|
Prof.Dr.Yılmaz Göğüş
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi
Anesteziyoloji Anabilim Dalı
Doğum ağrısı bilinen ağrı türleri
içinde en şiddetli olanlardandır ve doğum, birçok kadın için çok ciddi bir ağrı
deneyimidir. Dolayısı ile ideal doğum analjesinin, ağrıyı belirgin oranda
azaltması bu arada anne adayının doğum olayına katılımını engellememesi, fetus
ve yeni doğanın vital işlevlerini baskılamaması beklenir. Son zamanlarda
uygulanan analjezi yöntemleri bu amaçlara belirgin ölçüde ulaşabilmekte ve anne
adayını sedatize etmeden analjezi sağlayabilmektedir. Bunlar arasında spinal
opioid kullanımı, dilüe lokal anestezik ve opioid birlikteliğinin devamlı
epidural infüzyonu, kombine spinal epidural anestezi, hasta kontrollu epidural
anestezi ve devamlı spinal anestezi sayılabilir.
Her nekadar ideal doğum
analjezisinin niteliklerinin belirtilmesi, bizi bu yöntemin uygun farmakolojik
ajan seçimi ile rejyonal anestezi uygulanması noktasına getiriyorsa da, bu
amaçla uygulanan diğer yöntemlerin de en azından tarihsel değerleri ve kiminin
hala uygulanıyor olması nedeni ile kısaca hatırlanması gerektiği kanısındayım.
PSİKOLOJİK YÖNTEMLER
Hipnoz : Bu yöntem ; doğum
ağrısının azaltılması konusunda etkin ve diğerlerine oranla farmakolojik ajan ve
ekipman gerektirmemesi, fetus ve yeni doğan üzerinde olumsuz etkilere sahip
olmaması gibi avantajları olan bir yöntemdir. Yaygın bir şekilde
uygulanmamasının nedeni ; zaman ve gebeliğin son aylarında anne adayı ile
birlikte eğitim toplantıları gerektirmesi, bir hipnotiste gereksinim olması ve
etkisinin genelleştirilememesidir.
Psikoprofilaksi : Travay
ve doğum hakkında annenin bilgilendirilmesini, doğum ağrısına toleransı
artırmaya yönelik eğitimi içeren bir yöntemdir. Ağrıyı tamamen gidermemekle
birlikte analjezik ajan gereksinimini azaltan bir yöntemdir.
ELEKTRİKSEL STİMÜLASYON YÖNTEMLERİ
Akupunktur :
Kimi cerrahi girişimlerde etkinliği gösterilmiş
olmakla birlikte, Çin ya da bir başka ülkede doğum analjezisi için yaygın bir
şekilde kullanılmamış bir yöntemdir. Histerektomi ve dismenore noktaları
kullanılarak anne adaylarının %90’ında eşdeğer ve yeterli olmamakla birlikte
analjezi oluşturduğu gösterilmiştir. Tüm olgularda ek analjezik kullanımı
gerekmektedir.
Transkutaneus elektriksel
sinir stimülasyonu (TENS) : Etki mekanizması bilinmemektedir. Cilde pulsatil
elektriksel uyaran verilerek gerçekleştirilir. Yeterli çalışma olmamakla
birlikte hastaların %90’ında etkili olduğu gösterilmiştir. Elektrodlar sırtta
T10-L1 ve sakral dermatomlar hizasında orta hatta yerleştirilerek uygulanır.
Fetal kalp atım monitörizasyonunda artifaktlara neden olması,
elektriksel uyarıların tolere edilememesi ve aygıtın pahalı olması gibi
sakıncaları vardır.
İNHALASYON ANALJEZİSİ
Bu yöntem
anestezinin kullanılmaya başlandığı ilk yıllardan (1847) beri uygulanmaktadır.
