ve güvendiği kişiyi belirlemeye çalışın. Bu
her zaman anne veya baba olmayabilir. Anesteziden uyanma döneminde
ajite olan çocukların yanına bunların çağrılması uygun olur.
- Anesteziye giriş sırasında kullanacağınız
maske, hortum, iğnesiz enjektör gibi araçları çocuğun yanında bırakın.
Onlarla oynaması indüksiyon sırasındaki korkularını en aza
inmesine yardımcı olacaktır.
- İndüksiyon sırasında iğneden aşırı
korkan çocuğun üstüne beş kişi saldırarak, güvenli indüksiyon için
IV yolu açmak ve bu yoldan sözde sedasyon sağlamak amacı ile İV kanül
koymaya veya IM enjeksiyon yapma çabası veya bağıran tepinen çocuğun
yüzüne, onu boğmak ister gibi anestezi maskesini dayamak tam anlamı
ile bir terör yaratmaktır. Bu terörün meydana getirdiği korkunun;
otonom sisnir sitemi endokrin sistem dengesinin altüst olmasının yol
açtığı; hemodinamik dengesizliği düzeltmek için kullanacağımız
sedadifler, analjezikler ve anestezi ilaçlarının artmış dozlarına
ilaveten gereksiz bir sürü ilaç kullanmanız gerekebilir.
- En doğrusu vizit esnasında başlanan bir
oyunun devamı gibi işlemlere devam etmek uygun olur. Kesin olarak iğneden
korktuğu saptanan çocuğa sevecen ve yumuşak bir yaklaşım ile vizit
sırasında oynaması için bırakılan tanıdığı ve kolay
kabulleneceği hortum-maske-kese sistemi kullanarak irritan olmayan ve hızlı
etkili inhalasyon anestezik ilaçlardan birini seçerek indüksiyona
girmek en doğru yoldur. Bu amaçla oksijen+azotprotoksit +inhalasyon
(sevoforan, izofluran, halotan) yüksek akım tekniği ile kullanılmalıdır.
Maske, anestezi çocuğun maskeye reaksiyon veremiyeceği düzeye gelene
kadar, yüze sıkı sıkı oturtmadan tutulmalı. İndüksiyon süresini
kısaltmak amacı ile de yüksek konsantrasyonda inhalasyon anesteziği
> %2-3 ile başlanarak ve indüksiyon derinliğine göre yavaş yavaş
azaltarak kullanılmalıdır. Ağrılı reaksiyonlara cevap veremeyecek
derinliğe ulaştıktan sonra iv. yol açılması uygun olur. Tabii bu işlemlerin
EKG ve pulsoksimetre monitörizasyonu altında yapılması şarttır.
- Anesteziden uyandırma sırasında; ağrı
başlamasının çok sürpriz bir olay ve analjezinin de lüzumsuz bir
girişim olduğunu varsayarmışcısına korkudan ve ağrıdan çılgına
dönmüş çocuğu avaz avaz bağırmasını bekledikten sonra ağrı
kesici uygulamak veya ”lüzumu halinde” diye her hangi bir ilacı,
her hangi bir dozda reçete edip, korkudan ve ağrıdan çılgına dönmüş
çocuğun avaz avaz bağırmasını hastanın uyanıklığının ve güven
altında olduğunun göstergesi olarak sayıp odasına yollamak da çok
yanlış ve anlamsızdır.
- En doğrusu: Ameliyatın türünü ve süresini
göz önüne alarak en deneyimli olduğumuz bir analjezi yöntemini seçmektir
(lokal analjezi, rejyonal, kaudal, epidural, spinal yoldan enjeksiyon ve
kateter yerleştirilmesi). Bu yöntem:
- Anesteziye girdikten fakat ameliyat başlamadan hemen önce veya
- Ameliyat bittikten fakat anesteziden tam uyanmadan hemen önce uygulanmalıdır.
Bu duruma uygun bir anestezi yöntemi de seçilmelidir:
- Durumu için; hipnotik ağırlıklı, takviye edici analjezik seviyeli ve
gerekirse adale gevşetici ilaçların kullanıldığı yöntemler olarak
TIVA veya inhalasyon anestezi yöntemleri seçilmelidir. Anestezi ameliyat
bitimini takiben en kısa zamanda hastanın uyanmasını sağlayacak biçimde
ayarlanması gerekir.
- Durumu için ise: Standart anesteziyi hastanın ameliyat bitiminde hemen
uyanmasını sağlıyacak biçimde değil de, uygulayacağınız analjezi yönteminine
göre sonlandırılması gerekir.
