|
Doç.Dr.Berrin Günaydın
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi
Anesteziyoloji Anabilim Dalı
I. NÖROLEPTİKLER
İlk
kez 1959’da Delay bilinç kaybı olmadan spinal ve santral refleksler sağlamken,
davranışlarda ilaçların neden olduğu değişiklik sonucu spontan hareketlerde
bilinçli bir supresyon ve sakinlik halini nörolepsis olarak tanımlamıştır .
Nöroleptiklerin etki mekanizması
Nöroleptikler, beyinde bazı sinapslarda dopamin reseptörlerini bloke ederek
stimülatör olan dopaminerjik iletimi bloke ederken, inhibitör gama amino bütirik
asitin (GABA) etkilerini artırırlar. Dopaminin blokajı sonucu antiemetik etki ve
ektrapiramidal yan etkiler ortaya çıkar. Nöroleptiklerin ayrıca kolinerjik,
a-adrenerjik,
serotonerjik, ve histaminerjik etkileri de vardır.
Nöroleptiklerin
sınıflandırılması
1.
Butirofenonlar (aynı zamanda antipsikotikler)
a. Droperidol b. Haloperidol
2.
Fenotiazin Türevleri
a.
Klorpromazin b. Flufenazin c. Trimeprazin
1. a. Droperidol
Aynı
zamanda güçlü bir antiemetik olan droperidol lokalize olarak kemoreseptör triger
zonu etkiler. Yüksek dozları ektrapiramidal yan etkilere neden olur. Hızlı
intravenöz (iv) enjeksiyonla a-adrenerjik
blokaja bağlı vazodilatasyon sonucu hipotansiyon gözlenirken, oral ve
intramüsküler (im) uygulamada gözlenmez. Diğer merkezi sinir sistemi (MSS)
depresanlarının etkilerini artırır.
İntravenöz uygulamadan 3-10 dk.sonra etkisi başlar, haloperidolden hızlıdır.
Etki süresi 12 saati geçer. Hepatik metabolizmaya uğrar, ortalama %10’u idrarla
değişmeden atılır.
Endikasyonları, dozaj ve uygulama
Premedikasyon amacıyla operasyondan 1 saat önce 5-10 mg im uygulanır. Sedasyonla
anesteziklerin etkisini potansiye ederek derlenmeyi geciktirir.
Aşırı sedasyon olmadan 2.5 mg iv antiemetik olarak kullanılır.
Nörolept analjezi veya anestezi: amacıyla intravenöz olarak bir nöroleptik
ilaçla bir opioidin kombinasyonu şeklinde uygulanır. Sıklıkla opioid olarak
fentanil bazen de alternatifleri (sufentanil ve alfentanil) kullanılırken,
nöroleptik olarak da droperidol seçilir. Endoskopi, radyolojik girişimler ve
yanık pansumanlarının değiştirilmesi gibi ameliyathane dışında bilinç kaybı
olmadan analjezi ve amnezi yani nörolept analjezi oluşturmak amacıyla kullanılır.
Nörolept analjezi oksijen-azot protoksit eklenmesiyle bilinç kaybı da
oluşturulursa nörolept anestezi adını alır.
Nöroleptik komponent olarak genellikle motor aktivitede ve anksiyetede azalma,
çevreye karşı ilgisizlik ve sakin bir durum yani uyku olmadan hastaların
emirlere uydukları nörolepsis hali oluşturan butirofenon türevi
droperidol kullanılır.. Droperidol ve opioid tek tek kullanıldıkları gibi
karışım halinde de kullanılabilir. Örneğin; Innovar (0.05mg fentanil sitrat ve
2.5 mg droperidol).
Droperidolün a-adrenerjik blok etkisi
orta derecede hipotansiyon gözlenirken, serebral kan akımı ve metabolizma ise
etkilenmez.
Droperidolün etki süresi uzun (3-6 saat), fentanilin analjezik etkisi ise sadece
30 dk. Nörolept anestezi indüksiyonundan sonra fentanil 1
mg kg-1 gibi ek dozlar 20 dk
aralıklarla verilir (kalp hızı ve kan basıncının artması, terleme ve
ekstremitelerde hareket). Bilinç azot protoksiti kestikten sonra hızla geri
döner. Hastalar ağrısızdır, uyandırılabilirler. %5-10 bulantı kusma olabilir.
