|
Doç.Dr.Turgay Öcal
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
Anesteziyoloji Anabilim Dalı
GİRİŞ
İntravenöz anestetikler; uygun dozda
verildiklerinde, bir kol–beyin dolaşımı kadar sürede (10-20 saniye) bilinç kaybı
meydana getiren ilaçlardır. Bu amaçla 19. yüzyıl sonları ile 20. yüzyıl
başlarında çok sayıda ilaç sentez edilmiştir. Burada “diğer intravenöz
anestetikler” başlığı altında, günümüzde anestezi indüksiyonu ve idamesinde
sıklıkla kullanılan etomidate ve propofolun fizikokimyasal, farmokokinetik ve
farmokodinamik özellikleri anlatılacak ve yeni intravenöz anestetik ilaçlardan
kısaca söz edilecektir.
ETOMİDAT
(Etomidate, Hypnomidate, Amidate)
Tarihçe
Etomidat (R 26490),
barbitüradlara alternatif olarak geliştirilmiş çok kısa etkili hipnotiktir. İlk
kez 1964 yılında Belçika’da sentez edilmiştir. Hypnomidate (Janssen) ve
Amidate (Abbott, ABD) olarak 1972 yılında klinik kullanıma girmiştir.
Hemodinamik stabilize sağlaması, minimal solunum depresyonu yapması,
serebral koruyucu etkisi olması, etkisinin hızlı başlaması ve sonlanması,
hayvanlarda emniyet sınırının
{ortalama
etkin dozu (ED50) ve ortalama letal dozu (LD50)}
tiopentale göre daha geniş olması (26.4’e karşılık 4.6) başlıca
özelliklerindendir. Bu nedenle, reaktif solunum yolu hastalığı veya
kardiyopulmoner hastalığı olan yüksek riskli hastalar için anestezi indüksiyonu,
idamesi ve sedasyonda ideal bir ajandır (1-4).
Fizikokimyasal Özellikleri
Etomidat, barbitüradlar,
steroidler ve fenolik ajanlarla ilgisi olmayan, farmokolojik profili bakımından
tiopentale benzeyen, karboksile edilmiş imidazol türevi
(R-(+)-pentiletil-1H-imidazol-5karboksilat sülfat) intravenöz genel
anestetiktir. Formülü; C14H16N2O2, H2SO4 ‘dir. Etomidatın iki izomeri vardır,
yalnızca dekstroz izomeri {R(+)}
hipnotik olarak aktiftir. Moleküller ağırlığı 342.36 kd’ dir.
Suda eriyen, beyaz kristalize toz halindedir.
Suda eriyen solüsyonunun (pH’sı 7.36) enjeksiyonu çok ağrılı olduğu için birkaç
solventle formülize edilmiştir. Son zamanlarda propilen glikol (2 mg/mL, 10
ml’lik solvent, %35 propilen glikol) içindeki solüsyonu (ozmolaritesi 4,640
mOsm/L, pH’ sı 6.9) kullanılmaya başlanmıştır. Bu solüsyon oda ısısında iki yıl
stabil kalır. Sodyum tiopentalin tersine, anestezide kullanılan diğer ajanlarla
(kas gevşetici, vazoaktif ilaçlar, lidokain gibi) presipite olmaz. Etomidatın
arter içine verilmesi sorun yaratmaz (1-4).
Etki Mekanizması
Etomidatın etkisi
tam olarak açıklanamamaktadır. g-amino
bütirik asit (GABA), hücre memebranında reseptöre bağlanınca Cl-
iyonları hücre içine akar ve hücre membranının hiperpolarizasyonu ile
sonuçlanır. Sonuçta, nöronlar eksitatör nörotransmitterlerin stimülasyonuna
dirençli duruma gelirler. Etomidatın da GABA-adrenarjik sistem üzerinden etki
yaptığı tahmin edilmektedir. GABA’nın bu reseptör üzerinde etkisini artırarak
nöroeksitibiletiyi azalttıkları düşünülmektedir (4).
Farmokokinetik
Etomidatın
farmokokinetiği, bolus doz ve infüzyon halinde verilişine göre hesaplanmıştır.
0.3 mg/kg verildiğinde distrübisyon yarılanma zamanı 2.7 dak, redistrübisyon
yarılanma zamanı 29 dak’dır. Eliminasyon zamanı, 2.9-5.3 saat arasında değişir.
Etomidatın karaciğer klerensi yüksektir (18-25 mL/kg/dak) ve hepatik
ekstraksiyon oranı 0.5:0.9 ‘dur. Hepatik kan akımını etkileyen ilaçlar,
eliminasyon yarı ömrünü değiştirir.
Etomidatın
dağılım volumü 2.5-4.5 L/kg arasında değişir ve %75 proteinlere bağlanır. Serum
proteinlerinin azaldığı hastalıklarda (hepatik veya renal hastalık), serbest
ilaç arttığı için farmokodinamik etkileri eksajere olabilir. Sirotik hastada
dağılım volumü iki katına çıkabilir, klerensi normal iken eliminasyon yarı ömrü
normalin iki katına çıkar. Yaşla birlikte etomidatın dağılım volumünün azalması
ile birlikte klerensi de azalır. Etomidat, rölatif olarak kısa eliminasyon
yarı ömrü ve hızlı klerensi ile bolus, tekrarlayan ve infüzyon halinde verilmede
uygun intravenöz anestetiktir (1-4).
Farmakodinamik Etkileri
Santral Sinir Sistemine Etkisi
Etomidatın santral sinir sistemine (SSS)
primer etkisi hipnosizdir. Analjezik etkisi yoktur. Etomidat, tiopental gibi
diğer nöroprotektif ajanların tersine ortalama arter basıncını değiştirmeden,
serebral metabolizmada (%45) ve serebral kan akımında (%34) azalma ile
intrakraniyal basıncı (İKB) düşürür. Bu nedenle intrakraniyal girişimlerde
tercih edilir. Etomidatın İKB üzerindeki etkisi, indüksiyondan hemen sonra
başlar ve serum düzeyi 225 ng/mL olduğu zaman, İKB normal değerlerine döner. Bu
etkiyi devam ettirmek için yüksek doz infüzyona (60
mg/kg/dak)
gerek vardır.
Etomidat göz içi basıncını (GİB) %30-60
azaltır. GİB azalması, indüksiyonu takiben başlar ve 5 dak kadar sürer. Bu etki,
20 mg/kg/dak
infüzyon ile devam edebilir.
Etomidat, EEG’ de barbitüradlara benzer
şekilde etki yapar. Barbitüradlardan farklı olarak, indüksiyon fazında
b
dalgaları yoktur. Etomidat, grandmal nöbetlerle birlikte olabilir ve premedike
edilmemiş hastaların %22’sinde EEG’ de nöbet aktivitesinde artma
yapabilir.
İstem dışı
myoklonik kasılmalar olabilir. İskelet kasındaki bu kasılmalar; epileptik formda
değildir, ayrıca anestezi derinliğinin yetersizliğine de bağlı değildir. Bu
hareketler, ağrılı uyaranlara derin serebral yapılardan veya beyin sapından
kaynaklanan refleks yanıt olarak kabul edilmektedir (1-4).
Etomidat 0.4 mg/kg dozda, somatosensoriyel
uyarılmış potansiyellerin amplitüdünü artırır. Uyarılmış motor yanıt
monitorizasyonu gerektiğinde, en ideal indüksiyon ajanının etomidat-alfentanil
kombinasyonu olduğu bildirilmiştir (5).
Solunum Sistemine Etkisi
Solunum sistemi üzerine minimal etkilidir.
Premedikasyona bağlı olarak hafif solunum depresyonu ve kısa süreli (30 saniye
kadar) apne yapabilir. Histamin salınışına neden olmadığı için, reaktif havayolu
hastalığı olanlarda tiyopentalden daha az sıklıkta larinks spazmı yapar. Öksürük
ve hıçkırık refleksi, etomidat indüksiyonunda da olabilir ve görülme sıklığı
metoheksitalde olduğu gibidir.
