|
|
| |
|
 |
| |
|
|
| |
| |
- Doç. Dr. Ayşen Yücel
- İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi
Algoloji Bilim Dalı
Cerrahi girişimlerden sonra çocukların yetişkinlere göre
daha az ağrı çektikleri ya da daha az analjezik gereksinimleri olduğu fikri
oldukça yaygın bir inanıştır. Bu nedenle genellikle çocukların
postoperatif izlenme ve monitorizasyon parametreleri arasında ağrı önemli
bir yere sahip değildir, hatta birçok merkezde hiç değerlendirmeye bile alınmamaktadır.
Yapılan çalışmalar çocukların majör cerrahi girişimlerden sonra yetişkinlere
göre daha az analjezik gereksinimleri olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak çocuklarda
postoperatif analjezinin önemi yadsınamaz. Yeterli analjezinin sağlanamaması
sonucu ortaya çıkacak olan fizyolojik ve psikolojik tablolar postoperatif dönemi
olumsuz etkileyecektir. Yetersiz tedavide; çocuğun fazla ağrı duymayacağı
yanlış fikrinin yanı sıra çocukta opioid kullanımı konusunda da sağlık
personelinin ciddi çekinceleri bulunmaktadır. Bu olumsuzluklara rağmen
pediatrik postoperatif analjezi son yıllarda daha da artan bir ivme ile yetişkinler
kadar olmasa da özellikle major cerrahi sonrası daha sık uygulanmaya başlanmıştır.
Başlangıçta daha çok konvansiyonel im ya da sc uygulamaların HKA ile karşılaştırmalı
çalışmaları yapılmış ve bunların birçoğunda alınan sonuçlar,
HKA’nin kullanımını hızlandırmıştır.
POSTOPERATİF ANALJEZİDE HKA
HKA uygulamalarının çocuklarda kullanımı yetişkinlerde
kullanımına göre oldukça yenidir. Klinik olarak HKA’nin başlangıcı;
1948 yılında Keele’nin ağrı çizelgesi önermesine kadar uzanmaktadır.
HKA’nin tarihsel gelişimi üç farklı fazda incelenebilir. 1960’lı yıllarda
Roe’nin (1963) küçük dozlarda opioidlerin konvansiyonel metodlara göre
daha etkili olduğunu göstermesi ile ve Philip Sechzer’in (1965) analjezik
ilaç dozunu hastanın kontrol edebileceği bir analjezik-gereksinim sistemini düşünmesi
ve geliştirmesi ile HKA’ye karşı bir ilgi doğmuştur. Sechzer bu yöntemle
total dozda azalma olurken daha etkin bir analjezi sağlandığını da bulmuştur.
Fakat başka yöntemlerin tercih edilmesi nedeniyle yaygınlaşmamıştır.
1970-1980’lerin başında HKA bir araştırma gereci olarak kullanılmış,
1980’lerin ortasında mikroçip teknolojisindeki gelişmeler nedeniyle bir Rönesans
dönemine girmiş ve postoperatif analjezide yaygın olarak kullanılan bir
teknik haline gelmiştir. Buna karşılık çocukta HKA uygulamalarının ancak
1990’lı yıllarda yaygınlaştığı görülmektedir. Bunun nedeni, tekniğin
hastanın kendi kontrolünde olması nedeniyle, belli yaşın altında
uygulanamayacağı, özellikle çocuğun cihazı bir oyun malzemesi olarak
kullanabileceği fikri ve opioid kullanımından çekinme olarak sıralanabilir.
HKA uygulamalarının doğru yapılabilmesi HKA cihazlarında
kullanılan tanımlamaların iyi bilinmesi ve doğru programlanması ile mümkündür.
Bu nedenle HKA uygulamasında gerekli tanımları gözden geçirelim:
Yükleme dozu (Loading dose):Yükleme dozu, sistem çalışmaya
başladığında hastanın ağrısını hızla azaltmak amacıyla verilen
analjezik ilaç miktarıdır. Erken postoperatif dönemde ağrı düzeyi en yüksektir.
Dolayısıyla yükleme dozu kullanılmadan idame dozu kullanılırsa analjezik
etkinin başlaması gecikir.