Konfüzyon ve mental depresyon belirgindir. Solunum depresyonu postoperatif
döneme dek devam edebilir (3-4 saat). Opioid antagonisti naloksanla bu etki geri
çevrilebilir. Droperidolün bağlı ektrapiramidal kas hareketleri (%1), anestezi
bittikten 12 saat sonraya dek devam edebilir. Bu hareketler atropin ya da
benztropinle kontrol edilebilir. Parkinsonda nörolept analjezi
kullanılmamalıdır.
Nörolept analjezi ve anestezi güvenli ve basit uygulamalardır ancak
indüksiyonları yavaştır. Hipovolemi yoksa ve postür değişikliği yapılmayacaksa
dolaşım üzerine etkileri minimaldir. Öngörülen bir solunum depresyonu vardır.
Yaşlılarda, düşkün ve debil hastalarda tercih edilir.
1. b. Haloperidol
Droperidolden daha uzun etkilidir, 24 saat sürebilir. Alfa adrenerjik blok
yapmadığından iv uygulamadan sonra kan basıncı düşmez. Antiemetik etkisi güçlü
ve ekstrapiramidal yan etki insidansı yüksektir. Nöroleptik malign sendroma
neden olduğu bildirilmiştir. Karaciğerde metabolize edilir, feçeste ve idrarda
metabolitlere rastlanır.
Endikasyonları,
dozaj ve uygulama
Sepsis veya hipoksiye bağlı konfüzyon hariç ajite hastalarda kısa süreli akut
müdahalede, psikiyatride deliryum, halüsinasyon, paranoya, mani gibi psikomotor
manifestasyonlarda oral 1.5 – 3 mg/gün 2 veya 3 kez ya da 2-5 mg iv/im
kullanılabilir. Premedikasyon amacıyla operasyondan 1-8 saat önce 5 mg im ve
nörolept analjezide analjezik uygulamadan önce iv 2.5- 5 mg kullanılabilir.
Önlemler
Bazal ganglion lezyonu olanlarda ve yüksek doz kullanılan normal bireylerde
ekstrapiramidal belirtiler oluşabilir. Antiparkinson ilaçlarla düzeltilebilir.
2. Fenotiazinler
a. Klorpromazin
Haloperidol gibi akut konfüze hastalarda kullanılabilir. Belirgin sedatif
etkileri nedeniyle anesteziklerin etkilerini güçlendirir. Hafif antikolinerjik
etkisinden ötürü ektrapiramidal etkiler daha ılımlıdır.
a-adrenerjik blokaj
vazodilatasyon sonucu hipotansiyona neden olur. Santral ısı kontrol
mekanizmaları etkilenir, titreme cevabı azalır. Nöroleptik malign sendrom
bildirilmiştir.
Endikasyonları, dozaj ve uygulama
Premedikasyonda ve minör girişimlerde anksiyeteyi azaltmak için kullanılır.
Litik kokteyli (20 ml distile su içinde 50 mg klorpromazin, 50 mg prometazin ve
100 mg petidin) oluşturan ilaçlardan biridir ve yavaş iv uygulama önerilir.
Psikiyatride, tedaviye yanıt vermeyen şiddetli kusmalarda, hıçkırıkta,
dayanılmayan ağrılarda narkotiklerle birlikte kullanılır.
Klorpromazin oral, im ve iv kullanılır. Ağızdan uygulamada etkisi ortalama 3
saatte başlar. Ajitasyon tedavisinde 25 mg im / iv kullanılması önerirlir.
Önlemler
Klorpromazin; sedatif, hipnotik ve anesteziklerle ve kan basıncını düşüren
ilaçlarla birlikte kullanılırken dikkatli olunmalı. Alfa adrenoseptör blok gücü
sırasıyla droperidol, triflupromazin, klorpromazin, flufenazin ve haloperidol,
klozapin ve pimozit şeklindedir. Şoktaki hastalarda kullanımı
tehlikelidir. Karaciğer hastalığında, lökopeni ya da kemik iliği depresyonu
eğilimi olanlarda yüksek dozlar ve uzun süreli kullanılmamalıdır.