Kardiyovasküler Sisteme Etkisi
Kardiyovasküler
sistem üzerinde minimal derecede etkilidir. Non kardiyak cerrahi uygulanan kalp
hastalarında; 0.3 mg/kg etomidat, kalp hızı, ortalama kan basıncı (OAB),
ortalama pulmoner arter basıncı, pulmoner kapiller wedge basıncı, santral venöz
basınç, stroke volum, kardiyak indeks, pulmoner ve sistemik vasküler
dirençte bir değişiklik yapmazken, 0.45 mg/kg (normal dozdan %50 fazla) minimal
değişiklik yapar. İskemik kalp hastalığı, kapak hastalığı olan hastalarda OAB’
da minimal azalma (%20’den kadar) yapar. Aritmi etkisi erişkinlerde azdır, fakat
çocuklarda bu olasılık daha yüksektir. Hemodinamik stabilite, etomidatın
sempatik sinir sistemi ve baro reseptör üzerinde etkisinin olmamasına bağlı
olabileceği belirtilmekle birlikte, hayvan deneylerinde ortalama kan basıncı
değişikliği yapmadan, propofol ve tiopentalin tersine, sempatik sinir sistemi
aktivasyonu yaptığı gösterilmiştir (6).
Bununla beraber,
analjezik etkisi olmaması nedeniyle, indüksiyonda tek başına kullanıldığı veya
premedikasyon yapılmadığı zaman, entübasyon veya cerrahi uyarı ile taşikardi ve
kan basıncında yükselme olabilir (1).
Endokrin
Etkileri
Etomidat, uzun süreli
verildiğinde adrenokortikal fonksiyonu deprese eder. Araştırıcılar, yoğun bakım
ünitesinde 1981-1982 yılları arasında mekanik ventile edilen travma hastalarının
sedasyonunda uzun süreli etomidat kullanıldığında, 1979-1980 yıllarında morfin
yada benzodiazepin ile sedatize edilen hastalara göre mortalitenin daha yüksek
olduğunu ve bunun adrenokortikal supresyona bağlı olabileceğini belirtmişlerdir.
Tek doz etomidat, 11-b-hidroksilazı
postoperatif dönemde 5-8 saat süreyle inhibe eder ve 20 saat sonra normale
döner. Kortizol prekürsörlerinde artma (11-deoksikortizol ve
17-hidroksiprogesteron) ile birlikte aldosteron ve kortizol düzeyinde klinik
önemi olmayan azalma yapar. Bu azalma C vitamini ile düzelebilir (7) .
Etomidatın adrenokortikal depresyon etkisinin
yüksek stres durumunda (yara enfeksiyonu, miyokard enfarktüsü gibi) yararı ile
ilgili çalışmalarda diğer indüksiyon ajanlarına göre fark bulunamamıştır. Sonuç
olarak indüksiyonda verilen etomidatın adrenokortikal depresyon etkisi kısa
süreli ve önemsizdir. Yüksek-stres cerrahi, etomidatın neden olduğu geçici
adrenokortikal supresyonu önleyebilir (1-4).
Diğer Etkileri
Etomidate, Hemodinamik stabilite sağlamasına
ve minimal solunum depresyonu yapmasına rağmen, birkaç yan etkisi vardır.
Bunlar; bulantı-kusma, enjeksiyon yerinde ağrı, myoklonik hareketler ve
hıçkırıktır.
Etomidat, postoperatif dönemde metoheksital ve
tiyopentalden daha sık bulantı kusma yapar (%30-40’a karşılık %10-20). Özellikle
opioidlerle kombine edildiğinde bulantı-kusma etkisi daha fazla görülür. Hasta
memnuniyetsizliğinin en sık nedeni bulantı kusmadır. Etomidatın yeni formülünün
((Etomidate-(R) Lipuro), erken postoperatif dönemde kusmayı artırmadığı
gösterilmiştir (8).
Etomidat, küçük venlerden yapıldığında ağrı ve
yüzeysel tromboflebit yapar. Yüzeysel tromboflebit, etomidat enjeksiyonundan
48-72 saat sonra görülür ve küçük venlerden yapıldığında %20 sıklıkta
görülebilir. Etomidat, yanlışlıkla arter içine verildiğinde, lokal veya vasküler
hastalığa neden olmaz.
Enjeksiyon yerinde ağrı, propofol de olduğu
gibidir ve insidansı %0-50 arasında değişir. Yukarda belirtilen yan tesirlerden
başka bazen “flushing” yapabilir. Fakat histamin salınışına neden olmaz.
Enjeksiyon ağrısı ile venoz sekel ve histamin salınımı arasında bir ilişki
bulunamamıştır (9). Enjeksiyon ağrısı, büyük venler kullanılarak veya ve önceden
lidokain (20-40 mg) verilerek önlenebilir. Benzodiazepin ve opioid verilmesi,
ağrıyı önlemede daha az etkilidir (1).
İskelet kasında
istemsiz hareketler ve hıçkırık insidansı %0-70 arasında değişir. Bu etki
hastaların %6-12 sinde şiddetli olabilmektedir. Myoklonik hareketler,
benzodiazepin ve narkotik premedikasyonu veya hızlı yada yavaş enjeksiyon
tekniği ile önlenebilir.
Psödokolinesterazı inhibe ettiği için
süksinilkolin etkisini uzatabilir. Non depolarizan kas gevşeticilerin etkisini
potansiyalize eder. Etomidatın elektromiyografi ile yapılan çalışmalarda; T1/T4
oranı değişikliği yapmadan T1 yanıtında değişiklik yapması ve
hafif kas gevşekliğine neden olması nedeniyle non-depolarizan kas gevşeticilerle
yapılan çalışmalarda ideal ajan olmadığı belirtilmektedir (10). Bu nedenle
Porfiriada, akut atak oluşturmadan kullanılmasına rağmen, invitro olarak
aminolivulinik asit sentetaz inhibasyonu yaptığı için önerilmez.
Anestezi
İndüksiyonu ve İdamesi
Etomidat, primer olarak karaciğerde ester
hidrolizi veya N-dealkilasyonla metabolize edilir. Ana metaboliti olan
karboksilik asit inaktiftir. İlacın %2’ si değişmeden atılır. Geri kalanı, %85
böbreklerden, %13 safra ile metabolitler halinde atılır.
Etomidat, anestezide indüksiyon ve idamede
kullanılır. İndüksiyonda, %2 lik solüsyondan 0.2-0.6 mg/kg, rutin uygulamada
ortalama 0.3 mg/kg verilir. Premedikasyonda ve/veya beraberinde opioid,
benzodiazepin veya barbitürad verilirse doz azalır. Etkisi çabuk başlar (bir
kol-beyin dolaşımı kadar) ve tek dozun yaptığı anestezi süresi doza bağlıdır ve
0.1 mg/kg dozu yaklaşık 100 saniye uyku süresi sağlar. Tekrarlayan dozlarda
kümülatif etkiye bağlı etki süresi uzar.
Narkotik analjeziklerle birlikte kısa
girişimlerde tekrarlayan dozlar (0.1-0.2 mg/kg) veya infüzyon halinde
(10-40 mg/kg/dk,
N20 veya opioidlerle) genel anestetik olarak kullanılır.
Hipnotik etki için plazma seviyesinin 300-500 ng/mL, sedasyon için 150-300 ng/mL
olması gerekir. Etomidatın infüzyon dozu için değişik öneriler vardır.
Başlangıçta 10 dak süreyle 100
mg/kg/dak,
sonra 10 mg/kg/dak
ile devam edilmesi veya 3 dak 100
mg/kg/dak,
27 dak 20 mg/kg/dak,
sonra 10 mg/kg/dak
ile devam edilmesi önerilir. İnfüzyon, genellikle 10 dak önceden sona
erdirilmelidir.