Başta azot protoksid olmak üzere çeşitli inhalasyon ajanları uygun kullanımları
halinde güvenli, etkin ve ucuz bir analjezi yöntemi oluştururlar. Azot
protoksid ; oksijen ile birlikte, hastanın kendisinin kullanabileceği, yakın
izlem gerektirmeyen, rota dereceli analjezi oluşturur. Hasta maskeyi kendisi
tutarak oksijen içinde %70’den fazla azot protoksid içermeyen gaz karışımını
soluyabilir (Entonox). Yeni doğandan atılımı birkaç dakika içinde gerçekleşir ve
solunum depresyonuna neden olmaz. Özellikle rejyonal anestezi uygulanamayacak
hastalarda uygulanabilecek bir yöntemdir. Enfluran, izofluran, sevofluran gibi
inhalasyon anestezik ajanları, yüz maskesi aracılığı ile, devre dışında
vaporizatörler kullanılarak istenen konsantrasyonlarda uygulanabilirler.
Dezavantajları ; irritan olabilen kokuları, bulantı, kusma ve başağrısına yol
açabilmeleridir. Uterin kontraktiliteyi deprese etmez ve postpartum kanamayı
artırmazlar.
PARENTERAL OPİOİDLER
Opioidlerin
intravenöz ve intramuskuler olarak sistemik kullanımları doğum ağrısını etkin
bir şekilde ortadan kaldırabilir. Bununla birlikte ; annede sedasyon ve solunum
depresyonu, mide boşalma zamanı gecikmesi, postural hipotansiyon ile fetus ve
yeni doğanda solunum depresyonu kalp hızı değişikliklerine neden olmaları doğum
analjezisinde kullanımlarını sınırlamaktadır. Tüm bu etkiler nalokson ile
(0.1-0.4mg anneye,0.01-0.04mg yeni doğana) giderilebilir.
|
|
I.V. (mg)
|
I.M. (mg)
|
Süre (saat)
|
|
Meperidin |
25-50 |
50-100 |
1-4 |
|
Morfin |
2-5 |
5-10 |
1-4 |
|
Fentanil |
0.025-0.05 |
0.05-0.1 |
0.5-1 |
|
Butorfanol |
0.5-1 |
1-2 |
1-2 |
|
Pentazosin |
10-20 |
20-30 |
2-4 |
|
Ketamin |
10-15 |
|
¼- ½ |
Opioidler intravenöz ve
intramuskuler kullanımları dışında hasta kontrollu analjezi yöntemi ile de
kullanılabilirler. Fakat rejyonal blok yöntemlerinin gelişimi ve yaygın kullanım
alanı bulması bu yöntemin uygulanma sıklığını sınırlamıştır.
PERİFERİK LOKAL ANESTEZİK YÖNTEMLER
İnfiltrasyon:
Epizyotomi ve onarımı için %0.5-1 lidokain ile
uygulanabilecek bir yöntemdir. Derin onarım için analjezi kalitesinin yeterli
olmayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.
Paraservikal blok:
Serviksin iki yanına 5-10ml lokal anestezik ajanın injeksiyonu ile
gerçekleştirilebilir. Doğumun birinci aşaması için mükemmel bir analjezi sağlar.
Fakat fetal bradikardiye neden olduğundan sıklıkla uygulanmaz.
Pudendal sinir bloğu: Bu
sinirin blokajı ile doğum kanalı ve perinede analjezi sağlanabilir. Kontraksiyon
ve servikal dilatasyon ağrısına etkisizdir.
NÖRAKSİYEL BLOKLAR
Doğum analjezisi amacı ile
uygulanan yöntemler içinde en etkin ve en az depresan etkiye sahip olanları
epidural, spinal ve kombine epidural spinal anestezi yöntemleridir. Lipid
eriyirliği yüksek bir opioid ajanla yapılan tek doz spinal anestezi çabuk ve
basit fakat etki süresi sınırlı bir yöntemdir. Devamlı epidural blok mükemmel
ağrı tedavisi ve uzatılabilir süresi ile cazip iken, etki başlama zamanının geç
olması ve motor bloğa neden olması gibi dezavantajlara sahiptir. Kombine
spinal epidural anestezi ise epidural ve spinal anestezinin çekici yönlerini
birleştiren bir yöntemdir.