Ayaktan gelen hastalarda postural hipotansiyon ya da baş dönmesi olabileceğinden
herhangi bir araç kullanmaması önerilmelidir. Tek başına kullanıldığında yüksek
dozlar daha iyi tolere edilmektedir. Eğer diğer depresanlarla birlikte kullanıma
bağlı dolaşım kollapsı oluşursa semptomatik tedavi yapılmalıdır.
b. Flufenazin
Farmakolojik olarak bir piperazin fenotiazin olduğundan fenotiazinlere benzer
etkiler gösterir. Antiemetik etki gücü ve süresi klorpromazinden daha
fazladır.
Endikasyonları, dozaj ve uygulama
Flufenazin hidroklorid postoperatif bulantıyı önlemek için ağızdan günde 1 ya da
2 kez 1 mg, postoperatif kusma tedavisinde ise operasyon bitmeden 45 dk önce 5
mg im kullanılması önerilir. Şizofrenik hastalarda ise im 12.5-25 mg
flufenazin enantat veya dekonat 2-3 haftalık idame sağlar.
Önlemler
Parkinson benzeri durumlar ve akut distonik reaksiyonlara rastlanır. Uzun süreli
tedavide tardif diskinezi gelişebilir.
c. Trimeprazin
Farmakolojik etkileri prometazinle klorpromazin arasında yeralır. Antihistaminik
etkisi prometazinden fazla, antiemetik etki dahil santral etkileri klorpormazine
benzer. Antiadrenerjik etkisi nedeniyle kan basıncı orta derecede deprese
olabilir. Güçlü antispazmodik etkileri de vardır. Antipruritik ve sedatif olarak
dermatolojide kullanılan oral günlük toplam doz 10-40 mg’dır. Özellikle
çocuklarda 6 mg/ml içeren şuruplar operasyondan 1-2 saat önce 1-2 mg/kg dozda
premedikasyonda kullanılabilir.
II.
HİPNOTİK VE SEDATİFLER
Sedasyon; stres yanıtın azaltılması yani anksiyoliz oluşmasıdır. Sedatifler
(anksiyolitikler) anksiyeteyi azaltır, sakinleştirir ve heyecanı yatıştırırken,
motor ve mental fonksiyonlarda belirgin bir azalmaya neden olmazlar,
ancak artan dozlarda MSS depresyonunu artırır, halsizlik ve uyku hali yani
hipnotik etki oluştururlar.
İdeal bir
sedatif ajanın etkisi hızlı başlamalı, efektif ve yeterli sedasyon sağlarken,
kesildikten sonra derlenmesi hızlı ve uygulaması kolay olmalı, ilaç birikimine
neden olmamalı, advers etkileri ve diğer ilaçlarla etkileşimi minimal ve
ucuz olmalıdır.
Sedatif-Hipnotiklerin Sınıflandırılması
1.
Benzodiazepinler
2.
Barbitüratlar
3.
Barbitürat benzeri sedatif-hipnotikler
4.
5-hidroksitriptamin (serotonin) reseptör antagonistleri
1.BENZODİAZEPİNLER
Benzodiazepinler (BDZ), nöral transmisyonda inhibitör rol oynayan GABA
etkilerini arttırırlar. MSS’de yaygın olarak bulunan nöronlardan snaptik aralığa
GABA serbestleştiğinde, postsnaptik membranda glikoprotein yapısında sinaptik
geçişi inhibe eden reseptörlerin aktive olmasıyla ve reseptör proteinindeki
konformasyonel değişiklik sonucu Cl iyonlarına karşı geçirgenlik ve postsnaptik
hücrelere iyon girişinin artmasına, hücrelerin hiperpolarizasyonuna ve eksitatör
sitimuluslara karşı daha az reaksiyon verilmesine neden olurlar. GABA-erjik
snaptik fonksiyonun depresyonu ise hipereksitasyon, konvülsiyon ve ölümle
sonuçlanır.
Farmokokinetik
Tüm
BDZ’ler lipofiliktirler, bolus iv dozu takiben hızla kan beyin bariyerini
geçerrler. Diazepam ve midazolam gibi daha fazla lipofilik olanlar, lorazepam,
ve klordiazepoksit gibi daha az lipofilik olanlardan daha hızlı etki ederler.