Uyanma, genellikle çabuk olur (2-3 dk). Uyanma
için serum seviyesinin 150-250 ng/dL olması gerekir.
Etomidat, çocuklarda rektal olarak (6.5 mg/kg)
verilebilir. Hipnotik etki 4 dak içinde başlar. Bu dozda hemodinami stabildir ve
derlenme hızlıdır (1).
Kullanıldığı Yerler
Etomidat riskli hastaların anestezi
indüksiyonunda tercih edilen ajandır. Kardiyovasküler hastalıkta (koroner arter
veya kapak cerrahisinde) fentanil ile birlikte mükemmel bir indüksiyon ajanıdır.
Özellikle kalp ve akciğer transplantasyonunda, reaktif havayolu hastalığında,
intrakraniel basınç artışı olan veya sınırlı ve yararlı yan etkileri beklenen
hastaların indüksiyonda kullanılır.
Etomidat, invitro şartlarda parazitlerin
yıkımında rol alan polimorfonüklear eozinofolik lökosit kemotaksitesini önleyici
etkisi vardır. Bu nedenle parazit hastalığı olanlarda uygun olmayabilir (11).
Yoğun bakımda uzun süreli kullanımı, kortikosteroid ve minerolokortikoid
sentezini inhibe etmesi nedeniyle sakıncalı olduğu belirtilmekle beraber yüksek
riskli immunsupresif veya kritik hastaların kısa prosedürlerinde (havayolu
açılması, fleksibl bronchoscopy gibi) kullanılmasıyla ilgili raporlar
vardır (12). Hemodinamik olarak stabil olmayan hastaların kısa süreli
sedasyonunda elektrokonvulsiv tedavide sıklıkla kullanılır.
Elektrokonvulsiv tedavide diğer iv anestetiklere göre daha uzun süreli nöbet
oluşturması nedeniyle tercih edilir (13).
Etomidat aşırı dozuna bağlı uzamış bilinç
kaybı olabilir. Etomidate solventi propilen glikola bağlı hemoliz, toksitie
(hiperozmolar durum gibi) bazı toksik etkileri bildirilmiştir(14).
PROPOFOL
Tarihçe
Propofol (ICI
35868, Diprivan), klinik pratiğe giren en son İV anestetiktir.1970 yılında,
fenol derivelerinin hipnotik etkileri ile yapılan çalışmalarda 2-6 izopropofol
geliştirildi. Suda çözünmemesi nedeniyle, başlangıçta Cremophor EL solüsyonu
(BASF A.G.) içinde hazırlandı. İlk kez 1977’de klinikte kullanılmıştır.
Cremophor EL solüsyonu, alerjik reaksiyonlara ve enjeksiyon ağrısına neden
olduğu için, 1983’te %10 soya yağı içindeki %1 lik emülsiyonu hazırlanmıştır.
Propofolun yeni formulu “Diprivan” adı ile 1986’da İngiltere de ve !988’de
ABD’de kullanılmaya başlanmıştır. Propofol; günümüzde erişkin ve çocukların
anestezi indüksiyonunda, idamesinde ve sedasyonda yaygın olarak kullanılmaktadır
(1-4, 15).
Fizikokimyasal Özellikleri
Propofol,
kimyasal olarak 2,6-diizopropil fenol olup hayvanlarda hipnotik özelliğe sahip
alkilfenol grubuna dahildir. Alkilfenoller, oda ısısında yağ halindedir ve suda
çözünmez fakat yağda yüksek oranda çözünür. Şimdiki formülü, %10 soya yağı, %
propofol, %2.25 gliserol, %1.2 yumurta akı fosfatidi içerir. Birleşik
devletlerde, bakteriyel kontaminasyonu geciktirmek için %0.0065 disodyum edetate
eklenmiştir. İlacın pH ‘ sı 6-8.5, pKa suda 11’ dir. Propofol, beyaz, hafif
viskoz yapıda, 20 ml’lik ampul, 50-100 ml şişe ve 50 ml’ lik hazır şırınga
halindedir.
Propofol, sadece
%5 dekstroz ile ve 1/5’ den fazla olmamak üzere dilüe edilmelidir. Hazırlanan
solüsyon 8 saatten uzun süre bekletilmemelidir (1-4).
Metabolizma
Etkisi hızlı başlar, kısa sürede karaciğerde
konjugasyonla inaktif glukuronit ve sülfatlara metabolize olur. Metabolitleri
suda çözünebilir ve idrarla atılır. Propofolun %1 değişmeden idrarla, %2’si
feçesle atılır. Propofolun klerens hızı (1.5-2.2 lt/dk) hepatik kan akımından
yüksek olması, ilacın klerensinde ekstra hepatik yolu, eliminasyonunda ekstra
renal yolu düşündürmektedir. Ekstra hepatik metabolizmada akciğerlerin
etkili olmadığı, insan ince barsak ve böbrekleri ile yapılan invitro
çalışmalarda bu dokulardaki mikrozomların propofol glukouronidde etkili olduğu
gösterilmiştir. Propofol konsantrasyona bağlı olarak, sitokrom P-450 inhibasyonu
yapar ve buna bağlı olarak metabolizması değişebilir. Bu özellikle karaciğer
transplantasyonu sırasında an hepatik fazda önemlidir (1-4).
Etki
Mekanizması
Propofol; primer
olarak hipnotik etkilidir. Etki mekanizması tam olarak bilinmemekle beraber,
barbitüradlar gibi GABA’ nın reseptörden ayrılmasını azaltarak etki ettiği
düşünülmektedir. Klor kanallarının aktivasyonu ile GABA sub üniti olan
b-1
fonksiyonunu ve inhibitör sinaptik aktivasyonu artırdığı ileri sürülmektedir.
Propofolun ayrıca, fenol deriveleri ve lokal anestetikler gibi Na kanal bloğu
yaptığı ve potasyum kanal bloğu etkisi ile vazodilatsyona neden olabileceği
bildirilmektedir. Propofolle oluşan uyku süresinin;
a2
antagonistlerle kısaldığı, a2
agonistlerle ise uzadığı belirtilmekte ve propofol ile oluşan uykuda,
santral sinir sisteminde nöroepinefrojenik nöronal aktiviteninn sorumlu
olabileceği belirtilmektedir. (15-19).
Farmokokinetik
Propofol kan seviyesi, bolus dozundan sonra
redistrübisyon ve eliminasyon ile hızla azalır. İlk dağılım yarılanma zamanı 2-8
dak’ dır. Eliminasyon yarılanma zamanı, iki kompartıman modeline göre 1-3 saat
arasında değişir. Üç kompartıman modeline göre ilk ve yavaş dağılım yarı zamanı,
1-8 dak ve 30-70 dak, eliminasyon yarı ömrü; 4-23.5 saat arasındadır. Bu
yavaş eliminasyon, derin kompartımanlardaki propofolun santral kompartımana
dönüşünün yavaş olduğunu gösterir. Santral kompartımandan hızlı eliminasyona
bağlı, propofol konsantrasyonundaki hızlı azalmayı gösterir. Propofolun uzun
süreli infüzyonundan sonra bile, hastada uyanma hızlı ve tamdır. Sekiz
saate kadar olan sürekli İV infüzyonlarda, plazma konsantrasyonunun %50 azalması
için geçen süre (context-sensitive half-time) 40 dak altındadır. Hasta ilaçların
kesilmesinden 30 dakika sonra yardımsız ayakta durabilir (1-4).
Santral kompartıman volumü; yaklaşık 20-40 L,
dağılım volumü 150-700 L’ dir.
Propofolun farmokokinetiği, cinsiyet,
hastalık, ağırlık, yaş ve kullanılan ilaçlara bağlı olarak değişebilir.