- Sistemik yolla kullanılacaklar, periton kapanmadan hemen önce,
- Lokal, kaudal, epidural ve spinal için ise; ameliyat bitiminden sonra
hastanın bu girişimlere cevap veremeyeceği düzeyde yüzeyel anestezi
derinliğine inilmesi ve işlem bitikten sonra tam uyandırma eylemine geçilmesi
uygun olur.
- Çocuk; bilinci yerine gelene kadar güvenli, sessiz bir ortamda güvendiği
ve sevdiği kişilerin yanında olmalıdır.
- İlk 24 saat en az 2 saat ara ile izlenmeli ve bir sonraki doz veya infüzyon
hızı; çocuğun avaz avaz bağırarak ve ailesinin çılgına dönmüş
bir halde bütün hastaneyi uyandırması beklenmeden önce; ağrıyı başlatmayacak
biçimde ayarlanmalıdır.
Analjezi yöntemleri:
Sistemik yoldan kullanılanlar:
Uygulama tekniği:
Tekrarlayan dozlar
- Devamlı infüzyon
- Hasta kontrollu analjezi
Uygulanan ilaçlar:
NSAID
Opioid agonist Lokal Anestezik Teknikleri:
Uygulama teknikleri:
Periferik sinir blokları
 | Santral bloklar |
 | Spinal |
 | Epidural |
 | Kaudal |
Uygulanan ilaçlar:
Lokal anestezikler
 | Lokal anesteziklerle birlikte
narkotik/non-narkotik analjezikler. |
 | Özellikle enjeksiyona karşı fobisi olan
çocuklara; ağız içi dil altı veya mukozalardan hızla emilebilen
formlar halinde sakinleştirici ve ağrı kesicilerin verilebilmesi
bugün artık imkan dahilindedir. Bu şekilde kullanılan ilaçlara örnek;
Fentanil ve lidokain özel peraperatlarıdır. |
+ NSAID dozları
|
İlaç
|
Genel erişkin dozu |
Genel pediyatrik doz.[1] |
Açıklama
|
| Oral NSAIDs |
| Acetaminophen |
650-975 mg 4st |
10-15 mg/kg 4 st |
Acetaminophen’nin Periferik anti
inflamatuar aktivitesi diğer NSAID’lardan azdır. |
| Aspirin
|
650-975 mg 4 st
|
10-15 mg/dg 4 st[2]
|
Diğer NSAID’lerle karşılaştırıldığında;
trombosit aggregasyonu inhibisyonu ameliyat sonrası kanamalara sebep
olabilir.. |
|
Choline magnesium trisalicylate (Trilisate)
|
1000-1500 mg bid
|
25 mg/kg bid
|
Minimal anti-trombosit aktivitiye sahiptir, oral sıvı
formuda vardır. also available as oral li uid.
|
| Diflunisal (Dolobid) |
1000 mg başlangıc dozunu takiben 500
mg 12 st |
|
|
| Etodolac (Lodine) |
200-400 mg
6-8 st
|
|
|
| Fenoprofen calcium (Nalfon) |
200 mg 4-6 st
|
|
|
| Ibuprofen (Motrin, others)
|
400 mg 4-6 st
|
10 mg/kg 6-8 st
|
Çeşitli jenerik ve ticari ismi ismi
olduğu gibi oral suspansiyon formları da mevcuttur. |
|
Ketoprofen (Orudis)
|
25-75 mg 6-8 st
|
|
|
| Magnesium salicylate |
650 mg 4 st
|
|
Çeşitli jenerik ve ticari ismi ismi
mevcuttur. |
| Meclofenamate sodium (Meclomen) |
50 mg 4-6 st
|
|
|
| Mefenamic acid (Ponstel) |
250 mg 6 st
|
|
|
| Naproxen (Naprosyn) |
500 mg başlangıc dozunu takiben 250 mg
6-8 st |
5 mg/kg 12 st
|
Oral sıvı formu vardır.