Sedasyon ve anksiyoliz çabuk başlarsa da, hipnotik etki diğer iv indüksiyon
ajanlarından farklı olarak bir kol-beyin dolaşım süresi içinde olmaz. Beyinde ve
beyin omurilik sıvısında (BOS) birikme gözlenmez, plazma ve BOS’deki yarılanma
ömrü aynıdır, tekrar dağılım (redistrübisyon) ve hepatik metabolizma BOS’den
eliminasyonu etkiler. Etki süresi grup üyeleri arasında farklıdır; diazepamın
uyku oluşturma etkisi hızla sonlandığı halde yarılanma ömrü 20-60 saattir. Bütün
BDZ’ler plazma albuminine ortalama %40 oranında bağlanır. Renal ve hepatik
hastalığı olanlarda, malnütrisyonda, hipoalbüminemide ilacın serbest fraksiyonu
artacağından klinik etki artar bu nedenle bu durumlarda ilaç dozunun azaltılması
gerekir. İntravenöz uygulamayı takiben önce damardan zengin beyin, karaciğer,
böbrekler ve kalbe (santral kompartmana), daha sonra kas ve yağ dokusuna
(periferik kompartmana) dağılır. Eliminasyon hepatik biyotransformasyona
bağlıdır. Gastrointestinal yolla ve safra ile atılım sonucu, ince barsaklardan
tekrar emilerek, ilk enjeksiyondan 4-6 saat sonra ikinci bir pik etki oluşur ve
tekrar sedasyon gelişebilir. Hepatik biyotransfomasyon iki fazda oluşur.
Oksidasyon (Faz I) endoplazmik retikulumda P-450 ile, glukronid konjugasyon (Faz
II) sitoplazmada gerçekleşir. Faz I reaksiyonları; yaş, karaciğer hastalığı ve
ilaçlardan (simetidin, östrojen) etkilenir.
Midazolam gibi yüksek ekstraksiyon hızı olanlar hepatik kan akımı
değişikliklerinden daha çok etkilenirler. Metabolitlerin hipnotik aktivitesi
olması, desmetildiazepam da olduğu gibi uzun süren tedavilerde önemlidir.
Birikim ve yavaş eliminasyon yaşlılarda uzun süren sersemliğe sebep olur. Böbrek
ve karaciğer fonksiyonlarını bozmazlar, tek doz BDZ enzim indüksiyonu yapmaz.
Farmakodinamik
Benzodiazepinler MSS’de; serebral kortekste çok yoğun olup, daha az limbik yapı,
serebellar korteks, talamus ve hipotalamusta, en az da beyin sapı ve spinal
korddaki reseptör bölgelerini etkilerler. Beyaz cevher ise BDZ bağlanma bölgesi
içermez. BDZ’ler GABA salgılayan internöronların inhibitör etkisini
potansiyalize ederler. İyon kanallarında protein kompleksi şeklinde bulunan GABA
reseptörlerinden GABA-A alt tipi BDZ, alkol ve barbütüratlar için bağlanma
bölgeleri içerir. GABA-A reseptörleriyle birleşen klor kanalları 5 alt birimden
ibarettir. BDZ reseptörleri muhtemelen alfa alt birimde yer alır. Üç BDZ
reseptörü belirlenmiştir; BDZ-1 sedatif-hipnotik, BDZ-2 antikonvulsan ve BDZ-3
ise GABA-A klor kanal kompleksiyle ilgisi yoktur, beyinde daha periferde
yer alırlar ve sedatif etkisi yoktur. Santral BDZ reseptörlerinde agonist
etki direkt olarak klor kanallarını etkilemez, GABA’ya cevabı arttırır. Bu da
BDZ’lerin yüksek terapötik indeksini açıklar, aktiviteleri GABA’nın maksimum
cevabıyla sınırlıdır. GABA-BDZ reseptör kompleksine bağlanabilen BDZ olmayan
barbitüratlar, zolpidem ve zopiclone gibi birçok başka sedatif ilaç
bilinmektedir; .
Nörolojik etkileri
Merkezi sinir sisteminde doz bağımlı depresyon yapar, seçilen doza ve preperata
bağlı olarak günlük sedasyondan, genel anesteziye kadar farklı etki
oluştururlar. BDZ’ler düşük dozlarda, anksiyolitik ve antikonvülsandır. Plazma
konsatrasyonu arttıkca sedatif ve amneik etki oluşur. Uzun kullanımdan sonra
tolerans gelişir, alkol ile çapraz tolerans vardır. Aminofilin antagonist etki
gösterir. İntravenöz verildiklerinde anterograt amnezi yaparlar; 10 mg diazepam
ya da 5 mg midazolam kısa fakat, çok yoğun amnezi oluştururlar, lorazepamın
amnestik etkisi daha geç sonlanır. Amnestik etki hoş olmayan girişimlerin
hatırlanmasını önlediğinden önemli olup, en belirgin midazolamla gözlenir. Oral
ve im uygulamalarda amnezi belirgin değildir.