Opioid ajanların devamlı epidural infüzyonu
Önceleri nöraksiyel bloklar
sırasında bupivakainin %0.5-0.25 gibi yüksek konsantrasyonları kullanılır ve
ağrı tedavisi yanında sıklıkla motor blok izlenirken, yaklaşık on yıldır dilüe
lokal anesteziklerin etkisinin incelendiği çalışmalar literatürde yer almaya
başlamıştır. Bu çalışmalar sonucunda, kullanılacak dilüe lokal anestezik ve
opioid birlikteliği ile etkin ağrı tedavisinin yapılabildiği ve hiç motor blok
oluşmadığı gösterilmiştir. Giderek dilüe lokal anestezik ve lipid eriyirliği
yüksek opioid ajanın epidural bölgeye infüzyonunun; etkin ağrı tedavisi
oluştururken, anne adayının yürüme ve hareket yeteneğinin sınırlanmadığı ve anne
ve fetusun plazma ilaç konsantrasyonlarının güvenli sınırlar içinde kaldığı
gösterilmiştir. Sıklıkla kullanılan doz, %0.0625 bupivakain ve 2mg/ml
fentanil karışımının10-12ml/s süratinde infüzyonudur. Bazı anestezi doktorları
tarafından %0.125 bupivakain ve 1mg/ml
fentanil karışımı da kullanılabilmektedir. Doğum analjezisi için ilk önce
denenen morfinin etkisi, gerek geç başlaması ve gerekse sahip olduğu yan etkiler
nedeni ile optimal bulunmamıştır. Fentanil, özellikle yüksek dozlarda
kullanıldığında morfinin yan etkilerine neden olmadan etkin ağrı tedavisi
oluşturabilmiştir. 1980’lerin sonuna doğru bupivakaine eklenen fentanilin, lokal
anestezik ajan gereksinimini %50 oranında azalttığı dikkati çekmiştir. Fentanil
ile birlikte kullanılan dilüe bupivakainin motor bloğa yol açmadığı ve %0.25
bupivakain kadar etkin analjezi oluşturduğu anlaşılmıştır. Öte yandan infüzyon
olarak kullanılmasının tek doza oranla kesintisiz ve kardiyovasküler stabilite
sağlayarak istenen sonucu oluşturduğu da gözlenmiştir. Ayrıca infüzyon sırasında
gerektiğinde hem lokal anestezik hem de opioid ajanın ek dozlarının yapılması da
olasıdır. Ek doz olarak yapılacak fentanilin lokal anestezik ajan ya da koruyucu
içermeyen serum fizyolojik ile sulandırılması önerilmektedir.
Kombine spinal epidural anestezi
Anne adaylarında motor bloğa
neden olmadan doğumun erken ve geç dönemlerinde etkin analjezi sağlayan bir
başka yöntem de kombine spinal epidural anestezidir. Alternatif yöntemler ile
kombine spinal epidural anestezinin karşılaştırıldığı çalışmalarda yöntemin,
oluşturduğu analjezinin çabukluğu ve kalitesi, hareket serbestisi sağlaması
nedeni ile ileri derecede hasta memnuniyetine neden olduğu saptanmıştır. Kombine
spinal epidural anestezi sırasında kullanılan fentanil veya sufentanil gibi kısa
etkili lipid eriyirliği yüksek opioidler doğumun ilk aşamasında etkin analjezi
sağlarlar. İki ajanın birbirine belirgin üstünlüğü gösterilememiştir. Sufentanil
2.5 – 10 mg, fentanil 10 – 25
mg intratekal
kullanılarak etkin doğum analjezisi sağlanabilmektedir. Sufentanil intratekal
kullanıldığında epidural kullanımına oranla daha etkin analjezi sağlamaktadır.
Tüm lipid eriyirliği yüksek opioidler intratekal kullanımlarında doğumun ikinci
aşamasında analjezi açısından yetersiz kalmaktadırlar. Bu aşamada lokal
anestezik ile birlikte kullanılmaları gerekecektir. 2.5-10
mg sufentanil 2.5 mg
bupivakain ile birlikte çabuk,etkin analjezi sağlarken motor bloğa neden
olmayacaktır. Fentanilin 50 mg
dozunun, 25 mg’a oranla çok
az ek yarar sağladığı buna karşın yan etkileri belirgin ölçüde artırdığı
gösterilmiştir. Meperidin lokal anestezik etkisi, morfin ise neden
olduğu uzun süreli; bulantı, kusma, solunum depresyonu, etkisinin geç başlaması
ve yetersiz analjezi gibi istenmeyen etkiler nedeni ile bu amaçla tercih edilen
bir opioid değildirler.