|
| Naproxen sodium (Anaprox) |
550 mg başlangıc dozunu takiben 275 mg
6-8 st |
|
|
| Salsalate (Disalcid) |
500 mg 4 st
|
|
Minimal anti-trombosit aktivitesi vardır. |
| Sodium salicylate |
325-650 mg 3-4 st
|
|
Çeşitli jenerik ve dağıtıcı
firmalara özgü isimleri vardır. |
| Parenteral NSAID |
| Ketorolac tromethamine (Toradol)
|
30 or 60 mg IM başlangıc dozunu
takiben 15 or 30 mg im. 6 st
IM dozun ardından 10 mg oral 6-8 st
|
|
IM doz kullanımı 5 günü geçmemeli
|
Opioid analjezik ve opioid agonist ilaçlar ve dozları :
|
|
Ortalama eş değerli analjezi dozu
|
Tavsiye edilen başlangıc dozu (50 kg dan ağır
erişkinlerde)
|
Tavsiye edilen başlangıç dozu ( 50 kg dan hafif
erişkin ve çocuklar için)[1]
|
|
|
oral
|
parenteral
|
oral
|
parenteral
|
oral
|
parenteral
|
|
Opioid Agonist İlaçlar
|
|
Morphine[2]
|
30-60mg
3-4 st
|
10 mg
3-4 st
|
30 mg
3-4 st
|
10 mg
3-4 st
|
0.3 mg/kg
3-4 st
|
0.1 mg/kg
3-4 st
|
|
Codeine[3]
|
130 mg
3-4 st
|
75 mg
3-4 st
|
60 mg
3-4 st
|
60 mg 2 st
(i.m./s.c.)
|
1 mg/kg
3-4 st [4]
|
Önerilmiyor |
| Hydromophone[2] (Dilaudid) |
7.5 mg
3-4 st
|
1.5 mg
3-4 st
|
6 mg
3-4 st
|
1.5 mg
3-4 st
|
0.06
mg/kg
3-4 st
|
0.015 mg/kg
3-4 st
|
|
Hydrocodone
(in Lorcet, Lortab)
|
30 mg
3-4 st
|
Mevcut değil
|
10 mg
3-4 st
|
Mevcut değil
|
0.06 mg/kg
3-4 st [4]
|
Mevcut değil
|
|
Levorphanol (LevoDromoran)
|
4 mg
6-8 st
|
2 mg
6-8 st
|
4 mg
6-8 st
|
2 mg
6-8 st
|
0.04 mg/kg
6-8 st
|
0.02 mg/kg
6-8 st
|
| Meperidine (Demerol) |
300 mg
2-3 st
|
100 mg
3 st
|
Önerilmiyor
|
100 mg
3 st
|
Öneril-miyor |
0.75 mg/kg
2-3 st
|
| Methadone (Dolophine) |
20 mg
6-8 st
|
10 mg
6-8 st
|
20 mg
6-8 st
|
10 mg
6-8 st
|
0.2 mg/kg
3-4 st [4]
|
0.1mg/kg
6-8 st
|
| Oxycodone (Roxicodone, Percocet) |
30 mg
3-4 st
|
Mevcut değil |
10 mg
3-4 st
|
Mevcut değil |
0.2 mg/kg
3-4 st [4]
|
Mevcut değil |
| Oxymorphone2 (Numorphan) |
Mevcut değil |
1 mg
3-4 st
|
Mevcut değil |
1 mg
2-3 st
|
Öneril-miyor |
Öneril-miyor |
|
Opioid Agonist-Antagonist and Partial Agonist
|
| Buprenorphine (Buprenex) |
Mevcut değil |
0.3-0.4 mg
6-8 st
|
Mevcut değil |
0.4 mg
6-8 st
|
Mevcut değil |
0.0004 mg/kg
6-8 st
|
| Butorphanol (Stadol) |
Mevcut değil |
2 mg
3-4 st
|
Mevcut değil |
2 mg
3-4 st
|
Mevcut değil |
Önerilmiyor
|
| Nalbuphine (Nubain) |
Mevcut değil |
10 mg
3-4 st
|
Mevcut değil |
10 mg
3-4 st
|
Mevcut değil |
- mg/kg
- 3-4 st
|
| Pentazocine (Talwin) |
150 mg
3-4 st
|
60 mg
3-4 st
|
50 mg
4-6 st
|
Önerilmiyor
|
Öneril-miyor |
Önerilmiyor
|
[1] Dikkat:50 kg dan hafif hastalarda için belirtilen dozlar 6 aydan
küçük çocuklarda kullanılamazlar. Bu guruba uygun belirtilen dozlar kullanılmalıdır.
[2] Morphine, hydromorphone, and oxymorphone gibi ilaçların rektal kullanımı
alternativ bir yol olmakla birlikte eş dedeğer analjezi dozu oral ve
parenterel yoldan verilenlerden, farmakokinetik farklılklardan dolayı, farklıdır.
[3] Dikkat:Kodein, 65 mg üzerindeki dozlarda kullanılması; beklenen
analjezi artışını sağlamadığı gibi kabızlık gibi diğer yan etkilerin
de artmasına sebep olduğu için önerilmez.
[4] Dikkat:Aspirin ve acetaminophen dozları;
opioid/NSAID peraparatları ile kombinasyonu halinde kulanıldığında mutlaka
hastanın vücut ağırlığına göre hesaplanarak verilmesi gerekir.
|