Tüm
BDZ’ler antikonvulsan etkiye sahiptirler, farklılık ilacın farklı BDZ
reseptörlerine afinitesine bağlıdır.
Hipnotik etki, en çok gece uykusuzluklarının tedavisinde klinik olarak
kullanılır, etkili dozlarda REM uyku dönemini kısaltır ve yavaş dalga uyku
dönemini uzatır. Uzun kullanımda tolerans ve bağımlılık söz konusudur.
Anestezi indüksiyonu; diazepam, midazolam ve flunitrazepam anestezi
indüksiyonunda kullanılırlar, kardiovasküler stabilite sağlamaları avantajsa da,
etkilerinin geç başlaması ve uzun sürmesi dezavantajdır.
Kardiovasküler sistem
Kardiyovasküler sistemde (KVS) depresyon oluşturmaz, ancak sistemik vasküler
resistansda düşme ve periferik vazodilatasyon sonucu kardiak debide hafif düşme
olur. Postural hipotansiyon gelişebilir. Oksijen ihtiyacı düşerken, koroner kan
akımı azalır, hafif bir vazodilatatör etki görülebilir. Anksiyolitik ve amnezik
özellikleri nedeniyle kardioversiyon da sedasyon için kullanılır
Solunum sistemi
Normal terapötik dozlarda oral kullanımda solunum depresyonu yapmaz, ancak
yaşlılarda uyku sırasında hava yolu obstrüksiyonu gelişebilir. İntravenöz
uygulamada opioid eklenmesi, enjeksiyon hızı, hastanın fizik durumu gibi
nedenler solunum depresyonunu geliştirebilir. Tidal volümdeki hafif düşme,
solunum hızı artırılarak kompanze edilir, karbondiokside cevap ihmal edilecek
kadar az değişir. Midazolamla iv sedasyon sırasında hastaların oksijen
desteğine ve yakın gözleme ihtiyaçları olabilir.
a)
Diazepam
Kimyasal yapısı: 7-chloro- 1,3 dihydro-1 methyl-5-phenyl 2H-1,4
benzodiazepin-2-one
Renksiz, kristal bazdır, suda çözülmez, lipid veya organik çözücülerde erir, mol
ağırlığı 285 dir, plazma proteinlerine % 98 bağlanır. Diazepamın 5 mg/ml
ampulleri pH’sı 6.4-6.9 arasında değişen visköz bir sıvı içinde bulunur.
İntravenöz enjeksiyon sıklıkla 7-10 gün içinde enjeksiyon yerinde
tromboflebite neden olur. Desmetildiazepam ve oksizepam metabolitlerinin
hipnotik etkisi vardır. Hatta desmetildiazepamın etkisi diazepamdan daha uzundur
ve birikir.
Sedatif, hipnotik özellikleri yanısıra antikonvülzan ve kas gevşetici etkisi
önemlidir. Solunum depresyonu yapmaksızın sorunsuz indüksiyon sağlar, ancak
enjeksiyonu ağrılıdır. İntravenöz kullanımda doza bağlı anterograt amnezi yapar.
Plasentadan geçer.
Yan etkileri
Uyuşukluk, yorgunluk ve sarhoşluk hissi, bazen görme bozukluğu, baş ağrısı,
konuşma bozukluğu, bellek bozukluğu ve agresif davranış şekli oluşturabilir.
Fizyolojik bağımlılık, yoksunluk sendromu yapar.
İndüksiyon için 0.3 mg/kg önerilmektedir.10 mg/ 2 ml lik ampülleri vardır.
b)
Midazolam
İmidazol halkası içeren imidazo benzodiazepin türevidir.
1976’da Fryer ve
Walser tarafından sentezlenmiştir.
Kimyasal
yapısı:
8-chloro-6(2-fluorophenyl)-1-methyl-4H-imidazo(1,5-a) (1,4) benzodiazepin
hidroklorid.