Bolus doz (Demand dose):HKA cihazları, hastanın
kendisine belirli aralıklarla verebildiği bir bolus dozu içerirler. Buna HKA
dozu veya idame dozu da denir. Hastanın cihaza bağlı seyyar bir düğmeye
veya cihazın üzerinde bulunan bir düğmeye basması ile bolus dozu verilmeye
başlanır. Küçük miktarda ve sık enjekte edilen bolus dozun amacı
analjezik ilacın kan düzeyinin sedasyon oluşturmadan emniyetli bir şekilde
idame ettirilebilmesidir.
Kilitli kalma süresi (Lockout time): HKA cihazının
hastanın devam eden yeni isteklerine cevap vermediği dönemdir. Bu süre,
hastanın, daha önce almış olduğu dozun etkisi tam olarak ortaya çıkana
kadar yeni bir doz almasını engelleyen, gerekli bir emniyet önlemidir. Doz aşımı
riskini engeller. Dolayısıyla bu süre belirlenirken kullanılan ajanın
etkisinin başlama hızı hesaba katılmalıdır. Ek olarak analjezik ilacın
etki bölgesinde yeterli konsantrasyona ulaşma süresi de dikkate alınmalıdır.
Limitler: HKA cihazlarında emniyeti sağlamak için
gereklidirler. Bir veya dört saatlik doz sınırına ulaşıldığında devreye
girerler. Amaç, ortalamadan daha fazla HKA kullanımına dikkati çekmektir. Özellikle
çocukta HKA kullanımı sırasında bu limitlerin kullanılmasının önemi çok
büyüktür.
Bazal infüzyon: HKA’in sabit hızlı bir infüzyonla
desteklenmesi önerilmektedir. Birçok HKA cihazında sabit hızlı infüzyon,
sabit hızlı infüzyon+bolus ve bolus isteğine göre ayarlanan infüzyon seçenekleri
vardır. Bazal infüzyon ile kanda MEAK veya buna yakın bir konsantrasyon sağlanıp
buna eklenen boluslarla etkili bir analjezi elde edilmesi beklenmiştir. Ancak
uygulamalarda her zaman beklenen faydalar görülememiştir. Bazal infüzyon
uygulaması yetişkinlerdeki uygulamalardan daha çok çocuklardaki
uygulamalarda en çok tartışılan konu olmuştur. Birbirinden çok farklı çalışma
sonuçları bildirilmiş, bazal infüzyonun yan etki insidansını arttırmadan
daha etkili analjezi sağladığını bildiren araştırmacıların yanı sıra
kesinlikle kullanılmamasını öneren çalışmalar da mevcuttur. Bu çalışmalarda
ortak olan tek husus, çocuklarda HKA, özellikle de bazal infüzyon uygulamaları
sırasında yakın takip ve monitorizasyonun gerekli olduğudur. Bu sonuç, HKA
ve hemşire kontrollu analjezi uygulamalarının karşılaştırıldığı çalışmaları
gündeme getirmiştir. Ne yazık ki araştırmalar sonucunda bu konuda da tam
bir fikir birliği bulunmamaktadır. HKA uygulamalarının hemşirenin iş yükünü
azaltmak yerine daha da arttıracağını bildiren araştırmaların yanı sıra
HKA’nin hemşire ya da ebeveyn kontrollü analjeziden çok daha üstün olduğunu
bildiren klinik çalışmalar da mevcuttur.
İdeal HKA analjezik ajanının etkisi çabuk başlamalı ve
orta etki süreli olmalıdır. Ayrıca analjezik etkinin tavanı olmamalı ve
bulantı, kusma, solunum depresyonu ya da barsak motilite bozukluğu yapmamalıdır.
Böyle bir opioid ajan mevcut olmadığı için çeşitli opioidler HKA
uygulamalarında kullanılmış ve ajanın özellikleri göz önünde
bulundurularak programlanan HKA cihazları ile hemen tüm opioid ajanların
uygulanabileceği fikri ağırlık kazanmıştır. Burada özellikle lockout
time ve bolus doz miktarı en önemli parametrelerdir. Yapılan çalışmalarda
kullanılan ajan ne olursa olsun, önemli olan hastanın bolus düğmesine bastığında
ağrısının geçeceğine inanması gerektiği, istek ile etki arasında direkt
bağlantı olduğu gösterilmiştir. Çok küçük bolus dozlar ile bu etkiyi sağlamak
zordur. Her opioidin özellikleri, etki süresi göz önünde bulundurularak
bolus doz miktarı saptanmalıdır. Çocuklarda hangi opioid ajanın ideal olduğunu
söylemek oldukça güçtür. Farklı opioid ajanların yanı sıra çeşitli
opioid kombinasyonlarının kullanıldığı klinik çalışmalar bulunmaktadır.
