|
| |
İNFEKSİYON VE İMMUN YANIT
Doç. Dr. Yeşim TAŞOVA, Çukurova Ünv. Tıp Fak Klin.
Bakt. Ve Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı, ADANA
Bir patojenin insan vücuduna
girmesi her zaman aynı sonuçlara yol açmaz. Hatta aynı konağa aynı patojen girse
bile her defasında aynı sonuçlar görülmez. Bir infeksiyon hastalığının
gelişmesinde patojene ve konağa ait özellikler ve bunların etkileşimi infeksiyon
hastalıklarının seyrini belirler. Konak ve patojen arasındaki ilişki patojenin
konağa girişi, yerleştiği yer, kolonizasyonu ve invazyonu, konağın immun
sisteminin o sıradaki durumu ve yanıtı, patojenin immun sistemden kaçabilme
yateneği ve tüm bu olayların sonunda konak dokusunda meydana gelebilecek
zararların veya fonksiyonel bozukluğu içerir. Duyarlı bir konak bir patojen ile
karşılaştığında meydana gelebilecek olaylar a) infeksiyon oluşmaz, b) subklinik
seyreder, c) hafif seyirli akur semptomatik hastalık olur, d) ağır seyirliakut
hastalık, e) kronik infeksiyöz hastalık, f) latent infeksiyon şeklinde
özetlenir.
Patojenler infeksiyon sırasında
konak hücernin dışında veya içinde yaşamlarını idame ettirebilirler. Hücre
dışında yaşayan patojenler fagositer hücrelere genelde direnç gösterir ve vücut
sıvılarında ve doku alanlarında ürerler. Hücre içi patojenler fagositlerin
içinde öldürülemeden yaşabilirler. Klinik olarak hücre içi ve dışı patojenlerde
de bazı farklılıklar olabilir. Örneğin kapsüllü bir bakteri olan ve hücre
dışında yaşayan Streptococcus pneumoniae hızla ilerleyen akut pnömoni
oluşturur ve iyileşme süreci kapsülün antifagositik özelliğini nötralize eden
opsonize edici antikorları ürettiği için hızla iyileşir. Hücre içi yaşayan
Mycobacterium tuberculosis ise genelde daha yavaş başlangıç gösterir ve
kronik bir hastalık geliştirir. İyileşme süreci daha uzundur ve relaps görülme
olasılığı fazladır. Hücre içi patojenlere konak hücresinin sağladığı koruma
immun sistemin ( hem hücresel hem de humoral ) patojene ulaşmasını engeller.
İnfekte konak hücer özellikle hareketli fagositer hücreler infeksiyonu tüm
vücuda yayabilirler.
Pek çok hastalık tek bir patojen
ile gelişrken gazlı gangren gibi bazıları birden fazla patojen ile meydana
gelebilir. Yine bir infeksiyon sonunda konak direncinin kırılması sonunda (
floranın bozulması vb. ) takiben başka patojenler ile süperinfeksiyon gelişir.
Örneğin antibiyoitk tedavisi sonunda Clostridium difficile ile gelişen
gelişen psödomembranöz enterokolit vb.
Konak savunmasının her hangi bir
nedenle bozulması da infeksiyon gelişiminde önemlidir. İnfeksiyonlara konağı
eğilimli kılan bazı hazırlayıcı faktörlerin varlığı önemlidir. Predispozan
faktörler olarakta bilinen bu durumlar diabet, kronik karaciğer hastalığı,
kronik böbrek hastalığı, kanser ve kemoterapi, steroid tedavisi, travma,
operasyon vb. gibi intrensek ve ekstrensek faktörlerdir. Özellikle altta yatan
ciddi immun sistem defektleri olan kişilerde düşük virülanslı patojenler ile
infeksiyon gelişme sıklığı artar. Tablo 1de
Patojen konak hücresine girdikten
sonra kendine özel bölgelerde kolonize olur. Bazı patojenler doku tropizmi
gösterirler. Bunda o bölgedeki konak hücresinde patojene uyan reseptörlerin
olması, o bölgedeki beslenme ve çevresel koşullara bağlıdır. Örneğin İnfluenza
virüsü solunum epitel hücrelerine bağlanır. Yine Staphylococcus aureus
derideki tuz ve yağ asitlerine dayanıklıdır bu nedenle deri infekdiyonlarında
sık etkendir. Sonuçta bir patojene bağlı gelişen bir infeksiyonlar birkaç
şekilde gelişir.
1) Patojen
infeksiyonun primer bölgesinde çoğalır ve yöresel epiteli penetre etmez. Ajan
komşu dokulara invaze olmaz ki bunlara noninvazivle denir. Çoğalan patojen ya
lokalize olarak infeksiyon yapar ( S.aureus ) veya toksinleri ile
infeksiyona ( tetanoz )neden olur.
2) Patojen
bölgesel epiteli ve çevreleyen dokuyu invaze ederek lokalize invaziv hastalık
yapar. Shigella dysenteriae neden olduğu basilli dizanteride oluşan
barsak ülserleri gibi
3) Patojen daha
derin dokulara penetre olur ve tüm vücuda yayılır. Bu invaziv patojenler hem
primer bölgede hem de invaze oldukları sekonder dokuda çoğalır. Bunların
mortalitesi yüksektir. Sekonder dokuların invazyonu genellikel septisemi izler.
Yani patojenlerin kanda üremesi olur.