Suda çözülür, tuz halinde hazırlanmıştır, etkisi kısadır. Suda çözülür olmasına
rağmen, çözünürlüğü pH’ya bağlıdır. Plazma pH’sında diazepam halkası kapalı olup
lipidde çözünürlük artar. Asit pH’da (4) halka açık olup suda çözünürlük
bozulur. Asidik solüsyonlarla karıştırılmamalıdır.
Ticari şekli: Dormicum, Hypnovel, Versed adları ile piyasada bulunur. 5 mg/ml, 5
mg / 5 ml, 15 mg / 3 ml ve 50 mg / 10 ml olarak bulunur. Çeşitli solüsyonlar
(serum fizyolojik, dekstroz, Ringer laktat) karıştırışabilir. İntravenöz veya
infüzyon şeklinde uygulamalarda 1 mg / ml olacak şekilde sulandırılarak
hazırlanmalıdır.
Farmokokinetik
Diazepamın yüksek lipid çözülürlüğü, midazolamda serbest fraksiyon artışıyla
kompanze olmuştur. Bu iki ilacın benzer dağılım volümü ve etki başlangıcını
açıklar. Başlangıç redistrübisyonu (T1/2
a) midazolamda kısa olup hızlı derlenmeyi sağlar. Kan-beyin
bariyerini hızla geçerek 30-100 sn içinde etkisi başlar, 3 dk içinde maksimum
etkiye ulaşır. İntramüsküler uygulandığında ilk etki 5 dk’da, maksimum etki
20-30 dk’da oluşur. Diazepamdan 10 defa hızlı klirense sahip olduğundan,
eliminasyon yarı ömrü de belirgin olarak kısadır (1.5-3 saat). Hepatik
biyotransformasyonla yıkılır, metaboliti a-hidroksimidazolamın
yarı ömrü 1 saattir, glukronik asitle hızla konjuge olur. İdrarla 24 saat içinde
a-hidroksimidazolam olarak atılır.
Diğer iki metaboliti idrarla çok az atılır. Plazma klirensi 5.8-9.0 ml/dk/kg
dır. Eliminasyon yarı ömrü 2-2.4 saat olup yaşlı ve obezlerde uzar.
Klinik özellikler
Sedatif-hipnotik, anksiyolitik ve antikonvülzan özelliklere sahiptir. Anterograt
amnezi yapar, kas gevşetici etkisi vardır. Histamin salıverilmesine yol açmaz,
venöz irritasyon yapmaz, im enjeksiyonu ağrılı değildir. Hafif solunum
depresyonu oluşturabilir.
0.075 mg/kg iv dozu CO2 cevap eğrisinde hafif depresyon yapar.
Periferik dirençte ve kan basıncında hafif düşme yapar. Plasental bariyeri çok
az geçer, gebelerde kullanılabilir. Teratojenik veya karsinojenik etkisi
bildirilmemiştir. Kafa içi basıncını düşürür.
Klinik Kullanımı
Sedasyon
Premedikasyonda
0.07-0.08 mg/kg kullanılır. Endoskopi
sırasında bilinçli sedasyon için iv 0.07-0.1 mg/kg önerilir. Yoğun bakımda
0.03-0.2 mg/kg/st devamlı infüzyon şeklinde verilir.
Anestezi indüksiyonu
İndüksiyonda geniş
kişisel doz aralığı vardır, özellikle yaş ve birlikte kullanılan ilaçlar kesin
doz önerilmesini zorlaştırır. Midazolamın 0.2-0.3 mg/kg dozlarıyla indüksiyon
4-5 mg/kg tiyopentalden daha yavaştır. Premedikasyonda veya indüksiyon
başlangıcında genellikle opioid kullanılması tavsiye edilir, bunu takiben
gittikçe artan dozlar hasta izlenerek verilir, emirlere cevap verememe
indüksiyon sonu olarak kabul edilmelidir. Kirpik refleksi takibi daha büyük doz
kullanımına yol açar, yine de endotrakeal entübasyondan önce kontrol
edilmelidir.. 0.5 mg/kg’dan daha fazla iv bolus doz tavsiye edilmez, yaşlı ve
yüksek riskli olgularda total doz 2-3 mg’ı geçmemelidir. Laringoskopiye
kardiovasküler cevabı azaltır. Benzodiazepinlerin diğer indüksiyon ajanlarında
olduğu gibi derin biliçsizlik oluşturmama özellikleri kısa girişimlerde tek
başına kullanımlarını kısıtlar, benzodiazepinler eğer ağrılı uyaran oluşacaksa
bir opioidle ,nitrozoksit veya inhalasyon anesteziği ile kombine edilmelidir.