Kadınlarda dağılım volumü ve klerens yüksektir, fakat eliminasyon yarı ömrü
erkek ve kadınlarda benzerdir. Yaşlılar azalmış klerense sahiptir fakat santral
kompartıman volumü daha azdır. Koroner bypass ameliyatlarında, kardiyopulmoner
pompa sırasında santral kompartıman volumü artmıştır, plazma propofol seviyesini
sürdürmek için daha yüksek infüzyon hızı gerekir. Çocuklar yüksek santral
kompartıman volumüne (%50) ve hızlı klerense sahiptir. 3 yaş altındaki
çocuklar, erişkin ve büyük çocuklara göre daha büyük santral kompartıman volumü
ve klerense sahiptir. Bu bulgular, bu yaş grubunda daha yüksek doz
gerektirmektedir. Karaciğer hastalıklarında santral dağılım volumü
artmıştır, klerens değişmez fakat eliminasyon süresi uzar. Fentanil verilmesinin
propofol klerensine etkisi tartışmalıdır. Bazı çalışmalar fentanilin propofol
klerensini dağılım volumü kadar azalttığını, bir kısım araştırıcılar ise
değiştirmediğini savunmaktadırlar.
Propofol kinetiği, renal hastalıkla değişmez
(1-4).
Farmakodinamik Etkileri
Santral Sinir Sistemine Etkisi
Propofol, tiopentalin aksine, antianaljezik
etkili değildir ve subhipnotik dozlarda nöropatik ağrıda etkisi yoktur, santral
ağrının tanı ve tedavisinde yardımcı olabilir. Propofol, 2.5 mg/kg dozunda
verildiğinde hipnotik etkisi hızlı başlar (bir kol-beyin dolaşımı), 90-100
saniyede pik etki görülür. Hipnoz etki süresi doza bağlıdır, 2-2.5 mg/kg sonrası
5-10 dak sürer. %50 etkin doz (ED50), 1-1.5 mg/kg ‘dır. ED95 yaşa bağlıdır, 2
yaş altında 2.88 mg/kg ‘dır ve yaş büyüdükçe azalır. Subhipnotik dozlarda
sedasyon ve amnezi yapar. Amnezi için, 2 mg/kg/saat infüzyon dozu gerekir.
Propofol, cerrahi prosedürlerde tek ajan olarak kullanılırsa “farkında
olma-awareness” olabilir, yüksek doz gerekebilir. Propofol, kısa cerrahi
girişimlerde hastanın ruh halini değiştirebilir, pentotalden daha kısa sürer.
Ayrıca propofol daha iyi bir genel durum sağlar. Hastalarda propofol verilmesi
sonrası, halusinasyonlar, seksüel fanteziler, opisthotonos rapor edilmiştir (1).
Propofol ile olan EEG değişiklikleri
tiopentale benzer. Propofol indüksiyonu sonrası, amplitüt artar, fakat kan
konsantrasyonu, 3-8 mg/mL
arasında ise EEG’ de değişiklik olmaz, >8mg/mL
ise amplitüt belirgin şekilde azalır ve EEG suprese olur. Bis spektral (BİS)
indeks doza bağlı olarak azalır, bilinç kaybı ile birlikte sedasyon artar. BİS
indeks 64 iken %50, BİS indeks 44 iken %95 hastada bilinç kaybı olur. Kan
propofol düzeyi ise sırası ile 2.66 ve 3.82
mg/mL
bulunmuştur. BİS indeksi 40 iken %50, 27 iken hastaların %95’inde anestezi
başlar. Propofol kan düzeyi ise 4.47 ve 6.39
mg/mL
olarak belirtilmiştir. İnfüzyon halinde verildiğinde, veriliş şekline göre kan
düzeyi 4.1-6.7mg/mL
iken bilinç kaybı olduğu bildirilmiştir (20-21).
Propofol, diğer iv anestetikler gibi, beyin
sapı uyarılmış potansiyelleri değiştirmez, doza bağlı olarak somatosensoriyel
uyarılmış potansiyellerin latensinde uzama ve amplitütde azalma yapar. İşitsel
uyarılmış potansiyeller uyanık ve bilinçsiz hastalar arasında BİS indeksten
farklı olarak anlamsız değişiklikler gösterir. Manyetik uyarılmış
potansiyelleri, etomidat ve ketamine göre daha fazla deprese eder (5).
Propofolun epileptijonik EEG aktivitesi
tartışmalıdır. Propofol ile sağlanan anestezi indüksiyonuna nadiren non
epileptik myoklonik şeklinde eksitatör motor aktivite eşlik edebilir. Son
çalışmalar, propofolun antikonvülzan etkisinin bulunduğunu ve status
epileptikusun tedavisinde yararlı olduğunu göstermekle birlikte status
epileptikus tedavisinde tiopentale alternatif olamayacağı belirtilmektedir (22).
Elektrokonvulsiv tedaviyi takiben, EEG nöbet ve motor aktivitesi,
metoheksitalden kısa bulunmuştur. Ayrıca propofol grandmal nöbet yaptığı için,
epileptik odağı belirlemede de kullanılır. Önceden epilepsi yakınması olan bazı
hastalarda propofol anestezisinden birkaç gün sonra ortaya çıkan konvulziyon
bildirilmiştir. Bu etki çok enderdir ve insidansı 1/50000 olarak bildirilmiştir.
Propofole bağlı tolerans uzamış ve tekrarlayan dozlarda bildirilmiş, fakat tek
doz ile akut tolerans bildirilmemiştir.
Propofol; serebral metabolizmayı, serebral kan
akımını, intrakraniyal basıncı azaltır. Serebral kan akımını %10, İKB’ı
normal olanlarda %30, artmış olanlarda %30-50 azaltır. Serebral kan akımını
minimal etkilediği için yararlı olmayabilir. Serebral metabolizmayı %36 azaltır.
Propofol, akut iskemik hasarda, halotan veya
tiopental ile aynı derecede beyin koruyucu etkiye sahiptir. Bu etki, hipoksik
beyin hasarına bağlı adenozin trifosfat, kalsiyum, sodyum ve potasyum
değişikliklerinin azalmasına bağlı olabilir. Hayvan deneylerinde, propofolun
anestetik dozda verilmesinin infarkt alanını küçülttüğü belirtilmektedir.
Özellikle diabetik hastalarda, laktat birikimini azaltarak nöron hasarını
önleyebilir (23-24).
Propofol, GİB’nı tiopentalden daha fazla
azaltır ve düşük miktarda ikinci doz verilmesi, endotrakeal entübasyona ve
süksinilkoline bağlı GİB yükselmesini önler.
Propofol kan düzeyi; 16
mg/mL
iken cerrahi insizyona cevabı önler. Bu, propofole opioid veya azotprotoksit
eklenmesi ile azaltılabilir. Diazepin premedikasyonu ile birlikte azotprotoksit
eklendiğinde 2.5 mg/mL,
morfinle (0.15 mg/kg) 1.7mg/mL’
e düşer. Yine %66 N20 ile kullanıldığında, anestezi düzeyinin yeterli olması
için kan düzeyinin küçük cerrahi girişimlerde 1.5-4.5
mg/mL,
büyük cerrahi girişimlerde 2.5-6 mg/mL
olması gerekir. Kan düzeyi 1.6 mg/mL’
den az olunca farkında olma, 1.2 mg/mL’den
az olunca kooperasyon başlar (1-4). Premedikasyonda oral klonidin verilen
hastalarda, uyanma süresi uzar ve uyanma anında serum konsantrasyonu daha
düşüktür ve 1mg/mL
kadardır (25)
Solunum Sistemine Etkileri
Propofol, solunum sistemini barbitüradlara
benzer şekilde etkiler. Tidal volümde azalma, daha sonrada 30 saniyeyi geçmeyen
apne gelişebilir. Apne hastaların %25-30’ unda görülebilir. Uzamış apne (>30
san), propofol dozuna, premedikasyona ve enjeksiyon hızına bağlı olabilir.