Patojenin infeksiyon sırasında
geliştirdiği doku hasarı mikroorganizmaların direkt etkisi ile gelişen hasar ve
konağa bağlı faktörler ile oluşan hasarın bütünü ile oluşur. Mikroorganizmanın
direkt etkisi konak hücresinin DNA ve RNAsına etkilenmesi, toksinlerin etkisi
ile gelişebilir. Konağa bağlı faktörler fagositer ve NK hücreleri, kompleman,
interferon ve inflamatuvar yanıt, fagositoz gibi doğal savunma sistemlerini ve
bağışık yanıt ve bunun sonuçlarını içerir.
Modern tıbbın ilerlemesi ile
birlikte bazı hastaların yaşam süreleri her geçen gün artmaktadır. Yaşam süresi
artan hastalar içinde immun sistemi çeşitli nedenler ile baskılanan hastalar da
vardır. İmmun sistemi baskılanan hastalar immunite ve infeksiyon arasındaki
bağlantıyı en açık şekilde göstermektedirler. Kanser hastalarında daha agresif
kemoterapi, kemikiliği ve solid organ transplantasyonu gibi uygulamalar ,
kanamanın daha aktif kontrol edilmesi , antibiyotik tedavisindeki gelişmeler
kanserli hastaların yaşam süresini arttırmıştır. Ancak hala hastaların önemli
bir kısmında mortalite ve morbiditenin en önemli nedeni infeksiyonlardır. Akut
lösemide ölümlerin %70den infeksiyonlar sorumludur. Altta yatan hastalık ve
tedavisi için kullanılan sitotoksik ajanlar konak savunma sistemini birkaç yerde
bozmakta ve infeksiyonlara eğilimi arttırmaktadır. Ayrıca hastaların yaşam
sürelerinin artması infeksiyona zemin hazırlayan pek çok uygulama ve çevre
koşulları ile karşılaşmaya da neden olmaktadır. Konjenital immun yetmezliklerin
dışında çeşitli nedenler ile uzun süreli kortikosteroid kullanımı ve 1980lerden
bu yana HIV infeksiyonu da bağışıklığı baskılanan hastalar havuzuna katmak
gerekir.
Tablo 1de konak savunmasında
gelişen immun defektlere göre en sık infeksiyon etkenleri gösterilmiştir.
Sonuç olarak infeksiyon ve immun yanıt daha pek çok yönü
açık olmayan gelecekte pek çok açıklamaya gebe olan bir ikilidir.
Tablo1: Konak savunmasında gelişen defektlere göre
gelişen infeksiyonlarda etken dağılımları
|
Defetkt |
İnfeksiyon için
Presidpozan Durumlar |
İnfeksiyona yol açan
en sık etkenler |
Hücresel İmmunite
|
Primer eksiklikler
( Adenozin deaminaz eksikliği, Xe bağlı hiper IgM sendromu, Wiscott-Aldrich
sendromu vb.)
Sekonder eksiklikler
( malnütrisyon; malinite - timoma, Hodgkin hastalığı, hairy cell lösemi;
kemoterapi; radyasyon tedavisi; immunosupresif tedavi kortikosteroid;
infeksiyonlar - HIV, HHV-6, RSV, influenza, lepra vb, ) |
Herpes simplex virüs,
Varicella zoster virüs, sitomegalovirüs, Ebstein-Barr virüs, Adenovirus,
RSV, influenza, parainfluenza virüs, human papillomavirus
Listeria
nonocytogenes, Nocardia spp.,
M.tuberculosis, Atipik mikobakteriler, Legionella spp.,
Salmonella typhi
Candida
spp., Cryptococcus neoformans, Aspergillus spp., endemik mikozlar
Pneumocystis carinii,
Toxoplasma gondii, Penicillium marneffei, Cryptosporidium
spp., Leishmania spp.
|
Humoral İmmunite
|
Primer eksiklikler
( Xe bağlı agammaglobunemi, geçici hipogammaglobunemi, Xe bağlı hiper IgM
sendromu vb )
Sekonder eksiklikler
( Maliniteler multipl myelom, lenfoma, kronik lenfositik lösemi,
lenfosarkom, timoma vb; nefrotik sendrom; şiddetli yanıklar; splenektomi;
kemikiliği transplantasyonu; protein kaybettiren enteropati , radyasyon
tedavisi) |
Streptococcus
pneumoniae, Diğer streptokoklar,
Haemophilus influenza, Capnocytophaga canimorsus
|
Polimorfonükleer lökosit
|
Granülositopeni
(siklik nötropeni, kemikiliğinin infiltrayonu, hipersplenizm,
myelodisplastik sendrom, kemoterapi, ilaçlar, lösemi, lenfoma, aplastik
anemi vb )
Kantitatif defektler
( Lökosit adhezyon eksikliği, bozuk kemotaksis ile hiperglobunemi E
sendromu, kemoterapi, radyasyon tedavisi, glikoz 6 fosfat dehidrogenaz
eksikliği, myeloperoksidaz eksikliği vb ) |
Viridans sterptokoklar,
Staphylococcus aureus, koagülaz negatif stafilokoklar,
Enterococcus spp., gram negatif basiller ( E.coli, Pseudomonas
aeruginosa, K.pneumoniae, Enterobacter spp., Citrobacter spp.,)
Candida
spp., Aspergillus spp., Fusarium spp. |
Kompleman
|
Kompleman eksikliği
Kompleman aktivasyonunu
düzenleyen plazma ve membran proteinlerinde eksiklik (SLE, Sicle cell anemi,
konjenital kompleman eksiklikleri) |
Streptococcus
pneumoniae, Haemophilus influenza, Neisseria meningitidis, Staphylococcus
aureus, Pseudomonas spp. |
Dalak
Desferoksamin tedavisi
|
Splenektomi,
hipersplenizm |
Streptococcus pneumoniae,
Haemophilus influenza, Neisseria meningitidis
Mukormikoz ajanları |
|