Anestezi idamesi
Tekrarlanan bolus doz uygulaması kısa işlemler için uygulanabilirse de,
infüzyon teknikleri tercih edilmelidir. Hedef plazma düzeyi 300 ng/ml
olacak şekilde infüzyon hızı; 0.25 mg/kg bolus enjeksiyonu takiben, 0.165
mg/kg/st ilk 15 dk, 0.125 mg/kg idame olarak ayarlanır. Kişisel farklılıklar
veya cerrahi uyaranın şiddeti nedeniyle ihtiyaç belirdiğinde ilave olarak 2.5-5
mg bolus doz geçici olarak hipnotik derinliği arttırır.
Midazolam opioid veya ketamin ile kombine edilmelidir,
rejyonal anestezi sırasında tek başına kullanılabilir. Midazolam
anestezisinden iyileşme kısmen kullanılan doza kısmen de veriliş süresine
bağlıdır. Plazma konsantrasyonu 200 ng/ml olduğunda hasta uyarılabilir, uyanık
olması için plazma konsantrasyonunun 75 ng/ml olması gerekir. Uzun süre infüze
edildiğinde en önemli dezavantajı derlenmenin uzamasıdır. Cerrahi sonuna doğru
dozun azaltılması veya flumazenil kullanılması çözüm olabilir. Midazolam, opioid
ve nitroz oksitle kombine edilerek 0.1 mg/kg dozda uygulandığında malign
hipertermi şüpheli hastaların major cerrahisinde başarıyla kullanılabilir.
Rejyonel anestezi sırasında titre edilen bolus dozu takiben 0.05-0.2 mg/kg/st
infüzyon verilebilir, beraberinde oksijen verilmelidir.
c)
Flunitrazepam
Diazepamdan on kez güçlü bir ajandır, organik çözücülerde erir, etkisi çabuk
başlar ancak uzun sürer. Plazma proteinlerine % 80 oranında bağlanır.
Eliminasyon yarı ömrü yaklaşık 25 saattir. Metabolitleri inaktiftir. % 80-90
idrarla, % 10 feçesle atılır. Tolarans çok yüksek olup, toksik etkisi yoktur.
Güçlü anterograt amnezi yapar. Anestezide hipnotik veya sedatif olarak
kullanılır. Premedikasyon ve anestezi indüksiyonunda 0.015-0.030 mg/kg
dozlarında im/iv kullanılır. Solunum sistemi ve kardiovasküler sistem üzerine
etkisi minimaldir. 2 mg’lık tabletleri ve 2 mg/ml ampulleri vardır.
d) Lorazepam
Yarı
ömrü uzun, glukronidasyonla inaktif bir metabolite metabolize olur (diazepam
gibi oksidasyonla metabolize olanlara göre üstünlük gösterir). Hepatik
disfonksiyonda oksidasyon glukronidasyondan daha çok etkileneceği için lorazepam
tercih edilir.
Preparatları: 0.5, 1, 2 mg tb. ve 2 ve 4 mg/ml parenteral formları vardır.
Doz:
0.03-0.0.0 mg /kg bolus ya da 2-4 mg /4-6 saat
İlaç etkileşmeleri
Diğer BDZ’lerin aksine simetidinle etkileşmez, narkotik analjezikler ve
antikonvülzanlarla aditif etki gösterir.
Doz bağımlı advers etkileri
Sedasyon, yorgunluk, sersemlik, letarji, başdönmesi, ataksi, kas güçsüzlüğü,
mental fonksiyonlarda bozulma
Flumazenil
Kimyasal Yapısı:
Ethyl-8.fluoro-5,6 dihydro-5 methyl-6-oxo-4 H imidazo (1,5-a)-(1,4)
benzodiazepin-3-carboxylate.
Ticari adı
Anexate, suda çözünür, 1 mg/10 ml lik ampullerde bulunur.