Yan etki insidansının yüksekliğine rağmen morfin en çok tercih edilen ajan
olma konumunu sürdürmekte ve morfini meperidin ve oksikodon izlemektedir. Çocuklarda
sıklıkla tercih edilen morfin ve meperidin dozları tablo 1’de görülmektedir.
İntravenöz HKA için damar yolu gereksinimi nedeniyle
SC-HKA uygulamasını öneren araştırmacılar da mevcuttur. 25 G kelebek iğne
yardımı ile yapılabilecek bu uygulamanın daha iyi tolere edilebileceği
bildirilmektedir. Bu yöntemde 2-5 mg/ml morfin ya da 1 mg/ml hidromorfon solüsyonları
önerilmektedir. Bu solüsyonların 0.1-0.5 ml/saat kontinü infüzyonu yada
0.1-0.3 ml bolus dozların 15 dak. kilitli kalma süresi ile uygulanabileceği
ve bu uygulama ile cilt irritasyonu görülmeden yeterli analjezi sağlanabileceği
ileri sürülmektedir.
HKA uygulanabilmesi için ideal yaş konusunda bir fikir
birliği bulunmamaktadır. Çeşitli çalışmalarda 9 ila 15 yaş arası ideal
yaş olarak bildirilirken, 9 yaş altında başarılı sonuçlar
bildirilmektedir. Bazı araştırmacılar HKA uygulamasında yaştan çok çocukla
kurulan kooperasyonun ve uygulamanın doğru tanıtılıp, gerekli açıklamanın
yapılmasının önemini vurgulamaktadırlar. HKA uygulamaları öncesi çocuk eğitiminde
kullanılacak çok çeşitli yöntemler olması araştırmacıları standart bir
eğitim programı hazırlamaya yöneltmiş, ancak her sağlık kuruluşunda
kolaylıkla kullanılabilecek bir yöntem saptamanın zorluğu yanı sıra farklı
eğitim programlarının bir çoğunun karşılaştırılmasında benzer sonuçlar
alınması bu konuda da standardizasyon sağlanamaması sonucunu doğurmuştur.
Aslında özellikle HKA uygulamalarında farklı protokollerin ve ilaçların
kullanıldığı ve subjektif bir duyu olan ağrının kişiden kişiye birçok
farklılıklar gösterdiği göz önünde bulundurulduğunda, uygulama öncesi
standart bir eğitim vermenin imkansızlığı görülmektedir. Önemli olan
ameliyat öncesi çocukla çok iyi iletişim kurulabilmesi ve uygulamanın onun
anlayacağı bir dille doğru olarak anlatılmasıdır. Gerekli kooperasyon
kurulabilen çocuklarda uygulama yaşının düştüğü birçok çalışmada
bildirilmektedir. Ayrıca daha küçük yaştaki çocuklarda hemşire ya da
ebeveyn kontrollü HKA uygulanmasını öneren araştırmalar da bulunmaktadır.
HKA uygulamaları sırasında kullanılan ajana bağlı yan
etkiler ve sisteme ait teknik komplikasyonlar görülebilir. Genel olarak HKA
cihazının alarmı çalmadıkça hasta yanına gitmek gereksizdir önyargısı
mevcuttur. Oysa, özellikle ilk defa opioid uygulaması ile karşı karşıya
olan çocuklarda opioid yan etkilerinin görülme insidansı yüksektir. Üstelik
bu yan etkiler arasında solunum depresyonu gibi hayati tehlikeye sahip yan
etkiler söz konusudur. Bu nedenle özellikle çocuğun ilk 24 saatte yakın
takibi gerekmektedir. Postoperatif 1. akşamda çocuğu izleyecek olan hemşire
ya da nöbetçi doktor; ağrı skoru, bulantı ya da diğer bir yan etkinin varlığı
yanı sıra, aletin kullanımı ile ilgili bir sorun var mı? IV bağlantıda
bir sorun var mı? total istek planlanan ile uyumlu mu? cihaza ait bir teknik
sorun var mı? sorularının yanıtlarını kontrol etmelidir. HKA’de
opioidlerin küçük dozlarda kullanılması nedeniyle, opioidlere bağlı yan
etki insidansı ortadan kalkmaz. Her ne kadar opioidlerin yan etkilerinin dozla
ilişkili olduğu söylense de HKA uygulaması sırasında da özellikle bazal
analjezik dozun üzerine çıkıldığı durumlarda yan etkiler ortaya çıkabilir.