Laringeal refleksleri deprese eder. Laringospazm, öksürük, hıçkırık görülmez,
air-way iyi tolere edilir. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı olan hastalarda
bronko dilatasyon oluşabilir. Propofol, hipoksik pulmoner
vazokonstrüksiyonu inhibe etmez. Propofol indüksiyonu sonrası, tidal volümde,
dakika ventilasyonunda ve solunum hızında azalma olur. Propofol, 100
mg/kg/dak
infüzyon hızında verildiğinde, dakika ventilasyonunda belirgin değişiklik
yapmadan tidal volumü %40 azaltır, solunum hızını %20 artırır. İnfüzyon
hızı iki katına çıkarılırsa (200 mg/kg/dak),
tidal volum orta derecede azalır fakat solunum hızı değişmez. Karbondioksite
solunum cevabı da azalmıştır. Propofol infüzyon hızı 54
mg/kg/dak
iken PacCO2 orta derecede yükselir (39 mmHg’dan 52 mmHg’ ya). İnfüzyon hızı iki
katına çıkarılınca, PaCO2 yükselmez ve hipoksiye solunum cevabı deprese olur.
Propofol, halotan kadar bronko dilatasyon
yapmasa da, kronik obstrüktif akciğer hastalığında bronko dilatasyona neden olur
(1-4).
Kardiyovasküler Sisteme Etkileri
Propofol, anestezi indüksiyonu ve idamesinde
tiopentale oranla daha fazla kardiyovasküler sistemi deprese eder.
Kardiyak hastalıktan bağımsız olarak, direkt miyokardiyal depresan ve
vazodilatasyon etkisiyle kan basıncı düşer. Bu etkiler propofolun dozuna ve
serum konsantrasyonuna bağlıdır. Propofol 54-108
mg/kg/dak
dozunda verilince (kan konsantrasyonu 2.1-4.2
mg/mL)
arteriyel kan basıncında hafif azalma (%10) olur. Kan basıncında ki azalma 0.1
mg/kg efedrin verilerek tedavi edilebilir (26). Propofolun vazodilatsyon etkisi,
sempatik aktivitede azalma ve doğrudan düz kas hücresinde kalsiyum
mobilizasyonunu etkilemesine bağlıdır. Propofolun 2-2.5 mg/kg dozu sistolik ve
diastolik arter basıncını kontrol değere göre %25-40 oranında düşürür. Benzer
şekilde, kardiyak output/kardiyak indeks (%15), stroke volum indeksi (%20) ve
sistemik vasküler rezistansın (%15-25) azalır. Kapak hastalığı olan hastalarda,
pulmoner arter ve pulmoner kapiller wedge basıncı da azalır. Bu etki özellikle
tekrarlanan dozlarda ve yaşlı hastalarda belirgindir.
Propofol indüksiyonundan sonra kalp hızı
etkilenmez, baroreseptör cevabı inhibe ederek hipotansiyonda taşikardi olmaz.
Propofolun sinoatriyal veya normal atriyoventriküler ve aksesör yollar üzerinde
direkt etkisi yoktur.
Koroner arter cerrahisi sonrası sedasyonda,
propofol ile midazolam karşılaştırıldığında; propofolun %17 daha az taşikardi,
%28 daha düşük hipertansiyon yaptığı, hipotansiyon ise %17 daha fazla
görülmektedir. Kalp hızı, propofol ile anestezi idamesinde azalır, değişmez veya
artabilir (1-4).
Diğer Etkileri
Propofol, tiopental gibi depolarizan ve non
depolarizan kas gevşetici etkisini potansiyalize etmez. Uyarılmış elektromyogram
veya seğirme üzerine etki etmez. Bununla birlikte tek propofol ile iyi
entübasyon koşulları rapor edilmiştir.
Propofol, malign hipertermiyi tetiklemez ve
malign hipertermi riski olan hastalarda indüksiyon ve idamede kullanılabilir.
Propofol, tek doz veya uzun süreli
kullanımında, kortikosteroid sentezini ve veya ACTH sentezine normal cevabı
değiştirmez. Hepatik, renal veya hematolojik parametrelere olumsuz etkisi
görülmemiştir. Bununla birlikte lipit emülsiyon invitro şartlarda platelet
agregasyonunu azaltır.
Propofol, subhipnotik dozlarda (10
mg/kg/dak
veya 343 ng/mL serum seviyesi) antiemetik etkiye sahip görünmektedir.
Postoperatif bulantı kusma olasılığı çok düşüktür. Düşük doz propofol (10-20
mg), postoperatif bulantı-kusma tedavisinde kullanılabilir. Propofolun sürekli
infüzyon hâlinde verilmesinin, prosedür sonunda eklenmesinden (Sandviç tekniği)
daha etkin olduğu belirtilmektedir. Kemoterapi tedavisi uygulanan hastalarda
1mg/kg/saat (17 mg/kg/dak)
infüzyon hızında propofol verilmesi bulantı kusmayı önlediği belirtilmektedir.
Propofol anti emetik etkisini, dopamin-2 reseptörleri üzerinden yapmaktadır
Propofol, subhipnotik dozlarda opioidlere bağlı kaşıntıyı da azaltabilir (1).
Termoregülatör eşiği doza bağlı azaltabilir
fakat terleme üzerine etkisi yoktur.
Propofol, etomidat ve diazepam gibi
içeriğindeki çözücüye bağlı olarak, invivo şartlarda polimorfonüklear hücre
fonksiyonunu azaltır. Propofol, polimorfonüklear hücrelerin lökosit
kemotaksisini azaltır, fakat fagositoz ve öldürme üzerine etkisi yoktur. Bununla
birlikte, stafilokokkus aerus ve escherichia coli fagositozunu ve öldürmesini
inhibe eder. Bu özellikle hayatı tehdit eden enfeksiyonlarla birlikte propofol
kullanımında önemlidir (27). Propofolun, enfeksiyonlarda koruyucu rol oynayan
makrofajlar üzerinde koruyucu etkiye sahip olduğu ve nitrik okside bağlı hücre
ölümünü azalttığı belirtilmektedir (28). Ayrıca, propofol enjektörlerinde
bakteri ürediği rapor edilmiştir. Bunu önlemek için “ethylenediaminetetra-acetic
acid” eklenmiştir. Yinede aseptik şartlara özen gösterilmelidir (15-29).
Propofolun şimdiki formülü, histamin
salınışına neden olmaz. Bununla birlikte anaflaktoid reaksiyonlar rapor
edilmiştir. Burun mukozasında triptaz(+) mast hücre artışına neden olduğu
bildirilmiştir. Bu nedenle propofol, multipl ilaç alerjisi olan hastalarda
dikkatli kullanılmalıdır (30).
Anestezi İndüksiyonu ve İdamesi
Propofol, hem indüksiyonda, hem idamede uygun
bir anestetik ajandır ve nörolojik ve kardiyak anestezide de kullanımı uygundur.
İndüksiyon dozu, erişkinlerde %1 lik solüsyondan, İV 1-2.5 mg/kg arasında
değişir, premedike edilmemiş erişkinlerde ED50 2.25-2.5 mg/kg, opioid veya
benzodiazepin ile premedike edilmiş hastalarda ve yaşlılarda doz belirgin
şekilde azalır (31). Yaşlı hastalarda (>60 yaş), indüksiyonda propofol dozu 1
mg/kg (premedike), 1.75 mg/kg (premedike edilmemiş) olması önerilir.
Hipotansiyon riski olan hastalarda, tolere ederse sıvı yüklemesi veya propofol
bilinç kaybolana kadar titre edilerek (10-30 mg) verilmelidir. Çocuklarda
propofol indüksiyon dozu, farmokolojik farklılıkları nedeniyle artmıştır ve ED95
2.0-3.0 mg/kg arsasındadır (1-4,15).