Klinik dozlarda saf kompetetif BDZ antagonistidir. BDZ
reseptörlerine reversibl bağlanır, intrinsik aktivitesi yoktur. Bu ilaç BDZ
agonistlerinin tedavide daha rahat kullanımını artırmıştır. Halotan
anestezisinden derlenmeyi hızlandırırsa da, mekanizması tam olarak
bilinmemektedir.
Farmokokinetik. iv uygulamayı takiben 5-8 dk’da beyinde maksimum konsantrasyona
ulaşır, hızla redistiribüsyona uğrar. Albümine %50 bağlanır, karaciğerde
metabolize olur, çok az miktarı değişmeden atılır. Yarılanma ömrü 1 saatten
azdır ve 700 ml/dk yüksek klirense sahiptir.
Kullanılış şekli parenteraldir. İntravenöz olarak 0.2
mg bolus dozu takiben hasta cevabı izlenerek 0.1-0.2 mg tekrarlanan dozlar titre
edilerek 1 dk aralıklarla verilir, toplam 1 mg üstüne çıkılmaması önerilir.
Klinik kullanımı
Benzodiazepinlere bağlı sedasyonu gerektiğinde kaldırmak için kullanılır (aşırı
doz, ventilatörden ayırma, ayaktan hasta gibi). Yüksek dozlarda bile iyi tolere
edilir, daha uzun etki için infüzyon şeklinde verilebilir. Standart bolus doz
0.005-0.01 mg/kg dır, 0.1-0.2 mg ilave dozlar 1 dk aralıklarla tekrarlanabilir,
maksimum 1 mg üzerine çıkılmaması önerilir. Midazolamla yarılanma ömrü benzer
olduğundan tekrar sedasyon (resedasyon) beklenmez, fakat diğer BDZ’lerle 100-400
mg/st infüzyon uygundur. Karaciğer
yetmezliğine bağlı ensefalopatide koma, kısmen flumazenil ile kaldırılabilir.
Bazı
hastalarda bulantı veya geçici ajitasyon gib önemsiz yan etkiler gözlenebilir.
Flumazenil kapalı kafa hasarı olanlarda kafa içi basınç artabileceğinden
kullanılmamalıdır. Uzun süre BDZ kullananlarda veya bağımlılarda, şiddetli
yoksunluk sendromu oluşturabilir.
KAYNAKLAR
1.
Dundee JW. Pharmacology of intravenous anaesthetics and hypnotics. In:
Nunn JF,, Utting JE, Brown BR (eds), General Anaesthesia, 5th
edition, Butterworth and Co. Ltd., Cornwall, pp 115-134, 1989.
2.
Fee JPH. Sedative Drugs. In: Anaesthetic Physiology and
Pharmacology, McCaugghey W, Clarke RSJ, Fee JPH, Wallace WFM (eds),
Churchill Livingston, New York, pp 191-206, 1997.
3.
Gillman AG, Rall TW, Nies AS, Taylor P. Goodman & Gillman’s The
Pharmacological Basis of Therapeutics. 8th edition.McGraw-Hill
Intenational Inc., 1991.
4.
Katzung BG (Çeviri:Özüner Z, Süzer Ö). Temel ve Klinik Farmakoloji,
6.baskı, Barış Kitabevi, Ankara, 1995.
5.
Kayaalp SO. Rasyonel Tedavi Yönünden Tıbbi Farmakoloji, Taş Kitabevi,
Ankara, s 934-954, 1998.
6.
Lamb JM. Sedatives and Anticonvulsants. In: Aitkenhead AR, Rowbotham DJ,
Smith G (eds). Textbook of Anaesthesia, 4th edition, Harcourt
Publishers Ltd., pp 195, 2001.
7.
Nilsson A. Benzodiazepins and their reversal. In: Monographs in
Anesthesiology Total Intravenous Anesthesia, Kay B (ed), 21st
edition, Elsevier, Amsterdam, pp 57-80, 1991..
8.
Onur R. Sedatif-Hipnotikler ve Alkoller. In:Bökesoy, Çakıcı İ, Melli M
(eds). Farmakoloji Ders Kitabı, Gazi Kitabevi, Ankara, s 261-4, 2000.
9.
Vickers MD, Morgan M, Spencer PSJ. Drugs in Anaesthetic Practice. 7th
edition. Butterworth-Heinemann Ltd., 1991, 75-100.
|