Progresif sedasyon artışı solunum depresyonunun erken bulgusu olabileceğinden
sedasyonun şiddeti özellikle önemlidir. Puls oksimetrenin çocuklarda mutlaka
kullanılması solunum depresyonunu saptamada yararlı olmaktadır. Buna ek
olarak aralıklı gözleme olanak veren basit solunum monitörleri de geliştirilmiştir.
Bulantı-kusma da çocuklarda opioid kullanımında sıklıkla gözlenmektedir.
Ancak HKA uygulamasından önce başka faktörler bulantı kusmayı başlatabilirler.
Bazı araştırmacılar antiemetiklerin rutin olarak ilk 24-48 saatte kullanılmasını
savunmakla birlikte, ekstrapiramidal yan etkileri nedeniyle bu uygulama çok sık
yapılmamaktadır. Metoklopramid, etkili olmadığı taktirde klorpromazin önerilmektedir.
Opioidlere ait yan etkiler ve bu etkiler için yapılan tedaviler takip fişinde
mutlaka yer almalıdır. Böylece herhangi bir yan etkinin izlenmesi ve bunun
sonucu programda değişiklik gereksinimi olup olmadığı da saptanabilir.
Sisteme ait sorunlar genel olarak; programlama hataları,
hastaya ait hatalar ve mekanik sorunlar olarak özetlenebilir. Çocuklarda özellikle
programlama hataları konusunda çok daha dikkatli olmak gerekmektedir.
Çocuklarda HKA uygulamalarının değerlendirilebilmesi için
şu soruların yanıtları aranmalıdır:
- Hangi yaşta çocukta HKA doğru olarak uygulanabilir?
- HKA ile birlikte en çok hangi yan etkiler görülmektedir?
- Bu yöntemle efektif ağrı kontrolü sağlanabilir mi?
- Çocuk, ebeveynler ve hekim sonuçtan memnun mu?
Birçok çalışmada bu soruların yanıtları aranmış ve
çocuklarda iyi seçilmiş vakalarda yetişkin HKA uygulamaları kadar başarılı
sonuçlar alındığı bildirilmiştir. Yine de çocukta HKA uygulamaları
konusunda fikir birliği olduğu söylenemez. Özellikle bulantı-kusma ve yüksek
doza çıkılması gibi yan etkilerin çocuklarda daha fazla olduğu
bildirilmektedir. Bu da doz ve program seçiminin yetişkinlere göre daha fazla
deneyim gerektirdiği sonucunu ortaya koymaktadır. Araştırmacılar tarafından
kabul edilen diğer bir görüş de çocuklardaki izleme ve kayıt
parametrelerinin ayrıca hazırlanması gerektiğidir. Önerilen takip
parametreleri genellikle deneyimli ekip çalışmasını gerektirmekte ve birçoğu
Akut Ağrı Ekibi olan merkezlerce uygulanmaktadır.
Çocuklarda efektif ve doğru HKA uygulaması ancak yetişkinlerde
uygulamayı rutinde yapabilen deneyimli ve hatta özel Akut Ağrı Ekibi oluşturabilecek
merkezlerde yakın takip ve monitorizasyon ile mümkündür.
KAYNAKLAR
- Berde CB, Lehn BM, Yee JD, Sethna NF, Russo D: Patient-controlled
analgesia in children and adolescents: a randomized, prospective comparison
with intramuscular administration of morphine for postoperative analgesia. J
Pediatr 1991 Mar, 118 (3): 460-6.