Doğumda intratekal opioid uygulanmasının olası yan
etki ve komplikasyonları
Hipotansiyon:
Sempatik bloğa neden olmamalarına
karşın intratekal fentanil ve sufentanil kullanımı sonrası hipotansiyon
olasılığı vardır ve anne adaylarının hemodinamik monitörizasyonu ihmal
edilmemelidir.
Uterin hiperstimülasyon-fetal
bradikardi:
Sık olmamakla
birlikte intratekal opioid kullanımı sonrası izlenen maternal katekolamin
düzeyindeki azalma uterin hipertonisite ve fetal bradikardiye neden olabilir.
Postdural ponksiyon sonrası baş
ağrısı:
Kullanılan
Sprotte, Whitacre ve Pencan gibi ince ve travmatik olmayan spinal iğneler ile bu
komplikasyon çok düşük düzeylere inmiştir.
Epidural kateterin intratekal yer
değiştirmesi:
Bu komplikasyonun
çok seyrek olarak gözlendiği bilinmekte, hatta çalışmalarda epidural kateterin
25G spinal iğnenin açtığı dural delikten geçmesinin olanaksız olduğu ileri
sürülmektedir.
Epidural bölgeye enjekte edilen
ajanın intratekal bölgeye yayılımı:
Epidural bölgeye
enjekte edilen lokal anestezik ajanın daha yüksek dermatomlara ulaşabildiği
gösterilmiştir ve bu da ajanın intratekal bölgeye geçebildiğinin bir
göstergesidir. Bununla birlikte bu etkinin klinik olarak önemli bir etki
olmadığı ileri sürülmektedir.
Metal parçacıklar:
Elektron
mikroskopisi ve atomik absorbsiyon spektroskopisi ile yapılan çalışmalar
günümüzde kullanılan iğneler ile bu komplikasyonun klinik olarak gözlenmediğini
ortaya çıkarmıştır.
Solunum depresyonu:
Çalışmalar,
kombine spinal epidural anestezi sırasında intratekal olarak kullanılan opioid
ajan ile solunum depresyonunun,özellikle beraberinde parentareal opioid
kullanılan annelerde oluştuğunu göstermektedir. Bununla birlikte sadece
intratekal fentanil ve sufentanil kullanılan annelerde de akut solunum
depresyonu izlenebilmektedir. Dolayısı ile solunum sayı ve derinliğinin
monitörize edilmesi gereklidir.
Kombine spinal epidural anestezi
sırasında spinal iğnenin intratekal bölgeye ulaşamaması:
Bu komplikasyonun
olası nedenleri; spinal iğne boyunun kısa olması, epidural iğnenin yanlış
pozisyonu dolayısı ile spinal iğneyi yanlış yönlendirmesi ve duranın pozisyon
farklılıkları olabilir.
Kombine spinal epidural anestezi sonrası annenin
hareket yeteneği:
Travay sırasında anne adayının
ayakta durabilmesi ya da yürüyebilmesinin doğum olayının başarısı konusunda
etkin olabildiği ileri sürülmüştür. Yürüyüş pelvis boyutlarını büyütecek, ayakta
durma ise aorto-kaval basıyı azaltacaktır. Öte yandan hareketli anne adayının ve
dolayısı ile fetusun vital fonksiyonlarının monitörizasyonu güçleşmektedir. Bu
nedenle anneye hareket olanağı sağlarken anne ve fetusun vital fonksiyonlarını
aralıklı monitörize etmeye olanak tanıyacak protokoller yapılmıştır ve
uygulanmaktadır.
Hasta kontrollu epidural analjezi
Bu yöntemin önerildiği 1988
yılından bu yana birçok çalışma yapılmıştır. Avantajları arasında; uygulanacak
ilaç dozunu en aza indirgenmesi, sağlık personelinin zaman tasarrufu, anne
adayının kişisel tatmininin üst düzeyde olması ve etkin analjezi sayılabilir.