Propofol; kısa prosedürlerde ve ayaktan
yapılacak girişimlerde etkisinin hızlı başlaması ve derlenmenin çabuk olması,
psikomotor fonksiyonların tiopental ve metoheksitale göre daha kısa sürede
olması, bulantı, kusma, baş ağrısı, huzursuzluk gibi postoperatif yan etkilerin
az olması nedeniyle anestezi indüksiyonu ve idamesinde tercih edilir. Tiopental
gibi antianaljezik etkisi olmayışı, aksine postoperatif dönemde hafif analjezik
etki göstermesi de önemli bir üstünlüktür.
Propofol derlenmesi, tiopentale göre kısa,
isofluran ve enfluran ile eşit, desflurandan ise uzundur. Erken derlenme
döneminde postural stabilite, desflurana anestezisinde propofol anestezisine
göre daha iyi bulunmuştur (32).
Propofol, anestezi idamesinde infüzyon halinde
veya gerektikçe 5 dak aralıklarla 10-40 mg bolus verilebilir. Fakat infüzyon
halinde verilmesi, sık sık doz tekrarı gerektirmeyeceği için daha uygundur.
Propofol infüzyonu için 100-200
mg/kg/dak
arasında değişen birkaç doz şeması önerilmiştir. İnfüzyon hızı, premedikasyon ve
beraberinde verilen ilaca göre ayarlanmalıdır. Propofol infüzyon doz
gereksinimini azaltmak için narkotiklerle kombine edilebilir. Propofol, 1-1.5
mg/kg bolus dozunu takiben ilk 10 dak 140
mg/kg/dak,
devamında 100 mg/kg/dak,
alfentanil 30 mg/kg
bolus ve 0.25 mg/kg/dak
infüzyon veya fentanil 3 mg/kg
bolus ve 0.02 mg/kg/dak
infüzyon şeklinde verilebilir. Propofol ve alfentanil tek karışım (1 mg=2 mL
alfentanil ile 400 mg=40 mL propofol) halinde ilk 10 dak 166
mg/kg/dak,
sonraki 10 dak 133 mg/kg/dak
ve devamında 100 mg/kg/dak
verilebilir (1-4).
Çocuklarda ve bebeklerde propofol infüzyon
gereksinimleri daha fazladır. Bilinç kaybı için propofol kan seviyesi, tek
başına kullanıldığında 2.5-4 mg/mL,
N2O veya opioidlerle kombine edildiğinde cerrahi için 2.5-8
mg/mL
olması gerekir (1-4,15).
Propofol, uzun cerrahi girişimlerde de tek
başına oksijen-hava karışımı ile TİVA amacı ile kullanılabileceği gibi, yoğun
bakımda veya rejyonel anestezide sedasyon amacıyla da kullanılabilir. Kardiyak
cerrahide, opioidle kombine edilerek 50-200
mg/kg/dak
verildiğinde, hemodinamik parametreler ve iskemi episodları enfluran/opioid veya
primer opioid verilmesi ile benzerdir.
Propofol ile yoğun bakımda sedasyon
uygulandığında, 24 saat ile 96 saat verilmesi arasında plazma konsantrasyonları
ve derlenme kriterleri benzer bulunmuş ve tolerans gelişmediği rapor edilmiştir.
Bununla birlikte son zamanlarda bununla ilgili raporlar da vardır. Rejyonel
anestezide sedasyon için; 30-60 mg/kg/dak
yeterli olmaktadır.
Propofol
çocuklarda, anestezi indüksiyonunda ve idamesinde tek başına veya azotprotoksit
ile beraber kullanılmakta, fentanil veya alfentanil ile birlikte total
intravenöz anestezide uygulanmaktadır (15). Propofolun 3 yaşın üzerindeki
çocuklarda kullanılması uygun görülmekle birlikte, uygulanabilirliği konusunda
“Food and Drug Administration, (FDA)” onayı bulunmamaktadır (Zeneca
Pharmaceuticals, ICI Division, Wilmington, DE). Propofol; intralipid yapısında
olması, kardiyo vasküler depresan etkisinin eşit dozdaki tiyopentalden fazla
olması nedenleri ile 3 yaşın altındaki çocuklarda kullanımı önerilmemektedir
(33). Buna karşın propofol 3 yaşın altındaki çocuklarda, anestezi indüksiyonu ve
idamesinde, özellikle yoğun bakım ünitelerinde (YBÜ) kafa travmasında, mekanik
ventilasyon veya rahatsız edici kısa süreli invaziv girişimler sırasında sedatif
ajan olarak sıklıkla kullanılmaktadır. Propofolun yenidoğan domuzlarda sol
ventrikül sistolik ve diastolik fonksiyonları değiştirmediği, yenidoğan
anestezisinde uygun olabileceği belirtilmektedir (34-36).
Yoğun Bakım
Ünitesi’nde propofol ile sedasyon uygulanan çocuklarda asistol ile sonuçlanan
derin bradikardi, lipemik plazma, hepatomegali, metabolik asidoz ve rabdomiyoliz
ile karakterize propofol infüzyonu sendromu tanımlanmıştır (37-42). Parke ve ark
(37) 1992’de çocuk yoğun bakımda propofol ile sedasyon sonrası ölüm
bildirilmiştir. YBÜ’de, epiglottit, larenjit veya laringotrakeobronşite bağlı
hava yollarında obstrüksiyon nedeni ile propofol infüzyonu ile sedasyon altında
mekanik ventilasyon uyguladıkları, 4 hafta ile 6 yaş arasındaki beş çocuk olguda
ağır metabolik asidoz ve fatal miyokardial ritm bozukluğu rapor ettiler.
Strickland ve ark (38) beyin tümörü nedeni ile opere edilen; anestezi sırasında
ve postoperatif dönemde mekanik ventilasyon ile beraber propofol infüzyonu
uygulanan 11 yaşındaki bir çocukta fatal sonuçlanan benzer olayları
gözlemlediklerini bildirdiler. Propofol anestezisi uygulanan olgular uyandığı
zamanki kan propofol konsantrasyonu çocuklarda erişkinlerden daha yüksek
bulunmuş, propofol infüzyon sendromunun çocuklarda görülmesinin daha yüksek
dozda propofol uygulanması ile ilgili olabileceği belirtilmiştir.
Refrakter status epileptikus tedavisi için propofol infüzyonu uygulanan,
adölesan dönemindeki bir başka çocukta; ağır metabolik asidoz, ilerleyici
hipoksi ve rabdomiyolizis geliştiği rapor edildi. Yayınlanan olgularda,
metabolik asidoza neden olan faktör bilinmemekle beraber uzun süreli propofol
infüzyonu ile ilerleyici metabolik asidoz ve miyokard yetmezliği arasında
belirgin bağlantı olduğu belirtilmiştir. Bu olgulara sedasyon amacı ile 4.5
mg/kg-/sa ile 15.25 mg/kg/sa arasında propofol infüzyonu
29 ile 115 saat arasında uygulanmış; sendromun gelişebilmesi için gerekli
minimum propofol infüzyonu dozu 4 mg/kg/sa ve minimum süresi 48 saat
olarak bildirilmiştir. Uygulanan total doza ek olarak, çocuklarda anormal
metabolit veya eliminasyonda yetersizlik, lipid yükünün yeterli metabolize
edilememesi gibi predispozan faktörlerin bulunması gerektiği ileri sürülmüştür.
Prognozun iyi olmaması ve sedasyon amacı ile kullanılabilen alternatif ilaçların
var olması nedeni ile güvenilirliği ispat edilene kadar çocuklarda
propofolun uzun süreli sedasyon amacı ile kullanımı önerilmemektedir
(37-42).
Propofolun yoğun
bakım sedasyonunda kullanılmasının en büyük avantajı, antioksidan etkiye sahip
olması, etki başlamasının ve derlenmenin hızlı olmasıdır. Kardiyak cerrahi
sonrası mekanik ventilasyon için sedasyonda kullanılan midazolam ve propofolun
hemodinamik etkileri benzer bulunmuştur.