- Bray RJ, Woodhams AM, Vallis CJ, Kelly PJ, Ward-Platt MP: A double-blind
comparison of morphine infusion and patient controlled analgesia in
children. Paediatr Anaesth 1996; 6 (2): 121-7.
- Bray RJ, Woodhams AM, Vallis CJ, Kelly PJ: Morphine consumption and
respiratory depression in children receiving postoperative analgesia from
continuous morphine infusion or patient controlled analgesia. Paediatr
Anaesth 1996; 6 (2): 129-34.
- Koh P, Thomas VJ: Patient-controlled analgesia (PCA): does time saved by
PCA improve patient satisfaction with nursing care? J Adv Nurs 1994 Jul; 20
(1): 61-70.
- Kokinsky E, Thornberg E, Nilsson K, Larsson LE: Postoperative nausea and
vomiting in children using patient-controlled analgesia: the effect of
prophylactic intravenous dixyrazine. Acta Anaesthesiol Scand 1999 Feb; 43
(2): 191-5.
- Kotzer AM, Coy J, LeClaire AD: The effectiveness of a standardized
educational program for children using patient-controlled analgesia. J Soc
Pediatr Nurs 1998 Jul-Sep; 3 (3): 117-26.
- Malviya S, Pandit UA, Merkel S, Voepel-Lewis T, Zang L, Siewert M, Tait
AR, Muraszko K: A comparison of continuous epidural infusion and
intermittent intravenous bolus doses of morphine in children undergoing
selective dorsal rhizotomy. Reg Anesth Pain Med 1999 Sep-Oct; 24 (5):
438-43.
- McNeely JK, Trentadue NC: Comparison of patient-controlled analgesia with
and without nighttime morphine infusion following lower extremity surgery in
children. J Pain Symptom Manage 1997 May; 13 (5): 268-73.
- Ngan Kee WD, Khaw KS, Wong EL: Randomised double-blind comparison of
morphine vs.a morphine-alfentanil combination for patient-controlled
analgesia. Anaesthesia 1999 Jul; 54 (7): 629-33.
- Peters JW, Bandell Hoekstra IE, Huijer Abu-Saad H, Bouwmeester J, Meursing
AE, Tibboel D: Patient controlled analgesia in children and adolescents: a
randomized controlled trial. Paediatr Anaesth 1999; 9 (3): 235-41.
- Raymound SS, Anne S: Parenteral analgesic therapy and patient-controlled
analgesia for pediatric pain management. Acute Pain, Mechanisms &
Management, (eds) Raymond SS, Allen HH, Brian G, Linda MP. Chapter 42, Mosby
Year Book, 1992.
- Silvasti M, Rosenberg P, Seppala T, Svartling N, Pitkanen M: Comparison of
analgesic efficacy of oxycodone and morphine in postoperative intravenous
patient-controlled analgesia. Acta Anaesthesiol Scand 1998 May; 42 (5):
576-80.
- Singelyn FJ, Gouverneur JM: Postoperative analgesia after total hip
arthroplasty: i.v. PCA with morphine, patient-controlled epidural analgesia,
or continuous "3-in-1" block?: a prospective evaluation by our
acute pain service in more than 1.300 patients. J Clin Anesth 1999 Nov; 11
(7): 550-4.
- Stoneham MD, Cooper R, Quiney NF, Walters FJ: Pain following craniotonmy:
a preliminary study comparing PCA morphine with intramuscular codeine
phosphate. Anaesthesia 1996 Dec; 51 (12): 1176-8.
- Sutters KA, Shaw BA, Gerardi JA, Hebert D: Comparison of morphine
patient-controlled analgesia with and without ketorolac for postoperative
analgesia in pediatric orthopedic surgery. Am J Orthop 1999 Jun; 28 (6):
351-8.
- Tobias JD, Rasmussen GE: Pain management and sedation in the pediatric
intensive care unit. Pediatr Clin North Am 1994 Dec; 41 (6): 1269-92.Vesely
C: Pediatric patient-controlled analgesia: enhancing the self-care
construct. Pediatr Nurs 1995 Mar-Apr; 21 (2): 124-8.
- Weldon BC, Connor M, White PF: Pediatric PCA: the role of concurrent
opioid infusions and nurse-controlled analgesia. Clin J Pain 1993 Mar; 9
(1): 26-33.
|