Uygulanması sırasında olabildiğince dilüe lokal anestezik ajan kullanılması,
birer saatlik düzenlemeler yapılması ve periyodik kontrollar yapılması
gereklidir. Hasta kontrollu epidural analjezi uygulanması sırasında sürekli
infüzyon gerekip gerekmediği hala cevaplanmış bir soru değildir.
Mikrokateterler ile devamlı spinal
anestezi
28-32G kateterler
ve bunlara uygun spinal iğneler ile gerçekleştirilen devamlı spinal anestezi
doğum analjezisi amacı ile 1980’li yılların sonundan beri uygulanmaktadır.
Hernekadar Amerika Birleşik Devletleri’nde mikro kateterler nedeni ile izlenen
kauda ekina sendromu dolayısı ile yöntem uygulanmıyorsa da Avrupa’da başarı ile
uygulandığını gösterir çalışmalar bulunmaktadır. Devamlı spinal anestezi
uygulamasında mikro kateterlerin ne kadar süre ile intratekal bölgede
bırakılmasının uygun olacağı konusunda fikir birliği yoksa da 96 saate kadar
infeksiyon görülmediği bildirilmektedir. Yöntem epidural bölge için kullanılan
makro kateterler ile de uygulanmaktadır.
Yeni ilaçlar
Ropivakain
Bupivakainin S izomeri ve propil
homologudur. Bupivakaine oranla daha selektif duyu bloğu yapar ve daha az
kardiyotoksiktir. Buna karşın etkinliğinin daha az olduğu da bilinmektedir.
Levobupivakain
Bupivakainin S izomeridir.
İntravasküler enjeksiyonu halinde güvenlik sınırı daha geniştir. Etkinlik
açısından ropivakainle karşılaştırıldığında bupivakaine daha yakındır.
Klonidin
Alfa 2 adrenoreseptör
antagonistidir. Spinal kord arka boynuzunda etkin olarak analjezi oluşturur.
Motor blok yapmamasına karşın, hipotansiyon ve sedasyon gibi yan etkileri nedeni
ile ancak ek bir analjezik olarak önem kazanabilmiştir.
Neostigmin
İntratekal kullanımı ile
asetilkolin metabolizmasını baskılayarak analjezi oluşturur.
Birçok başka ajan doğum
analjezisi sırasında uygulanmak amacı ile araştırılmakta ve ideal analjezik
kombinasyonunu belirlemeye yönelik çalışmalar sürmektedir. İntratekal bölgeye
enjekte edilecek farmakolojik ajanın meningeal irritasyon, inflamasyon,
demiyelinasyon ve nöron kaybına yol açabilecek olması detaylı deneysel ve klinik
çalışmalar gerektirmektedir.
“American Society of Anesthesiology” nin doğumda
rejyonal anestezi uygulamaları ile ilgili önerileri:
1.
Rejyonal anestezi, işlemin gerektirdiği ilaç ve ekipmanın bulunduğu
yerlerde yapılabilir.
2.
Rejyonal anestezi bu konuda eğitim görmüş bir anestezi doktoru tarafından
yapılabilir.
3.
Rejyonal anestezi; anne adayı bir anestezi doktoru tarafından muayene
edilmeden, anne adayı ve fetus bir obstetrisyen tarafından değerlendirilmeden
uygulanamaz.
4.
Rejyonal anestezi uygulanması sırasında ve süresince anne adayına
intravenöz infüzyon uygulanmalıdır.
5.
Rejyonal anestezi süresince anne adayının vital fonksiyonları ve fetusun
kalp ritmi monitörize edilmelidir.
6.
Gerektiğinde anneye müdahale edecek anestezi doktoru dışında, yenidoğanın
resusitasyonu için yetkin bir doktor ortamda bulunmalıdır.
7.
Anne anestezi sonrası vital fonksiyonları açısından tatminkar şekilde
stabil olana kadar anestezi doktoru tarafından yalnız bırakılmamalı ve gerekli
monitörizasyon yöntemleri uygulanmalıdır.
|