Mikrolaringeal cerrahide, jet ventilasyon ile
birlikte çok iyi koşullar sağlar. TİVA için, ilk 20-30 dak süresince 12
mg/kg/saat, daha sonraki 20-30 dakika süresince 9 mg/kg/saat, daha sonra da 6
mg/kg/saat’ lik bir infüzyon hızı önerilebilir.
Propofol, NO sentezini inhibe ettiği için
septik hastalarda teorik olarak yararlı olabilir. Fakat septik koyunlarda
istenmeyen hemodinamik olaylara neden olabilir. Bu nedenle septik hastaların
indüksiyonunda kullanılmalıdır (43).
Yan Etkileri ve Kontrendikasyonları
Propofol ile indüksiyonda enjeksiyon yerinde
ağrı, myoklonik kasılmalar, apne, arteriyel kan basıncında azalma, ve nadiren
enjeksiyon yerinde tromboflebit olabilir. En önemli yan etkisi, enjeksiyon
yerinde ağrıdır. Özellikle el sırtında ki küçük venlerden verildiğinde
enjeksiyon yerinde ağrı oluşur. Enjeksiyon ağrısı, etomidat ve metoheksital ile
eşittir, tiopentalden azdır. Enjeksiyon yerinde ağrı; lokal kininojenlere bağlı
olabileceği, insidansının %24-28 arasında değiştiği belirtilmektedir. Propofol
enjeksiyon ağrısı, orta zincirli yağ içeren yeni preparatlarla az olmakla
birlikte enjeksiyon için geniş bir venin kullanılması, propofoldan önce % 1’lik
intravenöz lidokain, opioid, kallikrein inhibitörü veya transdermal
nitrogliserin ile minimale indirilebilir (15,44-48).
Myoklonik hareketler, pentotalden fazladır,
etomidat ve metoheksitalden daha az görülür.
Apne, propofol indüksiyonu sonrası yaygındır
ve insidansı tiopental ve etomidatle aynıdır fakat 30 saniyeden daha uzun sürer.
Özellikle opioidler apne süresini uzatır. Propofol ile indüksiyonda,
hipotansiyon da önemli yan etkilerinden biridir. Buna karşılık, entübasyona
bağlı ortalama arter basıncı, kalp hızı ve sistemik vasküler rezistans
yükselmesi tiopentalden daha azdır.
Apne, bradikardi, hipotansiyon, hipertansiyon
ve perioperatif myokloni potansiyel toksitite işaretleri olabilir. Aşırı dozda
propofol kesilir ve mekanik ventilasyon gerekebilir. Propofolun antidotu yoktur
(14).
Propofol, sübjektif olarak kendini iyi
hissetme ve öforiye yol açabilir. Bu etkiler nedeniyle, ilacın kötüye
kullanılması söz konusu olabilir.
YENİ İNTRAVENÖZ ANESTETİKLER
ORG25435
ORG25435; suda eriyen, alfa-amino asid fenolik
derivesi bir intravenöz anestetiktir. Hayvan çalışmalarında ve gönüllü
insanlarda yapılan çalışmalarda, indüksiyon ve derlenmenin hızlı olduğu
belirtilmektedir. Hastalarda küçük eksitatör hareketler, EEG’ de delta
aktivitesi görüldüğü, bulantı-kusmaya neden olmadığı, kan biyokimyası ve
hemotolojilk değişikliklere neden olmadığı bildirilmektedir. Anestezi
indüksiyonunda 3-4 mg/kg dozunda kullanılır (49-50).
Dexmedetomidine
Solunum ve dolaşım sistemi üzerine depresif
etkisi olmayan, klonidinden daha kısa daha spesifik
a-agonist
etkili bir ilaçtır. Doza bağlı olarak sedasyon ve analjezi yapar. ABD’ de yoğun
bakımda kullanımı için lisans verilmiştir. Yoğun bakımda sedasyon amacı ile
infüzyona ilk on dakika 2.5 mg/kg/saat,
idamede 0.2-2.5 mg/kg/saat
(ortalama 0.86 mg/kg/saat)
verilir. Dexmedetomidine ile yeterli yoğun bakım hastalarında yeterli sedasyon
sağlandığı, narkotik gereksinimin propofola göre daha az olduğu, kardiyovasküler
sistem üzerinde depresan etkisinin olmadığı belirtilmektedir. Kardiyak
hastalarda, intraoperatif dönemde anestetik ajanlara gereksinimi azaltmakta ve
hemodinamik stabilite sağlamaktadır (51-53).
Eltanolone (Pregnanolone)
Steroid metabolitlerinin 50 yıldır santral
sinir sisteminde depresyon yaptığı bilinmektedir. Etkilerini GABA(A)
reseptörleri üzerinden yaptığı düşünülmektedir. Eltanolone (3-a
hidroksi-5b-pregnan-20-one),
progeteronun doğal metabolitidir. Endokrin sistem üzerine önemli etkisi olmayan,
steroid yapısında hipnotik ajandır. Lipid solüsyonlarda emülsiyon şeklinde
hazırlanmıştır. Klinikte, anestezi indüksiyonu ve idamesinde kullanılmış,
0.5-0.75 mg/kg intravenoz verildiğinde,minimal yan etkili olarak bulunmuştur.
Enjeksiyon ağrısı, kan basıncı ve apne üzerine etkisi, propofole göre daha az
bulunmuştur. Eltanolone, allerjik yan etkileri nedeniyle 1996’da klinik
kullanımdan çekilmiştir (15, 54,55).
KAYNAKLAR
1-Reves
JG, Glass PSA, Lubarsky DA. Nonbarbiturade intravenous anesthetics. In:Miller
RD. Ed. Anesthesia, 5 th
ed. New York:Churchill Livingstone, 1999:228-72.
2-DundeeJW.
Intravenous Anaesthesia-2nd ed. Hong Kong Longman Group 1988; 160-183.
3-Collins
VJ. Principles of anesthesiology:general and regional anesthesia. 3rd ed.
Pennsylvania: Lea&Febiger 1993; 651-786.
4-Barash
PG, Cullen BF, Stoelting RK. Clinical Anesthesia. Phladelphia:JP Lippincott,
1989:227-53.
5-Sihle-Vissel
M, Scholz M, Cunitz G Transcranial magnetic-evoked potentials under total
intravenous anaesthesia and nitrous oxide.
6-Hono
H, Hirakawa M, Unruh GK, Kindscher JD, Goto H. Anethetic induction agents,
sympathetic nerve activity and barorefleks sensitivity: a study in rabbits
comparing thiopental, propofol and etomidate. Acta Med Okayama 2001;55:197-203.
7-Wagner
RL, White PF, Kan PG, et al. Inhibition of adrenal steroidogenesis by the
anesthetic etomidate. N Engl J Med 1984;310:1415-21.
8-St
Pierre M, Dunkel M; Rutherferd A, Hering M. Does etomidate increase
postoperative nausea? A double-blind controlled comparison of etomidate in lipid
emulsion with propofol for balanced anaesthesia.
Eur J Anaesth 2000;85:465-7.
9-Doenicke
AW, Roizen MF, Hoernecke R, et al. Solvent for etomidate may cause pain and
adverse effects.Br J Anaesth 1999;83:464-6.
10-Ortiz-Gomez
JR. Directly effect
anaesthetic inducers on the elektromyographic signals of adductor policies. Rev
Esp Anesthesiol Rean 2000;47:157-61.
11-Krumholz
W, Weidenbusch H, Menges T, et al.
The influence of intravenous
anaesthetics on the activity of enzymes released from polymorphonuclear
leukocytes. Eur J Anaesth
2001;18:151-8.Hilbert G,
12-Gruson
D, Vagas F, Valentiono R, et al.
Bronchoscopy with bronchoalveolar
lavage via the laryngeal mask airway in high-risk hypoxemic immunosuppressed
patients. Crit Care Med 2001;29:249-55.
13-Angelini
G, Ketzler JT, Coursin DB.
Use of propofol and other
non-benzodiazepine sedatives in the intensive care unite. Crit Care Clin
2000;17:863-80.
14-Ellenhom
MJ. Ellenhorn’s medical toxicology: diagnosis and treatment of human poisoning.
2nd ed. Pennsylvania: Williams&Wilkins 1997;1166-1233.
15-Aun
CST. New i.v. agents. Br J
Anaesth 1999;83:29-41.
16-Leuwer
M, Haeseler G.İnteraction of phenol derivatives with ion channels.
Eur J Anaesth 2002;19:1-8.
17-Friederich
P, Benzenberg D, Urban BW.
Ketamine and propofol differently
inhibit human neuronal K+ channels.
Eur J Anaesth 2002;18:177-83.
18-Yamazaki
M, Nagakawa T, Hatakeyama N, et al. The effects of propofol on neural and
endothelial control 0f insitu rat mesenteric vascular smooth muscle
transmembrane potentials. Anesth Analg 2002;94:892-7.
19-Kushikata
T, Hirota K, Yoshida H, et al. Alpha-2 adrenıreceptor activity affects
propofol-induced sleep time. Anesth Analg 2002;201-6.
20-Irwin
MG, Hui TWC, Milne SE, Kenny GNC. Propofol effective concentration 50 and its
relationship to bispectral index. Anesthesia 2002;57:242-8.
21-Passot
S, Servin F, Allary R, et al.Target-controlled versus manually-controlled
infusion of propofol for direct laryngoscopy and bronchoscopy. 22-22-Classen
J, Hirsch LJ, Emerson R, Mayer SA. Treatment of refractory status epilepticus
with pentobarbital, propofol, or midazolam: A systematic Review. Epilepsia
2002;43:146-153.
23-Gelb
AW, Bayona NA, Cechetto DF. Propofol anesthesia compared to awake reduces
infarct size in rats.
Anestheiology 2002; 96:1183-90.
24-Ishii
H, Arai T, Segawa H, et al.
Effects of propofol on lactate
accumulation and oedema formation in focal cerebral ischaemia in
hyperglycamaemiac rats.
Br J Anaesth 1999;83:412-7.
25-Higuchi
H, Adachi Y, Arimura S, et al.
Oral clonidine premedication
reduces the awakening concentration of propofol.
Anesth Analg 2002;94:609-14.
26-Kanaya
N, Satoh H, Seki s, et al.
Propofol anesthesia enhances the
pressor response to intravenous ephedrine.
Anesth Analg 2002;94:1207-11.
27-Heine
J, Jaeger K, Meingaertner N, et al.
Effects of different preparations
of propofol, diazepam and etomidate on human neutrophils in vitro.
Acta Anaesth Scand 2001;45:213-20.
28-Chang
H, Tsai SY, Chang Y, et al.
Therapeutic concentrations of
propofol protects mouse macrophages from nitric oxide-induced cell death and
apoptosis. Can J Anesth 2002;49:477-80.
29-Lorenz
IH, Kolbitsch C, Flörl CL, et al.
Routine handling of propofol
prevents contamination as effectively as does strict adherence to the
manufacturer’s recommendations. Can J Anesth 2002;49:347-52.
30-Koçak
ZÖ, Aydın Ö, Altunkan AA, ve ark.
Propofol ve allerjik reaksiyonlar.
Anestezi Dergisi 2002;10:45-8.
31-Browne
BL, Prys-Roberts C,Wolf AR. Propofol and alfentanyl in children:infusion
technique and dose requirement for total iv anaesthesia.
Br J Anaesth 1992;69:570-6.
32-
Song D, Chung F, Wong J, et al. The assessment of postural stability after
ambulatory anesthesia:a comparison of desflurane with propofol.
Anesth Analg 2002;94:60-4.
33-
Esener Z. Pediatrik Anestezi. Ankara, Hacettepe Taş Kitapçılık Ltd 1995; 135-46.
34-Vangerven
M, Hemelrijck J, Wouters P, Vandermeersch E, Van Aken H. Light anesthesia with
propofol for pediatric MRI. Anesthesia 1992; 47: 706-7.
35-Aun
CS, Sung RY, OMera ME, Short TG, Oh TE. Cardiovascular effects of iv induction
in children: comparison between propofol and thiopentone.
Br J Anaesth 1993; 70:647-53.
36-Graham
MN, Thiessen DB, Mutch AC. Left ventricular systolic and diastolic function is
unaltered during propofol infusion in new-born swine.
Anesth Analg 1998;86:717-23.
37-Susla
GM. Propofol toxicity in
critically ill pediatric patients. Show us the proof. Crit Care Med 1998;26:
1959-60.
38-Parke
TJ, Stevens JE, Rice ASC, et.al., Metabolic acidosis and fatal myocardial
failure after propofol infusion in children: Five case reports. BMJ
1992;305:613-6.
39-Strickland
RA, Murray MJ. Fatal metabolic acidosis in a pediatric patient receiving an
infusion of propofol in the intensive care unit: Is there a relationship? Crit
Care Med 1995; 23:405-8.
40-Bray
RJ. Propofol infusion syndrome in children. Paed Anaesth 1998;8:491-9
41-Hanna
JP, Ramundo ML. Rhabdomyolysis and hypoxia associated with prolonged propofol
infusion in children. Neurology 1998;50:301-3.
42-Hatch
DJ. Propofol infusion syndrome in children. The Lancet 1999;353:1117-8.
43-Jodka
PG, Heard SO. Management of the septic patient in the operating room.
In:International anesthesiology clinics:current issoes in anesthesiology. Ed.
Maccioli GA. Phladelphia: Lippincott Williams&Wilkins 2000:1-29.
44-Picard P, Trawer
MR. Prevention of pain injection with propofol. A quantitative a systemic
rewiew. Anesth Analg 2000;90:963-9.
45-Nakane
M, Iwama H. A potential mechanism of propofol induced pain on injection based on
studies using nafamostat mesilate.
Br J Anaesth 1999;83:397-404.
46-Memiş
D, Turan A, Karamanlıoğlu M, et al.
The prevention of propofol
injection pain by tramadol or ondansetron.
Eur J Anaesth 2002; 19:47-51.
47-Turan
A, karamanlıoğlu B, Memiş D, et al. Transdermal nitroglisrin kullanılan
hastalarda propofol enjeksiyon ağrısının önlenmesi.
Türk Anest Rean Cem mecmuası
2002;30:152-55.
48-Yull
DN, Barkshire KF, dexter T. Pretrearment with ketorolacc and venous
occlusion to reduce pain on injection of propofol. Anaesthesia 2000;55:285-87.
49-Sineyd
JR, Tsubokowa T, Andrews CJH, et al. First administration to man of
ORG’%+^%, a new intravenous anesthetic agent. Anesthesiology 2000;93:A749.
50-Anderson
A, Belelli D, Bennett DJ, et al. Alpha-amino acid phenolic ester derivatives:
novel water-soluble general anesthetic agents which allosterically modulate
GABA(A) receptors. J med Chem 2001;44:3582-91.
51-Venn
RM, Grounds RM. Comparison between dexmedetomidine and propofol for sedation in
the intensive care unite: patient and clinician perceptions.
Br J Anaesth 2001;82:684-90.
52-Jalonene
J, Hynynen M, Kuitunen A, et al.
Dexmedetomidine as an anesthetic
adjunct in coronary artery bypass grafting. Anesthesiology 1997;86:331-45.
53-Talke
P, Jain U, Leung J, et al. Effects of perioperative dexmedetomidine infusion in
patients undergoing vascular surgery. Anesthesiology 1995;82:620-35
54-Norberg
L, Backström T, Wahlström G. Anaesthetic effects of pregnanolone in combination
with allopregnanolone, thiopental, hexobarbital and flurazepam:an EEG study in
the rat. Br J Anaesth
1999;82:731-7.
55-Tang J, Qi J, White
P, et al. Eltnolone as an alternative to propofol for ambulatory ansthesia.
Anesth Analg 1997;85:801-7.
|